İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarının muvazaa ve tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla davalı şirketten tahsiline dair kararı.
Özet: İşçilik alacakları davasını kazanan davacının, alacağını tahsil edemediği tasfiye halindeki borçlu şirketin yerine aynı faaliyet konusu ve işgücüyle kurulan davalı şirketten, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve muvazaa hükümleri çerçevesinde müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği davada, bilirkişi raporları borçlu ve davalı şirketlerin tek şirket gibi faaliyet gösterdiğini, adres, ortak ve personel geçişleri açısından benzerlikler olduğunu tespit ederek, davacının alacağının davalıdan tahsil edilebileceği yönünde görüş bildirmiş olup, davalı ise ayrı tüzel kişilik ve basiretli tacir sıfatını ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2026
İstanbul 24.İş Mahkemesi'nin ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2022 tarihli görevsizlik kararı sonrası Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, dava dışı ... Ticaret Limited Şirketi aleyhine ... İş Mahkemesi'nin .... sayılı dosyasında açtığı işçilik alacakları davasını kazandığını, mahkeme ilamında hükmedilen; 28.935,18-TL kıdem tazminatı, 10.236,63-TL, izin ücreti alacağı, 17.571-TL fazla mesai ve 826,76-TL genel tatil alacağı işlemiş faizleri ile birlikte .... İcra Müdürlüğünün 2016/... takip sayılı dosyası ile 03.03.2016 tarihinde 72.847,25-TL takip toplamı üzerinden ilamlı icra takibine konulduğunu ve takibin 02.06.2016 tarihinde kesinleştiğini, borçlu işveren şirketin tüm faaliyetlerini dava açıldıktan sonra kurdukları yeni şirket olan davalı şirket üzerinden yürüttüğünden müvekkilinin alacağını tahsil kabiliyeti kalmadığını, zira İTO kayıtlarına göre borçlu şirketin tasfiye halinde olduğunu, davalı şirketin, dava devam ederken borçtan kurtulmak için takip konusu ilamdaki borçlu şirket yerine kurulmuş şirket olduğunu, hukuki olarak ünvan değişikliği ya da eski şirketin kapatılması, devri gibi işlemler yapılmayarak alacağın semeresiz kalmasının amaçlandığını, kurulan şirket ile eski şirket ortakları arasında akrabalık bağı olduğu gibi davalı şirketin birçok çalışanının yeni şirkette çalışmaya devam ettiğini , yine davalı şirketin eski müşterilerinin de yeni kurulan şirket üzerinden hizmet aldığını belirterek muvazaa hükümleri ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi çerçevesinde davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün 2016/... takip sayılı icra takibindeki; ilam kalemleri, ferileri ve tüm dosya alacağının takip borçlusu ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini arz ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı şirket ile müvekkili şirketin kuruluş tarihleri, ortaklık yapıları işlerinin ayrı olduğunu, davacının dava dışı şirkette çalışmadığını, sadece dava dışı şirketin ortağı olduğu başkaca firmalarda resmi olarak sigortalı gözükmesinden kaynaklı olarak işçilik alacaklarını elde ettiğini, müvekkilinin ortağı ...'ın amcaları ve hısım akrabalarının büyük çoğunluğunun ya aynı sektörde iştigal eden şirket sahibi ya da bu sektörde çalışan olarak yer aldığını, uzun yıllar akrabaları ve yakınlarının yanında ticaretin içinde olan müvekkili şirket yetkilisinin basiretli bir tacir olarak, aleyhe sonuç doğuracak ticari iş ve işlemlere girmeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir .
TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; dava dışı şirket aleyhine karara bağlanan işçilik alacaklarının muvazaa hükümleri ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..1.Davalı ve dava dışı şirketlere ait ticari defterlerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,
2.Ticari sicil kayıtlarına göre , davalı şirket ile dava dışı borçlu şirketin adres ve ortakları bakımından benzerlik bulunduğu, faaliyet konularının aynı olduğu,
3.Şirket çalışanlarından 18 personelin borçlu şirkette çalışmakta iken işten ayrılıp davalı şirkette işe başlamış olduğu,
4.Davalı şirket ile dava dışı borçlu şirketin farklı tüzel kişilikleri olsa da tek bir şirketmiş gibi faaliyet sürdürdükleri , davacının dava dışı şirketten olan işçilik alacağının kesinleştiği, bu alacağın müessesil kapsamında davalı yandan talep edebileceği,
5.Davacının , davalı şirketten takip tarihi olan 18.04.2025 itibariye takipte kesinleşmiş miktar olan 72.847,25-TL talep edebileceği..'' şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
''..A. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde;
