Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde KDV sorumluluğu: Yüklenicinin arsa sahiplerinden KDV tahsiline yönelik itirazın iptali talebinin, götürü bedelli sözleşme gereği KDVnin yüklenici edimi sayılmasıyla reddine dair hukuki uyuşmazlık.
Özet: Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahiplerine teslim ettiği bağımsız bölümlerin Katma Değer Vergisini (KDV) tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takiplerine yapılan itirazların iptali istemiyle açılan davada, sözleşmede KDV sorumluluğunun arsa sahiplerine ait olduğuna dair bir hüküm bulunsa da, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, sözleşmenin götürü bedelli olduğunu ve KDV yükünün arsa sahiplerine devredilemeyeceğini belirterek, bu hükmü geçersiz saymış ve yüklenicinin KDV talebi ile icra itirazının iptali istemini reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili Avukat ... ile asıl ve bileşen davalarda davalılar vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVAAsıl ve birleşen davalarda davacılar vekili; taraflar arasında düzenlenen 02.11.2015 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 17/b maddesi uyarınca, davacı yüklenici tarafından inşa edilerek kendilerine teslim edilen bağımsız bölümlerin katma değer vergilerinden davalı arsa sahiplerinin sorumlu olduklarını, ödemeleri gereken KDV miktarını içeren faturaların davalılara tebliğ edildiğini, faturalarda belirtilen tutarların ödenmemesi üzerine davalılar hakkında icra takiplerine giriştiklerini, davalıların takiplere karşı haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, asıl davada davalı ...'nın, birleşen Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davasında davalı ... 'in, birleşen Ankara 46. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davasında davalı ...'ın, birleşen Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davasında davalı ...'nın icra takiplerine yönelik itirazlarının iptali ile takiplerin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPAsıl ve birleşen davalarda davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı adi ortaklığın taraf sıfatı bulunmadığını, arsa sahiplerinin onayı alınmadan yüklenici adi ortaklığın ortaklık yapısının değiştirildiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğunu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi götürü bedelli olarak düzenlendiğinden davacı yüklenicinin KDV talebinin yerinde olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu edimlerin katma değer vergisine konu olmadığı, sözleşmenin götürü bedelli olduğu, yükleniciye ait bir edimin sözleşme ile dahi olsa arsa sahiplerine devrinin mümkün olmadığı, bu nedenle sözleşmede yer alan arsa sahibinin kesilecek maliyet faturasının KDV'sini yüklenici firmaya ödeyeceğine dair hükmün yazılmamış sayılması gerektiği, davacı yüklenicinin arsa sahiplerinden KDV talep edemeyeceği, davalı arsa sahibinin kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya ayrılık bulunmadığı ve özellikle Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında; sözleşmede kararlaştırılsa dahi davalı arsa sahibine teslim edilen bağımsız bölümler nedeniyle ödenmesi gereken KDV'nin arsa sahiplerinden talep edilemeyeceğinin belirtilmiş olmasına göre, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl ve birleşen davalarda davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen Yargıtay kararının somut uyuşmazlık ile birebir aynı olmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının Anayasa ve kanunlar ile güvence altına alınan sözleşme serbestisi ilkesine açıkça aykırı olduğunu, öte yandan haklılıkların ortaya koyan güncel Yargıtay kararları da bulunduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, davacı yüklenici tarafından davalı arsa sahiplerine isabet eden bağımsız bölümlerin teslimi nedeniyle ... KDV’nin, davalılardan tahsili amacıyla başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemlerine ilişkindir.Taraflar arasında 