İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, temizlik hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için açılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin alacağın muaccel olmadığına ilişkin kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir temizlik hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacakların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı tarafın hizmetleri yerine getirmesine rağmen ödemelerin yapılmadığı iddiasıyla başlattığı takibe davalının sözleşme hükümlerine göre davacının SGK prim ve vergi kesintileri gibi yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle itiraz ettiği; ilk derece mahkemesinin, davacı lehine bir fatura bakiyesi tespit etmesine rağmen, sözleşmenin 5.11 maddesi uyarınca davacının kabul ettiği SGK prim borcu nedeniyle alacağın henüz muaccel olmadığına karar vererek davayı reddettiği ve davalının kötü niyet tazminatı talebini de reddettiği bir istinaf kararıdır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████KARAR NO: ███████ DAVA TARİHİ : █████/2020KARAR TARİHİ: █████/2022DAVA: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı yan ile 01.10.2014 tarihinde Danışma ve Temizlik Hizmet Alım Sözleşmesi'nin imzalandığını ve her sene taraflarca imzalanan ek protokoller çerçevesinde sözleşmenin yenilendiğini, müvekkilinin hizmet alım sözleşmesine uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı yan tarafından sözleşmeye uygun davranılmayarak borçlarını zamanında ödemediğini, bu nedenle başlatılan İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından haksız itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını ispatla mükellef olduğunu, davacı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı olarak prim, vergi vb. kesintiler müvekkili şirkete bildirilmediğini ilgili bilgi ve belgelerin teslim edilmediğini, davacı tarafça personellerin çalıştırılmasından doğan SGK prim borçları ödenmediğini, davacı tarafın çalıştırdığı personelden dolayı mevzuatın kendisine yüklemiş olduğu sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirmekle yükümlü olduğunu, sözleşme kapsamında davacı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı davranılarak SGK prim kesintilerinin, vergi kesintilerinin vb. kesintilerin ilgili mercilere zamanında ve tam olarak yatırıldığına dair belgelerin yapılan tüm uyarılara rağmen müvekkili şirkete teslim edilmediğini, taraflar arasında bulunan cari hesap ilişkisinde sözleşmenin 5.11 maddesi uyarınca yapılacak kesinti sonucunda müvekkili şirketin davacıdan alacaklı konuma geldiğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında düzenlenen temizlik hizmet alım sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacı tarafın temizlik hizmet alım sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptalini talep ettiği, mali müşavir bilirkişi ek raporunda davalının ticari defterlerine göre, davacı şirketten 1.304.627.53 TL bedelli fatura aldığı, 970.530.56 TL ödeme yaptığı, davalının, davacı şirkete, (1.304.627.53 - 970.530.56) 334.096,97 TL bakiye borçlu bulunduğu tespit edildiği, davalı taraf sözleşme kapsamında düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydetmekle faturaları konu hizmeti aldığını kabul etmiş sayılmalıdır ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.11 maddesinde “Yüklenici personele yaptığı ücret ve diğer yasal ödemeleri ile SGK prim, vergi muhtasar vb kesintilerin ilgili mercilere zamanında eksiksiz ve tam olarak yatırıldığına dair belgelerin bir örneğinin her ay şirkete vermeyi taahhüt eder. Eksik bir ödemenin yapıldığı tespit edildiğinde bu eksik ödeme yüklenici tarafından derhal giderilecek ve eksik tutar ödenmezse yüklenicinin istihkakından kesilecektir. Bu durum herhangi bir temerrüt oluşmasına sebebiyet vermeyecektir. Yüklenici buna karşı herhangi bir faiz, tazminat ve sair ödeme talebinde bulunamaz” düzenlemesi bulunduğu, davacı tarafın 10.10.2019 tarihli mail ile SGK prim borcunun 867.395,00 TL olduğunu kabul ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.11 maddesinde ön görülen şartların oluşmadığı, takip tarihi itibari ile davacı alacağının muaccel olmadığı, davalı vekili bilirkişi raporuna itirazında; davacı tarafın aylık olarak ödemeleri süresinde yapmayarak ödemeleri aksattığını, bu nedenle SGK prim ödemelerinin de aksamasına sebebiyet verildiğini, davalının kendi kusuruna dayanarak ödeme yapmaktan kaçınamayacağını savunmuş ise de taraflar arasındaki sözleşmede SGK prim ödemelerinin davalının hakediş ödemelerine bağlandığına dair bir düzenlemenin olmadığı, SGK prim ödemelerinin davacı sorumluluğunda olduğu anlaşılmakla davacı itirazlarına itibar edilmediği, diğer yandan davalı tarafça kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle davalının tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşmenin 4. maddesinin 