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak / aralanarak birden fazla kişinin sorumlu olduğunun olup olmadığı hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.███████-3109, K.█████████, T.22.9.2021 kararının "Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavrak organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu haliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK'nin 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. Ancak organik bağ kavramı , tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı , tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri , muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde , ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir." şeklinde olduğu; ayrıca Yargıtay HGK ████████ E., ████████ K. sayılı kararda da tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin istinai ve sınırlı durumlarda uygulanması gerektiği hususunun vurgulandığı ve bu kararda, tüzel kişilik perdesinin aralanmasında her somut olayın şartlarının dikkate alınması ve tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı veya tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığının incelenmesi gerektiğinin benimsendiği ; yine aynı kararda öğretide tüzel kişilik perdesinin "tüzel kişi ile ortakların alanlarının organizasyon ve malvarlıklarının birbirine karışması , ortağın kendi fiil ve işlemleriyle üçüncü kişilere karşı sanki tüzel kişilik ile kendisi arasında bir ayrım yokmuşçasına işlemler yapması ya da ortağın kendi malvarlığı ile şirketin malvarlığı birmiş gibi davranması , yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli yetersiz sermaye ile faaliyete devam edilmesi özellikle şirket tüzel kişiliğinin bilinçli (kötüniyetli) olarak üçüncü kişileri zarara uğratması hallerinde perdenin aralanması" hallerinde kaldırılabileceğinin kabul edildiği; anılan kararda iki şirket arasında organik bağın bulunup bulunmadığının tespitinde dikkate alınacak kriterlerin "şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları , hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde , ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak , şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. " şeklinde belirtildiği ; bu hususu takdirin , TMK m.4 ve HMK hükümlerince münhasıran Sayın Mahkemeye ait olduğu,
B. Mali inceleme neticesinde;
1.Davalı ve dava dışı şirketlere ait ticari defterlerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı ,
2.Ticari sicil kayıtlarına göre davalı şirket ile dava dışı borçlu şirketin adres ve ortakları bakımından benzerlik bulunduğu , faaliyet konularının aynı olduğu,
3.Şirket çalışanlarından 18 personelin borçlu şirkette çalışmakta iken işten ayrılıp , davalı şirkette işe başlamış olduğu,
4.Davalı şirket ile dava dışı borçlu şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı,
C.Genel inceleme ve değerlendirme neticesinde;
1.Davalı şirket ile dava dışı şirketin yönetici ve ortaklarının baba - oğul olduğu; şirketlerin aynı ile , ilçe ve caddede farklı numaralarda mukim olduğu, faaliyet alanlarında kesişen noktaların bulunduğu; her iki şirkette de çalışan on sekiz işçinin mevcut olduğu hususları değerlendirildiğinde iki şirket arasında organik bağın mevcut olabileceğinin söylenebileceği ; ne var ki , iki şirket arasında dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir işlemin tespit edilemediğinden davalı şirketin ilgili alacaklardan sorumlu olmadığı,
2.Bahse konu işçilik alacağının dosyaya mübrez bilgi ve belgelerden tespit edilemediği; işçilik alacağının kesinleşip kesinleşmediği bakımından ....İş Mahkemesi ... sayılı dosyanın celbinin gerektiği,
Yönündeki kanaatimizi saygı ile arz ederiz. "şeklinde mütalaada bulunmuştur."
Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacının dava dışı ....Ltd.Şti aleyhine açtığı ... İş Mahkemesi'nin .... sayılı dosyasında işçilik alacakları davasında verilen kararı .... İcra Müdürlüğünün 2016/... takip sayılı dosyasında takibe koyduğu, ancak dava dışı şirketin tasfiye haline girdiğini ve işlemlerini davalı şirket üzerinden yürüttüğünü iddia ederek muvazaa hükümleri ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi çerçevesinde anılan ilama dayalı alacağı davalı taraftan talep ettiği, Mahkememizce davalı ve adı geçen dava dışı şirketin incelenen ticaret sicil kayıtlarında davalı şirketin 20.11.2015 tarihinde, dava dışı şirketin 31.01.2013 tarihinde kurulduğunun, ... olan yetkili ve ortaklarının farklı kişiler olduğunun, adresleri itibari ile farklı numaralı yerlerde bulunduklarının ve davalının faaliyet alanının daha geniş olduğunun tespit edildiği, yine 3 kişilik heyetten oluşan bilirkişi raporunda iki şirket arasında dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir işlemin tespit edilemediğinin ve her iki şirket arasında ticari bir ilişki bulunmadığının mütalaa edildiği, her bir şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunduğu, bir şirketin borçlarından ve yükümlülüklerinden başka bir şirketin sorumlu tutulmasının istisnai bir durum olduğu, ... BAM 22. H.D nin ████████ esas ve ████████ karar numaralı ilamında
''... Hemen belirtilmesi gerekir ki, öğreti ve uygulamada özellikle vurgulandığı üzere; mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda sakınılarak uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir... '' denildiği, dosya kapsamından adresleri, ortakları, faaliyet alanları farklı olan davalı ve dava dışı şirketin tek bir şirket gibi var olduklarının ve bu anlamda organik bağlı bulunduklarının söylenemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. ( Emsal Karar İstanbul BAM 12. H.D ████████ esas ve ████████ karar)
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-İspatlanamayan davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 1.244,04-TL peşin harçtan alınması gereken 732-TL harcın mahsubu ile fazla yatan 512,04-TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 45.000-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Yargılama giderlerinden sayılan 680,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!