Miras payından mal kaçırma amaçlı muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında muvazaa olgusunun ispat edilememesi nedeniyle davanın reddedilerek Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Miras bırakanın muvazaalı olarak tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davacı kardeşin, muris anne ve babasının kendisinden mal kaçırmak amacıyla taşınmazları diğer kardeş davalılara devrettiği iddiası, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi tarafından, murisin mirasçılardan mal kaçırmasını gerektirecek herhangi bir sebep bulunmadığı, aksine davalıların maddi destekleri karşılığında devirlerin yapıldığı ve mal kaçırma iradesinin ispatlanamadığı gerekçeleriyle reddedilmiş, temyiz üzerine Yargıtay da kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı vekili; davacı ile davalıların kardeş olduğunu, tarafların muris annesi ... ile babası ...'un davacıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak dava konusu 15 87... parsel sayılı taşınmazlarını davalılara devrettiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacının miras payı oranında adına tescilini talep etmiştir.Davalılar vekili; dava konusu 1587 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından ailesinin ısrarı üzerine satın alındığını ve bedelin de davacının düğünü için kullanıldığını, 1588 parsel sayılı taşınmazın da davacının ikinci evliliğinin masrafları için satıldığını, davacının bu satışlardan haberdar olduğunu ve eldeki davayı 36 yıl sonra açmasının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının beyanıyla da sabit olduğu üzere murisin mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirecek herhangi bir küslüğü ve kırgınlığı bulunmadığı, herhangi bir evladına ayrıca bir düşkünlüğü olmadığı, mal kaçırmasını gerektirecek herhangi bir sebebin de bulunmadığı, aksine murislerin davalıların kendilerine maddi destekte bulunmaları ve yurt dışından para göndermesi sebebiyle taşınmazları devrettiği, o tarihlerde murisler adına kayıtlı başka taşınmazların da bulunması dikkate alındığında davacı tarafından muvazaa olgusu ve mal kaçırma iradesinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.