İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, dergi reklamcılığı hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, davalının ticari defter ibraz etmemesi üzerine verilen hükme ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin davalıya sunduğu reklam hizmetlerinden kaynaklanan 5.900 TL alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin itirazın iptali yönündeki kararını incelemiştir; istinaf mahkemesi, davalının yetki itirazlarını reddederek, davalının tebliğ edilen faturaya yasal sürede itiraz etmemesi ve mahkemece ticari defterlerini ibraz etme süresi verilmesine rağmen ibraz etmemesi üzerine, davacının defterleri ve delilleri esas alınarak verilen itirazın iptali kararının hukuka uygun olduğuna hükmederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS : ████████ KARAR NO: ████████KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dergi yayıncılığı konusunda Türkiye’de tüm halk kitlesine ulaşmayı başarmış, dergi reklamcılığı piyasasında en çok reklam toplayan dergi grubu konumunda olduğunu, Müvekkili şirket ile ...AŞ (Yeni Unvan: ... AŞ) arasında süregelen ticari ilişki çerçevesinde davalı borçlu firmanın ilanlarını, müvekkili firmanın yayıncısı olduğu dergiler veya dergi eklerinde yayınlattığını, yayınlar karşılığında müvekkilinin 5.900,00 TL bedelli reklam faturası düzenlediğini, söz konusu borcun ödenmesi için yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması nedeniyle alacağın tahsili için davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun takibe itiraz ettiği ve takibin durduğunu, davaya konu alacağın, müvekkiline ait dergi ve/veya internet sitesinde yayınlanan ilanlar ve/veya banner hizmetinden kaynaklı olup alacağın likit olduğunu beyanla davalının takibe yönelik itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf her ne kadar müvekkili şirket ile bir takım dergilerde reklam yayımlanması hakkında bir ticari ilişki kurulduğu iddiasında ise de haksız dava ve haksız iddiaları kapsamında taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu gösterir bir sözleşme sunamadığını, her iki tarafın da tacir olması nedeniyle basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerektiğinin TTK m.18 ile hüküm altına alındığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla taraflar arasında bir ilişki var ise buna ilişkin bir sözleşme akdedilmesi gerektiği ve davacının bu iddialarını ispatlayan sözleşmeyi sunması gerektiğini, davacının iddialarına ilişkin dayandığı vakıaları ispata elverişli somutlaştırmadığı ve gerekli delilleri sunmadığını beyanla davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; davalı icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmiş ise de alacak ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan para borcuna ilişkin olduğundan davacının yerleşim yerinin Şişli olması karşısında yetki itirazlarının yerinde görülmediği, itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmediği için davalının hak düşürücü süre itirazının yerinde görülmediği, davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaya karşı yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu faturayı iade etmediği, aksine faturayı kabul ederek BA formunda bildirdiği, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda takip tarihi itibariyle davalıdan 5.900,00 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket defterleri incelenmeden düzenlenen raporun adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceğini, yalnızca davacı defterleri incelenerek düzenlenen raporun hükme elverişli olmadığını beyan ederek cevap dilekçesindeki sair itirazlarını tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir..... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile davacı tarafından 5.900,00 TL cari hesap alacağının tahsili istemiyle takip başlatılmıştır. Davalının █████/2018 tarihli dilekçesi ile borca itirazı üzerine takip durmuş, itiraz dilekçesi davacıya tebliğ edilmediğinden İİK'nın 67.maddesi uyarınca dava hak düşürücü sürede açılmıştır. Davalı taraf, gerek takibe itiraz dilekçesinde gerekse cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz ederek istinaf dilekçesinde bu itirazını yinelemiş ise de; taraflar arasında reklam hizmeti verilmesine dair ticari ilişki bulunduğu, İİK 50 ve TBK'nın 89.maddesi uyarınca davacının adresi itibariyle takibin yetkili icra dairesinde başlatıldığı tespit edilmiştir. Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, defterlerin kesin sürede ibrazı yönünde ara karar oluşturulduğu, davalı vekiline ihtar edildiği, davalı tarafça defterlerin ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Mali Müşavir bilirkişi ...raporunda özetle; "Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2017-2018-2019-2020 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu, Takip ve dava konusu fatura tanzim yılının 2017 olduğu; davalı şirket tarafından 2017 yılı ticari defterlerinin vergi müfettiş incelemesinde bulunduğunun beyan edildiği; ancak buna ilişkin ticari defter teslim tutanağının sunulmadığı; 2018-2019-2020 yılı e defter beratları ile Envanter Defterleri açılış onay sayfalarının sunulduğu; anılan yıllara ait ticari defterler açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı anlaşılmakla birlikte ön incelemeye esas sair belgelerin hazır edilip öncelikle mail yoluyla gönderilmesine ilişkin