Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, kargoda kaybolduğu iddia edilen ancak davacının zilyetliğine geçmeyen çeklerin iptali talebini, yetkili hamil sıfatı olmaması gerekçesiyle reddetti.
Özet: Bu hukuki evrak, keşideci tarafından kargoya verildikten sonra davacı şirketin eline hiç ulaşmadan zayi olan iki çekin iptali talebini içeren davada, mahkemenin çekin yetkili hamilinin iptal talep edebilmesi için hem ciro hem de senedin fiziki zilyetliğinin gerekli olduğunu belirterek, davacının çeklere hiçbir zaman zilyet olmadığını ve bu nedenle yetkili hamil sıfatına sahip olmadığını, dolayısıyla iptal talebinin kanuni dayanağı bulunmadığını değerlendirdiğini özetlemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile;
keşidecisinin K .... olduğu, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi ... olan, ... seri no’lu, ... .../..... Şubesinden verilmiş 59.850,00 USD (ellidokuzbinsekizyüzelliAmerikanDoları) bedelli çekin ve keşidecisinin K .... olduğu, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi ... olan, ... seri no’lu, ... .../.... Şubesinden verilmiş 59.850,00 USD (ellidokuzbinsekizyüzelliAmerikanDoları) bedelli çeklerin lehtarı olduğunu, davaya konu iki ayrı çekin davacı eline hiç geçmeden keşideci tarafından kargoya verildikten sonra kargo aşamasında davacı şirketin bilgisi hilafında zayi olmakla, şu anda da kimin elinde olduğu bilinmediğini bu nedenle çekin iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada dava dilekçesinde özetle; keşideci tarafından keşide edilen çeklerin davacı şirkete teslim edilmek üzere keşideci tarafından kargoya verildikten sonra ancak teslim edilmeden kaybolduğunu ve davacı tarafından ciro edilmediğini bu sebeple çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Bilindiği üzere çek 6102 sayılı Kanun uyarınca kambiyo senedi niteliğinde olup, hak sahipliği çek üzerindeki ciro zinciri vasıtasıyla ispatlanmaktadır. Davaya konu çek sureti incelendiğinde davacının çek üzerinde cirosunun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere 6102 sayılı Kanun uyarınca çekin devri için ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile olmaktadır. Bu noktada tartışılması gereken davacı şirketin ilgili çekin zilyetliğini kazanıp kazanmadığı dolayısıyla yetkili hamil olup olmadığı hususudur. Zira 6102 sayılı Kanun'un 790 ve 792. Maddesi gereğince çek iptalini ancak yetkili hamil talep edebilecektir.
Davacı şirket 4721 sayılı Kanun gereğince tüzel kişilik olarak hak ve fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte fiil ehliyetini yetkili temsilcileri aracılığı ile kullanmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 623 vd. maddeleri gereğince limited şirketin temsile yetkili organı müdürdür.
Bu bağlamda davacı şirket ilgili çeklerin dava dışı keşideci tarafından kargoya verildiğini beyan ve ikrar etmiş olup, ilgili çeklerin davacı şirketin eline hiç geçmediği, davacı şirketin ilgili çeklerde zilyetliği kazanmadığı, dolayısıyla yetkili hamil olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirketin ilgili çeklerde zilyet olduğunun kabul edilebilmesi için söz konusu çekin davacı şirketin yetkili temsilcisi olan müdürün zilyetliğine geçmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirketin dava dilekçesindeki beyan ve ikrarları incelendiğinde çekin zilyedi olunmadığının ve çekin davacı şirket eline hiç geçmediğinin davacı şirketin kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davaya konu çek davacı şirketin tahsile yetkili temsilcilerinin eline geçmemiş olup, davacı şirketin davaya konu çek yönünden zilyetliği kazandığından ve ödeme aracı olan çek ile alacağını tahsil etmiş olduğundan söz edilemeyecektir. Zira davaya konu çek davacının tahsile yetkili temsilcilerinin zilyetliğine hiç geçmemiştir.
Bu bağlamda dosya kapsamındaki deliller değerlendirildiğinde davaya konu çeklerin davacının yetkili temsilcisi tarafından teslim alınarak, tahsil ödeme aracı olarak davacı şirketin zilyetliğine geçmiş olduğundan söz edilemeyeceği, bu suretle zilyetliğin davacı şirkete hiç geçmediği anlaşıldığından ve çekin ancak ciro ve zilyetliğin devri yolu ile yetkili hamile devredilebileceği anlaşılmakla 6102 sayılı Kanun gereğince davacının davaya konu çeklerde yetkili hamil olduğundan söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Nitekim Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6102 sayılı TTK'nın 788-(1) hükmü uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çek, ciro ve teslim yolu ile devredilebilir. Emre yazılı senetlerin devri iki tasarruf işleminin bir arada yapılması ile gerçekleşir. Bu işlemlerin birincisi senedin ciro edilmesi, ikincisi de buna ek olarak senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesidir. Dolayısıyla, kambiyo senedinde mündemiç hakka sahip olmak için senet üzerindeki zilyetlik zorunludur (Yargıtay ......Hukuk Dairesinin ..... tarih ve ...... Esas, ..... Karar sayılı kararı da benzer yöndedir).
Eldeki olayda, dava konusu çekin keşideci tarafından düzenlendikten sonra davacı lehtara teslim edilmeden kargoda kaybolduğu ileri sürüldüğüne göre, davacının çeklerin hâmili olduğunu ve elinde iken zayi olduğunu yaklaşık olarak ispat edemediğinin kabulü gerekmektedir."
Sonuç olarak dava dosyası kapsamındaki tüm deliller ve iddialar incelenerek değerlendirildiğinde; davacı tarafından davaya konu çeklerin tahsil ve davacı şirketi temsil yetkisine sahip kişilerce zilyetliğinin teslim alınarak davacı şirketin mülkiyetindeki aktif mal varlığı değerleri arasına girdiğinin ispat edilemediği, davacının dava dilekçesindeki beyan ve ikrarına göre ilgili çeklerin davacı şirket zilyetliğine hiç girmemiş olması ve zilyetliğin elde edilmemiş olması sebebiyle davacının zilyetliğine ve tahsil edilerek davacı şirketin mülkiyetindeki aktif mal varlığı değerlerinin arasına girdiğinin de kabul edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının yetkili hamil olduğunun ve zilyetliğin elde edildiğinin davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının aktif husumetinin bulunmadığı değerlendirilerek davanın aktif husumet yokluğundan dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-DAVANIN AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-Peşin alınan harcın mahsubuna ve yeterliliğine,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
5-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair davanın mahiyeti ve dava şartları gözetilerek dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ....
e-imza
Üye .....
e-imza
Üye .....
e-imza
Katip ....
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!