İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından otoyol geçiş ücreti ve cezalarına ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davasında görev ve yetki itirazlarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bir şirket, davalıya ait araçların ücretli otoyollardan ihlalli geçişleri sonucu oluşan ödenmemiş geçiş ücretleri ve cezaların tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuyla davalının borçlu olduğunu tespit ederek, görev ve yetki itirazlarını reddedip, itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermiştir, ancak davalı vekili, hukuki ilişkinin tüketici hukukuna tabi olduğunu ve davanın yetkisiz/görevsiz mahkemede açıldığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2021
NUMARASI: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin işletmesi altında bulunan köprü ve otoyolları kullanan davalının, kullanım ücretini ödemediğini, davalı aleyhinde.... İcra Müdürlüğünün ... E. Esas dosyası sayılı takip dosyası ile alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, müvekkil şirketin muaccel hale gelen alacağını teminen İİK'nın 257 vd.maddeleri uyarınca davalı üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve araçlar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yetecek kısmının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine başlatılan icra takip dosyasına süresinde borca ve yetkiye itiraz edildiğini, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, yetkili icra dairesinin...İcra Müdürlüğü olduğunu, davacının usul hukukuna aykırı işlem yaptığını, bu davaya bakmakla görevli mahkemenin...Tüketici Mahkemeleri olduğunu, görevsiz mahkemede dava açıldığını, davacı tarafından müvekkiline takip başlatılmadan önce usulüne uygun ihtar çekilmediğini, takip talebi, ödeme emrinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından müvekkiline ait araçların ve plakaların, hangi tarihlere ait ihlalin yapıldığını ve bunları kanıtlayan belge ve kayıtların icra dosyasına sunulmadığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, davacının alacağını ispat edemediğini, davacının kötü niyetle ve haksız kazanç elde etme amacıyla takip başlattığını beyanla davanın reddine, davacının müvekkiline %20'en az olmamak üzere kötü niyet tazminat ödemesine hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Kütahya İl Emniyet Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda ihlalli geçişlerin yapıldığı dönemde araçların davalı adına kayıtlı olduğu ve kullanım amaçlarının ticari olduğu görülmüştür. Araçların kullanım amacı ticari olmakla işbu davanın mahkememizde görülmesi gerekmektedir.
Davalı vekili tarafından icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise de HMK'nun 10. maddesi uyarınca yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Bilirkişi tarafından ihlalli geçiş görüntüleri ile provizyon kayıtları incelenmek suretiyle hazırlanarak ayrıntılı ve gerekçeli olmakla mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davalının sahibi olduğu araçlar ile davacıya ait ücretli otoyollardan geçiş yaptığı ve geçiş ücretlerini 15 günlük süre içinde ödemediği, yasa gereğince davalının, geçiş bedelinin 4 katı tutarında ceza bedelini de ödemekle mükellef olduğu, böylece davacının davalıdan alacaklı olduğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalının itirazının iptali ile takibin 10.737 TL asıl alacak üzerinden aynı kayıt ve şartlarla devamına, alacağın % 20'si oranındaki 2.147,4 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından cevap dilekçemizde öne sürdüğümüz itirazlarımız dikkate alınmadığını, davacı takibi yetkisiz İcra Müdürlüğünde açtığını, yetkili icra Müdürlüğü borçlu olan müvekkilin ikameti olan...İcra Müdürlüğü olduğunu, diğer bir husus ise davacı itirazın iptali davasını görevsiz ve yetkisiz mahkemede açtığını, yetkili ve görevli Mahkeme...Tüketici Mahkemesi olduğunu, davacı İstanbul Ticaret Mahkemesi'nde iş bu davayı açması usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinle davacı arasındaki hukuki ilişki ticaret hukukunun değil tüketici hukukunun alanına girdiğini, davacı dava açmadan önce yasal mevzuat gereği Tüketici veya Ticari Arabuluculuğu'na başvurmadığını, usuli işlemleri yerine getirmediğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava otoyol geçiş ücretinden kaynaklı davalıya ait araçların ihlalli geçişlerine ilişkin geçiş ücreti ve ceza tutarı ile ferilerin tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki hukuki ilişki tüketici hukukunun alanına girdiğinden görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu ileri sürmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemece, davacının işlettiği otoyoldan ihlalli geçiş yaptığı ileri sürülen araçların tescil kayıtları getirtilmiş olup söz konusu ... plakalı aracın çekici niteliğinde, kullanım amacının ticari, kullanım şeklinin yük nakli, ... plakalı aracın çekici niteliğinde, kullanım amacının hususi, kullanım şeklinin yük nakli olduğu, her iki aracın da davalı ... adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
Öncelikle ihlali geçişe konu araçların çekici niteliğinde olması ve yük nakli amacı ile kullanıldığı karşısında davalının tacir sayılıp sayılamayacağı belirlenmesi gerekmektedir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.
Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.bendinde nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11.maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. Aynı yasanın 15.maddesinde ise esnaf kavramı "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır.
...nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır.
TTK 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
█████/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2007 tarihli ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda ...sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından;
a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.
Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı gerçek şahıs olup, tacir olup olmadığı araştırılmamıştır. Öncelikle bu hususta araştırma yapılarak dava tarihi itibari ile davalının tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu nedenle, davalının varsa ticaret sicil kayıtlarının getirilmesi, yoksa bağlı olduğu vergi dairesinden hangi usulde defter tuttuğunun sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadığı ve tacir olarak kabul edilip edilmeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Zira davalının tacir ve ticari işletme sahibi olmadığının belirlenmesi halinde, taraflar arasındaki hukuki ilişki TTK 'da düzenlenmemiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, mahkemece görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalının dava tarihi itibari ile tacir veya ticari işletme sahibi olduğunun belirlenmesi halinde nispi ticari dava gündeme gelebilecek ise de, bu şartları taşımadığı takdirde eldeki dava nispi ve mutlak ticari dava niteliğinde olmayacağı ve davalının tüketici vasfında olmadığı da gözetilirek, bu durumda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olacağı nazara alınmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin kabulü ile; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../███████ tarihli ve 2020/.... Esas 2021/... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,
4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!