müteakip taleplere rağmen gönderilememiş olması nedeniyle incelemenin sınırlı kaldığı; Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlendiği görülen takip ve dava konusu bedele esas 27.10.2017 tarih, ... no.lu, 5.900,00 TL faturanın davacı şirket ticari defterlerine zamanında ve usulüne uygun olarak Kaydedildiği; karşılığında tahsilat kaydına rastlanmadığı; neticeten davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan ticari defterler kapsamında takip ve dava tarihi itibarıyla davalı borç tutarının 5.900,00 TL olduğu; Davalı şirket tarafından her ne kadar ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiş olsa da bağlı bulunulan vergi dairesine takip ve dava konusu bedele esas faturanın BA Formu ile beyan edildiği; bu bağlamda 27.10.2017 tarih, ... no.lu, 5.900,00 TL faturanın teslim/tebliğ alınmak suretiyle 2017 ticari defterlerine kayıtlı olduğu; neticeten taraflar arası ticari ilişkinin davalı tarafından da kayden benimsendiğinin anlaşıldığı; Davalı şirketten müteakip taleplere rağmen davacı ile ticari ilişkisini takip ettiği 2017-2018-2019-2020 yılı muavin defter hesap özetleri ile son olarak dava tarihini içine alacak şekilde 2020 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi ve detay mizanı talep edildiği; huzurdaki rapor sunum aşamasına kadar geri dönüş sağlanmadığından, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takip tarihi 24.09.2018 ve 10.12.2020 dava itibarıyla işbu fatura bedelinin davalı tarafından davacıya kısmen veya tamamen ödenip ödenmediğine yönelik olarak tespit yapmanın mümkün olmadığı; Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlendiği görülen takip ve dava konusu bedele esas faturada ilan konusu ...08.10.2017 - ...... Cm” olarak yer aldığı; davacı şirket tarafından sunulu gerek işbu ilan görseli ile ve gerekse Yerleşik Yargıtay Kararları doğrultusunda takibe konu faturanın davalı tarafından BA Formu ile beyanı ile hizmeti teslim aldığının ve taraflar arası ticari ilişkinin davalı tarafından fiilen de benimsediğinin değerlendirildiği; Davacının davasının kabulü halinde davalıdan takibe konu edilen 5.900,00 TL tutarı talep edebileceği..." tespitlerine yer verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2.maddesinde; "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ███████ K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı; "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." şeklindedir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararında; "...Dava faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra SGK’dan gelen yazı cevabı ve bilirkişi raporu da dikkate alınmak suretiyle karar verilmiş olmakla birlikte davacı taraf dava dilekçesinde ticarî defterlerine delil olarak dayanmış olup bu ticarî defter kavramı içerisinde BA-BS formları da girmektedir. Buradan hareketle davacı vekilince 15.02.2018 havale tarihli dilekçe ile vergi dairesine müzekkere yazılmak suretiyle BA formlarının istenilmesi talep edilmiş, mahkemece tahkikatın tamamlanmış olduğu ve sözlü yargılamaya geçildiği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiş ise de bu gerekçe yerinde değildir. Zira sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra dahi eksik olan hususun yerine getirilmesi talebi hâlinde bu talep dikkate alınıp sözlü yargılama aşamasına ikinci kez de geçilebilecektir. Yukarıda belirtildiği gibi BA formları ticarî defter kavramı içerisine girdiğinden mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." yönünde kararı ile ticari defter kavramı içerine taraflara ait BS-BA formlarının da dahil olduğuna, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K sayılı kararında; "...mahkemece yapılacak iş, 19.08.2021 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerden ek rapor alınarak vergi dairesinden gelen BA formları da eklenip BA formu ile rapor arasındaki çelişkiyi giderici rapor alınıp eğer dava konusu fatura BA beyanında alım olarak gösterilmiş ise akti ilişkinin varlığı ispatlanacağından davanın yazılı olduğu şekilde kabulüne, BA beyanında alım olarak gösterilmemiş ise dosya kapsamında davacının taraflar arasında akti ilişki olduğunu yazılı şekilde ispatlayamaması nedeni ile davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesinden ibarettir..." yönündeki kararı ile faturaların BA formunda beyan edilmesiyle akdi ilişkinin ve alacağın ispatlanacağına işaret edilmiştir. Somut dosyada mahkemece bilirkişi incelemesi ara kararında ticari defterlerin ibrazı yönünden kesin süre verilerek, sonuçlarının ihtar edildiği, bilirkişinin davalı vekili ile irtibat kurmasına rağmen davalı tarafından ticari defterlerin incelemeye sunulmadığı tespit edildiğinden bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Bilirkişi raporu ile davacının takip talebine esas alacağının davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklandığı belirlenmiştir. Söz konusu fatura, davalı tarafından BA formunda beyan edildiğinden faturanın davalı tarafça kabul edildiği tespit edilmiş ancak fatura bedelinin ödendiğine dair bir iddia ve delil olmadığı anlaşılmakla yukarıda yer verilen emsal kararlar ve açıklamalar uyarınca, davacı taraf takip ve dava tarihi itibariyle 5.900,00 TL alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 101,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 630,30 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026