Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik istinaf başvurusu kararı.
Özet: Davacı, davalı ile yaptığı mobilya imalat ve montaj sözleşmesinin yerine getirilmemesi üzerine ödediği 40.000 TL avans ile gecikme cezası olarak 225.780 TLnin tahsili ve sözleşmenin feshi talebiyle dava açmış; davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla taşınır ve taşınmazlarına ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir; yerel mahkeme ise cezai şarta ilişkin talebin görünüşte haklılığının ispat edilemediği gerekçesiyle bu ihtiyati tedbir talebini reddetmiş, davacı vekili de davalının mal kaçırma riski ve en azından 40.000 TL avans için tedbir gerekliliği ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO : ---
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... -
...
DAVANIN KONUSU : Alacak
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davacının ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait inşaata davalının mobilya ve kapı imalatı, montajı ve teslimatı yapması için taraflar arasında sözleşme yapıldığını, davacının sözleşmenin imzalanmasının akabinde peşinat olarak öngörülen 40.000,00.-TL mobilya avansını davalı şirkete ödediğini ancak davalının edimini yerine getirmediğini, davalıya ihtar gönderilmesine rağmen tebliğ edilemediğini, arabuluculuk sürecinin anlaşmama tutanağı ile sonlandırıldığını, sözleşmede gecikilen günler için gecikme cezasının düzenlendiğini, davalının gecikmeden kaynaklı sözleşme bedelinin %30’unu geçmemek üzere 225.780,00.-TL ödemekle yükümlü olduğunu belirterek davalının mal kaçırmasını önlemek amacı ile dava süresince adına kayıtlı taşınır araç ve taşınmazlarına ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasına, taraflar arasında akdedilen █████/2020 tarihli sözleşmenin feshine, davalıya ödenen 40.000,00.-TL'nın ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, işin yapılmasında gecikilen her gün için toplam sözleşme bedelinin %1'i tutarında cezai şartın toplamda sözleşme bedelinin %30'una isabet eden 225.780,00.-TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yalnızca dava konusu mallar üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, talebin cezai şarta ilişkin olduğu, cezai şartın muaccel hale geldiğinin de dosya kapsamında görünüşte haklılığını ispat edebilecek ölçüde olmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde halihazırda sözleşme hükümlerine aykırı davranarak davalı tarafından yerine getirilmeyen edimlerle ilgili alacağının borçlunun diğer mallarını da üçüncü kişilere devretmesi neticesinde tahsil edilme imkanının ortadan kalkacağını, kanunen aranan ihtiyati haciz şartları mevcut olmasına rağmen talebin reddine yönelik kurulan hükmün hatalı olduğunu, davalının malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi halinde davacı bakımından telafisi güç veya imkansız bir durum ortaya çıkacağını, mahkemenin talebin cezai şarta ilişkin olduğu, cezai şartın muaccel hale geldiğinin de dosya kapsamında görünüşte haklılığını ispat edebilecek ölçüde olmadığı değerlendirilerek taleplerinin aksine karar verecek olması halinde davacı tarafından yapılan 40.000,00.-TL ödeme için tedbir kararı verilmesini istediklerini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesinin feshi ve sözleşme nedeniyle ödenen bedelin iadesi ile gecikme cezasının tahsiline ilişkin olup davacının talebi ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine yöneliktir.
Davacı davalı ile yaptığı eser sözleşmesine dayanarak davalının edimini yerine getirmediği iddiasıyla sözleşme nedeniyle ödenen peşinatın tahsili için dava açmış, bu bedel yönünden davalı adına kayıtlı taşınır araç ve taşınmazlarına ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. kısmında geçici hukuki korumalar düzenlenmiş olup, birinci bölümde ihtiyati tedbir (389-399. m.), ikinci bölümde ise delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalar (400-406 m.) hakkında hükümler yer almaktadır.
Geçici hukuki koruma ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kavramları bir birinden ayrı kavramlardır. Geçici hukuki koruma daha genel ve üst kavram olarak kabul edilirken, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz geçici hukuki korumanın birer türü olarak kabul edilmektedir.
İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
HMK’ nun 389. maddesinde, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır.
İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s.877)
İİK 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına (önceden) geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati haciz, HMK 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, bu hükmün gerekçesinde ise, diğer geçici hukuki korumaların bu kısımda düzenlenen geçici hukuki korumalar karşısındaki durumu açıklanarak, bu fıkra ile özellikle uygulamada farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının hatta “ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesi” gibi aslında Kanuna tamamen aykırı geçici hukuki koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı, bu bölümde düzenlenen ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında, diğer geçici hukuki korumaların kendi özel hükümlerine tabi olduğu, dolayısıyla bu bölüm hükümlerinin doğrudan diğer geçici hukuki korumalara uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
İhtiyati haczin şartları ve etkileri ise İİK 257. ve devamı maddelerde düzenlemiş olup, 257. maddenin birinci fıkrasında vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları; ikinci fıkrada ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek haller düzenlenmiştir.
Gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için, öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Maddenin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır. Rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek yoktur. Fakat rehinli malın kıymetinin rehinli alacağı karşılamayacağı tahmin ediliyorsa, karşılanamayacağı (açık kalacağı) tahmin edilen bölümü için, ihtiyat haciz istenebilir. Yine alacağın rehin ile temin edilmiş olmasına rağmen, istisna olarak, ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorunluluğu olmayan hallerde, alacaklı (rehinle temin edilmiş olan alacağı için) ihtiyat haciz isteyebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2004, s. 883).
Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için ihtiyati haczin, ihtiyati tedbirden farkına da kısaca değinilmesi gereklidir; ihtiyati haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır. İhtiyati tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (mesela, taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır; buna karşılık ihtiyati hacizde; alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin (m.78;37) gelmediği bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.
İhtiyati hacizde (ihtiyaten) haczedilen mallar üzerinde (bu malların borçluya ait olduğu hakkında) bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı veya yapmayı düşündüğü) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. Oysa, ihtiyati tedbirde, üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar, çekişmeli olup, davacının açmış olduğu veya ilerde açmayı düşündüğü bir davanın konusudur. Taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir konulması halinde, genellikle taşınmazın başkasına devrinin yasaklanmasına (ferağdan men'ine) karar verilmekte, üzerine ihtiyati tedbir konulan taşınmaz başkasına satılamamak ve devredilememektedir.
İhtiyati hacizde alacaklı borçlunun malların önceden geçici olarak el konulduğundan ihtiyati haciz kesin (icrai) hacze çevrilip, takip kesinleşmeden, alacaklı ihtiyaten haczedilen malların satılmasını ve bedelinin kendisine ödenmesini isteyemez. Borçlu, üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan taşınmazını başkasına satabilir/devredebilir (İİK m.26l, m.91). İhtiyati hacizde alacaklı, ihtiyati haciz kesin hacze dönüşürse üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. Oysa ihtiyati tedbirde, davacı davayı kazanırsa, üzerine ihtiyati tedbir konulmuş olan mal aynen davacıya verilir (teslim edilir).
Alacaklının ihtiyati haciz koydurduğu mallar üzerinde bir öncelik (rüçhan) hakkı yoktur. Bu mallar, kendisinden sonra başka alacaklılar tarafından haciz ettirilebilir ve borçlu iflas ederse iflas masasına girer.
İhtiyati haciz kararından sonra alacaklı, borçlu hakkında mutlaka dava açmaya mecbur olmayıp icra takibinde de bulunabildiği halde (İİK mad. 264) ihtiyati tedbir kararı alan kimse mutlaka süresi içinde dava açmak zorundadır.
Diğer yandan HMK'nun 392. maddesine göre durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıklayarak teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. Ancak İİK.'nun 259. maddesine göre mahkeme takdiren teminat alınmamasına karar veremez. Teminat alınmayacak haller hakimin takdirine bağlı olmayıp, sınırlı olarak Yasa da açıkça sayılan hallerde teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkündür.
Yukarıda açıklandığı üzere ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz birbirine yakın olmakla birlikte, amaç, sonuç, konu ve koruduğu hukuki yarar bakımından birbirinden tamamen farklıdır.
Ayrıca, ihtiyati tedbir talebinin resen ihtiyati haciz, ihtiyati haciz talebinin resen ihtiyati tedbir olarak nitelendirilmesi 6100 sayılı HMK'da düzenlenen yargılamaya hakim olan ve usul hükümlerinin temel kurallarını belirleyen düzenlemelere aykırıdır.
Bu yasal hükümler değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talebinin ihtiyati haciz ya da ihtiyati haciz talebinin ihtiyati tedbir olarak değerlendirilmesi, hem tarafların talebi olmayan bir konuda karar verilmesine ilişkin ''tasarruf ilkesine'' hem tarafların talep etmediği veya söylemediği bir vakanın kendiliğinden dikkate alınamayacağına ilişkin ''taraflarca getirilme ilkesine'' hem de hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğuna, talepten başka bir şeye karar veremeyeceğine ilişkin yine ''taleple bağlılık ilkesine'' aykırıdır.
Somut olayda davacı vekili ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece yalnızca dava konusu mallar üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ihtiyati haciz şartları mevcut olmasına rağmen talebin reddine yönelik kurulan hükmün hatalı olduğunu, taleplerinin aksine karar verilecek olması halinde davacı tarafından yapılan 40.000,00.-TL ödeme için tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davacı vekilinin ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talebinde bulunmasına rağmen mahkemece iki ayrı talep olduğu kabul edilerek hem ihtiyati tedbir, hem de ihtiyati haciz koşullarının değerlendirilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacı ihtiyati haciz koşullarının bulunmadığına ilişkin karara itiraz etmiş ise de, istinaf dilekçesindeki talebi de ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir talebine yönelik olup yasal mevzuatta bu şekilde bir geçici tedbir usulü bulunmamaktadır. Davacının ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir talebinin bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi hükmü uyarınca hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlılığı ilkesi göz ardı edilip talebin aşılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, kararın sonucu itibariyle yerinde olması nedeniyle davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararının sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......tarih ve ........sayılı ara kararının sonucu itibariyle hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gereken istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin, gideri yapan taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere █████/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!