Altın ve pırlanta ticaretine dayalı satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, teslim edilmeyen mallar ve iade edilen ürünler etrafındaki ödeme uyuşmazlığının değerlendirilmesi.
Özet: Davacının, davalı ile 2021 yılında gerçekleştirdiği altın ve pırlanta ticareti ilişkisi çerçevesinde, ödenen ancak teslim edilmeyen 356 gram has altın ve iade edilen konsinye mallardan kaynaklanan 20.265 USD tutarında alacağı bulunduğunu ileri sürerek şimdilik 200.000 TLlik alacağın ticari faiziyle tahsilini talep ettiği davada, davalı tarafın tüm iddiaları reddederek ürünlerin teslim edildiğini, aralarında borç-alacak kalmadığını ve davanın kötü niyetli olduğunu savunmasına karşın, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalının davacıya 322.076,27 TL ödeme yapması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 2021 yılında altın ve pırlanta ticareti sebebi ile çeşitli tarihlerde altın ve pırlanta alımı ve alınan malların iadesine ilişkin anlaşmalar yapıldığını, davacı firma tarafından davalı tarafın bölge temsilcisi ...'e 02.04.2021 tarihinde ekte yer alan tutanakta da görüleceği üzere 361,92gr has altına denk gelecek miktarda ödeme yapıldığını, bunun yanında ...'e pırlanta ödemesi olarak 15.000,00USD (120.000,00TL) ayrıca bir ödeme yapıldığını, davacı firma tarafından davalı tarafın bölge temsilcisi ...'e 21.04.2021 tarihinde ekte yer alan tutanakta da görüleceği üzere1.398,00USD ödeme yapıldığını, davacı firma tarafından davalı tarafa 19.10.2021 tarihinde ekte yer alan tutanakta da görüleceği üzere 22.371,00USD konsinye ürünler davalı tarafa iade edildiğini, bunun yanında 1.200 ruble, 1.000 USD ve 200 EURO davalı tarafın bölge temsilcisi ...'e ayrıca ödendiğini, davacı firma tarafından davalı tarafa 20.10.2021 tarihinde ekte yer alan tutanakta da görüleceği üzere 470 adet altın ürün iade, 49.765,00USD ödeme ve yine 22.371,00USD ödeme yapıldığını, davalı tarafça 470 adet muhtelif özellikteki ürünler (yüzük, bileklik, kolye, küpe vs.) davalı tarafın bölge temsilcisi ... tarafından teslim alınmış, kapalı koliye konulmuş ve davalı şirketin İstanbul'daki genel merkezine davalı tarafın bölge temsilcisi ... tarafından gönderildiğini, tutanaktaki nottan da anlaşılacağı üzere 25-28 Ekim tarihleri arasında davacı şirketin yetkilisinin İstanbul'a gideceği ve paketin davacı şirket yetkilisi huzurunda açılacağı imza altına alındığını, ancak davacı şirketin yetkilisi 25 Ekim 2021 tarihinde davalı şirketin genel merkezine gittiğinde paketin daha önce açıldığı ve davalı tarafında tek taraflı olarak hesaplamalar yapıldığını öğrenmiş ve herhangi bir borç-alacak ilişkisinin kalmadığı kendisine söylendiğini bu malların davalı tarafın bölge temsilcisi ...'e teslim anında kamera görüntüleri mevcut olup sayın mahkemenize sunulacağını, iade ve ödemelerin dışında davacı firma tarafından davalı tarafa 426,15 gr. has (24 ayar) altına karşılık olarak Küveyt Türk Katılım Bankası vasıtası ile 02.04.2021 tarihinde 190.000,00TL havale yapıldığını, bu havale gereğince davalı tarafça 09.04.2021 tarihli 190.000,00TL fatura tanzim edilmiş ancak bu fatura konusu mallar davacıya teslim edilmediğini, teslim olgusunu davalı tarafın yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, davacı firma tarafından 09.04.2021 tarihli faturanın karşılığı olarak ödenen ancak karşılığında mal teslim edilmeyen 190.000 TL'nin o dönemdeki altın satınalma gücü ile günümüzdeki satınalma gücü arasında fahiş bir fark bulunduğunu, netice itibari ile davacı firmanın davalı taraftan 356 gr. has (24 ayar) altın ve iadelerden kaynaklı olarak 20.265,00USD alacağı bulunduğunu, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalı tarafa bedeli ödenen 356 gr. Has (24 ayar) altının davacı firmaya teslim edilmemesi ve iade edilen mallar sebebi ile oluşan şimdilik 200.000,00TL alacağının 02.