Yargıtay, boşanma davasında adli yardım talebini kabul ederek, Bölge Adliye Mahkemesinin kadının kusurlu olduğuna dair boşanma kararını delil yetersizliği nedeniyle bozmuştur.
Özet: Temyiz mahkemesi, davalı kadının adli yardım talebini kabul ettikten sonra, bölge adliye mahkemesinin boşanma davasını kabul ederek davalı kadını tam kusurlu bulan kararını, kadına yüklenen kusurlu davranışların tanık beyanları ve diğer delillerle yeterince ispatlanamadığı, iddiaların soyut ve inandırıcı olmaktan uzak olduğu, evlilik birliğinin temelden sarsıldığını gösteren somut bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davalı kadın lehine bozarak dosyanın yeniden incelenmek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.DAVA TÜRÜ : BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. Aile MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ve boşanma davasının kabulü yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı kadın vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince davacının kusur iddialarını ispatlayamadığı, davalı kadının kusurlu olduğuna dair bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle açılan boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf başvurusunun kabulü ile, açılan boşanma davasının kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, karar davalı kadın vekili tarafından yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları ve Dairece ilgili hastaneye yazılan yazı cevabı uyarınca davacının rahatsızlığı nedeniyle hastanede yattığı süreçte davalı kadının davacı ile ilgilenmediği, o süreçte tarafların müşterek çocuğuna kız istemeye gittiklerinin ispat edildiği, gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; dosyanın yapılan incelemesi ve toplanan delillerden kadına kusur olarak yüklenen vakıalar yönünden, dinlenen tanık beyanlarının bir kısmının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmının ise sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut izahlardan ibaret olduğu, davalı kadının kusuruna esas başkaca bir delilin de bulunmadığı, bu durumda davalı kadının ispatlanan kusurlu bir davranışı olmadığı anlaşılmaktadır. O halde davacı erkeğin açtığı boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken davalı kadının tam kusurlu olduğu şeklindeki yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve boşanma davasının kabulü yönünden kadın yararına BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.