İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ihracat kredisi bakiye alacağının tahsili için itirazın iptali davasında verilen ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davalı tarafından, davacı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince kabul edilmesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusuna ilişkindir; davacı banka, davalıya kullandırılan 1.378.000 Euro tutarındaki ihracata yönelik işletme sermayesi kredisinden kaynaklanan borcun temerrüde düşmesi ve üçüncü tarafça yapılan 897.838,13 Euro ödemesine rağmen yaklaşık 266.000 Euro anapara ile faiz ve BSMV alacağının kaldığını iddia ederken, davalı ise bankanın ödemeyi mevzuata aykırı muhasebeleştirdiğini, borcu bulunmadığını ve temerrüde düşürülmediğini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:26.10.2022NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVA:İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı arasında imzalanan 10.01.2017 tarihli 41 sayılı, 19.03.2018 tarihli 1 sayılı genel kredi sözleşmeleri ile 10.01.2017 ve 19.03.2018 tarihli taahhütnameler çerçevesinde davalıya 12.01.2017 tarihinde ... kredi referans numaralı 1.378.000 Euro tutarlı ihracata yönelik işletme sermayesi kredisinin ... kefaleti ile kullandırıldığını, davalının ihtara rağmen borcunu ödememesi üzerine, müvekkilince ...'den tazmin talep edildiğini, ... tarafından 14.07.2020 tarihinde 897.838,13 Euro (14.07.2020 ödeme tarihindeki ...bank Euro satış kuru 7,7791TL Türk Lirası karşılığı 6.984.372,57 TL) ödeme gerçekleştirildiğini, davalının 12.01.2017 tarihinde kullandığı 1.378.000,00 Euro krediye ait, ... tarafından yapılan tazmin sonrası kalan borcun kat edilme tarihinin 31.10.2019, kat tarihindeki risk bakiyesisinin 1.130.206,43 Euro, ... tarafından ödeme yapılan tarih ve tutarın 14.07.2020 tarihindeki 897.838,13 Euro, ... ödemesinin yapıldığı tarihteki risk bakiyesisinin 1.163.990,77 Euro, ... ödemesi mahsubu sonrası kalan risk bakiyesinin 266.152,65 Euro olduğunu, takip tarihi itibariyle 266.152,65 Euro anapara, 6.903,33 Euro faiz, 345,17 Euro BSMV toplamı 273.401,15 Euro alacak bulunduğu, ... tarafından yapılan ödemenin davalının kredi riskinden mahsubu sonrasında bakiye kredi alacağı ve ferilerinin tahsili amacıyla İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, itirazın aksine davalının kredi borcunu ödemediğinin, genel kredi sözleşmeleri, taahhütname, kredi kullandırım dekontları, EFT ve havale dekontları ile belirli olduğunu, müvekkili bankanın 3332 sayılı Kanun çerçevesinde çıkarılan ████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararındaki esaslara göre sermayesinin tamamı Hazineye ait bir kamu bankası olduğunu ileri sürerek, takibe yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, ... referans numaralı krediye ilişkin olarak ... tarafından davacıya 14.07.2020 tarihinde ödeme yapıldığından takip konusu ... referans numaralı krediden dolayı müvekkilinin borcu bulunmadığı, bu kredinin ... AŞ'nin teminatı altında olduğunu, davacının kabul ettiği üzere ... tarafından 14.07.2020 tarihinde davacıya ödeme yapıldığını, davacının ...'den talepte bulunulduğunu, ...'nin de davacının talepte bulunduğu tutarı davacıya ödediğini, müvekkilinin ... kredi referans numaralı krediden dolayı daha fazla borcu olsa idi davacının bu miktarı da ...'den talep edeceğini ve ...'nin kefaleti nedeniyle tüm tutarı ödeyeceğini, davacının ... ödemesini mevzuata aykırı şekilde ve müvekkilinin aleyhine muhasebeleştirerek alacak iddiasında bulunduğunu, oysa