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davalı şirket tarafından 190,000 TL karşılığı olan ürünler davacıya teslim edildiğini, davacının bu yöndeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını, taleplerinin reddine karar verilmesini, davalı şirket tarafından konsinye olarak satılmak üzere davacıya teslim edilen ürünlerin karşılığı ödenmediğini, davalı şirket davacı ile bu ürünleri iade alıp mutabakatlaşarak bakiyeyi kapattığını, davacının bu işlemden kaynaklı bakiye herhangi bir hak/alacağı alacağı bulunmadığını, nihayetinde davalı şirket arasında herhangi bir borç/alacak mevcut olmayıp huzurdaki tüm iddia ve talepleri kabul etmiyor, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, haksız ve mesnetsiz ikame edilen davanın reddini, davanın kötü niyetle hmk 329 maddesi gereğince davacının para cezası ile cezalandırılmasını, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalı idare üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Talimat mahkemesinde alınan bilirkişinin █████/2024 tarihli raporda özetle; takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere dosya kapsamında talep edilen konuya ilişkin yukarıda tespit ve incelemeler yapılmıştır. Davacıdan temin edilen defter belgelere göre; Davalı tarafın, davacı tarafa 322.076,27 TL tutarında ödeme yapması gerektiği görüş kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli raporunda özetle; Mali yönden yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davalının 2021 yılına ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğu, Davacının defterlerini inceleyen Bilirkişi tarafından düzenlenen 26.03.2024 tarihli rapor ile, davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan 322.076,27 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen kendi ticari defterlerine göre davacı yandan borcu ve alacağı olmadığı, tarafların ticari defter kayıtları arasında 322.076,27 TL tutarında bir cari hesap farkı oluştuğu görülmekle, cari hesap farklılığının davacının davalı adına düzenlediği █████/2022 tarihli ... numaralı 322.076,27 TL tutarlı faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının müşahede edildiği, Tarafların █████/2022 tarihli ... numaralı 322.076,27 TL tutarlı ve █████/2021 tarihli ... numaralı faturanın teslimi ile ilgili dosyada bir veri, bir belge (irsaliye v.s.) bulunmamakta olup, teslim hususunun nihai takdir ve kararı Sayın Mahkemeye ait olduğu, Kuyumculuk Değerlendirme Ve Kıymet Takdiri neticesinde; İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Eesas sayılı dava dosyasında █████/2024 tarih 5. Celse 1 nolu ara kararı gereğince, bilirkişi heyetine verilen görev gereği dava konusu edilen ve istek beyanında bulunan 356 gr. Has (24 ayar) altının müvekkil firmaya teslim edilmemesi ve iade edilen mallar sebebi ile oluşan şimdilik 200.000,00TL alacağın 02.04.2021 tarih ve 21.12.2022 tarih itibarıyla has altın ve T.C. Merkez bankası efektif usd kur değerleri üzerinden kıymetlendirmeler yapıldığı, Buna göre ; Kıymet takdirinin ödeme tarihi olan 02.04.2021 tarihi itibariyle 360.580,92 TL, Kıymet takdirinin dava tarihi olan 21.12.2022 tarihinde ise, 871.710,81 TL olduğu, Nitelikli hesaplamalar Uzmanı tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Faturaların ticari defterlere kaydedilmemesi durumunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. █████████, K. █████████ sayılı kararına göre, faturayı düzenleyen tarafın alacağını ispat etmesi gerektiği, Faturaların tebliğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığından, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca fatura konusunu oluşturan ürün teslimine ilişkin inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği, Ürün teslimine ilişkin dosya münderecatında açık ve somut bir yazılı, imzalı belgeye rastlanmadığından, terditli şekilde değerlendirme yapılması uygun görüldüğü, bu nedenle, yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca ürünün teslim edildiğinin sayın mahkemece tespit edilmesi halinde faturalara ilişkin alacakların talep edilebileceği, ürünlerin teslimine ilişkin yazılı delilin bulunmaması halinde ise tek başına faturanın varlığının ispata yeterli kabul edilmeyerek nazara alınamayacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır.Talimat mahkemesinde alınan bilirkişinin █████/2024 tarihli ek raporda özetle; Takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere itirazlar doğrultusunda hazırlanan ek rapor , kök rapordan alıntı yapılarak sunulmuş olup yeni bir bulgu