Danıştay 4. Dairede, ... Koruma Vakfı tarafından doğal sit alanlarında GES kurulumunu kolaylaştıran 115 sayılı ilke kararı değişikliğinin hukuka aykırılığı iddiasıyla iptali talep edilen dava.
Özet: Davacı vakıf, nitelikli doğal koruma alanlarında güneş enerjisi santrali kurulmasına izin veren 20/07/2022 tarihli ilke kararı değişikliğinin 2872 sayılı Çevre Kanunu ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu, yenilenebilir enerji olsa dahi yerleşiminin doğal çevre için tehdit oluşturabileceğini, çevresel etki değerlendirmesi yönetmeliğinin ek-2 listesine atıfla kümülatif etkileri göz ardı ederek dahi büyük kapasiteli santrallerin ekolojik yapıyı geri dönüşümsüz tahrip edeceğini ileri sürerek iptalini talep etmiş; davalı bakanlık ise projelerin tabiat varlıklarını koruma komisyonları tarafından alternatif alan, bölgenin ayırt edici özellikleri ve bilimsel raporlar gibi kriterler dikkate alınarak titizlikle değerlendirildiğini savunmuş, Tetkik Hakimi ise ilke kararının iptali yönünde görüş bildirmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : ██████████
Karar No : █████████
DAVACI : ... Koruma Vakfı (...)
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU : █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu İlke Kararı değişikliği ile nitelikli doğal koruma alanlarında GES’lere izin verilmesinin; 2872 sayılı Çevre Kanununa, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine, █████/1996 tarih ve ███████ Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, █████/1982 tarih ve 8/4788 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilen Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesine aykırı olduğu, güneş enerjisinin, yenilenebilir enerji türlerinden biri olduğu için, temiz ve yeşil enerji olarak da kabul edildiği, ancak güneş enerjisi üretimi için kurulacak tesislerin yer seçimi doğal çevre için tehdit oluşturabileceği, dünya genelinde, enerji üretiminin çevresel maliyetini düşürmek için öncelikle tüketime yönelik tedbirler alınırken, enerji verimliliğine öncelik verilirken, yenilenebilir enerjide yerelleşme (desantralizasyon) gibi yenilikçi yaklaşımlar benimsenirken, bir ilke kararı değişikliği ile korunan alan statüsünde olan nitelikli doğal koruma alanlarında GES’lerin yapılmasının önünün açılması, çağın gerisinde bir düzenleme olduğu, İlke Kararı’nda yapılan değişiklikte, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla” ifadesi kullanılarak nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek GES’lerin sınırlandırılmaya çalışıldığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin Ek-2 Listesinde yer alan faaliyetlerin, ön inceleme ve değerlendirme yöntemine tabii olduğu ve ÇED Gerekli Değildir kararının verilmesi ile hayata geçirildiği, Ek-1 Listesinin ise, çevresel etki değerlendirmesine tabi faaliyetlere yönelik olduğu, Ek-1 Listede belirtilen alt sınırların Ek-2 Listede üst sınır olarak kabul edildiği, bu durumda, Ek-2 Listede, “Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri” olarak yer alırken, Ek-1 Listede “Proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri” olarak yer almasının, nitelikli doğal koruma alanlarında 19.9 hektar alana kadar veya 9,9 MWm kurulu güce kadar GES’lerin yapılabileceği anlamına geldiği, kümülatif etkileri değerlendirilmeden, proje bazlı değerlendirmeler sonucunda, bahsedilen sınırlara yakın kapasitelerde tesisler için bir bölgede izin verilmesinin, o bölgenin ekolojik yapısını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde tahrip edeceği belirtilerek, davaya konu ilke kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, GES projelerinin yapılabilmesinin öncelikle faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye bağlı olduğu, Komisyonlarca yapılacak değerlendirmelerde, alternatif bir alan bulunup bulunmadığı, bölgenin nitelikli doğal koruma alanı ilan edilmesine gerekçe ayırt edici özellikler, üst ölçekli plan kararları, kurum/kuruluş görüşleri ve hazırlanacak teknik/bilimsel rapor gibi hususlar dikkate alındığı, gerekli olması halinde Komisyonlarca belirlenen ek sınırlamalara aykırı olmamak koşuluyla söz konusu uygulamaların yapılmasına izin verilebildiği, davaya konu işlemin iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır.