davacının ...'den alacağı kadar talepte bulunduğunu ve alacak tutarının ... tarafından ödendiğinin bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını, müvekkilinin takip öncesi temerrüde düşürülmediğini, takip konusu edilen alacak nedeniyle müvekkiline bir ihtarname gönderilmediğini ve bu konuda bir talep de olmadığı savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Yapılan incelemede davacı banka ile davalı arasında 10.01.2017 tarih 41 sayılı ve 19.03.2018 tarih 1 sayılı genel kredi sözleşmeleri ile 10.01.2017 tarih ... numaralı 1.378.000 Euro tutarlı ihracata yönelik işletme sermeyesi kredisi kullandırıldığı, kredi sözleşmesinin 4.2. Maddesi gereği davacı bankanın talep ettiği temerrüt faizi oranının sözleşmeye uygun olduğu anlaşılmıştır. Yapılan incelemede 1.378.000 Euro tutarlı kredinin ilk 3 taksidinin ödendiği, kalan taksitlerin ödenmemesi nedeni ile davacı bankanın hesabı kat ettiği, hesap kat tarihi itibarı ile davacı banka alacağının 1.132.114,80 Euro olduğu, ... tarafından 14.07.2020 tarihinde 897.838,13 EURO ödeme yapıldığı, takip tarihi itibarı ile davacı bankanın davalıdan talep edebileceği asıl alacağın 266.223,53 Euro, işlemiş faiz alacağının 6.905,17 Euro olduğu, bsmv alacağının da 345,26 Euro olduğu, davacı bankanın ise icra takibinde 266.152,65 Euro asıl alacak, 6.903,33 Euro işlemiş faiz ve 345,17 Euro Bsmv talep ettiği görülmüştür. Kredinin ilk 3 taksidi sonrası davalının bir ödeme yapmadığı tespit edilmiş kredi sözleşmesinin 5.5. Maddesi gereği davacı banka kayıtları nazara alınarak davacı alacağı hesaplanmıştır. Davalı yanca bir ödeme yapıldığı iddia ediliyorsa yazılı delille ispat edilmelidir. Davalı yanca bu yönde yazılı bir delil ibraz edilmemiştir. Davalı yanca cevap dilekçesinde takip öncesi temerrüde düşürülmediklerini, ihtar gönderilmediğini ve ... ödemesi sonrası davacı alacağının kalmadığı yönünde savunma yapılmıştır. Davalının bilirkişi raporlarına itirazları da aynı mahiyettedir. Her ne kadar davalı yanca ... tarafından davacıya ödeme yapıldığı bu nedenle davacı alacağı kalmadığı savunulmuş ise de ... tarafından yapılan ödeme mahsup edildikten sonra davacı alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Keza yine her ne kadar davalı yanca takip öncesi müvekkilinin temerrüde düşürülmediği, ihtar gönderilmediği iddia edilmiş ise de yapılan incelemede kat ihtarının davalıya 31.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 2 iş günü sonrası davalının 03.01.2020 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır.Bu nedenle itirazlara itibar edilmemiştir. YHGK'nın 17.10.2012 tarih ve 2012/9-838 E., ████████ K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; genel bir kavram olarak “... (...) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” ... bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, ... bir alacaktan söz edilemez (YHGK'nın 14.07.2010 gün ve ███████-376 E. 397 K. sayılı ilamı). ... alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likit olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi halinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likit olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likit sayılmaması doğru olmayacaktır. (Kuru, Arslan, Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, s. 737, 740). (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi █████████ E, 2020/1 K. Sayılı ilamı, benzer gerekçeler için bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi ██████████ E, █████████ K. Sayılı ilamları ) Somut olayda Alacak likit ve davalı itirazında haksızdır. Nitekim davacıya yapması gereken ödeme davalı yanca belirlenebilir durumdadır.Kullandığı kredi miktarı belli olup, ödemediği taksit sayısı da davacı yanca bilinmektedir. ... tarafından yapılan ödeme de bellidir. Keza davalının temerrüde düştüğü tarih de yine bellidir..