Ticari nitelikteki haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, elektrik şirketinin eski kiracının borcu nedeniyle yeni abonelik talebini reddetmesi ve kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla oluşan zararların tazmini.
Özet: Bir ticari işletme, elektrik dağıtım şirketinin yeni kiraladığı işyerinde abonelik talebini eski kiracının borcu nedeniyle haksızca reddetmesi, tesisata zarar vererek tadilat masraflarına katlanmasına neden olması ve sürekli kaçak kullanım iddiasıyla fahiş ödemeler yapmaya zorlaması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmıştır; davalı şirket ise, davacının kendi adına ticari aboneliği olduğunu, abonelik reddi iddiasının asılsız olduğunu, aksine davacının kira sözleşmesi sonrası tarihlerde defalarca kaçak elektrik kullandığının resmi tutanaklarla tespit edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili, ...adresindeki işyerini 01.08.2024 tarihinde kiralamış olup, taşınma sonrası elektrik aboneliği için davalı şirkete başvuruda bulunduğu, ancak davalı şirket, eski kiracının (önceki abonenin) borcu bulunduğu gerekçesiyle müvekkilinin abonelik talebini kabul etmemiş, hukuka ve yerleşik yargı kararlarına açıkça aykırı bir biçimde yeni aboneye hizmet sunmadığı, müvekkil bunun üzerine eski kiracının şahıs olduğunu, kendi şirketi ile hiçbir alakası olmadığını aynı zamanda mal sahibi ile olan kira kontratını sunmuş hatta mal sahibinden konu ile alakalı yazılı beyanda almasına rağmen hiçbir suretle kabul görmemiş defalarca abonelik başvurusu yapmasına rağmen her seferinde yasalara aykırı biçimde başvurusu reddetmiş olduğu, davalı süreç içerisinde içeride bozulacak ürünler olduğunu bildiği halde elektrik kablolarına zarar vermiş ve elektrik hattını tahrip etmiş olduğu, bu yüzden müvekkil 35.000 TL ödeyerek hattı yenilemek zorunda kaldığını, ayrıca her ay başında hattı bozarak yeniden elektrik bağlamak için 3000 TL elektrik tamirat masrafı ödemek zorunda kaldığı, davalı her ay ödemeyi avukat marifeti ile icra tehdidi talep etmiş, fahiş rakamları peşin ödemekte zorluk çeken müvekkil kredi kartı ile ödeme yapmak zorunda kalmış ve %20 faiz farkı vermek zorunda kaldığı, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000 TL (belirsiz alacak davası) maddi Tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine, 200.000 TL manevi tazminatın davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak müvekkil davacıya verilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, dava dilekçesi incelendiğinde davacının hangi kaçak elektrik kullanım tespitine ilişkin olarak eldeki davayı açtığı anlaşılamadığını, davacı dava dilekçesinin ekinde faturalar sunduğunu ancak dava dilekçesini okuduklarında tüm kaçak faturalarına ilişkin talepte bulunmuş olabileceği anlaşıldığı, bu nedenle, dava dilekçesinden davacının talebi anlaşılmadığından, maddi tazminat talebinin dayanağını, neye istinaden talepte bulunduğunu açıklaması gerektiği, müvekkil şirket tarafından düzenlenen ve kaçak elektrik kullanıldığına ilişkin tespit içeren tutanak, aksi sabit oluncaya kadar geçerli, resmi belge hükmünde olduğu, Yargıtay’ın yerleşik kabulünde olan bu durum dahi bize, şirketimizin salt bir kar amacı güden ticaret şirketi olarak görülmemesi gerektiğini, kamu hizmeti yönünün ağır bastığını göstermekte olduğu, tutanakta yer alan bilgilerin doğru olduğu karinesi mevcut olduğu, bu itibarla müvekkil şirket tarafından tutulan tutanak, tek taraflı bir delil olarak değil kesin delil olarak değerlendirilmek zorunda olduğu, bu bilgiler ışığında somut olaya bakılacak olursa; Davalı ... hizmet numarası ile elektrik enerjisi aboneliği bulunmaktadır ve kullanım yeri market olduğu için ticarethane tarifesi üzerinden faturalandırılmakta olduğu, her ne kadar davacı yan, önceki abonenin borcu bulunduğu gerekçesiyle müvekkilinin abonelik talebinin kabul edilmemiş olduğunu iddia etse de hakkında tutulan kaçak kullanım tutanaklarının tamamı kira sözleşmesini imzaladığı 01.08.2024 tarihinden sonra tutulmuş olduğu, müvekkil şirket çalışanları tarafından düzenlenen bu tutanaklar Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 