İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin iflas erteleme sonrası yapılandırılan çek borcunun kur farkından kaynaklanan kısmına dair menfi tespit davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, iflas erteleme sürecindeki davacı bir şirketin, davalı şirkete olan dolar cinsinden borcunu protokollerle yapılandırıp tamamen ödediği iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti için açtığı menfi tespit davasının istinaf incelemesine ilişkin olup; davacı, yapılan ödemelerin ardından davalının kur farkından kaynaklı 6.756,30 USD alacak iddiasını reddederek çeklerin iadesini talep ederken, davalı ise ödemelerdeki yanlış kur hesaplamaları nedeniyle bu tutarda borcun halen bakiye olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, tarafların ticari kayıtlarını ve Merkez Bankası döviz alış kurunu esas alarak, davacının ödemesi sonrası yaklaşık 6.756,37 USD borcunun devam ettiğini tespit etmiş ve menfi tespit talebini reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı firma arasında ticari bir ilişki mevcut olduğunu, bu ticari ilişkinin neticesinde de davalı şirkete bir miktar borcunun doğduğunu, ancak davacı firmanın 11.5.2016 tarihinde iflas erteleme sürecine girdiğini, bu sebeple kayyım ataması yapıldığını, davalı şirkete olan borçlarının yapılandırmak adına davalı şirket ile 20.1.2017 tarihinde atanan kayyımın da dahil olduğu bir protokol imzalandığını, bu protokolün hükümlerinin bilahare revize edildiğini ve taraflarca 28.04.2017 tarihli ek protokol düzenlenerek söz konusu çeklerden doğan borcun ödeme takvimine bağlandığını, imza edilen bu protokol ile 35.000,00 USD ve 44.448,00 USD olmak üzere toplamı 79.448,00 USD tutarında olan iki adet çekten doğan borcun yapılandırıldığını, bu borcun davalı tarafa tamamen ödendiğini, bu ödemelerden sonra davalı şirketin 01.07.2019 tarihli KDV dahil 138.636,01 TL’lik bir kur farkı faturası kesip davacı şirkete gönderdiğini, kesilen bu kur farkı faturasının ödendiğini, davalı şirketin bu talebe rağmen kur farkını da döviz üzerinden hesap ederek davacının kendisine halen daha 6.756,30 USD borcun kaldığını iddia ederek her iki çeki de iade etmekten imtina ettiğini belirterek, borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Şirketin döviz cinsi (USD) üzerinden davacıya mal satışı yaptığını ve tüm faturaları da dolar cinsinden kestiğini, davacının da bu ödemeleri zamanında ve tam yapmamasından dolayı bir takım ihtilafların doğduğunu, davacı toplamda 79.448,00 USD bedelli çeklerin iadesini talep etmiş olsa da dava değeri olarak müvekkili şirkete borcu olan ve borcunun bulunmadığını iddia ettiği 6.756,36 USD göstererek dava ikame ettiğini, bu miktarın, dolar faturalar ve de cari hesabın incelenmesi ile kur farkından kaynaklı olduğunu, davacının borcunun 22.644,85 USD olduğunu, davacının bu borcu kabul ettiğini, bunun için 130.419,47 TL ödeme yaptığını, ödeme gününden bir gün önceki 05.11.2020 Merkez Bankası alış kuru olan 8.4417 karşılığının ise 15.887,73 USD olduğunu, dolayısı ile 6.756,36 USD davacı firmanın borcunun olduğunu, ödemesi bitmeyen çeklerin iadesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı firma 06.11.2020 tarihinde 134.119,47._TL ödeme yapmış ve 5.9230._TL kur ile hesaplayarak 22.644,10._usd karşılığını hesaplara intikal ettirmiştir. Ödeme tarihinden önce usd bakiyesinin 56.803,90._borç bakiyesi verdiği görülmektedir. Ödeme ile birlikte 79.448._usd borç bakiyesi verdiği, davacı şirketin bu tutar kadar davalı şirketten alacağının bulunduğu görülmektedir. Cari hesabın