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeni ile asıl alacak olan 266.152,65 Euro üzerinden % 20 oranında hesaplanan 475.923,52 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin takibe konu edilen alacak nedeniyle borçlu olmadığını, mahkemece ...'nin kredi ilişkisindeki konumunun yeterince değerlendirilmediğini, ...'nin orta ve küçük ölçekli işletmelere sağlanacak kredilerde kefil olarak teminat yetersizliği olan işletmelerin krediye erişimini sağladığını, ...'nin bir kefalet kuruluşu olarak faaliyet konusunda kredi tahsisi hususunun yer almadığını, ancak ...'ler lehine kefil olmak suretiyle ...'lerin kredi ve destek kullanımını kolaylaştırdığını, kredi taleplerinde ...'nin bankalardan ayrı bir istihbarat faaliyeti yürüttüğünü, ...bank kredilerine özgü olarak ...'nin kefalet limitinin %100 olduğunu, ...'nin, bankalar ile risk paylaşımı esasına göre çalıştığı için bankalardan kullanılacak kredilere kısmi kefalet, ..., ... ve ... gibi kuruluşlar ile ...bank'tan kullanılacak kredilere ise tam kefalet verdiğini, ...'nin ..., ... ve ... gibi kuruluşların ...'lere verdiği kamusal destekler ile ...bank'tan kullanılacak krediler için kefalet limitlerini geçmemek kaydıyla kredi/destek tutarının tamamı üzerinden kefil olabildiğini, ancak bankalarla risk paylaşımı esasına göre çalışıldığını ve kredi tutarının belli bir oranına kadar kefil olduğunu, bankalarca kullandırılacak kredilerin kefaletinin kapsamında ..., ...'lerin kredi değerliliğinin tespitinde öncelikli olarak bankanın görüşünü önemsediğini, bu bakımdan davacı ...bank'ın kullandırılan kredilerinin tamamının kefalet kapsamında olduğunu, bankanın dosyaya sunmadığı ve bilirkişinin de inceleyerek raporuna yazmadığı banka kayıtları arasında yer alan “Kredi Geri Ödeme Kefalet Mektubu” içeriğinde de kefalet tutarının davacı bankanın iddia ettiği gibi 897.838,13 Euro olmayıp 1.410.000,00 Euro olduğunu, buna ilişkin belgenin bankadan haricen alınarak dosyaya sunulduğunu, (12.01.2017 tarihli, 1606 sayılı, ... kefalet nolu ... Mektubu fotokopisi) Hesap kat tarihindeki ..bank risk bakiyesinin 1.130,206,43 Euro olduğunu ve bu miktarın kefalet limitinden az olduğunu, açıklandığı üzere ...'nin genel olarak kredilere % 80 oranında kefil olduğunu, Bakanlar Kurulu ve Cumhırbaşkanı kararlarıyla bu oranın bazen %85 oranına çıkabildiğini, ancak ..., ... ve ... gibi kuruluşlar ile ...bank'tan kullanılacak kredilere ise tam kefalet verildiğini ve dava konu kredinin %100 oranında ... kefaleti kapsamında olduğunu, müvekkiline kullandırılan“İhracata Yönelik İşletme Sermayesi Döviz Kredisi” bakımından ... desteğinin %100 olduğunu, buna rağmen bilirkişinin kullanılan kredinin ...bank kredisi olduğuna değinmediğini, bu kredi türünün ... tarafından %100 teminat altında olduğunun hiç değinilmediğini, bu husus davalı tarafından ileri sürülmesi dahi uzman olan bilirkişinin bu farkı bilerek, ekte sunulan ... kefalet mektubu dahilinde inceleme yapması gerektiğini, bu tür bir inceleme içermeyen raporun eksik ve usulsüz olduğunu, bankanın tüm alacağı için ...'den tazminat talebinde bulunması gerekirken %80 eranında tazmin talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bankanın operasyonel