İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin nargile sektöründe "..." ibaresinin vasıf bildirici aroma adı olduğu iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararında, davacı, yerel mahkemenin marka hükümsüzlüğü davasını reddetme kararını temyiz ederek, davalıya ait ... markasının nargile sektöründe yaygın bir aroma adı olması nedeniyle tescil için ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, cins veya vasıf bildirdiğini, davalının kötü niyetli tescil yaptığını ve kendilerinin daha önceki kullanımlarını ispatlayan delillerin dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ███████ E. - 2024/2 K.DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 2010 yılından itibaren “...” ve "...", "..." adı altında“tütünsüz, nikotinsiz, bitkisel nargile melası” ürettiğini müvekkillerinin ...ve ... numaralı markasının 34. sınıfta, ... numaralı markasının .... ve ...... sınıflarda tescilli olduğunu; müvekkil şirket ve piyasadaki pek çok şirketin üretip satmakta oldukları nargile melalarında “...” aromasını kullandığını; “...” ibaresinin tütün ve özellikle nargile sektöründe kullanılan yaygın bir aroma adı olduğunu, “......, ....., ..” aroması gibi genel ibare olduğunu, nargile sektöründe yaygın olarak bu aromayı belirtmek için aroma adı olarak kullanıldığını ve bu sektörde cins, vasıf bildirdiğinden tescilinin mümkün olmadığını; bir an için “...” ibaresinin marka olduğu farz edilse bile, müvekkili şirketin bu ibareyi davalı taraftan çok önceki tarihlerden beridir kullanmakta olduğundan bu ibare üzerinden geçmişe dayalı üstün hak sahibi olduğunu; davalının sektörde faaliyet gösteren bilen bir kişi olmakla ... ibaresinin aroma adı olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak iş bu markayı tescil ettirdiğini; nitekim, dava konusu marka tescil edildikten sonra müvekkili şirkete ve bayilerine karşı bu ibare ile hukuki ve cezai yollara başvurmaya başlamasının tescilin kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu; davalının dava konusu tescilli markalarının ticaret alanında cins, çeşit, vasıf bildirmekte olduğundan ve tescilleri kötü niyetli olduğundan, davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili markasının kelime unsurları olan "..." ibaresinin İngilizce kökenli olup Türkçede "..." ve .... ..." gibi anlamlarına geldiğini; bu haliyle ibarenin tescil olunduğu sınıflarda (....... ve ....) olduğu gibi hiç bir sınıfta cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç ve değer belirtmediğini, yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğunu; ayrıca www.....com.tr web sayfasının ... adına olduğunu; davacı tarafın iddia ettiğinin aksine nargile ve tütün melaları yönünden de "..." ibaresinin doğrudan veya dolaylı olarak bu mallara atıf yapmadığını, SMK m.5/1-c kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını; müvekkilinin ... tescil numaralı "..." markasının 34 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, ayrıca tanınmış marka statüsünde olduğunu; Paris Sözleşmesi’nin 6. mükerrer 1. maddesi ve SMK’nın 7/2-c maddesi uyarınca tanınmış markaların farklı mal ve hizmetler hakkında da korunduğunu; davacının müvekkilinin tanınmış, tescillenmiş olan markasını kullanmasının açıkça marka ihlali olup bunun yanı sıra kötü niyetli bir fiil olduğunu; davacının marka olarak başlı başına "..." adında gerek tescile dayalı gerek önceki tarihli kullanıma dayalı bir hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekili yerel mahkeme kararının eksik inceleme mahsulü olduğunu ve hatalı değerlendirmelere dayandığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazların dikkate alınmadığını, sektör bilirkişisinin yalnızca sistemsel kayıtlar üzerinden inceleme yapmasının piyasa gerçekleriyle bağdaşmadığını, "..." ibaresinin nargile sektöründe yaygın bir aroma adı olarak kullanıldığının internet taramaları ve kafe menüleri ile sabit olduğunu, söz konusu ibarenin bir marka değil, tütün aroma adı olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu durumun ancak fiili piyasa araştırmasıyla tespit edilebileceğini, müvekkilinin geçmişe dönük kullanımını ispatlayan faturaların mahkemece göz ardı edildiğini ve ticari defterler incelenmeden hüküm kurulduğunu, davalı tarafın da bu ibareyi "..." markası altında bir alt unsur/aroma olarak kullandığını tespit ettiklerini, "..." kelimesinin nargile tütünü sektöründe ayırt edici karakterden yoksun ve vasıf bildirici bir terim olduğunu, ortalama tüketicinin bu ibareyi bir marka olarak değil aroma çeşidi olarak algıladığını belirtildiğini, sonuç olarak, davalı adına kayıtlı markanın ticaret alanında cins ve çeşit bildirmesi ve kötü niyetli tescil edilmesi nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dosyaya sunulan 1 adet fatura ve 2 adet sosyal medya paylaşımları ile SMK m.6/3 anlamında ... markasının davalı markasının koruma tarihinden önce ciddi anlamda kullanıldığının, dolayısı ile SMK M.6/3 kapsamında öncelikli hak sahipliğinin ispatlanamamış olduğunun kanaatine varıldığını, mahalli mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu bu sebeple istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine karar verilmesine talep etmiştir.GEREKÇE:Dava, ... tescil numaralı “...