tespit edilmediğini, bildirilmiştir. Bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli ek raporunda özetle; Kuyumculuk sektörü yönünden Kök raporda varmış olduğumuz netice babında; 356 gr. Has (24 ayar) altının firmaya teslim edilmemesi ve iade edilen mallar sebebi ile oluşan şimdilik 200.000,00TL alacağın 02.04.2021 tarih ve 21.12.2022 tarih itibarıyla has altın ve T.C. Merkez bankası efektif usd kur değerleri üzerinden kıymetlendirmeler yapıldığı, Buna göre ; Kıymet takdirinin ödeme tarihi olan 02.04.2021 tarihi itibariyle 360.580,92 TL, Kıymet takdirinin dava tarihi olan 21.12.2022 tarihinde ise, 871.710,81 TL olduğu, 2.2 Mali yönden yapılan Ek inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davalının 2021 yılına ticari defterlerinin suresinde tasdik ettirildiği ve usulüne uygun olduğu, Davacının defterlerini inceleyen Bilirkişi tarafından düzenlenen 26.03.2024 tarihli rapor ile, davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan 322.076,27 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen kendi ticari defterlerine göre davacı yandan borcu ve alacağı olmadığı, tarafların ticari defter kayıtları arasında 322.076,27 TL tutarında bir cari hesap farkı oluştuğu görülmekle, cari hesap farklılığının davacının davalı adına düzenlediği █████/2022 tarihli ... numaralı 322.076,27 TL tutarlı faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının müşahede edildiği, Tarafların █████/2022 tarihli ... numaralı 322.076,27 TL tutarlı ve █████/2021 tarihli ... numaralı faturanın teslimi ile ilgili dosyada bir veri, bir belge (irsaliye v.s.) bulunmamakta olup, teslim hususunun nihai takdir ve kararı Sayın Mahkemeye ait olduğu, 2.3 Nitelikli hesaplamalar Uzmanı tarafından yapılan Ek inceleme ve değerlendirmeler neticesinde ; Faturaların ticari defterlere kaydedilmemesi durumunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. █████████, K. █████████ sayılı kararına göre, faturayı düzenleyen tarafın alacağını ispat etmesi gerektiği, Faturaların tebliğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığından, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca fatura konusunu oluşturan ürün teslimine ilişkin inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği, Ürün teslimine ilişkin dosya münderecatında açık ve somut bir yazılı, imzalı belgeye rastlanmadığından, terditli şekilde değerlendirme yapılması uygun görüldüğü, bu nedenle, yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca ürünün teslim edildiğinin sayın mahkemece tespit edilmesi halinde faturalara ilişkin alacakların talep edilebileceği, ürünlerin teslimine ilişkin yazılı delilin bulunmaması halinde ise tek başına faturanın varlığının ispata yeterli kabul edilmeyerek nazara alınamayacağı, bildirilmiştir.Davacı vekilinin 16.01.2022 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dava değeri 200.000,00TL olarak gösterildiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 160.580,00TL arttırdıklarını, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalı tarafa bedeli ödenen 356 gr. Has (24 ayar) altının davacı firmaya teslim edilmemesi ve iade edilen mallar sebebi ile oluşan şimdilik 360.580,00TL alacağının 02.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:-Bilirkişi raporları-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya bedeli ödendiği ileri sürülen 356 gram has altının teslim edilmemesi, konsinye olarak teslim edilen ürünlerin iadesi sonrasında bakiye alacak bulunduğu, çeşitli tarihlerde gerçekleştirildiği iddia olunan nakdi ödemelerin mahsup edilmediği ve bu sebeplerle oluştuğu ileri sürülen alacağın tahsili istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari olarak altın alım satımdan kaynaklı olarak davacının davalı taraftan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasında 2021 yılı içerisinde altın ve pırlanta ticaretine dayalı ticari ilişkinin bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davacı tarafından ileri sürülen ödemelere karşılık malların teslim edilip edilmediği, konsinye malların iadesi sonrasında davacı lehine bakiye alacak doğup doğmadığı ve davacının talep ettiği alacağın hukuken ispat edilip edilemediği