borç bakiye verme nedeni ödeme olarak verilen sonra karşılıksız hale gelen çekler ödenmiş gibi halen cari hesapta takip edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu çekler cari hesapta düzeltme kaydı yapılmış olsaydı, bakiye kalmayacaktı. Davacı firmanın en son ödemesi 06.11.2020 tarihinde 134.119,47._TL’dir. Dava dosyasında taraflar arasında belirlenmiş bir kur olmadığı görülmüş olup buna göre; Merkez Bankası döviz alış kuru ile hesaplanması gerekirdi. Ödeme yapıldığı bir gün önceki MB döviz alış kuru 8.4417._TL’dir. Eğer bu kur ile hesaplanırsa, yaptığı ödemenin usd karşılığı 15.887,73._dir. Kayıtlara intikal ettirilen 22.644,10._usd ile arasındaki fark 6.756,37._usd’dir. Bu fark kadar davalı firmaya borcunun kaldığı hesaplanmıştır.Davalı firma 06.11.2020 tarihinde, tahsil ettiği 134.119,47._TL’yi bir gün önceki MB döviz alış kuru olan 8.4417._TL ile hesaplayarak 15.877,73._usd karşılığını hesaplara intikal ettirmiştir. Tahsilat öncesi usd bakiyesi 22.644,09._dir. Tahsilatı düştükten sonra kalan 6.756,36._usd alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerinin kendi lehlerine delil olma vasfını haiz olduğu, davacı ve davalı şirketlerin 2016-2017-2018-2019 ve 2020 yılları ticari defterleri, muhasebe kayıtları, belgeler ve cari hesap hareketleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacı firmanın 06.11.2020 tarihli 134.119,47 TL ödemesinin kur tespitinden kaynaklandığı, Merkez Bankası döviz alış kurundan hesaplandığında, dava konusu ...bank ... Şubesi █████/2016 tarihli, ... seri numaralı 35.000,00 USD bedelli çek ile ...bank ... Şubesi █████/2016 tarihli, ... seri numaralı 44.448,00 USD bedelli çeklerin bakiyesi olarak taraflara arasında uyuşmazlık konusu edilen 6.756,36 USD tutar kadar davacının bakiye borcunun kaldığı anlaşıldığından... " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; borçların ve kur farkı faturasının ödenmesinin akabinde müvekkili şirketin davalı şirketten protokolde belirtilen çeklerin iade edilmesini talep ettiğini, davalı şirketin bu talebe rağmen kur farkını da döviz üzerinden hesap ederek müvekkili tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki dolar kuru karşısında kur farkı faturası kesildiği zamanki dolar kuruna göre olan karşılığını karşılamadığını, müvekkilinin kendisine halen daha 6.756,36 USD borcunun kaldığını iddia ederek her iki çeki de iade etmekten imtina ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişinin yalnızca tarafların ticari defterlerini incelediğini, basit bir matematik hesabı ile toplama çıkarma yaparak da müvekkili firmanın davalı firmaya borçlu olduğu kanaatine vardığını, uyuşmazlık konusunun müvekkili firmanın davalı firmaya borçlu olup olmamasından ziyade; davalı yanın müvekkilinden istemiş olduğu alacağın kaynağı olan "kur farkının kur farkı" alacağının hukuki bir dayanağının olup olmadığı olduğunu, kur farkı alacağının, Türk Lirası olarak talep edilebileceğini, Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafça müvekkiline gönderilen kur farkına ilişkin faturada kur farkının döviz karşılığının da yazılmadığını, dolayısıyla müvekkili tarafından kabul edilen faturanın -kur farkı faturası olsa bile- dövize endeksli olduğununun söylenemeyeceğini, müvekkili şirketin davalı tarafa kur farkından dolayı ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davalının Türk Lirası cinsinden kestiği kur farkı faturasının bilahare kur farkını talep etmesinin ve bu nedenle karşılığı ödenmiş çekleri müvekkiline iade etmemesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı firma 06.11.2020 tarihinde 134.119,47._TL ödeme yapmış ve 5.9230._TL kur ile hesaplayarak 22.644,10._usd karşılığını hesaplara intikal ettirmiştir. Ödeme tarihinden önce usd bakiyesinin 56.803,90._borç bakiyesi verdiği görülmektedir. Ödeme ile birlikte 79.448._usd borç bakiyesi verdiği, davacı şirketin bu tutar kadar davalı şirketten alacağının bulunduğu görülmektedir. Cari hesabın borç bakiye verme nedeni ödeme olarak verilen sonra karşılıksız hale gelen çekler ödenmiş gibi halen cari hesapta takip edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu çekler cari hesapta düzeltme kaydı yapılmış olsaydı, bakiye kalmayacaktı.Davacı firmanın en son ödemesi 06.11.2020 tarihinde 134.119,47._TL’dir. Dava dosyasında taraflar arasında belirlenmiş bir kur olmadığı görülmüş olup buna göre; Merkez Bankası döviz alış kuru ile hesaplanması gerekirdi. Ödeme yapıldığı bir gün önceki MB döviz alış kuru 8.4417._TL’dir. Eğer bu kur ile hesaplanırsa, yaptığı ödemenin usd karşılığı 15.887,73._dir. Kayıtlara intikal ettirilen 22.644,10._usd ile arasındaki fark 6.756,37._usd’dir. Bu fark kadar davalı firmaya borcunun kaldığı hesaplanmıştır.Davalı firma 06.11.2020 tarihinde, tahsil ettiği 134.119,47._TL’yi bir gün önceki MB döviz alış kuru olan 8.4417._TL ile hesaplayarak 15.877,73._usd karşılığını hesaplara intikal ettirmiştir. Tahsilat öncesi usd bakiyesi 22.644,09._dir. Tahsilatı düştükten sonra kalan 6.756,36._usd alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerinin kendi lehlerine delil olma vasfını haiz olduğu, davacı ve davalı şirketlerin 2016-2017-2018-2019 ve 2020 yılları ticari defterleri, muhasebe kayıtları, belgeler ve cari hesap hareketleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacı firmanın 06.11.2020 tarihli 134.119,47 TL ödemesinin kur tespitinden kaynaklandığı, Merkez Bankası döviz alış kurundan hesaplandığında, dava konusu ...bank... Şubesi █████/2016 tarihli, ... seri numaralı 35.000,00 USD bedelli çek ile ...bank... Şubesi █████/2016 tarihli, ... seri numaralı 44.448,00 USD bedelli çeklerin bakiyesi olarak taraflara arasında uyuşmazlık konusu edilen 6.756,36 USD tutar kadar davacının bakiye borcunun kaldığı anlaşıldığından... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Borçların ve kur farkı faturasının ödenmesinin akabinde müvekkili şirketin davalı şirketten protokolde belirtilen çeklerin iade edilmesini talep ettiğini, davalı şirketin bu talebe rağmen kur farkını da döviz üzerinden hesap ederek müvekkili tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki dolar kuru karşısında kur farkı faturası kesildiği zamanki dolar kuruna göre olan karşılığını karşılamadığını, müvekkilinin kendisine halen daha 6.756,36 USD borcunun kaldığını iddia ederek her iki çeki de iade etmekten imtina ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişinin yalnızca tarafların ticari defterlerini incelediğini, basit bir matematik hesabı ile toplama çıkarma yaparak da müvekkili firmanın davalı firmaya borçlu olduğu kanaatine vardığını, uyuşmazlık konusunun müvekkili firmanın davalı firmaya borçlu olup olmamasından ziyade; davalı yanın müvekkilinden istemiş olduğu alacağın kaynağı olan "kur farkının kur farkı" alacağının hukuki bir dayanağının olup olmadığı olduğunu, kur farkı alacağının, Türk Lirası olarak talep edilebileceğini, Türk Kanunları’na göre döviz alacağının Türk Lirası olarak istenmesi mümkün ise de, Türk Lirası alacağının dövize çevrilerek istenmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafça müvekkiline gönderilen kur