█████/2017 tarihli, 29959 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2017 tarihli, 100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında, "A) 1. Derece Doğal Sit Alanları, Kesin Korunacak Hassas Alanlar ve Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında GES projelerine izin verilmeyeceğine,
B) 2. Derece Doğal Sit Alanları, 3. Derece Doğal Sit Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarında; -GES projelerinin sınırından itibaren Kesin Korunacak Hassas Alanlara en az 300 metre mesafede olması, - Mevcut ve yapılacak GES projeleri toplam alanının, Doğal Sit Alanının yüzde 10 unu geçmemesi, koşullarıyla, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri göz önüne alınarak Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonlarınca değerlendirilebileceğine, Oy birliği ile karar verildi.
" şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
█████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, esas Yönetmeliğin "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8. maddesi, "Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(2) Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; ... h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin... yapılabildiği alanlardır. Alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.” şeklinde değiştirilerek, nitelikli doğal koruma alanlarında güneş enerji santralleri yapılmasına izin verilmiştir.
Bunun üzerine, 100 sayılı İlke Kararının B Bölümü, █████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 Sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinde yer alan, "█████/2017 tarihli ve 29959 Resmi Gazetede yayımlanan █████/2017 tarihli ve 100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararının B Bölümünde yer alan "Sürüdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanlarında" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 Listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında" ibaresinin eklenmesine," şeklindeki düzenlemeyle değiştirilmiştir.
█████/2014 tarihli, 29186 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin, Ek-2 Listesinin 45. maddesinin anılan düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan halinde, "Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MW ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç)” düzenlemesine yer verilmiştir.
█████/2022 tarihli, 31907 sayılı Resmi Gazetede yeni bir Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yayımlanmış; bu Yönetmeliğin Ek-1 Listesinin 43. maddesinde, "Proje alanı 20 ha ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri", Ek-2 Listesinin 41. maddesinde ise, "Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç)” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Daha sonra, █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarihli, 120 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararı"yla, anılan ilke kararının B Bölümü, █████/2014 tarihli, 29186 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin, █████/2022 tarihli, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğiyle yürürlükten kaldırılmış olması sebebiyle bir kere daha değiştirilerek, "█████/2017 tarihli ve 29959 Resmi Gazetede yayımlanan █████/2017 tarihli ve "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararı"nın B Bölümünün birinci paragrafının "2. Derece Doğal Sit Alanları, 3. Derece Doğal Sit Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları ile kurulu gücü 10 MWe'yi geçmemek kaydıyla Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında;" şeklinde değiştirilmesine oy birliği ile karar verildi." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.
Bakılan dava, █████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 Sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
█████/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte, doğal sit; jeolojik devirlere ait olup ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yeraltında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlar olarak tanımlanmış ve doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiştir. Doğal sit alanları, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir.