noktalarında toplanmaktadır.Dosya kapsamındaki tüm deliller, tarafların ticari defterleri, banka kayıtları, ibraz edilen tutanaklar, bilirkişi raporları ve taraf beyanları birlikte değerlendirilmiştir.Davacı taraf dava dilekçesinde; 02.04.2021 tarihinde 361,92 gram has altın karşılığı ödeme yapıldığını, ayrıca 15.000 USD ödendiğini, 21.04.2021 tarihinde 1.398 USD ödeme gerçekleştirildiğini, 19.10.2021 tarihinde 22.371 USD tutarında konsinye ürün iadesinde bulunulduğunu, bunun yanında çeşitli yabancı para ödemeleri yapıldığını, 20.10.2021 tarihinde ise 470 adet altın ürünün davalının bölge temsilcisi olduğunu ileri sürdüğü ...’e teslim edildiğini, ayrıca 49.765 USD ile 22.371 USD ödeme gerçekleştirildiğini, 02.04.2021 tarihinde Küveyt Türk Katılım Bankası aracılığıyla 190.000,00 TL havale yapıldığını, bu havaleye istinaden düzenlenen 09.04.2021 tarihli faturaya konu malların ise kendisine teslim edilmediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur.Davalı taraf ise, 190.000,00 TL bedelli faturaya konu ürünlerin davacıya teslim edildiğini, konsinye olarak verilen ürünlerin taraflar arasında yapılan mutabakat sonucunda iade alındığını ve hesapların kapatıldığını, taraflar arasında herhangi bir bakiye borç veya alacak bulunmadığını savunmuştur.Mahkememizce alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; 26.03.2024 tarihli mali bilirkişi raporunda davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan 322.076,27 TL alacaklı göründüğü belirtilmiş ise de, bu tespitin yalnızca davacının tek taraflı ticari kayıtlarına dayandığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 17.04.2025 tarihli kök rapor ile 23.10.2025 tarihli ek raporda ise davalının 2021 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davalı kayıtlarında davacı lehine herhangi bir borç veya alacak bakiyesinin bulunmadığı, taraf kayıtları arasındaki 322.076,27 TL tutarındaki farkın yalnızca davacının tek taraflı olarak düzenlediği 15.02.2022 tarihli faturanın davacı kayıtlarında yer almasına rağmen davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti ayrıca, gerek 09.04.2021 tarihli 190.000,00 TL bedelli fatura gerekse 15.02.2022 tarihli 322.076,27 TL bedelli faturaya ilişkin olarak dosyada irsaliye, teslim fişi, teslim tutanağı veya teslimi ispata elverişli yazılı herhangi bir belgenin bulunmadığını, bu nedenle teslim olgusunun hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğunu açıkça belirtmiştir.Davacı taraf, 02.04.2021, 21.04.2021, 19.10.2021 ve 20.10.2021 tarihli çeşitli tutanaklara dayanmış ise de, anılan belgelerin incelenmesinde bunların taraflar arasındaki tüm ticari ilişkinin kesin hesap mutabakatını ortaya koyan belgeler niteliğinde olmadığı, davacı tarafından ileri sürülen bakiye alacağın miktarını ve hukuki sebebini tek başına ispata elverişli bulunmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu tutanaklarda yer alan kayıtların hangi işlemlerin kesin tasfiyesine ilişkin olduğu, davalı şirketi hangi kapsamda bağladığı ve davacının iddia ettiği bakiye alacağı doğruladığı hususları dosya kapsamındaki diğer delillerle desteklenememiştir.Davacı, anılan tutanakların davalının bölge temsilcisi olduğunu ileri sürdüğü ... tarafından imzalandığını iddia etmiş ise de, dosya kapsamında ...’in davalı şirket adına şirketi borç altına sokacak veya hesap mutabakatı yapacak kapsamda temsil ve ilzam yetkisini haiz bulunduğunu gösteren vekâletname, yönetim kurulu kararı, imza sirküleri, ticaret sicili kaydı veya benzeri hukuki nitelikte herhangi bir belge dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki, ...’in şirket çalışanı veya bölge temsilcisi olduğunun kabulü dahi, tek başına davacı tarafından ileri sürülen alacak miktarının ve hukuki sebebinin ispatı sonucunu doğurmamaktadır.Davacı taraf, 470 adet ürünün davalı temsilcisine teslim edildiğini ve teslim anına ilişkin kamera kayıtlarının bulunduğunu ileri sürmüş ise de, dosya kapsamında bu iddiayı ispata elverişli nitelikte çözümü yapılmış, doğruluğu denetlenebilir kamera kayıtları bulunmadığı gibi, bunlara ilişkin inceleme yapıldığı takdirde de davacı tarafından ileri sürülen bakiye alacağın varlığını ispata