Danıştayda İçişleri Bakanlığının pandemi dönemi Haziran normalleşme tedbirleri genelgesindeki sokağa çıkma, şehirlerarası seyahat ve iş yeri kısıtlamalarının temel hak ihlali iddiasıyla iptaline yönelik dava.
Özet: Bir vatandaş, İçişleri Bakanlığının pandemi döneminde sokağa çıkma kısıtlaması, şehirlerarası seyahat yasağı ve iş yeri faaliyetlerine yönelik tedbirleri içeren genelgesinin anayasal temel hak ve özgürlükleri kanunsuz şekilde kısıtladığı iddiasıyla iptalini talep etmiş; davalı Bakanlık ise genelgenin Sağlık Bakanlığının tavsiyeleri ve Umumi Hıfzıssıhha Kanununa dayanarak halk sağlığını koruma amacıyla çıkarılan, tek başına icrai nitelik taşımayan ve zaten büyük ölçüde uygulamadan kalkan tavsiye niteliğinde bir düzenleme olduğunu savunmuş, tetkik hakimi ise halk sağlığı için alınan bu tür tedbirlerin ilgili mevzuat uyarınca Sağlık Bakanlığının yetkisinde olduğunu belirtmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...DAVANIN KONUSU: İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün "Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri" konulu █████/2021 tarihli Genelgesinin "Sokağa Çıkma Kısıtlaması" başlıklı 1. maddesninin, "Şehirlerarası Seyahat Kısıtlaması" başlıklı 2. maddesinin ve "İş Yerlerinin Faaliyetleri" başlıklı 3. maddesinin iptali istenilmektedir.DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Genelge ile sokağa çıkma yasağı, şehirlerarası seyahat kısıtlaması ve iş yeri faaliyetlerinin sınırlandırılmasının Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlali niteliğinde olduğu, maske takma zorunluluğu ile kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği, sokağa çıkma yasağı, zorunlu karantina kararları ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlal edildiği, şehirlerarası gidiş gelişlerin yasaklanması ile yerleşme ve seyahat özgürlüğünün kısıtlandığı, camilerde namaz kılmanın yasaklanması ile ibadet özgürlüğü özgürlüğünün kısıtlandığı, okulların tatil edilmesi veya okula girişlerde gerek öğretmenlere gerekse de öğrencilere yönelik PCR/aşı zorunluluğu uygulaması ile eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiği, iş yerlerinin kapatılması ile çalışma özgürlüğünün kısıtlandığı, Anayasa'nın 13. maddesi ile temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği hususunun hüküm altına alındığı, üstelik kanunla temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına gidilse dahi bu kısıtlamaların Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, dava konusu Genelge ile temel hak ve özgürlüklerinin Anasaya'ya aykırı bir şekilde kısıtlandığı, oysa genelge yoluyla icrai nitelikte bir işlem tesis edilemeyeceği, ancak anılan genelgeler esas alınarak Türkiye genelinde bu hukuksuz uygulamaların yürürlüğe girdiği ve her vatandaş gibi şahsının da mağdur edildiği ileri sürülmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu Genelgenin, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu tarafından değerlendirilen tedbir, öneriler ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınan kararlar doğrultusunda düzenlendiği ve il/ilçe hıfzıssıhha meclislerince gerekli kararların alınması için Valiliklere gönderildiği, salgınla mücadele tedbirlerinin tavsiye niteliğinde olduğu, tek başına ilgililer üzerinde hukuki etki yaratan işlemler olmadığı, icrai nitelik taşımadığı, salgınla mücadele kapsamında öngörülen tedbirlerin, kişilerin yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkını korumak amacıyla 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27 ve 72. maddelerine dayanılarak alındığı, salgının seyri, vaka ve vefat sayıları, sağlık kuruluşları ve çalışanlarının durumu göz önünde bulundurularak uzman kişilerin görüşleri doğrultusunda süreç içerisinde belirli aralıklarla yeniden değerlendirme yapılarak somut duruma uygun ölçülü ve gerekli tedbirler alındığı, Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak hürriyetleri korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanın Devletin amaç ve görevi olduğu, kişilerin maddi ve manevi bütünlüğünü korumak ve geliştirmek amacıyla insanların toplu olarak bulunduğu yerler ve etkinliklerde aşılama ve bulaş riskini azaltma hususunda daha sıkı tedbirlerin alınması gerektiği, salgınla mücadele kapsamında yayımlanan Genelgenin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, ayrıca iptali istenen hususların, yurt genelinde, salgının seyri itibarıyla artık gerek kalmadığından, İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca alınan kararlar doğrultusunda uygulamadan kaldırıldığı, dolayısıyla davanın konusuz kaldığı göz önünde bulundurularak karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:...DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Genelgede öngörülen tedbirlerin, salgın hastalıkla mücadele ve genel sağlığın koruması amacıyla öngörülmüş olup, genel sağlığı koruma amacı taşıyan anılan düzenlemeyi