4. fıkrasında faturaların hizmet ayını takip eden ayın ilk 5 günü düzenleneceği, fatura bedelinin ise 30 gün içerisinde ödeneceği kararlaştırıldığını, ödeme şartının hizmetin verilmesine müteakip fatura düzenlenmesi olduğunu, davalı yanın iddia ettiği SGK primlerinin ise işçilerin çalışmasını takip eden aydan sonraki ay SGK'ya bildirilmekte olup muacceliyet tarihinin davalı tarafça yapılacak ödemeden sonra olduğunu, ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde davalı yanca ödemelerin ilk günden beri düzenli olarak yapılmadığını, müvekkile yapılan ödemelerin aksatılması devam eden aylarda temin edilen personellerin SGK primlerinin de aksamasına sebep olduğunu, bu duruma davalının kusuruyla sebep olduğunu, davalının kendi kusurunu gerekçe göstererek ödemekten kaçınmasının hiçbir dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin davalı tarafa 01.06.2017-31.12.2018 tarihleri arasında hizmet sağladığını davaya konu faturaların da aynı döneme ilişkin düzenlendiğini, dosyaya sunulan mutabakatın 28.06.2019 tarihli olduğunu ve 27.06.2019 tarihi itibariyle davalı şirketten 334.096,97 TL alacaklı olduğunun belirtildiği ve mahkemece mutabakatın gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının ödemeden kaçınmasının hukuki bir dayanağı bulunmadığını, TMK'nın 950. maddesindeki hapis hakkının koşullarının oluşmadığını, davalının müvekkili şirket alacağını uhdesinde tutmasının takas mahsup şartları kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın eyleminin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun göz ardı edildiğini, davalı yanca uyuşmazlık konusuyla doğrudan alakası olmamasına rağmen taraflar arasındaki diğer ticari ilişkiler de sunularak uyuşmazlıktaki haksızlığın gizlenmeye çalışıldığını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davacı tarafça sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı biliniyor olmasına rağmen icra takibi başlatılmış olması nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini bildirmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEDava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ...A.Ş., borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 334.096,97 TL asıl alacak ve 28..592,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 362.689,72 TL üzerinden 13.09.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde "█████/2019 tarihli Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı Fatura Alacağı 334.096,97 TL" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 19.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 26.09.2019 tarihinde borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki 01.10.2014 tarihli Temizlik Hizmeti Alım Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri:"5. YÜKLENİCİNİN YASAL VE AKDİ SORUMLULUKLARI...5.1. Yüklenici, İşyeri'nin tescili için, bu Sözleşme'nin konusu ile ilgili kendi nam ve hesabına anahtar teslimi esası ile üstlendiği hizmetlerle sınırlı olmak üzere, bu Sözleşme ve gerekli belgelerle birlikte, ilgili resmi ve özel kurumlara gerekli bildirimlerde bulunacaktır. Yüklenici, fiilen işe başlamadan önce İşyeri'ni S.G.K. Ve İşkurumu Müdürlüğü'ne münferiden tescil ettirecek, sicil numarasını Şirket'e bildirecektir. Bu Sözleşme kapsamında YÜKLENİCİ tarafından ifası taahhüt edilen Hizmetler için ilgili resmi ve özel kuruluşlardan gerekli izin ve/veya onayların alınması YÜKLENİCİ'nin sorumluluğunda olup, YÜKLENİCİ 'in bu yükümlülüğüne uymamasından, ihmal ve/veya kusurundan kaynaklanacak zarar ve masraflardan YÜKLENİCİ sorumlu olacaktır....5.11. Yüklenici personele yaptığı ücret ve diğer yasal ödemeleri ile SGK prim, vergi muhtasar vb kesintilerin ilgili mercilere zamanında eksiksiz ve tam olarak yatırıldığına dair belgelerin bir örneğinin her ay şirkete vermeyi taahhüt eder. Eksik bir ödemenin yapıldığı tespit edildiğinde bu eksik ödeme yüklenici tarafından derhal giderilecek ve eksik tutar ödenmezse yüklenicinin istihkakından kesilecektir. Bu durum herhangi bir temerrüt oluşmasına sebebiyet vermeyecektir. Yüklenici buna karşı herhangi bir faiz, tazminat ve sair ilave ödeme talebinde bulunamaz.6. SÖZLEŞMENİN SÜRESİ VE FESHİ6.1. İşbu sözleşme █████/2014 tarihinden █████/2015 tarihine geçerlidir. Süre sonunda Taraflar'ca bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer. Sözleşme bu süre sonunda Tarafların yazılı mutabakatı ile 1 (bir) yıl daha aynı şartlarla uzatılabilir. Sözleşmenin süresinin dolması sebebiyle sona ermesi durumunda dahi şirket'in Sözleşmenin aynı şartlarla iki aylık süreye kadar uzatılmasını talep etme hakkı saklıdır." şeklindedir.Taraflar arasındaki 31.05.2017 tarihli Temizlik ve Danışma Yönlendirme Hizmeti Alım Sözleşmesi'nin 5. Maddesi yukarıda yer verilen sözleşme ile aynı şekilde olup süreye ilişkin madde ise:"6. SÖZLEŞMENİN SÜRESİ VE FESHİ6.1. İşbu sözleşme █████/2017 tarihinden █████/2017 tarihine 7(yedi) ay süre ile geçerlidir. Süre sonunda Taraflar'ca bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer. Sözleşme bu süre sonunda Tarafların yazılı mutabakatı ile 1 (bir) yıl daha aynı şartlarla uzatılabilir. Sözleşmenin süresinin dolması sebebiyle sona ermesi durumunda dahi şirket'in Sözleşmenin aynı şartlarla iki aylık süreye kadar uzatılmasını talep etme hakkı saklıdır." şeklindedir.Davcı vekilinin yargılama sırasında sunduğu 28.06.2019 tarihli Cari Hesap Mutabakatı başlıklı belgede "SAYIN: .... A.