Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığı ihlalinde delillerin duruşmada okunmaması, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı ve temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belgede, sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin delillerin duruşmada açıkça okunmaması ve tartıştırılmaması gerekçesiyle dosyayı duruşma açmaksızın bozma kararının 5271 sayılı Kanunun 280. maddesindeki sınırlı haller dışında yasal dayanaktan yoksun olduğu tespit edilmiş; bu nedenle, sanığın beraat talebine dayalı temyiz başvurusu, önceki bozma kararı ve temyiz ret kararı kaldırılarak üst mahkemece esastan incelenmeye alınmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onamaİlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin yasal dayanağı bulunmadığı böylece sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükmün temyizinin kabil olduğu belirlenerek sanık müdafiinin temyiz talebinin reddine ilişkin 14.06.2023 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "herhangi bir şekilde hırsızlık suçunu işleyenin sanık olduğu ispat edilemediğinden hukuka aykırı kararın bozulması gerektiğine, dosyaya konu eylem gerçekleştiği sırada sanığın ikametgah adresinde ailesi ile birlikte olduğuna, bu hususun tanık olarak dinlenen sanığın eşinin beyanlarıyla sabit olduğuna, sanığın parmak izlerinin olay yerindeki herhangi bir parmak izi ile eşleşmediğine, sanığın olay esnasında iş yerinde çalışmaması nedeniyle hırsızlık suçunu oluşturan paranın yerini bilme imkanının bulunmadığına, hırsızlık suçunun işlendiği vakte ilişkin kamera kayıtlarının bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanık aleyhine olan tüm durumlar değerlendirilmesine karşın lehine olan hususların dikkate alınmadan karar verildiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre ... ... 56. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile "... Somut dava dosyasında ilk derece mahkemesince işbu belgelerden soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan olay yeri inceleme raporu ve ekindeki bulgu delil listesinin ve ekindeki olay yeri krokisinin, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan █████/2019 tarihli yakalama tutanağının her birinin son hükmün kurulmasında esasa müessir belge oldukları ve soruşturma evresinde toplanan bu delillerin ancak kovuşturma evresine getirilerek kovuşturmada okunmak ve kamu davası taraflarına tartıştırılmak suretiyle hüküm kurulmasına esas alınabilecekleri, ilk derece mahkemesince ise bu belgelerin duruşmada okunmadığı ve taraflara tartıştırılmadığı, Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın savunması alındığı duruşmada "Sanığa yokluğunda yapılan işlemler, hazırlık ifadeleri, tutanaklar ile tüm dosya kapsamı teker teker okundu" şeklinde soyut mahiyette belge ve tutanak okuma işlemi yapıldığı zapta geçmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/2011 gün ve 2011/1-130 esas ve ████████ karar sayılı ilamında; “...Somut olayda, sanıklar ve müdafilerinin hazır bulundukları duruşmada, “iddianame ve ekleri ile hazırlıktaki tutanaklar ve dosya içeriği okundu” biçimindeki, duruşma tutanaklarına yansıyan soyut ifadelerin, yerel mahkemece hükme esas alınan ölü muayene ve otopsi tutanağının da okunduğu anlamına gelmeyeceği açıktır. Ölü muayene ve otopsi tutanaklarının duruşmada açıkça okunmamasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, bu halin ise 1412 sayılı CYUY’nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerindendir..." Denilmiş olmasına göre, bu tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan "Sanığa yokluğunda yapılan işlemler, hazırlık ifadeleri, tutanaklar ile tüm dosya kapsamı teker teker okundu" biçimindeki duruşma zaptına geçmiş soyut ifadelerin ilk derece mahkemesince beraat hükmüne esas alınan mezkur tutanakların okunduğu anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmaya getirtilmemiş olduğu ve hakimin huzurunda tartışılmamış olduğu, buna rağmen işbu delillerin beraat hükmüne esas almış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK.nın 289/1. maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilmemiş delil niteliğine büründürdüğü ve bu durumunda CMK.nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu, ... 2-)Tüm dosya kapsamına göre, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan █████/2019 tarihli yakalama tutanağı içeriğinden █████/2019 günü kamera saatine göre 20.58 sıralarında yaya üst geçidinden inerek ... ... Mahallesi, ... Caddesi No:../... adresine giren ve keza kamera saatine göre de saat 21.15 sıralarında bahse konu işyerinden çıkıp ...yan yol ... istikametine yaya olarak giden şahsın olduğu yönünde kolluk tespitinin bulunuyor olması, soruşturma evresinde dinlenen Tanık ...'un kendisine izlenen kamera görüntülerinde saat 20. 51... .30 saatleri arasında demir profillerden çatıya çıkarak ve oradan merkezin mutfağının camından içeri girip çatı arasındaki kamera kayıt cihazının bulunduğu odaya girip kamera sistemini kapatan şahsın ... olduğunu beyan etmiş olması karşısında ve sanığın hırsızlığa konu işyerinde çalışmış olması nedeniyle kamera yerlerini, kameranın fişinin çekileceği yerleri biliyor olmasının kuvvetli şüpheye işaret ettiği, vicdani kanaatin oluşmaması halinde kamera görüntülerinin sanığın birlikte çalıştığı işyerinin diğer çalışanlarına da gösterilerek buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik tahkikat ile karar yerindeki gibi hüküm kurulmuş olması..." gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamasının sanığın savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının delilleri hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil hâline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik olan bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun'un 289/1-(i) maddesi kapsamında değil, 289/1-(h) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/... sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen ... ... 56. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.10.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.