Marka vekilliği sözleşmesinde özen borcunun ihlali sonucu reddedilen marka tescil başvurusu nedeniyle talep edilen maddi ve manevi tazminata dair istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, bir marka tescil vekili ile müvekkili arasındaki vekalet sözleşmesinden doğan tazminat davasını ele almaktadır; davacı, vekilin marka başvurusuna yapılan itiraz ve ret kararını kendisine bildirmeyerek özen borcunu ihlal ettiğini ve bu nedenle markanın kesin olarak reddedilmesiyle maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederken, davalı vekil ise görevini eksiksiz yerine getirdiğini, bildirimleri yaptığını ve başvurunun kendi ihmalleri yüzünden değil, kötü niyetli olduğu gerekçesiyle reddedildiğini savunarak, zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını ileri sürmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: █████████KARAR NO: ████████DAVA TARİHİ : █████/2018KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: TazminatKARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasındaki vaki vekalet sözleşmesi uyarınca, davalının uzmanlığı gereği müvekkilin marka, tasarım vb. fikri mülkiyet ürünlerinin Türk Patent Marka Kurumu nezdinde tescili amacıyla yapılacak başvuruların yapılması ve takibi konusunda anlaşmışlar ve müvekkil davalı yana gerekli vekaletnamesini hazırlayıp teslim edildiğini, davalı tarafça müvekkil adına 18.11.2016 tarih ve... numaralı ... markasının Türk Patent Marka Kurumu nezdinde tescil başvurusu yapıldığını,ancak, müvekkil davalı tarafın kendisine herhangi bir sonuç bildirmemesi ve ısrarlı talepleri neticesinde ancak 2018 ekim ayı içerisinde; söz konusu marka başvurusuna marka bültende ilan aşamasında iken 3. bir kişinin itirazda bulunduğunu, ve bu itiraz neticesinde de Türk Patent Marka Kurumu tarafından 05.01.2018 tarihli karar ile reddedildiğini öğrenildiğini, işbu karara tebliğden itibaren 2 ay içerisinde itiraz etme hakkı tanındığını ancak davalı tarafın işbu yazı kendisine tebliğ edilmiş olmasına rağmen gerekli bildirimi müvekkiline yapmadığını, bu nedenle de müvekkili de süresi içerisinde ilgili itirazı yapmadığı için, marka başvurusunun kesin olarak reddolunduğunu, davalının özen borcunu yerine getirmeyerek borcuna aykırı davrandığını, müvekkilinin söz konusu marka başvurusu sonucu ....com.tr alan adını aldığını ve ayrıca ticari evrak, kartvizit, tanıtım vasıtaları da bastırarak işbu ibareyi kullandığını, müvekkili için marka başvuru dosyasının takibinin bu kadar önemli ve hayati bir hal almış iken, davalının bu özen yükümüne aykırı hareketi neticesinde müvekkil yapılan itiraza karşı hiçbir itiraz hakkını kullanamadığını ve marka başvurusu tümüyle hükümsüz kaldığını belirterek müvekkilinin ... marka başvurusunun takibinin eksiksiz yapılacağına duyduğu güven neticesinde davalı tarafa yaptığı ve hükümsüz kalan başvuru harcı, davalı tarafa vekili sıfatıyla ödediği vekalet ücreti, internet sitesi, yazılı ve basılı evrakları vb. için yaptığı tüm maddi masrafları için şimdilik 2.000.00 TL maddi ve vekalet görevinin özensiz kullanılması sonucu bu marka ile yapılan ticari faaliyete verilen zarar sonucu, itibar kaybı, iş kaybı vb. kayıplardan ötürü 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren başlamak üzere merkez bankasının ticari işlerde uyguladığı en yüksek avans faizinin işletilmek suretiyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki vekalet ilişkisi alalade bir vekillik değil, marka vekilliği ilişkisi olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 10.11.2016 tarihinde imzalanan sözleşme ile ... markası için 11 ve 35. Sınıflarda Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka başvurusu yapılması hususunda anlaşıldığını, davacı tarafından 15.11.2016 tarihinde ödenen sözleşme bedeline istinaden 18.11.2016 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, marka başvurusu yayındayken ...., Ltd. tarafından davacı ile ticari iş ilişkisi içinde bulundukları, davacının mallarını Türkiye pazarında dağıtan firma olduğu ve marka başvurusunun da kendilerine ait markanın yazım şekli, rengi ve hatta kaligrafisi daha bozulmadan ve herhangi bir izin alınmadan birebir aynısı için marka tescil başvurusunda bulunulduğu için markanın başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığı ve öncelikli hak sahipliği gerekçeleriyle 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ilgili hükümleri çerçevesinde itiraz