02.11.2025 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiş olup, asıl ve birleşen davalarda davacı adi ortaklık yüklenici, davalılar ise arsa sahibi konumundadırlar. Davacı şirket, sözleşme gereğince teslim ettiği bağımsız bölümler nedeniyle fatura düzenleyerek KDV talep etmiş, ödenmeyince itirazın iptâli istemiyle işbu asıl ve birleşen davaları açmıştır. Bu itibarla, taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat yapımı sözleşmesi gereğince yüklenicinin arsa sahibine devir ve teslim ettiği bağımsız bölümler nedeniyle kesmiş olduğu faturadaki KDV'yi, arsa sahibinden talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Meselenin daha iyi anlaşılabilmesı için öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal durum ve kavramlar hakkında genel bir değerlendirme yapılmasında fayda bulunmaktadır.Bilindiği üzere vergi, devletin, kamu giderlerini karşılamak amacıyla, kamu gücüne kullanarak yasalara dayalı olarak kişilerden sağladığı gelirlerdir (Öncel, Kumrulu, Çağan; Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, s.4). Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler, kişilerden kimi kamu hizmetleri karşılığında yada bir hizmet karşılığı olmaksızın kamu gücüne dayanılarak alınan bedeldir ve kamu hizmetleri için yapılan giderlere ortak katılım payını ifade eder.T.C. Anayasası'nın 73. maddesi, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır" düzenlemesini içermektedir. Katma değer vergisi de dahil vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ortak özellikleri, kamu gücüne dayanılarak, tek taraflı iradeyle ve gerektiğinde zorla alınmalarıdır. Bu Anayasa hükmü gereğince de bir yasaya dayanmaları zorunludur. Buna göre vergi yükümlülüğünün konusu, yükümlüsü, matrahı ve oranı, vergiyi doğuran olay, vergiden ... ödev ve usul işlemlerinin yasaya dayanması gerekmektedir. (HGK'nın 31.05.2006 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar)Katma değer vergisi, vergi konusu olan ürünlerin, üretiminden tüketimine kadar geçirmiş olduğu her aşamada kazandıkları katma değer üzerinden alınan genel bir tüketim vergisidir. 25.10.1984 tarihinde çıkarılan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile vergi sistemine dahil olan katma değer vergisi, tipik bir harcamalar üzerinden alınan vergi türüdür (Nihal, Saban; Vergi Hukuku, Beta Yayınları, 8. Baskı, s.393).Verginin konusu; üzerine vergi konulan ve herhangi bir şekilde verginin kaynağını oluşturan ekonomik unsurlardır. KDVK'nın 1. maddesinde, verginin konusunu oluşturan işlemler; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, her türlü mal ve hizmet ithalatı, diğer faaliyetlerden ... teslim ve hizmetler olarak düzenlenmiştir.Vergi yükümlüsü (mükellefi); Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinde, vergi kanunlarına göre, kendisine vergi borcu tereddüp eden gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. Bu tanım dikkate alındığında, iki unsur ortaya çıkmaktadır. Birincisi, kişinin bir vergi borcunu ödemek zorunda olması, ikincisi ise, vergiyi doğuran olayın kendi üzerinde gerçekleşmiş bulunmasıdır(saban; age, s.77). KDVK'nın 8. maddesinde de, kimlerin mükellef olabileceği tek tek belirtilmiştir. Katma Değer Vergisinin Mükellefi; mal teslimi ve hizmet ifâsı hallerinde bu işleri yapanlar, ithalatta mal ve hizmet ithal edenler, transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar, İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları, her türlü şans ve talih oyunlarını tertip edenler, 1'inci maddenin 3'üncü fıkrasının (c) bendine giren hallerde bunları tertipleyenler veya gösterenler, Gelir Vergisi Kanununun 70'inci maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenler, isteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunanlardır.Vergi sorumlusu; verginin devlete ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı sorumlu kabul edilen kişidir. KDVK'nın 9/1. maddesinde, "Mükellefin Türkiye içinde ikâmetgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir" hükmü ile vergi sorumluluğuna ilişkin düzenleme getirilmiştir.Vergiyi doğuran olay; vergi alacağı, vergi kanunlarının, verginin doğumuna bağladıkları olayın gerçekleşmesiyle doğar. KDVK'nın 10. maddesine göre, mal teslimi ve hizmet ifâsı hallerinde, malın teslimi ve hizmetin ifâsı ile vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olur. KDVK'nın 10. maddesinde, hangi olayların gerçekleşmesinde vergi borcunun doğduğu tek tek sayılmıştır. Buna göre; mal teslimi ve hizmet ifâsı hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi, kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde, her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması, komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda, malların alıcıya teslimi, malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii, su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri enerji dağıtım veya kullanımlarında bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesi, ithalatta, Gümrük Kanunu'na göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili, ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlar tarafından yabancı ülkeler ile Türkiye arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılıkta gümrük bölgesine girilmesi veya gümrük bölgesinden çıkılması, 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu'na göre düzenlenen ürün senetlerinin temsil ettiği ürünlerin depodan çekilmesi anında meydana gelir.Arsa payı karşılığı inşaat yapımı sözleşmesine kısaca değinmekte de yarar bulunmaktadır. Arsa sahibi tarafından, arsanın yükleniciye devri, yüklenici tarafından ise inşaatın yapılması ve karalaştırılan oranda bağımsız bölümlerin paylaşımı söz konusu edilmektedir. Eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nda bir sözleşme türü olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Bu sebeple yasal bir tanımı bulunmamaktadır. İçerdiği edimlere baktığımızda, bir edimin taahhüt edilmesi yönüyle eser sözleşmesinin, tapu devrini içermesi yönüyle de taşınmaz satım sözleşmesinin unsurlarını taşıdığını söylemek mümkündür. Taşıdığı unsurlara da bakarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini; yüklenicinin, arsa üzerine bina inşa etmek ve inşa ettiği binanın belirli bağımsız bölümlerini arsa sahibine teslim etmek karşılığında, arsa sahibinin de, arsanın belirli paylarını yükleniciye devretmeyi taahhüt ettiği, karşılıklı edimleri içeren, karma nitelikli bir akit olarak tanımlamak mümkündür (Erman, Hasan; Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, Der Yayınları, İstanbul, 2007, s. 1). Taraflar, sözleşme hürriyeti gereğince, sözleşmenin şeklini ve içeriğini istedikleri şekilde belirleyebileceklerdir. Ancak sözleşme, tapu devrini de içerdiğinden TMK’nın 706. TBK’nın 237. Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu’nun 60... . maddeleri gereğince, noterlikte düzenleme şeklinde yapılması geçerlilik koşuludur. Eser sözleşmesinin bir türü olarak, eser sözleşmesinin unsurlarını taşımakla birlikte, taşınmaz satımını da içerdiğinden karma nitelikli bir akit olarak nitelemek mümkündür. Arsa sahibinin, arsayı devretme, yüklenicinin ise eseri meydana getirme ve kararlaştırılan oranda bağımsız bölümü devretme edimi bulunmaktadır. Bu hususlar dikkate alındığında, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin hukuki niteliğinin; ani edimli, karşılıklı, karma nitelikte bir sözleşme olarak kabul edebiliriz. Arsa sahibinin arsa paylarının satışını ve yüklenicinin de inşaat yapmayı taahhüt etmesi, arsanın tamamen yükleniciye devri, belirli arsa paylarının yükleniciye devri ve arsa paylarının inşaattaki aşamaya göre yükleniciye (veya göstereceği kişilere) devri şeklinde olmak üzere dört farklı uygulaması yaygın olarak kullanılmakta olup, herbirinde karşılıklı edimlerin ifâsı farklılık arz etmektedir (Durak, Yasemin; Arsa Payı Karşılığı Kat Yapım Sözleşmesi, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Özel Sayı, Cilt 1, yıl 2015, s. 214-215). Karşılıklı taahhütlerin ağır basması halinde klasik eser sözleşmesinin, taşınmaz devrinin ağırlık kazanmasında ise taşınmaz satış sözleşmesinin öne çıktığını görmek mümkündür.Katma değer vergisi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin yukarıda yapılan yasal ve kavramsal açıklamalar nezdinde, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde KDV ve sorumluluğu daha kolay değerlendirmemiz mümkündür. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde, arsa sahibi tarafından arsanın teslim edilmesi, yüklenici tarafından sözleşmede kararlaştırılan şekilde inşaatın yapılarak dairelerin veya kararlaştırılan bağımsız bölümlerin arsa sahibine teslimi söz konusudur. Dolayısıyla arsa payı karşı inşaat sözleşmelerinde iki ayrı teslim söz konusudur. Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından konut veya iş yeri yapılmak üzere yükleniciye arsa payı teslimi, ikincisi ise müteahhit tarafından arsa payına karşılık olarak arsa sahibine yapılan konut veya iş yeri teslimidir. Nitekim 3065 sayılı KDVK'nın 2/5. maddesine 29.03.2018 tarih ve 7104 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile eklenen "bu kanunun uygulanmasında arsa karşılığı inşaat işlerinde; arsa sahibi tarafından konut veya iş yerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya iş yeri teslimi yapılmış sayılır" hükmü ile bu konudaki açık kabul ile tereddütler giderilmiştir. Yasa değişikliği KDVK'nın 2. maddesindeki 5. fıkrada yer alan trampa ile ilgili teslime eklenmek suretiyle, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde de trampada bulunduğu gibi iki ayrı teslim olduğu açıklığa kavuşturulmuş ve trampada bulunduğu gibi iki ayrı teslimin KDV yükümlülüğüne ilişkin hukuki bir teslim olduğu kabul edilmiştir. Bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin 05.06.2018 tarih ve 30442 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18 seri nolu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nde değişiklik yapılmasına dair tebliğ ile değiştirilen Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 8. maddesinde yapılan değişiklikle, arsa payı inşaat işlerinde iki ayrı teslim bulunduğu kabul edilerek açık bir düzenleyici işlem yapılmıştır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde iki ayrı teslim bulunduğunun kabulü karşısında, her iki teslimin ayrı ayrı KDV'ye tabi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere iki ayrı teslim söz konusudur. Verginin konusunu teşkil eden işlemler yönünden, her iki teslimin KDV'ye tabi olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 3065 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemler düzenlenmiştir. Bu maddeye göre ticrai, sinai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler verginin konusunu teşkil eden işlemlerden sayılmıştır. Bu maddeyle birlikte değerlendirdiğimizde, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yapılan teslimin KDV'ye tabi olması için ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde teslim edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, yüklenicinin inşaatı tamamladıktan sonra bağımsız bölümleri arsa sahibine teslim etmesi ticari veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapıldığından, Yasa'nın 1/1. maddesi gereğince katma değer vergisine tabii bir işlem bulunduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Yüklenicinin inşaatı yaptıktan sonra konut veya ticari üniteyi arsa sahibine teslimi katma değer vergisine tabi bir işlemdir ve KDV'si ödenecektir.Arsa sahibi tarafından, inşaat yapılmak üzere arsanın yükleniciye teslimine gelince; burada KDVK'nın 2/5. maddesi gereğince bir teslim bulunduğu hususunda, 7104 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında, bir tereddüt kalmamıştır. Ancak, bu teslimin katma değer vergisine tabii bir işlem olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, KDVK'nın 1. maddesi gereğince, bir teslimin