farkına ilişkin faturada kur farkının döviz karşılığının da yazılmadığını, dolayısıyla müvekkili tarafından kabul edilen faturanın -kur farkı faturası olsa bile- dövize endeksli olduğununun söylenemeyeceğini, müvekkili şirketin davalı tarafa kur farkından dolayı ödenmemiş herhangi bir borcu bulunmadığı gibi davalının Türk Lirası cinsinden kestiği kur farkı faturasının bilahare kur farkını talep etmesinin ve bu nedenle karşılığı ödenmiş çekleri müvekkiline iade etmemesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davacının ...bank ... Şubesi 11.08.2016 tarihli ... seri no'lu 35.000 USD bedelli çek ile ...bank ... Şubesi 26.08.2016 tarihli ... seri no'lu 44.448 USD bedelli çekten çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, müvekkiliyle davalı arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı şirketin müvekkili şirketten bir miktar alacağı olduğunu, müvekkilinin iflas erteme erteleme sürecine girdiğini ve şirkete kayyım atandığını, davalı şirkete olan borçların yapılandırılması için kayyımın da dâhil olduğu bir protokol imza edildiğini, söz konusu çeklerden doğan borcun ödeme takvimine bağlandığını ve tüm borcun ödendiğini, daha sonra davalı şirketin kur farkı oluştuğu gerekçesiyle müvekkili şirkete fatura düzenlediğini ve müvekkili tarafından bu borcun da ödendiğini ancak daha sonra davalı şirketin müvekkilinden 6.756,36 USD borcunun kaldığını iddia ederek, her iki çeki de iade etmekten imtina ettiğini ileri sürmüştür.Davalı ise taraflar arasındaki anlaşma fatura ve cari hesaba göre davacının müvekkili şirkete 22.644,85 USD borçlu olduğunu, davacının bu borcu kabul ettiğini 01.07.2019 tarihinde yapmış olduğu ödemenin TL cinsinden karşılığının 138.636,01 TL. olduğunu faturanın buna göre düzenlendiğini ancak; davacının müvekkili şirket hesabına 134.119,47 TL. eksik ödeme yaptığını, yapmış olduğu ödemenin ödeme gününden bir gün önceki 05. 11. 2020 Merkez Bankası alış kuru olan 8,44 TL karşılığının 15.887,73 USD olduğunu ve davacının davalıya 6.756,36 USD borçlu olduğunu savunmuştur.Hükme esas alınan, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının 06.11. 2020 tarihinde 134.119,47 TL ödeme yaptığını ve 5,92 TL kur ile hesaplayarak 22.644,10 USD karşılığını hesaba gönderdiği, ödeme tarihinden önce USD bakiyesinin 56.803,90 borç bakiyesi verdiğinİ, ödemeyle birlikte 79.448 USD borç bakiyesi verdiği, davacı şirketin bu tutar kadar davalı şirketin alacağının bulunduğu, cari hesabın borç bakiye verme nedeninin ödeme olarak verilen sonra karşılıksız hale gelen çekler ödenmiş gibi halen cari hesapta takip edilmesinden kaynaklandığı, bu çekler cari hesapta düzeltme kaydı yapılsaydı bakiyenin bulunmayacağı, dava dosyasında taraflar arasında belirlenmiş bir kur olmadığı görülerek Merkez Bankası döviz alış kuru ile hesaplama yapılması gerektiğini, ödemenin yapıldığı bir gün önceki Merkez Bankası döviz alış kurunun 8,4417 TL. olduğunu, bu kurla hesaplanırsa yaptığı ödemenin USD karşılığının 15.887,73 TL olduğu, kayıtlara intikal ettirilen 22.644,10 USD ile arasındaki farkın 6.756,37 USD olduğu, davalı şirketin tahsil ettiği 134.119,47 TL yi bir gün önceki Merkez Bankası döviz alış kuru olan 8,4417 TL ile hesaplayarak 15.877,73 USD karşılığını hesaplara intikal ettirdiği, tahsilat öncesi USD bakiyesinin 22.644,09 tl olduğu, tahsilat düşüldükten sonra kalan tutarım 6.756,36 USD olduğu ve davanın bu miktar kadar alacaklı olduğu tespitinde bulunulmuştur.Mahkemece dava konusu ...bank ... Şubesi █████/2016 tarihli, ... seri numaralı 35.000,00 USD bedelli