43. Maddesine uygun olarak düzenlenmiştir (Ek: 05.08.2024 tarih ve ..., 14.08.2024 tarih ve..., 26.12.2024 tarih ve ..., 26.02.2025 tarih ve..., 26.02.2025 tarih ve ... Seri Numaralı Kaçak Elektrik Kullanım Tespit Tutanakları ve tahakkuk bültenleri ve faturalar). Tutanaklardan anlaşılacağı üzere tedbir talep eden davacı tutanak tutulan adreste uzun süredir ticari faaliyette bulunmasına rağmen mevzuata uygun tüketim yapabilme yolunu tercih etmemiş, kaçak elektrik kullanımını alışkanlık haline getirdiği, tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama gideriyle ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, tazminat davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, Davalı kurumun, davacının başvurusu üzerine yeni abonelik tesisinin önceki abonenin borcunu gerekçe göstererek reddetmesi ve sonrasında davacıdan kaçak kullanım adı altında elektrik bedeli tahsil ettiği iddiası ile davacının oluştuğu iddia olunan zararlar nedeniyle TBK mad. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğuna dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmektedir.
Mahkememizce davalı kurumdan Kaçak Elektrik Tespit Tutanakları ve bu tutanakların tahakkuk bültenleri, kaçak elektrik kullanım tespiti sırasında çekilen fotoğraflar ve kullanım faturaları celp edilmiştir.
Mahkememiz █████/2026 tarihli duruşma ara kararı ile dosyanın elektrik mühendisi...'a tevdii ile dava dilekçesi, icra dosyası, kurum kayıtları ve tüm sunulan deliller bir arada değerlendirilerek davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı, kullanmış olması halinde EPDK hükümleri uyarınca davalı tarafından tahakkuk ettirilen fatura bedellerinin yerinde olup olmadığının tespiti konusunda rapor alınmasının istenilmesine karar verilmiştir.
█████/2026 tarihli duruşmanın kesin sürenin sonuçlarına ilişkin tesis edilen ara kararında bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağı davacı vekilinin de hazır bulunduğu celse de ihtar edilmiş, davacı tarafından bilirkişi ücreti █████/2026 tarihli bir sonraki duruşma gününde yatırıldığı ve celse kaybına sebebiyet verildiği görülmüştür.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ... E.,... K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar)
6098 sayılı TBK 49. Maddesi “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. dikkate alındığında haksız fiil sorumluluğunun unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TBK 50. maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın, ... adresindeki iş yeri adresinde, davalı tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağı sonucu davacıdan kaçak kullanım adı altında elektrik bedeli tahsil ettiği, davacının iş yerinin █████/2024 tarihinde kiraladığı ve bu tarihten sonra elektrik aboneliği için davalı şirkete başvurduğu anca abonelik işleminin gerçekleştirilmediği, davalı tarafından düzenlenen faturaların gerçeği yansıtmadığı iddiası ile davacının oluştuğu iddia olunan zararlar nedeniyle TBK mad. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğuna dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin hususlarından kaynaklandığı, davalı tarafından düzenlenen faturalar sebebi ile zarara uğradığının ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafından delil listesinde bilirkişi deliline de dayandığı, █████/2026 tarihli duruşmanın kesin sürenin sonuçlarına ilişkin tesis edilen ara kararında bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde davacı tarafın bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı ve celse kaybına sebebiyet verecek biçimde bir sonraki celse yatırıldığı, HMK m. 190/1 uyarınca “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekeceğinden davacının yukarıda izah edilen hususlar dikkate alındığında iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 3.432,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.700,58 TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince maddi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026 11:22:28
KATİP
¸e-imzalıdır
HAKİM
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!