İşçilik alacakları davasında kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai talepleri ve özellikle arabuluculuk dava şartının hukuki değerlendirmesi.
Özet: Bir işçinin, ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı feshederek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile yıllık izin alacakları talep ederken, davalı ise alacakların bulunmadığını ve feshin haksız olduğunu savunmuş; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davacı lehine verdiği kararların temyiz incelemesinde, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlığın, alacak kalemleri ve hesaplamalar ile birlikte, özellikle 7036 sayılı Kanun gereği arabuluculuk sürecinde talep edilen alacakların arabuluculuk tutanağında açıkça ve tek tek belirtilmesi zorunluluğuna uyulup uyulmadığı hususunda toplandığı görülmektedir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette laborant teknikeri olarak 27.04.2017-23.02.2021 tarihleri arasında aralıksız ve kesintisiz olarak 5.200,00 TL net ücretle çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, ücret ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacakları belirlenebilir olduğundan davasını belirsiz alacak olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının müvekkili Şirket nezdinde komi olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca ücretinin müvekkili Şirket tarafından tam ve gününde ödendiğini, davacının müvekkili Şirketten herhangi bir ücret alacağı bulunmaması sebebiyle iş sözleşmesini haksız feshettiğini, istifa eden işçinin kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını, faiz talebine, türüne, oran ve başlangıç tarihine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu talepler miktar itibarıyla kısmen hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 27.04.2017-23.02.2021 tarihleri arasında çalıştığı, her ne kadar davacı dava dilekçesinde elden ödeme olduğunu iddia etmiş, tüm tanıklar elden ödeme olmadığını beyan etmişler ise de banka kayıtlarında hem Şirket hem de Şirket çalışanı bir personel tarafından aylık ücretlerin yatırıldığının tespit edildiği, bu nedenle ücretin net 5.200,00 TL olarak kabulünün isabetli olduğu, davacının iş sözleşmesini ücretlerinin ödenmemesini gerekçe göstererek haklı nedenle feshettiğini iddia ettiği, ödenmeyen ücretlerin varlığı karşısında davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, kullandırılmayan yıllık ücretli izinlerin ve ödenmeyen dönem ücret alacaklarının bulunduğu, fazla çalışma yaptığının, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatillerinde çalıştığının, ücretlerinin ödenmediğinin tanık beyanlarıyla ispatlandığı anlaşılmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının brüt ücretinin hatalı hesaplandığını,2. Davacının ücret alacağının bulunmadığını, ücretin tamamının banka aracılığıyla ödendiğini, elden ödeme olmadığını,3. Davacının kıdem tazminatı alacağına hak kazanamadığını,4. Fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacağı hesaplamalarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı, aylık ücret miktarı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesabı ile arabuluculuk dava şartına ilişkindir.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir.Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir. Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.Somut uyuşmazlıkta yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirme yapıldığında, 17.03.2021 tarihli arabuluculuk son tutanağına göre arabuluculuğa konu edilen alacak kalemleri; kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarıdır. Davacı vekilince işbu davaya konu edilen yıllık ücretli izin talebine, arabuluculuk son tutanağında yer verilmemiştir. Hâl böyle olunca; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen yıllık ücretli izin talebi hakkında dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.