İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası hakkında verdiği istinaf kararı.
Özet: Banka tarafından ticari kredi borçlarının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi davacı bankanın talebini kısmen kabul ederek, kredi lehdarı şirketi ve kefili nakdi borçtan müteselsilen sorumlu tutmuş, davalıların itirazlarını haksız bularak takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmiş, ancak gayri nakdi alacak yönünden sadece borçlu şirketi sorumlu tutarak kefil hakkındaki talebi sözleşmede açık hüküm bulunmaması nedeniyle reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:28.06.2022
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından 28.12.2017, 27.02.2019 ve 19.09.2019 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden davalı şirkete ticari krediler kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Eyüpsultan ... Noterliğinin 05.04.2021 tarihli ihtarı ile borcun hesabın kat edilerek borçlu ile kefile ihtar gönderildiğini, ihtara rağmen ödenmeyen borcun tahsili amacıyla davalılar aleyhine İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, talep edilen faiz oranının sözleşmenin 4.maddesine uygun olduğunu ileri sürerek, davalıların İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, süresinde cevap dilekçesi sunmayarak HMK'nın 128. maddesi gereğince dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkâr etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalı kefile kat ihtarının asıl borçludan sonra tebliğ edildiği de göz önünde bulundurulduğunda, davalı kredi lehdarı şirketin asıl borçlu sıfatıyla, davalı kefilin TTK'nun 7 ve TBK'nun 589 maddeleri uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla; yukarıda tespit edilen nakdi borç tutarlarından ve kendi temerrütlerinin sonuçlarından, sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Dava konusu kredi kalemlerinden taksitli ticari krediler ... kefaleti ile kullandırılmış, ... tarafından takip ve dava tarihi arasında bu kredi için ödeme yapılmıştır. 22.11.2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 31.10.2016 tarih ve █████████ sayılı “... Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Karar"ı uyarınca, kanuni takibi sürdürmek Kredi Verenin yükümlülüğünde olduğundan, ... A.Ş. Tarafından, kefaletin tazmini karşılığında davacı bankaya, takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden ödeme yapılmış olmakla birlikte; davacı bankanın, takip tarihi itibariyle hesaplanan alacak tutarı üzerinden, takibi sürdürme yükümlülüğü bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının hüküm altına alınan nakdi alacağı likit nitelikte olup, davalıların itirazlarında haksız bulundukları anlaşıldığından, İ.İ.K.nun 67/2. maddesi hükmü gereğince davalılar aleyhine takdiren tespit edilen toplam alacak tutarının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Gayrınakdi alacak yönünden yapılan değerlendirmede; mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, davacı bankanın takip tarihi itibariyle henüz iade edilmemiş 20 adet çek yaprağından ötürü davalı şirketten 53.400,00-TL gayrınakit depo bedeli alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Öte yandan davalı kefilin iade edilmemiş çek yapraklarının yasal sorumluluk tutarını bankaya depo etme sorumluluğu sözleşmede açıkça kararlaştırılmamıştır. Bu nedenle gayrnakdi alacak yönünden dava asıl borçlu yönünden kabul edilmiş, kefil yönünden reddedilmiştir..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulün ile İstanbul 25 İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında davalı şirketçe nakdi alacağa yapılan itirazın tahsilde tekerrür olmamak üzere 880.493,51 TL asıl alacak, 11.446,42 TL işlemiş temerrüt faizi, 572,32 TL BSMV, 910,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 893.422,24 TL yönünden iptaline, takibin 880.493,51 TL asıl alacağa takip tarihinden yıllık %23,40 oranındaki temerrüt faizi uygulanarak, devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine; davalı ... yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere, 880.493,51 TL asıl alacak, 9.157,13 TL işlemiş temerrüt faizi, 457,86 TL BSMV, 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 891.018,50 TL yönünden iptali ile takibin 880.493,51 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %23,40 oranında temerrüt faizi uygulanarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, nakdi alacak yönünden hükmedilen tutarın takdiren %20'si oranındaki 178.684,45 TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsiline; davalı ...'