bir hata sonucu eksik tazmin talebinde bulunmasının sonuçlarına katlanması gerektiğini, davacının tüm itirazlarına rağmen neden kısmi tazmin talebinde bulunduğunu açıklayamadığını, ... kefaletinin tamamı için başvurulmamasının ... ile davacı banka arasındaki sözleşmeye, ... mevzuatına, İİK'nın 45. maddesine, ... destekli kredilere uygulanan istisna hükümlerine ve avanajları hükümlerine, bu kapsamda ... ile davacı banka arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, bu durumun ...'ye hem de temerrüt nedeniyle daha fazla faiz ödeyecek olan müvekkili için zarar olduğunu, bu alacağın bir ön önce ...'den tahsili ile yeniden krediye dönüştürülmesinde kamu yararı da bulunduğunu, bankanın haksız uygulaması ile müvekkilinin ... nezdindeki ipotek, işletme rehni gibi tüm teminatlarının bloke olması suretiyle atıl kalmasına, zamanında paraya çevrilememesine neden olduğunu, ...'nin alacağının tamamı için bu teminatlara şu an başvurulamamasına dair bir fiili durum oluştuğunu, mahkemenin kamu bankası iddiasının etkisinde kaldığını, oysa davacı bankanın özel hukuk hükümlerine göre işletildiğini, bankanın tüm alacağı için ...'den talepte bulunmasının sözleşmesel bir zorunluluk olduğunu, bu şekilde tüm teminatları elinde bulunduran ... tarafından alacağın daha hızlı tahsiline ve bir an önce yeni Hazine destekli kredilere dönüşmesine yönelik olarak bir zorunluluk olduğunu, bankanın operasyonel hatası nedeniyle ... bilançosunun risk tarafında eksik görünmesine ve ...'nin kredi kefalet politikasının doğru olarak oluşturulması ve risk analizi tarafında hatalı bilançoya yol açıldığını,Diğer yandan İİK'nın 45.maddesinin mahkemece dikkate alınması gerektiğini, bu hükme göre alacaklı ile borçlunun rehnin tesis anında anlaşmak suretiyle rehin sözleşmesine koyacakları özel bir hükümle dahi alacaklının ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmadan doğrudan haciz veya iflas yoluna başvurabileceğini kararlaştıramayacağını, oysa bankanın operasyonel hata yapılmamış olsa idi ... tarafından yapılan mevcut takipte İİK'nın 45.maddesi uyarınca ticari işletme rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip kapsamında takibe dahil olacak olan davacı bankanın takibe konu ettiği eksik tazmin dışında kalan bu alacak dolayısıyla müvekkil hakkında bu takibin yapılmayacağını, müvekkilinin ayrıca haciz tazyiki altında kalmayacağını, bu nedenle ticari hayatını devam ettirebileceğini, muhtemelen ...'ye olan borcunu da ödeyebileceğini, müvekkilinin mevcut teminatlarına nazaran İİK'nın 45.maddesi hükmünden yararlanılmasının bankanın operasyonel hatası nedeniyle mümkün olamadığını, Yukarıda belirtilen dört ayrı hususa göre davacı banka tarafından ... kefaletine dilediği kadar başvurmak veya hiç başvurmamak gibi bir tercih olanağı bulunmadığını, aksine tüm kefalet limitine alacağı kadar başvurulmasının zorunlu olduğunu, bankanın yargılama sırasında da bu hatasını düzeltmediğini, bu hatanın ihmalden çıkıp kasıt halini aldığını,Hükme esas alınan raporların yetersiz olduğunu, bilirkişi kurulu oluşturmak yerine emekli banka müdürü olan ve bu kredi konusunda uzmanlığı bulunmayan tek bilirkişiden rapor alınmasının hatalı olduğunu, bilirkişinin ... Mektubunu ve banka ile ... arasında imzalanan çerçeve sözleşmesini ve tazmin talep yazısını dahi araştırmadığını, bu belgeler olmadan inceleme yapılamayacağının rapora yazılmadığını, bilirkişinin esasında ...bank'ın ... garantili kredi sistemini bilmediğini, ayrıca ... garantili krediler yönünden genel mevzuat ve uygulama