Yönetmeliğin "Nitelikli Doğal Koruma Alanlarının Ayırt Edici Özellikleri" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu kara, su, deniz alanlarıdır." düzenlemesi yer almış, 2. fıkrasında, "Bu alanlar, örtü altı tarım uygulamaları hariç tarım, kültür balıkçılığı hariç balıkçılık faaliyetleri ve alanın doğal yapısı ile uyumlu çadırlı kamp alanı, bungalov ve günübirlik faaliyetlerin yapılabildiği alanlardır. Alanın doğal özelliklerinin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır." düzenlemesi yer alırken dava konusu edilen düzenleme ile “Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre;
a) Entegre tesis içermeyen tarım faaliyetlerinin,
b) Geleneksel yaşam biçiminin gerektirdiği nitelikte, entegre tesis içermeyen hayvanların barınması ve beslenmesi için gerekli olan yapıların,
c) Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğinin,
ç) Rekreatif amaçlı iskele ile imar planı kararıyla yapılan ve yüzer sistem kullanılan iskelenin,
d) Doğal kaynak suyunun çıkarılmasına yönelik uygulamaların,
e) Geleneksel balıkçılık faaliyetleri ile sulama amaçlı göletlerde olmak ve üretim kapasitesi █████/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesi ile belirlenen alt sınırı aşmamak kaydıyla kültür balıkçılığı faaliyetlerinin,
f) Ulaşım hatları ile bunların zorunlu yapıları, elektrik iletim hattı/tesisi, içme ve kullanma suyu hattı, atıksu hattı, trafo, haberleşme servisleri, açık otopark ve alanın korunmasına katkı sağlayacak arıtma tesisleri ile faaliyetlerinin özelliği ve alanın coğrafi yapısı gereği başka güzergâhtan geçirilmesi kamu menfaatiyle bağdaşmayan enerji iletim hatlarının,
g) Ulusal güvenlik için zaruret arz eden tesislerin,
ğ) Yöre halkının ihtiyaçlarıyla sınırlı kalmak ve toplam yapılaşması kara alanın %2’sini geçmemek kaydıyla balıkçı barınaklarının,
h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin,
ı) İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile tarımsal sulama amaçlı göletlerin,
i) Alanın doğal yapısıyla uyumlu, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmadığı açık spor alanları, çadırlı kamp ve karavan ile günübirlik faaliyetlerin,
yapılabildiği alanlardır. Alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.” şeklini almıştır.
Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının (h) bendine nitelikli doğal koruma alanlarında Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin yapılmasına izin verilmektedir.
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun 3.maddesinin 8.bendinde "Yenilenebilir enerji kaynakları (YEK): Hidrolik,rüzgâr, güneş, jeotermal, biyokütle, dalga, akıntı ve gel-git gibi fosil olmayan enerji kaynaklarını," ifade edeceği, 8.maddesinin 5. fıkrasında "Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ile tabiatı koruma alanlarında, muhafaza ormanlarında, yaban hayatı geliştirme sahalarında, özel çevre koruma bölgelerinde ilgili Bakanlığın, doğal sit alanlarında ise ilgili koruma bölge kurulunun olumlu görüşü alınmak kaydıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulmasına izin verilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Nitelikli doğal koruma alanları, doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların, alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu alanlardır.
Doğal süreçlerin hakim olduğu bu alanlarda, hidroelektirik, rüzgar ve güneş enerji santrallerinin kurulamayacağı, bu tesislerin üretim kapasitesi düşük olsa dahi anılan alanların yapısının bozulacağı, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun 8. maddesinde, doğal sit alanlarında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulabileceği hükme bağlanmış ise de █████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, nitelikli doğal koruma alanlarında güneş enerji santralleri yapılmasına izin verilmiş ve bu Yönetmelik değişikliği dava konusu edilip henüz esasa ilişkin Dairesince karar verilmediği de dikkate alındığında, anılan hükmün nitelikli doğal koruma alanlarında uygulanamayacağı, bunun geri dönüşü olmayan şekilde tahribata yol açacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
█████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 Sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinde, sit, "Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır." olarak, Doğal (tabii) sit, "Jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmaları nedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, 7. maddesinde, " Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükmü, 21. maddesinde, "Tapu kütüğüne "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığıdır” kaydı konulmuş olan taşınmaz kültür varlıkları ile arkeolojik sit alanı ve doğal sit alanı olmaları nedeniyle üzerlerinde kesin yapılanma yasağı getirilmiş taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olan parseller her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır..." hükmü yer almıştır.