yapmaya ilgili mevzuat hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu tartışmasızdır.1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 69. maddesi ile 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nde bütün idari makamların Sağlık Bakanlığının bu konuda alacağı tedbirlerin tatbik ve icrasında Sağlık Bakanlığı'na yardımcı olması öngörüldüğünden ve alınacak tedbirlerin tatbik ve icrası diğer Bakanlıkların kendi faaliyet alanına ilişkin düzenleme yapılmasını da gerektirebileceğinden, anılan düzenlemelerin Sağlık Bakanlığının diğer Bakanlıklarla birlikte alacağı kararlarla da icrası mümkün olabilecektir. Diğer Bakanlıklar ise ancak, anılan konuda Sağlık Bakanlığının alacağı tedbirlerin kendi faaliyet alanına giren kısımlarının tatbik ve icrasıyla sınırlı kalmak koşuluyla düzenleme yapabilecektir. Dava konusu Genelgede yer verilen tedbirlerin ise, yetkili Sağlık Bakanlığınca alınmış bir karar bulunmaksızın, İçişleri Bakanlığınca düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, dava konusu Genelgenin yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.Açıklanan nedenle, Genelgenin dava konusu edilen kısımlarının iptali gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI: ...DÜŞÜNCESİ :Dava, İçişleri Bakanlığının "Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri" konulu █████/2021 tarihli Genel Yazısı'nın 1., 2., ve 3. maddelerinin iptalleri istemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden, İçişleri Bakanlığının █████/2021 tarih ve 10530 sayılı Genel Yazısı ile 81 İl Valiliğinin talimatlandırılması suretiyle dava konusu düzenlemenin iptali istenilen hükümlerinin 1 Temmuz 2021 tarihi itibariyle uygulamadan kaldırıldığı, bu haliyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenle, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : İlk olarak Çin’in Vuhan Eyaleti’nde 2019 yılının Aralık ayında solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ülkemizde de ilk vakanın görüldüğü █████/2020 tarihinde, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiş, Sağlık Bakanlığı tarafından söz konusu Koronavirüs hastalığı ile mücadele için █████/2020 tarihinde Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu oluşturulmuştur.Davalı idare tarafından, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele amacıyla Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak, birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda dava konusu Genelge yürürlüğe konulmuş, bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:Anayasa'nın 56. maddesinde, "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir." hükmü yer akmaktadır.█████/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder: 1 - Doğumu (......) teshil ve çocuk ölümünü tenkis edecek tedbirler. 2 - Validelerin doğumdan evvel ve doğumdan sonra sıhhatlerinin vikayesi. 3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat. 4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü, 27. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmü; 28. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclislerinin mukarreratından mahalli vazifeler ve salahiyetler arasında bulunan işler vali veya kaymakam tarafından icra olunur ve istizana muhtaç olanlar kaymakamlıkça vilayetten ve vilayetçe Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletinden sorulur." hükmü; 57. maddesinde, "Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir." hükmü; 64. maddesinde, "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır." hükmü; 69. maddesinde, "Sari ve salgın bir hastalığın vukuu tahakkuk eylediği takdirde sıhhat memurları derakap lazım gelen tedbirlerin ittihazına ve bütün idari makamlar bu tedbirlerin tatbik ve icrası hususunda muavenete mecburdurlar." hükmü; 72. maddesinde, "57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur: 1- Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.2- Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı.3- Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri.4- Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı.5- Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri.6- Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i7- Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Dosyanın incelenmesinden, Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riski yönetme ve hastalığın yayılım hızını kontrol altında tutma amacıyla, salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra hayatın her alanına yönelik uyulması gereken kurallar ve önlemlerin, salgının genel seyrinin ve Sağlık Bakanlığı ile Koronavirüs Bilim Kurulunun önerilerinin değerlendirilmesi sonucunda, Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınan kararlar doğrultusunda belirlenerek uygulamaya geçirildiği, dava konusu Genelgenin de █████/2021 tarihinde Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde alınan kararlar doğrultusunda, Haziran ayı boyunca uygulanacak olan kademeli normalleşme sürecinin ikinci etabı kapsamında bir takım tedbirlerin alınmasına yönelik olduğu görülmektedir. Kamu düzeninin unsurlarından biri olan kamu sağlığının korunması amacıyla alınan tedbirler, idari kolluk tedbiri niteliğindedir. Anayasa'nın yukarıda metninde yer verilen, 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır.Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu Genelgenin, Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele kapsamında, vatandaşların sağlığını korumak amacıyla uygulamaya konulduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ile Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadeleye ilişkin olan tedbirlerin uygulanması amacıyla yürürlüğe konulan Genelgenin dava konusu edilen kısımlarının yukarıda belirtilen mevzuata ve kamu yararı ilkesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. DAVANIN REDDİNE,2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, fazla ödenen ... TL harcın davacıya iadesine,3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY :█████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 254. maddesinde, "(1) İçişleri Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır: a) Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu düzenini ve genel ahlakı, Anayasada yazılı hak ve hürriyetleri korumak, b) Sınır, kıyı ve karasularımızın muhafaza ve emniyetini sağlamak, c) Karayollarında trafik düzenini sağlamak ve denetlemek, ç) Suç işlenmesini önlemek, suçluları takip etmek ve yakalamak, d) Her türlü kaçakçılığı men ve takip etmek, e)Yurdun iç politikasına, il ve ilçelerin genel ve özel durumları ile ilgili değerlendirmeler yapmak ve Cumhurbaşkanına tekliflerde bulunmak, f) Ülkenin idari bölümlere ayrılması, il ve ilçelerin genel idarelerini düzenlemek, g) Nüfus ve vatandaşlık hizmetlerini yürütmek, ğ) Pasaport hizmetlerini yürütmek, h) Kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle verilen diğer görevleri yapmak." hükmüne; 352. maddesinde "(1) Herkesin bedenî, zihnî ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hâli içinde hayatını sürdürmesini sağlamak amacıyla, Sağlık Bakanlığının görev ve yetkileri şunlardır: a) Halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi için çalışmalar yapmak, b) Teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yürütmek, c) Uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesini önlemek, (...) " hükmüne yer verilmiştir. █████/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 3. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti bütçeleriyle muayyen hatlar dahilinde olarak aşağıda yazılı hizmetleri doğrudan doğruya ifa eder: (...) 3 - Memlekete sari ve salgın hastalıkların hulülüne mümanaat. 4 - Dahilde her nevi intani, sari ve salgın hastalıklarla veya çok miktarda vefiatı intaç ettiği görülen sair muzır amillerle mücadele..." hükmü yer almaktadır. Nüfusun büyük çoğunluğunu etkileyebilecek bir pandemi ihtimaline karşı kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gerekli tedbirlerin belirtildiği █████/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesinin 1. maddesinde, "Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının pandemiye yönelik görev ve sorumluluklarının belirtildiği "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" (Plan) www.grip.gov.tr adresinde yayımlanacak, konu ile ilgili ayrıntılı bilgilendirmeler ve güncel duyurular bu adresten düzenli olarak yapılacaktır." düzenlemesine; Genelge'nin son paragrafında da "Pandemi döneminde kamu hizmetlerinde herhangi bir aksaklığa yol açmayacak şekilde gerekli tedbirler alınacak, "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" ve "Pandemik İnfluenza İl Hazırlık ve Faaliyet Planı"nın uygulanması ve bu kapsamdaki görevlerin yerine getirilmesi konusunda Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatınca ihtiyaç duyulacak her türlü katkı ve destek bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle sağlanacaktır." düzenlemesine yer verilmiştir.Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet verilmesini sağlamak, Devletin görevleri arasında sayılmıştır. İdare, hastalıkların tedavi edilmesi amacıyla sağlık hizmeti sunmanın yanı sıra, gerekli tedbirleri alarak kamu sağlığını da korumak zorundadır. Kamu sağlığının korunmasında, Anayasa hükümleri ile birlikte temel mevzuat, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve █████/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesidir. Nitekim, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu sari ve salgın hastalıklarla mücadeleye ilişkin detaylı hükümler barındırmakta, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de halk sağlığının korunması Sağlık Bakanlığı'nın görev ve yetkileri arasında sayılmaktadır.1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümleri incelendiğinde; salgın hastalıkların