bilgisinin olmadığını, bu nedenle biri bu krediler türünde uzman bir kişiden oluşmak üzere bir kuruldan rapor alınması gerektiğini, bilirkişin bu şekilde inceleme yaparak davacı tarafça kasten sunulmayan belgeleri tesbit edip asıl raporunu hazırlamadan önce ön rapor hazırlayacağına müvekkile karşı hukuki argüman üretmeye çalıştığını, bilirkişinin kur farkına dair değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, hesabın kat edilmesinden sonra kur farkı tahakkuk ettirilemeyeceğini, ...ile banka arasındaki çerçeve sözleşmeni davacı bankadan istenmediğini, bankadan haricen temin edilen 12.01.2017 tarihli 1606 sayılı ... kefalet nolu ... Mektubu fotokopisinin mahkeme bankadan istenmediğini, bankadan ...'ye karşı yöneltilen tazmin talep yazısı metninin de istenmediğini, kredi tesis şartlarını içeren ve kredinin hangi teminat dahilinde kullanıldığını tevsik eden, dolayısıyla ... tarafından %100 garanti dahilinde kredinin teminat altına alındığını gösteren kredi tebliğ mektubunun celbi gerektiğini, alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirmesi nedeniyle inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, taraflar arasında düzenlenen ve ... kefaletiyle kullandırılan genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalıya kullandırılan kredilerin geri ödenmeyen kısımlarının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.28.03.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 20/1. maddesinde, finansman imkanlarını geliştirmek ve kredi sisteminin etkin işlemesine katkı sağlamak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler ile ticari işletmelere kredi garantisi veren kredi garanti kurumlarına 100 milyar Türk lirasına kadar nakit kaynak aktarmaya ilişkin düzenleme yapılmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında da, bu madde kapsamında nakit kaynak ve/veya özel tertip Devlet iç borçlanma senedi aktarılacak kredi garanti kurumlarının belirlenmesine, aktarılacak kaynağın kullandırılmasına ve bu maddenin birinci fıkrasında belirlenen tutar dayanak gösterilerek söz konusu tutarın 10 katını aşmamak üzere bu kurumlarca verilebilecek kefaletin bakiye tutarına ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulunca belirleneceği düzenlenmiştir. 4749 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine dayanılarak çıkarılan Kredi Garanti Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 6/1. maddesi, temerrüt sonrası takip süreçleri kredi verenlerce yürütülür, ...bank aracılığıyla %100 kefalet sağlanan ihracatçı kredilerinin temerrüt sonrası takip işlemleri kurum tarafından yürütülür şeklinde düzenlenmiştir. Kararın 3/1-g maddesinde ise kurum, müsteşarlık ile protokol imzalanması şartı ile ...'nin kurum olarak tanımlandığı anlaşılmaktadır. ... kefaletiyle kullandırılan kredi bakımından uygulanması gereken 26.12.2017 tarih ve ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 31.10.2016 tarihli ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ... Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar'ın 3. maddesinin 1. Bendinde, yukarıda belirtilen █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 6.maddesi değiştirilmiştir. Bu değişikliğe göre tüm ... destekli kredilerde temerrüt sonrası takip süreçlerinin kredi verenlerce yürütüleceği, 5. bendinde ise temerrüt durumunda teminatların nakde çevrilmesine ve kanuni takibe ilişkin işlemlerin kredi verenler tarafından yürütüleceği, elde edilen tahsilatın, tazmin edilen kefalet oranında ...'ye aktarılacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda borçlunun temerrüdü halinde bankanın ...'den tazmin ettiği tutar yönünden de takip işlemlerinde kredi veren banka yetkili kılınmıştır. Bu durumda, uygulanması gereken 26.12.2017 tarih ve ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 31.10.2016 tarihli ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 6.maddesine göre temerrüt halinde tahsilat ve teminatların nakde çevrilme işlemlerinin kredi veren bankaca yerine getirilmesi gerekmektedir.Bilindiği gibi ..., ...ve bu vasfında sayılan esnaf ve sanatkarlar, serbest meslek mensupları, kooperatifler (arsa ve konut yapı kooperatifleri hariç), çiftçi statüsündeki gerçek ve/veya tüzel kişi işletmelere bankalarca kullandırılacak krediler için, kredi kullananların teminatlarının yetersiz olması halinde, işletmelerin devamının sağlanması için bir kefalet sağlanması amacıyla kurulmuştur. Böylece bankalar, alacaklarını ...'nin kefaletiyle teminat altına almakta ve işletmeler de ihtiyaçları olan işletme kredilerine kavuşabilmektedir. Görüldüğü gibi ...'nin kredi sözleşmesindeki rolü banka alacağının ödenmesinin kefalet yoluyla teminidir. Borçlunun temerrüdü sonrası ... tarafından bir ödeme yapılması halinde de yapılan bu ödemeler kredi veren bankalarca borçludan tahsil edilerek ...'ye ödenecektir. Yukarıda belirtilen mevzuatla kurulan sistem esasında, borçlu işletmelere karşılıksız bir kredi teminini amaçlamamaktadır. Buradaki amaç, ...'nin kefaleti ile kredi alınmasının sağlanması ve borçların, kredi borçlularınca vadesinde ödenmesidir. Aksi kabul, ... kefaletiyle kullandırılan kredilerin, bir nevi borçlu şirketlere bağışlanması yolunu açacağı ve ciddi eşitsizlikler ile kamu zararları doğuracağı açıktır.Taraflar arasında düzenlenen 10.01.2017 tarih 41 sayılı ve 19.03.2018 tarih 1 sayılı genel kredi sözleşmeleri ile 10.01.2017 tarih 34704/3 Kredi Referans numaralı 1.378.000 Euro tutarlı ihracata yönelik işletme sermeyesi kredisi kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Kredi sözleşmesinin 4.2. maddesi gereği davacı bankanın talep ettiği temerrüt faizi oranının sözleşmeye uygundur. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen Bakırköy ...Noterliğinin 27.12.2019 tarih ve ... yevmi numaralı ihtarı ile hesap kat edilmiştir. Kat ihtarının aynı tarihte tebliğ edildiği, dava dilekçesine ekli tebligat mazbatasından anlaşılmaktadır. Kat ihtarı ile toplam 1.378.000 Euro tutarlı kredinin ilk 3 taksidinin ödendiği, kalan taksitlerin ödenmemesi nedeni ile davacı bankanın hesabı kat ettiği, hesap kat tarihi itibarı ile davacı banka alacağının 1.132.114,80 Euro olduğu bildirilmiştir. ... tarafından 14.07.2020 tarihinde 897.838,13 Euro ödenmiştir. Yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararına göre davacı bankanın bu miktarı da tahsil etmesi gerekmektedir. Bankanın takip konusu yaptığı miktarı ...'den tahsil etmediği açıktır. Esasen davacı kredi alacağını ...'den tahsil etse bile, tahsil edileen miktarlar yönünden, ...'nin ödediği miktarı kredi borçlusundan tahsil ve ödemesi oranında ...'ye verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu itibarla, bankanın ...'den kefalet nedeniyle tahsil etmediği tutarı kredinin asıl borçlusundan tahsil etmesi yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu kararına uygun olduğu gibi, borçlu ve kefilin hukuki sorumluluğuna ilişkin TBK ve TTK' hükümlerine de uygundur. İlk derece mahkemesince incelemenin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel bilgi ile çözülemeyecek olması