Anılan Kanun uyarınca çıkarılan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 sayılı Doğal (Tabii) Sitler, Koruma Ve Kullanma Koşulları İle İlgili İlke Kararında ise doğal sit, "Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır." olarak tanımlanmış, doğal sitlerin derecelendirilmesi yapılmış, bu derecelere göre doğal sitlerin koruma ve kullanma koşullarına ilişkin esaslar belirlenmiştir.
Mevzuat değişikliği ile doğal sitlerle ilgili görev ve yetkiler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına geçmiş, 2863 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde, "Taşınır tabiat varlıkları hariç tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili olarak bu Kanunda öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından görevli ve yetkili bakanlık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili hususlarda karar almak ve bu Kanunda öngörülen diğer iş ve işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yardımcı olmak üzere; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı merkez teşkilatı bünyesinde...Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve taşrada...Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu teşkil edilir. Bu komisyonların iş, işlem ve kararları konusunda, bu Kanunun Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurulları ile ilgili hükümleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alınan ilke kararları çerçevesinde kıyasen uygulanır. Bu Kanunda Koruma Yüksek Kurulunca alınması öngörülen kararlar, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Merkez Komisyonunca, koruma bölge kurullarınca alınması öngörülen kararlar koruma bölge komisyonlarınca alınır ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulur. Bu Kanunda ve diğer mevzuatta tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları bakımından Koruma Yüksek Kuruluna ve koruma bölge kurullarına yapılan atıflar ilgisine göre Koruma Merkez Komisyonuna ve koruma bölge komisyonlarına yapılmış sayılır ve ilgili maddelerde geçen Koruma Yüksek Kurulundan Koruma Merkez Komisyonu ve koruma bölge kurullarından koruma bölge komisyonları anlaşılır...Tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunlara ilişkin koruma alanları ile ilgili iş, işlem ve kararlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konularda görev yapacak komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almıştır.
Anılan hükümler uyarınca █████/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikle doğal sit alanlarının tespit ve tesciline ilişkin yeni kriterler belirlenmiş, bu alanlar, kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç kategoriye ayrılmış ve bu alanlara ilişkin tanımlamalar ile bu alanların ayırt edici özelliklerine yer verilmiştir.
█████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle, █████/2012 tarihli, 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.
█████/2022 tarihli, 31769 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle, esas Yönetmeliğin "Nitelikli doğal koruma alanlarının ayırt edici özellikleri" başlıklı 8. maddesi, "Aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(2) Nitelikli doğal koruma alanları; bölgenin doğal yapısı, ekolojik değerleri, silueti, doğal peyzajı ve benzeri ayırt edici özellikleri göz önünde bulundurularak faaliyetlerin niteliğine, içeriğine ve zorunluluk haline ilişkin Bölge Komisyonları tarafından yapılacak değerlendirmeye göre; ...h) Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin EK-2 listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla hidroelektrik, rüzgâr ve güneş enerji santrallerinin... yapılabildiği alanlardır. Alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulması esastır.” şeklinde değiştirilerek, nitelikli doğal koruma alanlarında güneş enerji santralleri yapılmasına izin verilmiştir.
Bunun üzerine, 100 sayılı İlke Kararının B Bölümü, █████/2022 tarihli, 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan dava konusu █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 Sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinde yer alan, "█████/2017 tarihli ve 29959 Resmi Gazetede yayımlanan █████/2017 tarihli ve 100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararının B Bölümünde yer alan "Sürüdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanlarında" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 Listesinde yer alan üretim kapasitesi ile sınırlı kalmak kaydıyla Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında" ibaresinin eklenmesine," şeklindeki düzenlemeyle değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Nitelikli doğal koruma alanları, doğal yapısı değişmemiş veya az değişmiş, modern yaşam ve önemli ölçüde insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, doğal süreçlerin hakim olduğu, koruma amaçlarına uygun olarak yörede yaşayanların, alanın mevcut kaynaklarını kullanmasını sağlayarak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam şekillerinin korunduğu alanlardır.
