Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Aynı Alacağa İlişkin Mükerrer İcra Takiplerinde Yapılan Ödemenin Dikkate Alınmaması, Kötü Niyet Tazminatı Talebi ve Dava Şartı Arabuluculuk İtirazı İçeren Menfi Tespit Davası.
Özet: Davacı, aynı alacağa yönelik mükerrer icra takipleri başlatıp bir dosyadan tahsil edilen büyük bir ödemeyi diğer dosyaya bildirmeyerek kötü niyetle hareket ettiğini iddia ettiği davalıya karşı, belirli bir miktar borcu olmadığını tespit ettirmek ve icra takiplerinin iptalini sağlamak amacıyla menfi tespit davası açmış; davalı ise davanın, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu olan arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için usulden reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:█████/2026
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:█████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı tarafından 15.02.2020 tarihinde Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 194.324,27-TL asıl alacak, 35.595,53-TL faiz, 1.779,78-TL %5 BSMV olmak üzere 231.702,58-TL toplam alacak üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, başlatılan takibin kesinleşmiş olup halen derdest olduğunu ve davalı tarafından haciz işlemlerine devam edildiğini, yine davalı tarafından 18.02.2020 tarihinde Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine, 194.324,27-TL asıl alacak, 35.595,53-TL faiz, 1.779,78-TL %5 BSMV olmak üzere 231.702,58-TL toplam alacak üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Antalya İli ... İlçesi... Mah. ... ada ... Parsel sayılı taşınmazın paraya çevrilmesine ilişkin ilamlı ipotek takibi başlatıldığını, aynı alacağa ilişkin olarak davalı tarafından hem genel haciz yoluyla ilamsız takip, hem de tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını, ipotek takibine konu taşınmazın ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 11.11.2021 tarihinde ihalesi yapılarak satışının gerçekleştiğini, ihalenin feshi davasının reddedilerek kesinleşmesinden sonra Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına 26.08.2024 tarihinde 644.380,68-TL ihale bedelinden ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafından söz konusu ödeme Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına bildirilmediği gibi ödeme dikkate alınmadan haciz işlemlerine devam edildiğini, davalının mükerrer icra dosyasına yapılan ödemeyi bildirmeden müvekkilinden daha fazla para tahsil etme saikiyle hareket ettiğinden kötüniyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirketin tek ortağı ve yetkilisinin ... olduğunu, ...'ın 20 yıldan uzun süredir ... ilçesinde esnaflık yaptığını ve ... ilçesinin en eski esnaflarından olduğunu, ekonomik durumunun bozulduğunu ve üzerine pandemi sürecinin geldiğini ve böylelikle tekrar belini doğrultamadığını, piyasadaki çoğu kişinin yaptığının aksine hiçbir malını kaçırma düşüncesinde olmadığını, bütün mallarının kendisinin ve davacı şirketin üzerine kayıtlı olduğunu, ancak hepsinin üzerinde onlarca ve yüksek miktarlarda haciz olması nedeniyle satamadığını, gelir elde edemediğini, taşınmazlarının ve araçlarının bir kısmı icra marifetiyle satılsa da yok pahasına satıldığı için borçlarının çok azını karşıladığını, ...'ın bir yıldan uzun süredir ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunduğunu, borçları nedeniyle eşinin kendisinden ayrıldığını ve 3 tane de ortaokul öğrencisi çocuğu bulunduğunu, hiçbir sabit geliri olmadığı gibi eş dost yardımıyla ancak çocuklarına yardım edebildiğini, cezaevinde olduğundan dolayı da davacı şirketin hiçbir gelirinin bulunmadığını, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açmış olduğu davada sosyal ekonomik durum araştırması yapıldığını ve 08.02.2024 tarihli ara karar ile adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğini belirterek davacı müvekkilinin adli yardım talebinin kabulüne, Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına 26.08.2024 tarihinde yapılan 644.380,68-TL ödeme kadarıyla davacının davalı tarafa borcu olmadığının tespitine ve bu miktar yönünden takibin iptaline, 644.380,68-TL'nin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyetli davalının HMK md. 329 uyarınca davacının vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin de tamamını ödemesine ve disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davacı tarafın iddialarını kabul etmemekle birlikte davacı tarafça dava şartı arabuluculuk yoluna müracaat edilmeden işbu davanın açıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğunu, davacı tarafça dava açılmadan önce zorunlu arabulucuk başvurusu yapılmadan arabuluculuk şartı sağlanmadan dava açıldığından davanın bu yönü ile dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen hususlar tamamı ile soyut ve mesnetsiz olup davacı tarafın davacı dilekçesinde iddia ettiği hususları kabul etmediklerini, davacı tarafın borçtan kurtulabilmek amacı ile kötü niyetli bir şekilde işbu davayı açtığını, soyut, mesnetsiz iddialar ile işbu dava açıldığından