nedeniyle HMK'nın 266.maddesine göre bankacılık konusunda uzman bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişinin, banka kayıtları üzerinde yaptığı inceleme ile bankanın tahsil edilmemiş kredi borcu belirlenmiş, temerrüt tarihi de tespit edilerek sözleşmeye göre belirlenen temerrüt faizi uygulanmıştır. Bilirkişinin düzenlediği rapor dosya kapsamındaki delillere uygun olup, bilirkişinin mesleki yetersizliğine ilişkin bir kanıt da bulunmamaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesine karar verilmesi halinde HMK'nın 267.maddesine göre bilirkişi olarak, yalnızca bir kişi görevlendirilebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür. Ancak bilirkişinin uzmanlık alanı ve delillerin değerlendirilerek rapor düzenlenmesi karşısında mahkemenin bu takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporuna göre takip tarihi itibarı ile davacı bankanın davalıdan talep edebileceği asıl alacağın 266.223,53 Euro, işlemiş faiz alacağının 6.905,17 Euro, BSMV alacağının345,26 Euro olduğu, bankanın takipte 266.152,65 Euro asıl alacak, 6.903,33 Euro işlemiş faiz ve 345,17 Euro BSMV talep ettiği belirlenmiştir. Kredinin ilk 3 taksidi sonrası davalının bir ödeme yapmadığı, kredi sözleşmesinin 5.5. maddesi gereği davacı banka kayıtları nazara alınarak davacı alacağının hesaplandığı belirlenmiştir. Davalı bunun dışında bir ödeme yapmamıştır. Davalı vekili, ...'nin kefalet limitinin bankanın talep ettiği toplam alacaktan daha fazla olduğu, talep edilmesi halinde ...'nin 12.01.2017 tarihli kredi geri ödeme kefalet mektubunda belirtilen 1.410.000 Euro ödeme yaparak, bu miktarı ...'ye verilen teminatlardan tahsil edeceğini, bu nedenle davalı hakkında İİK'nın 45.maddesine göre takip başlatılamayacağını savunmaktadır. Öncelikle, yukarıda açıklandığı üzere, ...'nin kefaleti ile kredi verilmesi halinde, bu kefalet esasında kredi borçlusunun krediye erişimini, bankanın da kredi alacağının ödenmesini garanti etmektedir. ...'nin kuruluş amacı, kredi borçlusunun ödeme yapmadan diğer esnaf ve tacirlere göre avantajlı bir konum elde etmesi değildir. ...'nin ödeme yapması halinde de bu ödemeler kredi verence borçludan tahsil edilecektir. Bankanın talebi, ...'nin ödemediği kısma ilişkindir. Davalının teminat limitinin yüksek olduğuna ilişkin bir talebi varsa, ...'ye başvurarak, banka borcunun ödenmesini istemesi mümkündür. Bu halde dahi banka ...'nin ödediği miktarı, kredi borlusundan tahsil etmesi gerekmektedir. Eldeki davada İİK'nın 45.maddesinin uygulanmasını gereken bir durum bulunmamaktadır. Kredi borçlusu olan davalı, kredi borcunu zamanında ödemeyerek, hesabın kat edilmesine ve temerrüt faizi ödemesine neden olmuştur. Hesabın katı ile birlikte temerrüt faizi uygulanacağından, kat tarihinden sonra paranın ... tarafından ödenmesi halinde dahi borçlu temerrüt faizinden sorumlu olacaktır. İlk derece mahkemesince taraflara hukuki dinlenilme hakkı tanınarak gösterilen delillerin toplandığı, kredi sözleşmesi ile ...'ye ilişkin mevzuat çerçevesinde uyuşmazlığın incelenerek, davalının genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen borcunun belirlendiği, gerek ...'ye ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ve gerekse kefaletin feriliği gereğince, ...'den tahsil edilmeyen kredi borcunun asıl borçludan istenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, borcun ödendiğinin davalı tarafından savunulmadığı, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 144.356,19 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.