edildiğini, gelen itiraza cevap verilmesi için davacı ile 06.07.2017 tarihinde bir sözleşmeye istinaden 26.07.2017 tarihinde Kurum nezdinde savunma işlemi yapıldığını, davacı şirkete kötü niyetli başvuru olarak kabul edilebileceği belirtilip böyle bir husus varsa bilgilendirmesinin de istenildiğini, marka ile ilgili tüm aşamalar gibi red kararının da kayıtlı mail adresine bildirildiğini, davacının başvurusunun müvekkilinin vekillik görevini yerine getirmemesinden veya eksik ifa etmesinden değil, kötü niyetli marka başvurusu olduğu için reddedildiğini, Türk Patent Kurumu nezdinde yapılan işlemlerde hiç bir eksiklik bulunmadığını, davacı zararını ve bu zarar ile müvekkil arasındaki illiyet bağını ispat edemediğini, daavcının bir zararı varsa bile bu kendi hatasından ve kusurundan kaynaklandığını, hukuken bir kimsenin kendi hatasından, kendi kusurundan faydalanarak menfaat elde etmesi mümkün olmadığını, müvekkil şirketin başvuruya konu edilen markanın orijinal olup olmadığını dünya üzerinde daha önce başka firmalarca kullanılıp kullanılmadığını araştırmak gibi bir yükümlülüğü de olmayıp, markanın orijinal olduğu konusunda marka başvurusunda bulunan müşterilerin beyanının esas olduğunu, davacı markanın kendisine ait olduğu beyanıyla markaya başvurmuş ancak daha sonra maılleri ile kabul ettiği üzere markanın başkasına ait olduğunu hem de ticari faaliyet yürüttüğü bir firmaya ait olduğunu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vekalet sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında, tarafların arasındaki ihtilafın, vekalet sözleşmesi uyarınca tarafların karşılıklı olarak edimlerinin gereğini yerine getirip getirmediği hususundan kaynaklandığını, tüm dosya kapsamı ile gerek marka vekili bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13.06.2019 tarihli bilirkişi raporu ile gerekse de marka vekili olmayan öğretim üyesi marka uzmanı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15.03.2021 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler birbiriyle tamamen örtüşmekte olup mahkememizce de hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğundan hükme esas alınmış olup her ne kadar davalı yanın marka vekillinden kaynaklanan özen yükümlülüğüne uygun olmayacak şekilde hatalı elektronik posta adresine ileti göndermek suretiyle aykırı davrandığı sabit olsa da davalının işbu özen yükümülüğüne aykırı hatalı davranışı dahi davacının TPMK nezdinde ...’ya yapacağı itirazın kötü niyetli olduğu sabit olmakla, dava dışı itirazda bulunan .... Ltd’nin gerçek hak sahipliğini ihlal edici nitelikte bulunarak reddedileceğinin dosya kapsamında sabit olduğu, bu olguların aksine dair dosyada başkaca bir bilgi belge bulunmadığı aksine dair ispat yükümlülüğünün davacının üzerinde olduğu, davacının iddia ettiği maddi ve manevi zararların varlığı ve miktarını gösteren belgelerinde dosyada yer almadığı, davacının maddi ve manevi zararı ile davalının özen yükümlülüğü arasında uygun illiyet bağını gösteren belgelerin dosyada yer almaması gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk bilirkişi raporunun itibar edilebilecek nitelikte olmadığını, çelişkiler barındırdığını, bilirkişinin görevini aşarak tarafsızlığını yitirdiğini, itirazları nedeniyle aldırılan ikinci bilirkişi raporunun aldırıldığını, her iki bilirkişi raporunda davalının özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kusurlu olduğunun kabul edildiğini, davalının sırf tescil taahhüdünde bulunmadığından bahisle; üzerine düşen özen yükümlüğünü yerine getirmemesi hukuk düzeninin kabul edebileceği bir durum olmadığını, bilirkişinin davalı firmanın özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını detaylıca açıklamış olmasına rağmen, davalının özen yükümlülüğüne aykırılığı olmasaydı dahi davacının TPMK nezdinde ...'ya yapacağı itirazın kötü niyetli ve dava dışı itirazda bulunan şirketin gerçek hak sahipliğini ihlal edici nitelikte bulunarak reddedilme olasılığının çok yüksek olduğu düşünüldüğü şeklindeki mütaalasını kabul etmenin mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEDava, marka vekilinin vekalet görevinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu kapsamında dosya öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususunda incelendiğinde;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.05.2014 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı:"...556 Sayılı KHK'nın 71. maddesinde