Dava konusu edilen █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin dayanak teşkil eden ve dava açıldığı tarihte yürürlükte olan █████/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. fıkrasının (h) bendinin iptali istemiyle Dairemizde E:██████████ sayı ile açılan davada; (Dairemizde açılan E:██████████, K:█████████ sayılı; E:██████████, K:█████████ sayılı; E:██████████, K:█████████ sayılı ve aynı nitelikteki diğer dosyalar) █████/2024 tarihinde verilen kararlarda; █████/2024 tarih ve K:█████████ sayılı kararda; nitelikli doğal koruma alanları içerisindeki GES'ler yönünden; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin, dava konusu değişikliklerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan halinde, "Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWe ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç)''nin EK-2 listenin 45. maddesinde düzenlendiği; EK-1 listenin 45. maddesinde ise ''Proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10MWe ve üzerinde olan güneş enerji santralleri'' şeklinde düzenlendiği; █████/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nde, EK-2 listenin 41. maddesinde "Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç) şeklinde düzenlendiği, EK-1 listenin 43. maddesinde ise ''Proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10MWm ve üzerinde olan güneş enerji santralleri'' şeklinde düzenlendiği görülmekle birlikte, bahsi geçen düzenlemeler birlikte incelendiğinde; EK-2 listede, GES'ler yönünden bir üst limit belirlenmediği, konunun Ek-1 ile birlikte değerlendirilmesi halinde ancak EK-1'de belirlenen alt limitin EK-2'de belirlenen üst limit olabileceği sonucuna ulaşılabileceği, bu durumun GES'ler yönünden davaya konu düzenlemenin uygulanması noktasında belirsizliğe sebebiyet verdiği, nitekim bu belirsizliğin giderilmesi için Doğal Sit Alanlarında GES Projeleri hakkında ilke kararları alınmasına ihtiyaç duyulduğu, bu kapsamda 120 sayılı ilke kararının alındığı, █████/2022 tarihli, 32004 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan █████/2022 tarihli, 120 sayılı ilke kararında "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararı"yla, anılan ilke kararının B Bölümü, █████/2014 tarihli, 29186 sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin, █████/2022 tarihli, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğiyle yürürlükten kaldırılmış olması sebebiyle bir kere daha değiştirilerek, "█████/2017 tarihli ve 29959 Resmi Gazetede yayımlanan █████/2017 tarihli ve "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santralleri (GES) İlke Kararı"nın B Bölümünün birinci paragrafının "2. Derece Doğal Sit Alanları, 3. Derece Doğal Sit Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları ile kurulu gücü 10 MWe'yi geçmemek kaydıyla Nitelikli Doğal Koruma Alanlarında;" şeklinde değiştirilmesine oy birliği ile karar verildi." şeklindeki düzenlemeye yer verildiği anlaşılmaktadır. GES'ler yönünden söz konusu belirsizliğin ortaya çıkmasına sebebiyet veren düzenlemede, nitelikli doğal koruma alanlarında yapılabilecek proje üst limitlerinin net olarak ortaya konulmadığı, bu itibarla, Yönetmeliğin 8. maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer alan "hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerji santrallerinin'' ibaresi kısımda hukuka uygunluk bulunmadığı, bu kısımlar (h) fıkrasının bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde, (h) fıkrasının diğer kısımlarının yürürlükte kalmasının hukuki anlamda bir sonuç doğurmayacağı da dikkate alındığında, söz konusu (h) fıkrasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan temyiz isteminin ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih ve E:█████████, K:█████████ saylı kararıyla reddedildiği ve Dairemiz kararının onandığı görülmüştür.
Bu durumda, █████/2022 tarih ve 31898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu █████/2022 tarihli, 115 sayılı "100 sayılı Doğal Sit Alanlarında Güneş Enerjisi Santrali (GES) İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair İlke Kararı"nın 1. maddesinin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!