+şekil” markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı taraf, “...” ibaresinin nargile sektöründe yaygın kullanılan bir aroma adı olduğunu, SMK m.5/1-c kapsamında ayırt edicilikten yoksun bulunduğunu, bu ibarenin davacı tarafından davalıdan önce kullanıldığını, davalının markayı kötü niyetle tescil ettirdiği belirtilerek hükümsüzlük kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, “...” ibaresinin İngilizce “.../...” anlamına geldiğini, bu nedenle malın cinsini, vasfını veya özelliğini belirtmediğini, ayırt edici olduğunu, tescilli ve ayrıca tanınmış marka niteliği taşıdığını davacının bu ibare üzerinde önceden kazanılmış bir hakkı bulunmadığı ve kullanımının marka ihlali teşkil ettiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, “...” ibaresinin sektörde tek ve yaygın bir cins adı olmadığı, belirli bir ürüne özgü aroma adı olarak kullanıldığı davacının öncelik hakkının ve davalının kötü niyetli tescil iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir.... ve ...numaralı ...+şekil markasının .... Sınıf, ... numaralı ...+ şekil markasının ..... ve ... Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu , davalı adına ... tescil numaralı “...+şekil” markasının ... ve .... sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir. Bilirkişi raporunda ; Nargilelik Tütün Piyasasında ...... bir ürün adı olan ... ibareli aromalı tütün çeşidinin asıl üreticisinin TAPDK / TABD sisteminde resmi kayıtlı (ek listelerde ad ve adresleri bulunan) .... Şti.ne ait olduğu, davaya konu “...” ibaresinin tütün ve nargile ürünleri bakımından yaygın kullanılan bir aroma çeşidi olmadığı, ....olduğu, SMK m.5/1-c koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan 1 adet fatura ve 2 adet sosyal medya paylaşımlarının SMK m.6/3 anlamında ... markasının davalı markasının koruma tarihinden önce ciddi anlamda kullanıldığı ve öncelikli hak sahipliğinin ispatına yeterli olmadığı belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, SMK m.5/1-c kapsamında ileri sürülen “cins/vasıf bildirici” iddiası yönünden bir işaretin tanımlayıcı olarak değerlendirilebilmesi için ilgili tüketici kesimi nezdinde doğrudan mal veya hizmetin niteliğini, türünü gösterir nitelikte olması , ortalama tüketicilerin marka ile mal/hizmet arasında doğrudan refleks olarak ilişki kurması ibarenin doğrudan mal/hizmeti akla getirmesi gerektiği, ingilizce “...” ibaresinin tütün veya aroma anlamı olan bir kelime grubu olmadığı, sektör bilirkişisinin de bulunduğu heyet raporunda “...” ibaresinin nargile tütünü piyasasında tek ve yaygın bir aroma türünü ifade etmediği, farklı içerik kombinasyonlarıyla kullanılan ve dava dışı bir firmanın ürünlerinde kullanılan bir aroma adı olduğu tespit edilmiş olup, davacı tarafça sunulan menü görsellerinin bir takım internet görüntülerinin ise bu ismi taşıyan ürünlerin piyasada kullanıldığını göstermekte olduğu ancak yaygın kullanılan ürünü tanımlayan cins adı haline geldiğini göstermeye yeterli olmadığı bu nedenle SMK m.5/1-c şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacının SMK m.6/3 kapsamında önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiası yönünden ise, tescilsiz kullanıma dayalı gerçek hak sahipliğinin kabul edilebilmesi için, markanın tescil başvuru tarihinden önce ticari hayatta marka işlevine uygun olarak ciddi ve yoğun kullanılması ve bu kullanım ile işaretin ilgili sektörse ayırt edicilik kazanarak maruf hale gelmesi gerekir. Somut olayda davacı taraf ın kullanım delili olarak dosyaya sunduğu bir adet fatura ile iki sosyal medya paylaşımı dışında, ibarenin davacı tarafından ihdas edildiği ve ciddi markasal kullanımla bilinirlik kazandığını ispata yeterli delil ibraz edilmediği bu hali ile gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı, esasen söz konusu ibarenin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava dışı firmaya ait ürün ismi olduğu anlaşılmıştır. Kötü niyetli tescil iddiası bakımından yapılan incelemede; kötü niyetin kabulü için, marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Tek başına bir başkasının kullandığı işaretin aynı veya benzerinin tescil edilmiş olması tek başına kötüniyetin kabulüne yeterli değildir. Somut olayda davacının markasını kötüniyetle tescil ettirdiğine dair delil bulunmadığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamına göre, alınan raporun dosya kapsamı ile uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı davacının iddialarının ispatlanamadığı, ilk derece mahkemesince yeterli gerekçe gösterilerek davanın reddine dair kurulan hükmün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından davacılar vekilinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ..... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2023/.... E., 2024/. K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026