Ş.27.06.2019 tarihi itibari ile şirketinize, kayıtlarımızda 334.096,97 TL ALACAĞINIZ bulunmaktadır. Bakiye ile mutabık olduğumuzu bildiririz." şeklinde yazılı olup altında ... A.Ş.'ye ait kaşe ve imza bulunmaktadır.İlk Derece Mahkemesince mali müşavir bilirkişiden aldırılan 29.04.2021 tarihli raporda:"... Davacının ticari defterlerine göre davalı ile ticari ilişkinin 10.06.2017 tarihinde başladığı, 31.12.2018 tarihinde son bulduğu, davacının bu dönem içerisinde davalı tarafa toplam 1.403.627,53 TL hizmet faturası kestiği, son olarak 01.04.2019 tarihinde 25.047,64 TL virman kaydı ile toplam alacağının 1.428.625,17 TL olduğu, davalı taraftan 1.094.578,20 TL tahsil ettiği, takip tarihi itibari ile 334.096,97 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre 31.05.2017 tarihi itibari ile toplam borcunun 209.072,35 TL olduğu, borcun tamamının ödendiği, bakiye borcunun olmadığı, her iki hesap karşılaştırıldığında davalının defterindeki 23.251,40 TL bedelli faturanın ve 209.072,35 TL ödemenin davacının defter kaydında olmadığı, davacının 30.06.2017 tarihinden itibaren davalıya kestiği 1.403.627,53 TL bedelli hizmet faturasının ve 1.069.530,56 TL ödeme kaydının davalı defterinde bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde temizlik hizmetlerine ilişkin ticari bir borcu olmadığı..." bildirilmiş aynı bilirkişiden tarafların itirazlarını karşılamak amacıyla aldırılan 25.10.2021 tarihli ek raporda ise kök rapordaki kanaatlerin değişmediği açıklanmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.01.2026 tarih ve 2025/6-30 E., ███████ K. sayılı ilamı:"...2. İtirazın iptali davası; İİK'nın 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.3. Buna göre; ilâmsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi ve itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacaklının mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.4. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.5. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.6. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2020/(13)3-341 Esas, ████████ Karar sayılı kararı)."şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta, davacının takip dosyasındaki ödeme emrinde borcun sebebi olarak dayandığı "█████/2019 tarihli Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklı Fatura Alacağı 334.096,97 TL" yönünden taraflar arasında bu akdedilmiş 12.04.2019 tarihli sözleşme ve fatura bulunmadığının sabit olduğu, davacı vekilinin de istinaf dilekçesinde davalı tarafa 01.06.2017-31.12.2018 tarihleri arasında hizmet sağladığını davaya konu faturaların da aynı döneme ilişkin düzenlendiğini ayrıca belirttiği, bilirkişi raporuna göre de davacının davalıya hitaben en son düzenlediği faturanın 31.12.2018 tarihli olduğu, yukarıda yer verilen 28.06.2019 tarihli Cari Hesap Mutabakatı başlıklı belgenin de takip dosyasına takibe dayanak belge olarak eklenmediği ve yargılama sırasında sunulduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince SGK'ya sözleşme kapsamında çalışan işçiler yönünden davacı şirketin borcunun bulunup bulunmadığına dair müzekkere yazılmamış ve herhangi bir araştırma yapılmamış ise de, davacı tarafça SGK borçlarına bulunmadığına ya da dava konusu edilen miktarda SGK borcu olmadığına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi SGK borcunun sebebinin davalı şirketin geç ödemeleri olduğu ileri sürülmüştür. Davalı vekili de sözleşmenin 5.11. maddesi hükmü uyarınca hakedişten bu tutarın kesindiğini beyan etmiştir. Tüm bu nedenlerle gelinen aşama itibariyle İlk Derece Mahkemesince takipte borcun sebebi yapılmayan mutabakatname dikkate alınmadan taraflar arasındaki sözleşmelerin 5.11 maddesi uyarınca davacının icra takip tarihi itibariyle takip konusu alacağı talep edemeyeceğine yönelik davanın reddine karar vermesinde isabetsiz olmadığı gibi, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığının ispatlanamamış olması karşısında İİK'nın 67/2. maddesindeki koşullar oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekili istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf başvurma harçlarının ayrı ayrı Hazine'ye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davalı tarafından yatırılan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026