yeterli görülmemiştir.Davacı tarafından ibraz edilen e -fatura incelendiğinde, 09.04.2021 tarihinde davalıdan1 90.000,00 TL değerinde 14 ayar has ve işçilik olan altın satın alındığı anlaşılmaktadır. Ancak ödeme olgusunun banka havalesi ile yapıldığı ileri sürülmüş ise de dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Nitekim dosyada, ödemenin hangi yolla yapıldığı, hangi teslimlere mahsup edildiği veya edilmediğini kesin olarak ortaya konulamadığından bu hususta davacı lehine bakiye alacak doğduğu yönünde ispata yeterli değildir.Davacı tarafından talep edilen 20.265 USD tutarındaki alacak yönünden de dosya kapsamı incelendiğinde, bu miktarın hangi somut ticari işleme dayandığı, hangi iade veya ödeme sonrasında bakiye olarak kaldığı, tarafların ticari kayıtları ve yazılı belgelerle doğrulanamamıştır. Bu alacak kalemi de davacının tek taraflı hesaplamalarına dayanmakta olup, davalı kayıtları ve diğer objektif delillerle doğrulanmadığından ispat edilmemiştir. 356 gram has altına ilişkin talep bakımından bilirkişi heyetince 02.04.2021 tarihi itibarıyla 360.580,92 TL, dava tarihi itibarıyla ise 871.710,81 TL kıymet takdiri yapılmış ise de, söz konusu hesaplamalar yalnızca alacağın varlığının mahkemece kabul edilmesi ihtimaline bağlı olarak yapılan teknik değer tespitinden ibaret olup, davacının gerçekten bu miktarda alacaklı olduğunu gösteren bir tespit niteliğinde değildir. Alacağın varlığı ispatlanmadan salt değer tespiti esas alınarak hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.Taraf ticari defterleri yönünden yapılan değerlendirmede; davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı kayıtlarının ise ileri sürülen alacağı doğrulayan tek taraflı kayıtlar niteliğinde bulunduğu, taraf defterlerinin birbirini doğrulamadığı, özellikle davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı ticari kayıtlarına intikal ettiğini veya tebliğ edildiğini gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Ticari defterler ile tek taraflı düzenlenen faturalar, teslim olgusunu destekleyen yazılı delillerle doğrulanmadıkça tek başına alacağın ispatına yeterli kabul edilemez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesi uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davacı; bedeli ödenen malların teslim edilmediği, konsinye iadeleri sonrasında bakiye alacak doğduğu ve talep ettiği miktarlarda davalıdan alacaklı olduğu yönündeki vakıaları usulüne uygun, kesin, inandırıcı ve birbirini doğrulayan delillerle ispat edememiştir.Bilirkişi raporlarının tamamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının tek taraflı ticari kayıtlarına dayalı hesaplamalar dışında alacağın varlığını ortaya koyan objektif ve yazılı delil bulunmadığı, bilirkişi heyetinin de teslim olgusunun ispatlanamadığını, bu hususun mahkemenin hukuki takdirine bırakıldığını açıkça belirttiği görülmektedir. Mahkememizce de dosya kapsamındaki deliller, taraf kayıtları ve ispat kuralları birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispat yükünü yerine getiremediği sonucuna ulaşılmıştır.Davacı tarafından sunulan delillerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, bunların davalı tarafça inkâr edilen alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkinin davacının iddia ettiği şekilde bakiye alacak doğurduğunu kesin ve tereddütsüz biçimde ortaya koymadığı kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda, davacının bedeli ödendiği ileri sürülen altının teslim edilmediği, konsinye ürün iadeleri nedeniyle bakiye alacak oluştuğu ve talep edilen miktarlarda davalıdan alacaklı olduğu yönündeki iddialarını hukuken geçerli ve yeterli delillerle ispat edemediği anlaşıldığından, ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00-TL harcın, peşin alınan 3.415,50-TL harçtan ve 2.743,00-TI ıslah harcı toplamı 6.158,50-TL'den mahsubu ile bakiye 5.426,50-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 57.692,80-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,5-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.360,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere karar verildi. █████/2026 Katip ... Hakim ...e-imzalıdır e-imzalıdır