Özel güvenlik hizmeti veren şirketin ödediği işçilik alacakları nedeniyle üst işverenlere rücuen tazminat davasında, ilk derece mahkemesi kararının sorumluluk dağılımı yönünden istinaf incelemesi.
Özet: Özel güvenlik hizmeti sağlayan davacı alt işveren, kendi bünyesinde çalışan bir işçiye mahkeme kararıyla ödediği işçilik alacaklarını, hizmet sözleşmesi ve yasal sorumluluklar çerçevesinde üst işveren ile diğer ilgili davalılardan rücuen tahsil etmek istemektedir; ilk derece mahkemesinin bazı davalılardan kısmi ödeme kararına karşın davacı, üst işverenin de tam sorumluluğunun belirlenerek taleplerinin ıslah edilen şekliyle kabul edilmesi için istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ Esas █████████ KararDAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)KARAR TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin özel bir güvenlik şirketi olup özel güvenlik hizmeti verdiğini, davalı üst işveren ... ile 28.02.2015 tarihinde imzalanan .... Alımı Sözleşmesi’ne göre davalı şirketin çalışanların işçilik alacaklarından 01.03.2015 tarihinden önceki dönem için %100, 01.03.2015 tarihinden sonraki dönem için %50 sorumlu olduğunu, davalı ...’a ait işyerinde 01.11.2010-18.05.2016 tarihleri arasında çalışmış olan dava dışı özel güvenlik görevlisi ...tarafından Lüleburgaz İş Mahkemesi’nin 14.09.2017 tarihli ████████ E. ████████ K. Sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine tüm çalışma dönemini kapsayacak şekilde, işçilik alacakları, yargılama gideri, faiz ve vekalet ücreti açısından müştereken ve müteselsilen hüküm tesis edildiğini, kararın istinafça onaylanarak kesinleştiğini, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, haciz tehdidi altında kalan müvekkillerinin 27.411,67 TL ödediğini, müvekkilleri ile davalı şirketler arasında arabulucuya gidilmiş olsa da uzlaşma sağlanamadığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL’nin ödeme tarihinden itibarenavans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAPDavalı ... A.Ş. vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu 13.12.2019 tarihli cevap dilekçesine özetle; Davacı yan tarafından dava dışı...’e yapılan ödemenin herhangi bir tereddüt içermeyecek şekilde belli olduğunu, huzurdaki davanın şimdilik 5.000,00 TL’ye esas olarak açılmasının mümkün olmadığını, HMK’nun 115. Maddesi gereğince davanın reddini, ödenen tazminat miktarının Lüleburgaz İş Mahkemesi’nin ████████ E. ████████ K. Sayılı ilamı ile sabit olduğunu, bu durumda belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacı şirkette çalışan işçilerin ...’ın ana konusu dışında çalıştığını, ... ile davacı yan arasındaki hizmet alımına ilişkin sözleşme kapsamında...’in davacı şirkette çalıştığını, asıl veya alt işveren şeklinde ...’ın hiçbir sorumluluğu olmadığını, davacı yanın iddia ettiği şekilde işveren konumunda olmadığını, davacı yanın kendi işine ilişkin mal veya hizmet üretimine ilişkin olmayan bir konuda hizmet aldığını, taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davanın reddini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddini, avukatlık ücreti ve yargılama masraflarının davacı yandan tahsilini talep etmiştir. Davalı ...... A.Ş. vekili tarafından Mahkemeye sunulan 16.01.2020 tarihli cevap dilekçesine özetle; 6552 sayılı yasaya göre işçi alacaklarında asıl işverenin sorumlu olduğunu, davacı yanın örnek olarak gösterdiği Yargıtay kararlarının 6552 sayılı yasadan önce verildiğini, davalı şirketin 15.01.2009-22.01.2011 tarihleri arası dönemi kapsayan Hizmet ihalesine katıldığını ve ihalenin davalı şirket uhdesinde kaldığını, ... ile hizmet sözleşmesi imzalandığını, davacı yanın işçi...’in asıl işveren olarak ...’a bağlı davalı şirket bünyesindeki çalışmasından dolayı açtığı işçi alacaklarına ilişkin davada verilen mahkeme kararı gereği ödediği işçi alacakları için davalı şirkete rücu davası açmasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, Borçlar Kanununda aksine bir düzenleme yoksa meydana gelen zarardan her iki tarafın yarı yarıya sorumlu olacağı açıkça düzenlenmiş olup davalı şirketin sorumlu olması halinde dahi bu bedelden de davalı idare ile eşit olarak sorumlu olacağını, davalı şirkete husumet ve kusur yöneltilemeyeceğini, davacı yanın ödediğini iddia ettiği bedelin yüksek olduğunu, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, davanın reddi ile yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar ... Şti ile ...Şti ne usulüne uygun tebligat yapıldığı halde cevap vermemişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davalı ... Şti den 974,52 Tl, ... Şti den 8.875,61 Tl, ... Şti den 9.103,44 TL, olmak üzere toplam 18.953,57 Tl nin 10.10.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek üst işveren davalı ...'ın da sorumluluğunun ıslah edildiği şekli ile karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEHMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve iş mahkemesi ilamı gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının yargılama ve takip masrafları ile birlikte rücuen tahsili istemine ilişkindir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.Dava konusu olayda davacı ile davalı ... arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. █████/2018 T, ██████████ E.-█████████ K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, █████████ E.- █████████ K. ve █████/2017 tarih, █████████ E. █████████ K. sayılı ilamları) Öte yandan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenerek sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverinin sorumluluğuna gidilemeyeceğine karar verilmiştir.Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 22.1. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup; Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." sözleşmenin eki niteliğinde olan Hizmet Alımlarına Ait Teknik Şartname'nin "Yüklenici Personelinin Hakları" başlıklı 3. maddesinde "... Yüklenici ile personel arasında yasalardan ya da sözleşmeden doğacak ilişkilerin sorumlusu ve muhatabı yüklenici firmadır. Yüklenici firmanın ihale konusu işlerin yapılmasında çalıştıracağı personelin ücret ve benzeri alacağı ile sair tazminat haklarından dolayı ...’ın bir yükümlülüğü olmayacaktır. Bu gibi durumlarda Yüklenicinin kendisi ve temsil etmiş olduğu firma sorumlu tutulacaktır." hükümleri yer almakla bu durumda dava dışı işçilere ödenen bedellerden, yüklenicinin işçileri ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davalı asıl işveren ... şirketi değil alt işverenlerin sorumlu olduğundan davalı asıl işveren ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026