esas yönü ile de davanın reddi gerektiğini belirterek öncelikle arabuluculuk şartı sağlanmadan dava açıldığından davanın bu yönü ile dava şartı yokluğundan usulden reddine, olmadığı takdirde haksız ve hukuki mesnetten yoksun bir şekilde açılan davanın esas yönü ile reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Davacı, davalının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlattığını, ipotek takibine konu taşınmazın ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 11.11.2021 tarihinde ihalesi yapılarak satışının gerçekleştiğini, ihalenin feshi davasının reddedilerek kesinleşmesinden sonra Alanya İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına 26.08.2024 tarihinde 644.380,68-TL ihale bedelinden ödeme yapıldığını, ancak davalı tarafından söz konusu ödemenin Alanya İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına bildirilmediği gibi ödeme dikkate alınmadan haciz işlemlerine devam edildiğini belirterek genel haciz yolu ile başlatılan işbu davaya konu takip dosyası yönünden borçlu olmadığının tespiti istemi ile dava açmıştır. Davacı vekili █████/2026 tarihli beyan dilekçesi ile davalının takip dosyasına sunmuş olduğu dosyanın kapatılmasına ilişkin dilekçe ile takip dosyasının infazen kapatılmış olduğunu belirtmiş olup, Alanya İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyası incelendiğinde de dosyanın, borcun ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyası üzerinden tahsil edildiğine ilişkin davalı alacaklının bildirimi neticesinde infazen kapatıldığı görülmekle işbu davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından Mahkememizce esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Borç ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyası üzerinden tahsil edilmesine rağmen bu hususu dava konusu takip dosyasına bildirmeyen davalının işbu itirazın iptali davasının açılmasına sebebiyet vermiş olması nedeni ile yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekmiş, bununla birlikte İİK 72/5 maddesi gereğince kötü niyet tazminatı talep edilebilmesi için takibin haksız olmasının gerekmesine, davacının iddiasının ise borcun varlığına ilişkin olmayıp takipten sonra diğer bir takip dosyasında yapılan ödemenin bildirilmediğine yönelik olmasına, bu durumda borcun varlığına karşı çıkılmadığından takibin haksız olarak başlatıldığından bahsedilemeyecek olmasına göre yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine, yine davalının arabuluculuk sürecinden sonra ve işbu dosya görevsizlik kararıyla Mahkememize gönderilmeden önce davalının takip dosyasına bildirimde bulunduğu, davalının kötü niyetli olduğuna dair bir delil bulunmadığı dikkate alınarak HMK'nın 329. Maddesi gereğince davalı aleyhine disiplin cezasına karar verilmesi vs taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuş ise de davanın açıldığı tarih itibarıyla mevcut olan "dava şartı noksanlıklarının" görmezden gelindiğini, usul ekonomisi ve yasal zorunluluklar ihlal edilerek müvekkili bankanın haksız bir mali külfet altına sokulduğunu, bu davanın esasına girilmeksizin henüz başlangıç aşamasında usulden reddi gerekirken yargılamaya devam edilerek müvekkili bankanın davanın açılmasına sebebiyet verdiği varsayımıyla aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi uyarınca; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren zorunlu bir dava şartı haline getirildiğini, davanın █████/2025 tarihinde, yani söz konusu yasal düzenlemenin yürürlükte olduğu dönemde açıldığını, ancak davacı tarafın, bu emredici hukuk kuralını ihlal ederek doğrudan dava ikame ettiğini, yargılama süreci devam ederken 05.11.2025 tarihinde arabuluculuk müracaatında bulunduğunu ve 14.11.2025 tarihinde arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, dava şartı olan arabuluculuğun, davanın açıldığı an itibarıyla yerine getirilmiş olması gereken bir usulü zorunluluk olduğunu, Mahkemece arabuluculuk yönündeki iş bu emredici hüküm görmezden gelinerek davanın reddi yerine konusuz kalmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava şartı noksanlığı bulunan bir dosyada davanın konusuz kalması sebebiyle dahi olsa müvekkili banka aleyhine yargılama gideri ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, usulüne uygun açılmamış bir davanın, müvekkili bankayı mali olarak sorumlu tutacak bir hukuki sonuç doğurmasının beklenemeyeceğini, dava şartı yokluğundan usulden red gereken durumlarda nispi değil, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemenin bu usulü eksikliği gidermeden kurduğu hükmün, müvekkili bankanın hak arama hürriyetine ve usul hukukunun temel prensiplerine aykırı olduğunu, müvekkili bankanın Alanya İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlattığı ilamsız takibini en başından itibaren açıkça "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" başlattığını, bu kaydın, İcra Hukuku tekniği açısından bir dosyada yapılan tahsilatın kendiliğinden diğer dosyayı da etkileyeceği ve mükerrer tahsilat yapılamayacağı anlamına