belirli bir şehir ve mahal ile sınırlı olarak gerçekleşmesi halinde gerekli tedbirleri almak ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının görev ve yetkisi dahilinde kabul edilmiş; bu kararların icrası sırasında oluşacak tereddütlerin Sağlık Bakanlığınca giderilmesi uygun görülmüş; söz konusu hastalıkların birden çok bölgede veya yurt çapında etkili olması halinde ise, ilgili kişinin muayene edilmesi ve aşılanması dahil lüzumlu tedbirleri almaya Sağlık Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Ayrıca, bütün idari makamlar tedbirlerin uygulanmasında Sağlık Bakanlığına yardımcı olmakla yükümlü tutulmuştur. Dolayısıyla, yurt çapında etkili olan bir salgın hastalıkla mücadelede yetkili kurumun Sağlık Bakanlığı olduğu açıkça anlaşılmaktadır.Öte yandan, █████/2019 tarih ve 30744 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca ülkemizdeki tüm kişi, kurum ve kuruluşların influenza pandemisine hazırlık yapmaları ve pandemi durumunda koordinasyon içerisinde hareket etmelerine yardımcı olunması amacıyla Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı"nda, pandemi döneminde alınması gerekli önlemlerin Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanacağı düzenlenmiştir. Aynı Planda, pandemi yönetiminin planlanmasında ve pandemi durumunda sorumluluğun Sağlık Bakanlığında olduğuna, pandemi sırasında kurumlar arası koordinasyonun Ulusal Koordinasyon Kurulu tarafından sağlanmasına, valilikler tarafından Sağlık Bakanlığının direktifleri doğrultusunda karar alınması gerektiğine ve pandemi döneminde valilik ve yerel yönetimlerin koordine edilmesi konusunda İçişleri Bakanlığının yetkili olduğuna da yer verilmiştir.İdare Hukuku'nda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel unsurunu oluşturan "yetki", yasayla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare Hukukunda "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna”dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca yasayla gösterilen hallerde ve yine yasayla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle "yetki", yasanın açık izni olmadan devredilemez ve Anayasa'nın 123. maddesi uyarınca, kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenmek durumunda olan idarenin kendi düzenleme yetkisi de yasalarla sınırlı olduğundan, yetki kuralları genişletici yoruma tâbi tutulamaz. Dava konusu Genelgede öngörülen tedbirlerin, salgın hastalıkla mücadele ve genel sağlığın koruması amacını taşıdığı açıktır. Bu nedenle, genel sağlığı koruma amacı taşıyan anılan düzenlemeyi yapmaya 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve yukarıda aktarılan diğer mevzuat hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığının yetkili olduğu tartışmasızdır.1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 69. maddesi ile 2019/5 sayılı ve "Küresel Grip Salgını (Pandemi)" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde bütün idari makamların Sağlık Bakanlığının bu konuda alacağı tedbirlerin tatbik ve icrasında Sağlık Bakanlığı'na yardımcı olması öngörüldüğünden ve alınacak tedbirlerin tatbik ve icrası diğer bakanlıkların kendi faaliyet alanına ilişkin düzenleme yapılmasını da gerektirebileceğinden, anılan düzenlemelerin Sağlık Bakanlığının diğer bakanlıklarla birlikte alacağı kararlarla da icrası mümkün olabilecektir. Diğer bakanlıklar ise ancak, anılan konuda Sağlık Bakanlığının alacağı tedbirlerin kendi faaliyet alanına giren kısımlarının tatbik ve icrasıyla sınırlı kalmak koşuluyla düzenleme yapabilecektir. Dava konusu Genelgelerde yer verilen tedbirlerin ise, yetkili Sağlık Bakanlığınca alınmış bir karar bulunmaksızın, İçişleri Bakanlığınca düzenlendiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla, dava konusu Genelgenin yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.Öte taraftan, yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olan Genelgenin dava konusu edilen kısımlarının kanunilik ilkesine uygun olup olmadığı yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, Genelgenin dava konusu edilen kısımlarının yetki yönünden iptali gerektiği oyuyla davanın reddine dair çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY :Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin niteliği" başlıklı 12. maddesinde, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmü; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.█████/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27. maddesinde, "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmü; 57. maddesinde, "Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi - paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) - bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak'ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir." 72. maddesinde, "57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur: 1- Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı. 2- Hastalara veya hastalığa maruz bulunanlara serum veya aşı tatbikı. 