İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satımdan kaynaklanan menfi tespit davasında imza itirazının bilirkişi raporuyla incelenmesi ve kısmi dava tartışmaları.
Özet: Davacı, davalı tarafından başlatılan 21.028,54 TLlik ilamsız icra takibi kapsamında borçlu olmadığını ileri sürerek, ticari ilişkisinin bulunmadığını, takip dayanağı borcun belirsizliğini, imza sahteciliğini ve fahiş faiz uygulamasını gerekçe gösterip menfi tespit davası açmış; davalı ise takibin usulüne uygun tebliğ edildiğini, kesinleştiğini, davanın hakkın kötüye kullanımı olduğunu, menfi tespit davasının kısmi olarak açılamayacağını ve alacağın ıslak imzalı geçerli senet ve sözleşmelere dayandığını savunmuştur; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise takip konusu fatura ve senetlerdeki imzaların davacıya ait olduğu tespit edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Davalı tarafından .... İcra Dairesinin 2017/... Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan 21.028,54 TL toplam çıkışlı ilamsız icra takibinin usulsüz şekilde kesinleştirildiğini, müvekkilinin davalı ile hiçbir ticari veya hukuki ilişkisi bulunmadığını, takip dayanağı borcun sebebinin açık olmadığı ve icra takibine ekli herhangi bir belge bulunmadığını, şayet bir sözleşme varsa da üzerindeki imzanın sahte olduğunu, müvekkili temerrüde düşürülmeden işletilen fahiş temerrüt faizinin haksız olduğunu ve tacir olmayan müvekkilden ancak yasal faiz talep edilebileceğini, alacak miktarı ihtilaflı olup bilirkişi raporuyla belirleneceğinden Yargıtay kararları uyarınca HMK-109 maddesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL üzerinden kısmi dava açıldığını, müvekkilinin şimdilik 100,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %40 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacı borçlu tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan menfi tespit davasının bütünüyle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu .... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı icra takibinde ödeme emrinin 09.05.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davacının yasal 7 günlük sürede itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine sebebiyet verdiğini, aradan 8 yıl geçtikten sonra işbu davanın açılmasının hakkın açıkça kötüye kullanımı ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, icra dosyasındaki borç miktarı belirli ve likit olmasına rağmen davacının 100,00 TL gibi sembolik bir tutarla kısmi dava açmasının usul ekonomisiyle çeliştiğini ve Yargıtay'ın menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılamayacağına dair yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının "imza sahtedir" şeklindeki iddiasının mesnetsiz ve soyut bir varsayımdan ibaret olduğunu, takibe konu alacağın müvekkili şirkette bulunan geçerli, ıslak imzalı senet ve sözleşmelere dayandığını belirterek, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın öncelikle usulden, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise esastan reddine, takibin devamına, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
█████/2026 tarihli bilirkişi raporu özetle; dava konusu 12.11.2016 tarihli ... ve ... sayılı fatura dökümleri ile iki adet 18.058 TL'lik senet asılları üzerinde yer alan ve "..." ismine atfen atılı imzaların davacı ...'e ait olup olmadığının tespiti amacıyla sunulan noter ve mahkeme belgelerindeki mukayese imzalar üzerinden laboratuvar ortamında büyüteç, stereomikroskop ve UV ışık kaynağı vasıtasıyla grafolojik ve kaligrafik inceleme yapıldığı, yapılan incelemede imzaların tersim tarzı, gramaların oluşturuluşu işleklik derecesi, süret ve baskı derecesi bakımından tam bir uyum gösterdiği, bu doğrultuda tetkik konusu fatura ve senetlerdeki imzaların davacı ...'in eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, .... İcra dairesinin 2017/... esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı taraf, her ne kadar kısmi dava açtığını belirtmiş ise de; Yargıtay 11. HD'nin ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında "...Menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılması mümkün değildir. Dolayısıyla davacının 2017/... Esas sayılı takipten dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ederek, 300.000.-TL üzerinden harç yatırması doğru olmadığından, mahkemece 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30. maddesi gereğince eksik peşin harç ikmal edilmeden yargılamaya devam edilmesi yerinde olmamıştır. Bu nedenle mahkemece, eksik harcın yatırılması için Harçlar Kanunu'nun 30 ve 32 maddeleri uyarınca davacıya bu konuda süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik harç tamamlattırılmayarak işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." belirtildiği, davacı vekiline █████/2026 tarihli celsede dava değerinin açıklattırıldığı, davacı vekilinin dava değerini takip çıkışı olarak açıkladığı, adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle eksik harcın tamamlattırılmadığı, dava değerinin takip çıkışı 21.028,54 TL olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın, takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığını iddia ederek imza itirazında bulunduğu; davalı tarafın ise, 12.11.2016 tarihli ... ve ... sayılı fatura dökümleri ile iki adet 18.058 TL'lik senet asılları nedeniyle davacının borçlu olduğunu savunduğu somut olayda, alınan bilirkişi raporunda, 12.11.2016 tarihli ... ve ... sayılı fatura dökümleri ile iki adet 18.058 TL'lik senet asılları üzerinde yer alan ve "..." ismine atfen atılı imzaların davacı ...'e ait olup olmadığının tespiti amacıyla sunulan noter ve mahkeme belgelerindeki mukayese imzalar üzerinden laboratuvar ortamında büyüteç, stereomikroskop ve UV ışık kaynağı vasıtasıyla grafolojik ve kaligrafik inceleme yapıldığı, yapılan incelemede imzaların tersim tarzı, gramaların oluşturuluşu işleklik derecesi, süret ve baskı derecesi bakımından tam bir uyum gösterdiği, bu doğrultuda tetkik konusu fatura ve senetlerdeki imzaların davacı ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacın imza itirazının ve sahtelik iddiasının yerinde olmadığı, davacının 12.11.2016 tarihli ... ve ... sayılı fatura dökümleri ile iki adet 18.058 TL'lik senedi davalıya ödediğini ispat edemediği anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Tedbir kararı verilmediğinden davalının tazminat isteminin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 1.464,00-TL karar ve başvuru harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 4.600,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap olunan 21.028,54 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 8.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 1.350,00-TL tebligat gideri toplam 9.350,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı davanın miktarı ve niteliği itibariyle kesin olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!