bu KHK'da öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. Yine aynı KHK'nın 81. maddesinde ise, Türk Patent Enstitüsü'nde marka işlemleri hususunda işlem yapabilecek kişilere dair düzenleme yapılmıştır. Öte yandan 5000 Sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinde patent ve marka vekillerinin bu kanun ve diğer sınai haklarla ilgili konularda, ilgili kişileri Enstitü nezdinde temsil edeceği, danışmanlık yapacağı ve sınai hakların korunması için Enstitü nezdinde gerekli girişimlerde bulunup işlemleri yürütecekleri, vekillerin, Enstitü nezdinde ilgili kişilerin haklarının tesisi, korunması ve bunlarla ilgili olarak idare ile her türlü ilişkilerin temini, tesisi ve yürütülmesi ile yükümlü oldukları, vekiller hakkında Borçlar Kanunu'nun vekalet ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.Somut uyuşmazlıkta davalı vekilin sorumluluklarının doğup doğmadığı anılan kanun, kararname ve bu kararname uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden uyuşmazlığa ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar davalarına bakmakla görevli mahkemede bakılması gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir ve taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken, davanın esastan incelenerek karara bağlanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."şeklindedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.04.2007 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı:"Dava,davacının marka vekili olarak üstlendiği edimi yerine getirdiği halde bir kısım ücreti davalının ödemediği iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, sözleşme hükümleri de tartışılarak,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Sözleşmenin uyuşmazlık noktalarından birine ilişkin olan ve mahkemece de tartışılan 16 ncı maddesinde, “Müracaat edilen marka,birebir benzer markadan dolayı red edilmiş ise,vekil yeni marka müracaatında sözleşmenin 20 nci maddesi dikkate alınarak hiçbir ücret talep etmeyecektir.”hükmüne yer verilmiş olup,diğer hükümlerde de marka başvurusu ve TPE’nün konumu,yetkileri ile ilgili,diğer anlatımla marka hukukuna ilişkin kurum ve kuralları gündeme getiren edimlerden söz edilmiştir.Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan,556 sayılı KHK.nin 80 nci maddesi ile TPE Kuruluş ve Görevleri Hakkında 5000 sayılı Kanun’un 30. maddesi ve 554 sayılı KHK.nin 30/2-g maddesi,556 sayılı KHK.nin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin 11/2 nci maddesi marka vekilliği ile ilgili esasları düzenlemiştir.Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlıkta, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanmasını ve tartışılmasını gerektiren uyuşmazlıklar, 26.03.2001 tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 335 sayılı kararı ile kurulan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin görevine girmektedir.Mahkemelerin görevi,kamu düzenine ilişkin olup,yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece, görevsizlik kararı verilerek,dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken, esasa girilip hüküm tesisi,bozmayı gerekmiştir." şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince, davalının müvekkili şirketin marka vekilliğini yaptığı dönemde, vekillin özen gösterme borcuna aykırı olacak şekilde marka başvurusu hakkında gerekli bilgilendirmeyi yapmadığını ileri sürülerek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğuna göre, davalı marka vekilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeden dolayı sorumluluğunun doğup doğmadığının tespiti, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan konu anılan kanun, khk ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden, somut uyuşmazlıkta görevli mahkeme ihtisas mahkemesi olan Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'dir. Bu kapsamda İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce esas yönünden inceleme yapılarak hüküm tesis edilmesi isabetsiz olup usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan sebeplerle; mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin kararın kaldırılması sebebine göre bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/.. E. 2021/.. K. sayılı ./███████ tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talep halinde iadesine,4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.c bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026