çek ile ...bank ... Şubesi █████/2016 tarihli, ... seri numaralı 44.448,00 USD bedelli çeklerin bakiyesi olarak taraflara arasında uyuşmazlık konusu edilen 6.756,36 USD tutar kadar davacının bakiye borcunun kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde; ...bank ... Şubesi 11.08.2016 tarihli ... seri nolu 35.000,00 USD bedelli çek ile ...bank ... Şubesi 26.08.2016 tarihli ... seri nolu 44.448,00 USD bedelli çekten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptali ile çeklerin istirdatına karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece 28.02.2021 tarihli duruşmada ''dava dilekçesinde harca esas değer her ne kadar 57.831,07 TL olarak belirtilmiş ise de netice-i talep konusu 79.438,00 USD toplam tutarlı 2 çek hakkında borçlu olmadığının tespiti çeklerin iptali ve istirdat talebi olduğundan 79.448,00 USD'nin dava tarihi olan █████/2021 tarihli TC Merkez bankası efektif satış kuru karşılığı dava değeri olarak kabul edilerek, davacının bu bedel üzerinden eksik harcı ikmal etmesi ve ihtiyati tedbir için teminat tutarını bu değere göre tamamlanması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine'' karar verilmiş, 03.12.2021 tarihli ara karar ile;''... ihtilaf ve dava konusu çeklerden kaynaklı davalının bakiye 6.756,36 USD alacak iddiası olduğundan, 28.02.2021 tarihli celse (1) nolu ara kararından rücu edilmesine, dava tarihi olan 10.06.2021 tarihi itibariyle TCMB efektif USD satış kuru 8.5595 TL olduğundan, dava değeri 6.756,36 x 8.5595 = 58.062,38 TL olarak kabul edilerek, 58.062,38 TL dava değeri üzerinden eksik harcı ikmal etmesi.... için davacı vekiline iş bu ara kararının tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesine'' karar verilmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanununun 15. maddesi ''Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.'' hükmünü, 16.maddesi ''Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. Gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda ecrimisil ve tazminat gibi taleplerde de bulunulduğu takdirde harç, gayrimenkulün değeri ile talep olunan tazminat ve ecrimisil tutarı üzerinden alınır. Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tesbit ettirilir. Tesbitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz. Noksan tesbit edilen değerler hakkında 30 uncu madde hükmü uygulanır. '' hükmünü içermektedir. Yine aynı Yasa'nın 30. maddesinde, ''Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır. '' hükmü düzenlenmiştir. Davacı, davaya konu her iki çek ten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve çeklerin iadesine karar verilmesini talep ettiğinden, mahkemece, dava konusu çeklerin toplam değeri üzerinden eksik harcın ikmal ettirilmesinden sonra işin esasına girilmesi, ikmal edilmediği taktirde ise yukarıda da belirtildiği üzere, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, anılan husus nazara alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Öte yandan, Mahkemece; 35.0000 USD ve 44.448,00 USD bedelli çeklerin bakiyesi olarak taraflara arasında uyuşmazlık konusu edilen 6.756,36 USD tutar kadar davacının bakiye borcunun kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş olup, dava konusu iki adet çek bulunduğu gözetilmeden hangi çek nedeniyle hüküm kurulduğu açıkça belirtilmeksizin hüküm kurulması ile menfi tespit ve çek iadesi taleplerine ilişkin hüküm kurulmaması, diğer bir anlatımla davacının borçlu olduğu kabul edilen tutarı aşan kısım nedeniyle hüküm kurulmaması da usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!