3- Eşhas, eşya, elbise, çamaşır ve binaların ve fennen intana maruz olduğu tebeyyün eden sair bilcümle mevaddın fenni tathiri. 4- Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı. 5- Memleket dahilinde seyahat eden eşhasın icap eden mahallerde muayenesi ve eşyalarının tathiri. 6- Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i. 7- Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi." düzenlemesine yer verilmiştir.Davalı idare tarafından, Koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele amacıyla yürürlüğe konulan "Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri" konulu Genelge'nin "sokağa çıkma kısıtlaması", "şehirlerarası seyahat kısıtlaması" ve "iş yerlerinin faaliyetleri" kısımlarında Anayasa’nın ikinci kısımında yer alan temel hak ve ödevlerin bir kısmının sınırlandırıldığı, dolayısyla bu haklara müdahale edildiği görülmektedir.Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük şartlarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir. Bu bakımdan öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.Temel hak ve hürriyetlere müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı müdahalenin kanuni dayanağının bulunmasıdır. Bu gereklilik, uyuşmazlıklarda uygulanacak hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını zorunlu kılmaktadır. Türk anayasal sisteminde hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı düzenleme yapma yetkisi yasama organına aittir. Hak ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir kanunun kapsamını genişletici yorum ve uygulamalar, kanun koyucunun getirmediği bir sınırlandırmanın idari ve yargısal makamlarca ihdas edilmesi sonucunu doğurabilir. Bu açıdan hak ve özgürlükleri sınırlandıran kurallara ilişkin yorum ve uygulamaların kuralın kapsamını genişletici nitelikte olmaması ve öngörülebilir sınırlar içinde kalması önem taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle derece mahkemelerinin hak ve özgürlükleri sınırlayıcı kuralların kapsamının geniş yorumlanması hususunda oldukça ihtiyatlı davranması gerekir. (Anayasa Mahkemesi B. No: ██████████, █████/2020 tarihli kararı)Davalı idare tarafından, COVID-19 salgınının önlenmesi amacıyla temel hakların kısıtlanmasına ilişkin tedbirlerin, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27 ve 72. maddelerine dayanılarak, idari bir karar doğrultusunda alındığı ve uygulandığı anlaşılmaktadır. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 27 ve 72. maddelerinde yer alan düzenlemenin söz konusu tedbirlerin alınması için kanuni bir dayanak oluşturduğu belirtilmişse de, anılan Kanun hükümleri incelendiğinde, salgın hastalıkların belirli bir şehir ve mahal ile sınırlı olarak gerçekleşmesi halinde gerekli tedbirleri almak ilgili Umumi Hıfzıssıhha Kurullarının görev ve yetkisi dahilinde kabul edildiği, bu kararların icrası sırasında oluşacak tereddütlerin -günümüzdeki ismiyle- Sağlık Bakanlığınca giderilmesine ilişkin yükümlülükleri içerdiği, ancak bu kapsamda alınacak tedbirlere ilişkin idareye sınırı olmayan ve temel hak ve hürriyetlere müdahale niteliğinde bir yetki tanınmadığı, dolayısıyla söz konusu hükümlerin uyuşmazlık konusu Genelge'de öngörülen tedbirlere kanuni dayanak olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Bu açıklamalara göre, somut olayın şartlarında kapsamı ve süresi öngörülebilir olmayacak şekilde idari makamlar tarafından, Anayasa’nın ikinci kısımında yer alan temel hak ve ödevlerin bir kısmının kısıtlanmasına imkân veren açık bir düzenlemenin olmadığı, söz konusu kısıtlamaların idari tedbir niteliğindeki yazılar doğrultusunda uygulandığı, temel hak ve hürriyetleri sınırlandırılan bir tedbirin, demokratik toplum düzeninin korunması bakımından ne kadar gerekli ve ölçülü olursa olsun salt idari bir işleme dayanıyorsa bu tür bir müdahalenin kanunilik şartını sağladığından söz edilemeyeceği. başka bir deyişle tedbire karar veren idarenin takdir alanı içinde olmayan bir konuda idari kararla temel hak ve hürriyetler sınırlandırılamayacağı, farklı bir anlatımla idarenin kanuni bir dayanak olmadan ilk elden temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmasının düşünülemeyeceği, aksi durumda, kanun koyucunun getirmediği kısıtlamaların idari makamlarca oluşturulmasına ve uygulanmasına neden olabileceği gibi, kısıtlamaların muhatabı olan bireylere yönelik keyfî uygulamaların yaygınlaşmasına ve bu kişilerin kamu otoritelerine karşı güvencesiz bir konuma düşmesine yol açabileceği açıktır.Bu durumda, temel hak ve hürriyetlere müdahaleye ilişkin düzenlemeler içeren Genelgenin, kanuni dayanağı bulunmadığı, salt idari makamların kararına dayandığı, dolayısıyla Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Genelgenin dava konusu edilen kısımlarının iptali gerektiği görüşüyle davanın reddine dair çoğunluk kararına katılmıyorum.