katma değer vergisine tabii olması için ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Maddenin 2. bendinde, her türlü mal ve hizmet ithalatı ve 3. bendinde ise diğer faaliyetlerden ... teslim ve hizmetler denilerek, diğer faaliyetlerden ... teslim ve hizmetlerin de neler olduğu tek tek sayılmak suretiyle, bu kapsam dışında kalan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olmadığı yasa koyucusu tarafından kabul edilmiştir. Bu durumda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, arsa sahibinin ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde bu sözleşmeyi yapması ve arsayı teslim etmesi halinde katma değer vergisine tabii bir işlem yapılmış olacak, arsa sahibinin bu niteliklerinin bulunmaması halinde ise katma değer vergisine tabii bir teslimden söz etmek mümkün olmayacaktır.KDVK'nın 10. maddesinde vergiyi doğuran olay düzenlenmiş olup, mal ve hizmet teslimi gereken hallerde, malın teslimi ve hizmetin ifâsı halinde vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu kabul edilmiştir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde de inşaat yapılmak üzere arsanın yükleniciye teslimi anında vergiyi doğuran olayın gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla, ticari veya serbest meslek faaliyeti kapsamında, arsa sahibi tarafından arsanın yükleniciye teslimi anında katma değer vergisine tabii bir işlem yapılmış, vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olacaktır.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, ticari bir faaliyet kapsamında, arsanın teslimiyle katma değer vergisine tabii bir işlem yapılmakta ve vergiyi doğuran olay gerçekleşmekle birlikte katma değer vergisinden kimin sorumlu olacağı diğer bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğinde ve arsa sahibi tarafından arsa yükleniciye teslim edildiğinde, düzenlenecek faturadaki KDV'den kim sorumlu olacaktır?3065 sayılı Yasa'nın 8. maddesinde mükellef (yükümlü) düzenlenmiştir. Maddenin 1/a fıkrasıyla, katma değer vergisinin mükellefi, mal teslimi ve hizmet ifâsı hallerinde, bu işleri yapanlar olarak kabul edilmiştir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, arsa sahibinin ticari veya serbest meslek faaliyeti çerçevesinde faaliyet gösterip ve bu şekilde bir sözleşmenin tarafı olup, inşaat yapılmak üzere arsayı yükleniciye teslim etmesi halinde katma değer vergisinin mükellefi olacaktır.Uygulamada yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde, arsa sahibi tarafından arsanın teslimi dışında bir yükümlülüğünün bulunmadığı, tüm giderlerin yükleniciye ait olacağı kararlaştırılabilmektedir. TBK'nın 26. maddesi gereğince sözleşme serbestisi ilkesi geçerli olup, tarafların TBK'nın 27. maddesindeki hükümsüzlük halleri dışında, sözleşmenin içeriğini istedikleri gibi düzenleyebilirler. Yapılan sözleşmede, arsa teslimi dışında tüm giderlerle birlikte KDV'nin de yükleniciye ait olacağı kararlaştırılabilir. Bu taraflar arasında bir hüküm ifade edecektir. Ancak sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereğince taraflar için bağlayıcı olan bu hüküm, KDV alacaklısı olan kamu maliyesi için hüküm ifade etmeyecektir. Zira yukarıda belirtilen hükümlerinde yer aldığı mali mevzuat kamu düzenine ilişkin hükümlerdir. Kamu maliyesi tarafından resen uygulanacaktır. Arsa sahibi tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, arsanın yükleniciye teslimiyle vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olacak, vergi dairesi açısından mükellef arsa sahibi olacaktır. Vergi dairesi arsa tesliminden ... ve ödenmesi gereken KDV'yi arsa sahibinden talep edecektir. Yüklenici tarafından inşaatın yapılıp konut veya ticari ünitenin arsa sahibine teslimi anında da vergiyi doğuran olay gerçekleşecek ve mükellef yüklenici olduğundan doğacak KDV'yi vergi dairesi yükleniciden talep edecektir. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi sözleşme ilişkisi gereğince, bunun aksinin kararlaştırılması mümkündür ve böyle bir kararlaştırma bulunması halinde KDV'yi ödemiş olan arsa sahibi ödediği bedeli yükleniciden talep edebilecektir.Tüm bu anlatılanlar dikkate alınarak dava konusu olaya döndüğümüzde; taraflar arasında 02.11.2015 tarihli ve ... yevmiye nolu arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenlenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin niteliği gereği iki ayrı teslim söz konusudur. Vergi mevzuatı açısından arsanın tesliminde ve inşaatın yapımı sonrasında konutların teslimi sırasında vergiyi doğuran olay gerçekleştiğinden, her iki teslimde de KDV doğmuş olacaktır ve verginin mükellefi mal teslimini gerçekleştiren kişidir. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi, bunun aksinin kararlaştırılması mümkündür. Bunun aksinin kararlaştırılmış olması halinde, taraflar vergiyi toplamakla yükümlü kamu idaresine bu durumu ileri sürememelerine karşın, sözleşmenin tarafı olarak birbirlerine karşı ileri sürebileceklerdir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin “Vergi, Resim ve Giderler” başlıklı 17/a maddesinde; “Bu sözleşme kapsamındaki işlerin, sözleşmenin imzalanmasından kesin kabulün sonuçlanmasına kadar geçen süre içindeki sözleşmenin düzenlenmesi, uygulanması, yürütülmesi hizmete girmesi, kabulünün yapılması vb. ile ilgili; a) Sözleşmenin imzalanması ile ilgili damga vergisi dahil tüm vergi ve harçlar ve inşaatın yapımı ile ilgili olarak ve bunlarla sınırlı olmamak üzere; -Devlete ait her türlü vergiler (Sözleşme tarihinden itibaren üzerinde inşaat yapılacak arsaların mülkiyetinden doğanlar dahil), resimler ve hizmet bedelleri, -Toprak döküm yerleri ve harçları, -Çap, yol kotu ve aplikasyon masrafları, -Noter ve mahkeme harç ve masrafları, -Sosyal güvenlik primleri,Sözleşmenin noterce tasdik tarihinden sonra yeniden konacak vergi ve resimler dahil olmak üzere yükleniciye aittir” düzenlemesine yer verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda davalı arsa sahipleri, bu hüküm gereği KDV’den davacı yüklenicinin sorumlu olduğunu savunmuş iseler de aynı maddenin “b” bendinde; “İlgili mevzuat uyarınca hesaplanacak yapıların tümüne ait Katma Değer Vergisi yükleniciye ait bağımsız bölümlerde yükleniciye, işverene ait bağımsız bölümlerde işverene aittir. KDV yüklenicinin keseceği fatura mukabilinde işveren tarafından yükleniciye ödenecektir. Fatura kesildiği gün itibariyle KDV tahakkukunun ödeme tarihine kadar süre içerisinde KDV bedelini ödeyecektir. Ödenmeyen miktar yönünden bu bedeli yüklenicinin ödemesi durumunda vergi idaresinin tahakkuk ettirildiği aylık faiz oranında gecikme zammı uygulanarak işverenin hisselerinden bunlar yetmediği takdirde genel hükümlere göre tahsil edilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflar bu düzenlenme ile arsa sahiplerine düşen bağımsız bölümlerin, yüklenici tarafından arsa sahiplerine teslimi nedeniyle ... KDV’den arsa sahiplerinin sorumlu olduklarını açıkça belirlemişlerdir. Dava konusu yapılan KDV alacağı da bu nedenle doğduğundan, sözleşmenin bu hükmü gereği asıl ve birleşen davalarda davalı arsa sahipleri kendilerine isabet eden bağımsız bölümlerin teslimi nedeniyle ... KDV’den, aralarındaki iç ilişkide yükleniciye karşı sorumludurlar. Bu durumda, mahkemece, asıl ve birleşen davalarda davalı arsa sahiplerinin, dava konusu KDV alacağından davacı yükleniciye karşı sorumlu oldukları kabul edilerek, alacağın miktarına yönelik bilirkişi raporuna yapılan itirazlar da değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen davalarda davacılar yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının, asıl ve birleşen davalarda davacılar yararına BOZULMASINA,Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan asıl ve birleşen davalarda davacılar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalılardan alınarak, davacılara verilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl ve birleşen davalarda davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.