ın bu tutarın 178.203,70 TL'sinden sorumlu tutulmasına; İstanbul 25 İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında gayrı nakdi alacağa yapılan itirazın davalı şirket yönünden iptali ile takibin devamına, davalı ...'a yönelik gayri nakdi talebin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili banka tarafından davalı şirkete kullandırılan kredilere davalı ...'ın kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın Eyüpsultan ... Noterliğinin 05.04.2021 tarihli ihtarı ile kat edilerek borçlulara ihtar gönderildiğini, borçluların 954.988,39 TL borçlu olduklarını, sözleşmenin 4.maddesinde faiz oranının nasıl belirleneceğinin kararlaştırılması nedeniyle faize yönelik itirazının haksız olduğunu, bankaca uygulanan faiz yönergesinin mahkemeye sunulduğunu, Mahkemece alınan 03.06.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, raporda alacağın eksik hesaplandığını, raporun 5. sayfasında temerrüt tarihi itibariyle alacak tutarı icmali'' başlığı altında yapılan hesaplamada 888.870,25 TL asıl alacak tutarı hesaplanmasına rağmen, sonraki hesaplamalarda asıl alacak olarak 833.794,90 TL'nin esas alındığını, talep ile hesaplamaya esas alınan miktar arasındaki farkın gayrinakit alacağın asıl alacağa ilave edilmesinde kaynaklandığının belirtildiğini, ancak davaya konu icra takibinde asıl alacak talebine gayrınakdi alacak tutarının dahil olmadığını, Ayrıca raporda faiz miktarlarında da eksik hesaplandığını, müvekkilinin takip tarihi itibari ile alacağının değişen faiz oranları ile hesaplandığını, sözleşme ve faiz yönergeleri kapsamında alacağın gerçeğe uygun şekilde tespit edilmesi gerektiğini, değişen oranlarda temerrüt faizi hesaplanmadığını, hesap kat tarihinde, takip tarihinde, hesap kat tarihi ile takip tarihi arasında yürürlükte olan faiz oranı değişken olmasına rağmen, bilirkişi tarafından değişen oranlarda hesaplama yapılmadığı için, takip talebindeki tutar ile raporda tespit edilen tutarlar arasında fark oluştuğunu, rapordaki hesaplamada, sabit faiz işletilerek hesaplama yapıldığını, değişen oranlara göre hesap yapılması gerektiğini,Kefilin gayrınakit alacaktan sorumlu olmadığına ilişkin değerlendirmenin sözleşmelerin kefalet başlıklı 9. kısmındaki düzenlemelere aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının borçlu ve müteselsil kefilden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı şirket arasında 28.12.2017, 27.02.2019 ve 19.09.2019 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden nakdi ve gayrinakdi kredi kullandırılmıştır. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca Eyüpsultan ... Noterliğinin 05.04.2021 tarihli ihtarı ile hesabın kat edilerek borçlulara ihtar gönderilmiştir. Kat ihtarının, borçlu şirketin sözleşmedeki kaşesinde bulunan ... Mahallesi Kağıthane adresine gönderildiği ve ihtar tarihi ile asıl borçlunun temerrütünün oluştuğu anlaşılmıştır. Kat ihtarının kefile 12.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve kefilin kat ihtarında verilen bir gün sürenin dolması ile temerrüte düştüğü anlaşılmıştır. Bu durumda, borçlu kefil yönünden temerrüt tarihine kadar akdi faiz, temerrüt tarihinden sonra sözleşmedeki temerrüt faizine göre hesaplama yapılması yerindedir. Nitekim mahkemece alınan kök raporun 3.sayfasında kefil ve asıl borçlunun temerrüt tarihleri ayrı ayrı belirlenmiş ve tarihlere göre temerrüt faizi hesaplanmıştır. Davalı kefilin istinafı bulunmamakla birlikte kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları Dairemizce HMK'nın 355.maddesine göre öncelenmiştir. Davacı banka ile davalı şirket arasında düzenlenen ve örnekleri dosyada bulunan üç adet genel kredi sözleşmesine davalı ... müteselsil kefil olarak katılmıştır. Davalı ..., dosyadaki sicil kayıtlarına göre davalı şirketin ortağı ve münferit temsile yetkili müdürüdür. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. İncelenen sözleşme örneklerinde, kefilin el yazısı ile kefil olunan miktar, kefalet tarihi ve kefaletin türü yazılmıştır.27.02.2019 tarihli sözleşmede kefilin 950.000 TL'den sorumlu olduğu yazılıdır. Kefil bu miktarın yanı sıra kendi temerrütünün sonuçları ile de sorumludur. Genel kredi sözleşmelerinin kefalet başlıklı 9. maddesinde, kefilin sorumluğu düzenlenmiştir. Buna göre kefil doğmuş ve doğacak borçlardan sorumludur. Ancak kefalete ilişkin bu hükümde açıkça kefilin gayri nakdi kredinin deposundan da sorumlu olduğuna ilişkin bir açık düzenleme bulunmamaktadır. Davacı banka gayrı nakit alacaktan (çek garanti bedelinden) kefilin sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ████████ Esas, █████████ Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan dolayı sözleşmede açıkça depo bedelinden kefillerin sorumluluğu düzenlenmediğinden ilk derece mahkemesince gayrı nakdî alacak yönünden davanın reddine karara verilmesi yerinde olmuştur.Davacı vekilinin faiz ve oranına yönelik istinafının incelenmesinde; dosya kapsamında bulunan İstanbul 25.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalılar aleyhine 880,493,51 TL asıl alacak, 68.982,90 TL işlemiş faiz, 4.600,18 TL BMSV, 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ile bunun 1.80 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 954.988,39 TL nakdi alacak ve 53.400,00 TL gayri nakti alacak yönünden takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak Eyüpsultan ... Noterliğinin 05.04.2021 tarihli hesap kat ihtarnamesi, genel kredi sözleşmelerinin gösterildiği, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır.Faiz hesabının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı ve sözleşme faiz oranı da belirlenmemiştir. Bu nedenle, hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faizin %18,00 olduğu belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 4.c maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %100 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir (Yargıtay HGK'nın 02.05.2019 tarih ve ███████-1650 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.01.2017 tarih ve █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamları da bu yöndedir). Ancak somut olayda, davacı bankanın uyguladığı ticari temerrüt faizi 24.04.2017 tarihinden itibaren TL tabela faiz oranının %30 fazlası olarak belirleneceği 24.04.2017 tarih ve ... sayılı Genelgesinden anlaşıldığından, bankanın fiilen uyguladığı %18 oranının %30 fazlası olan %23,40 oranı üzerinden temerrüt faizi hesaplanması yerinde olmuştur. Kaldı ki davacı banka tarafından temerrüt faiz oranı takip talebinde de %23,40 gösterilmiştir. Dairemizce de bu oran üzerinden temerrüt tarihi ile takip tarih arasındaki faiz miktarına ilişkin yapılan hesaplamaya göre bilirkişilerce hesaplanan faiz miktarının da yerinde olduğu görülmüştür.Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin temerrüt faizinin tespitine ilişkin emsal nitelikli 14.10.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ karar sayılı ilamında, kredi sözleşmesindeki temerrüt başlıklı maddesinde bir oran bulunması ve bankanın Merkez Bankasına bildirdiği oranlar üzerinden hesaplama yapılması halinde davacı Bankanın takibe konu aynı tür kredi/krediler için temerrüt tarihinde fiilen uyguladığı faiz oranı/oranları tespit ettirilip fiilen uygulanan ya da TCMB'ye bildirilen faiz oranı veya oranlarından hangisi daha düşük ise temerrüt faiz oranına ilişkin düşük olan orana göre uygulanması ile talep edilebilecek temerrüt faiz oranı belirlenip buna göre hesaplama yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu itibarla mahkemece, bilirkişi raporundaki banka genelgesi ile uygulanan fiili faiz oranı olan akdi faizin %30 oranında artırılması şeklindeki uygulaması yerinde olup, bu sebeple davacı vekilinin faize ilişkin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.İstinaf başvurusunda, bilirkişi raporunun 5.sayfasında temerrüt tarihi itibariyle alacak tutarının icmali başlığı altında yapılan hesaplamada 888.870,25 TL asıl alacak hesaplanmasına rağmen sonraki hesaplamalarda asıl alacağın 833.794,90 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Banka kredi sözleşmelerinde, temerrüt tarihine kadar oluşan akdi faizlerin kapital faizi olup, bu miktar da asıl alacak olarak kabul edilmelidir. Ancak davacının takip talebindeki asıl alacak miktarı 880,403,51 TL olup, bu miktarın aşılması imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davasında, davacının talep ettiği asıl alacak üzerinden, yukarıda belirtilen sözleşmenin 4.c maddesi ile banka genelgesi kapsamında hesaplama yapılarak tespit edilen asıl alacak ile işlemiş faize hükmedilmesi ve temerrüt faizinin doğru uygulanması nedeniyle davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL nispi istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!