geldiğini, ipotekli taşınmazın satışı neticesinde bedelin Alanya İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına intikal etmesiyle birlikte davacı borçlunun yapması gereken işlemin son derece basit olduğunu, icra dairesine bir dilekçe sunarak mükerrer dosyadaki tahsilatın mahsubunu ve dosyanın kapatılmasını talep etmek olduğunu, İcra Müdürlüğü'nün dosyadaki "tahsilde tekerrür" şerhi uyarınca bu talebi yerine getirmekle mükellef olduğunu, davacının İcra Dairesi'ne başvurarak saniyeler içinde çözebileceği bir hususu, müvekkil bankaya hiçbir ihtar çekmeksizin veya icra müdürlüğünden talepte bulunmaksızın doğrudan ağır mali sonuçları olan bir menfi tespit davasına konu ettiğini, kendi ihmali veya kötü niyeti ile dava yolunu seçen tarafın, bu davada hukuki yararı bulunduğundan bahsedilemeyeceğini, davacı tarafın sorumluluğunda olan işlemlerin eksikliği nedeniyle bankanın kusurlu sayılmasının mümkün olmadığını, müvekkili bankanın, idari süreçlerini tamamladığını ve kendi iradesiyle icra dosyasını infazen kapattığını, davacının zaten kapanacak olan ve üzerinde "tahsilde tekerrür" şerhi koruması bulunan bir borç için dava açarak, Mahkemeyi gereksiz yere meşgul ettiğini ve müvekkili bankayı vekalet ücreti baskısı altına almaya çalıştığını, davacının icra dosyasındaki açık şerh karşısında dava açmakta hiçbir korunmaya değer yarara sahip olmadığını, Yerel Mahkemece hükmedilen 51.328,55 TL tutarındaki nisbi vekalet ücretinin davanın esasına girilmeden ve konusuz kalma nedeniyle verilen bir kararda fahiş düzeyde olduğunu, davanın konusuz kalması durumunda vekalet ücreti AAÜT m. 6 uyarınca yarı oranında hükmedilmesi gerekirken Mahkemece tam nisbi ücrete hükmedilmesinin de ayrı bir bozma nedeni olduğunu, müvekkili bankanın davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, aksine davacının dava şartlarını ihlal ederek haksız bir süreç başlattığı gözetildiğinde bu vekalet ücreti hükmünün ortadan kaldırılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, Yerel Mahkemece kurulan hükümde davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesisi isabetli olsa da müvekkili bankanın davanın açılmasına sebebiyet verdiği varsayımıyla aleyhine ağır bir vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili bankanın dürüstlük kuralı çerçevesinde, takibinin tahsilde tekerrür kaydıyla başlatması ve ödeme kesinleşince dosyayı bizzat kapatması karşısında davacı lehine 51.328,55 TL gibi ağır bir mali yükümlülük tesis edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, bu nedenlerle Yerel Mahkemenin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hükmünün ortadan kaldırılarak, müvekkili banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesi veya en azından aleyhe hükmedilen ücretin maktu seviyeye çekilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; kredi borcunun tahsili amacıyla Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının kötüniyet tazminatı ile sair taleplerinin reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davanın konusuz kaldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından davacı aleyhine eldeki menfi tespit davasına konusu Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, yine aynı alacak için Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış olduğu, eldeki davada ilamsız takip tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatılmış olsa dahi Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında taşınmaz satılarak 26.08.2024 tarihinde ihale bedelinden 644.380,68-TL ödeme yapıldığı halde davalı tarafça söz konusu ödeme Alanya İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına bildirilmediği gibi haciz işlemlerine de devam edildiği, kaldı ki işbu davaya cevap dilekçesinde dahi davacının borçlu olduğunu, davanın esastan reddi gerektiğini savunduğu nazara alındığında davacının eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyası üzerinden alacak tahsil edilmesine rağmen bu hususu dava konusu takip dosyasına bildirmeyen davalının işbu davanın açılmasına sebebiyet vermiş olması nedeni ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, yine dava görevsiz mahkemede açılmış olmakla görevsizlik kararı üzerine dosya görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk yoluna başvurularak arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği görülmekle davalının davanın usulden reddi gerektiği yönündeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, Mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6/2. Maddesine uygun olarak belirlenmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının peşin olarak alınan 2.752,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.020,00 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istem halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya İADESİNE,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, █████/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi █████/2026
....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!