696 KHK ile kadroya geçen işçinin fark ücret alacak davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin istinafı hem reddedip hem de hükmü düzeltme yönündeki HMK 353e aykırı usul hatası.
Özet: Supreme Court overturned the Regional Court of Justices decision, which had affirmed the first instance courts judgment in favor of an employee seeking difference wages, bonuses, and overtime after being transferred to permanent staff under KHK 696. The employees claim was based on an individual employment contract stipulating wages as a percentage above the minimum wage, a clause the employer contested as time-limited and superseded by collective bargaining. The *bozma* was based on a procedural error by the Regional Court of Justice, which incorrectly applied Article 353 of the Code of Civil Procedure by simultaneously rejecting the appeal on the merits and correcting an incidental error, thus failing to comply with established procedural rules for handling appeals.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arası döneme ilişkin ödenmeyen fark ücret, ikramiye ilave tediye ve fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, sürekli işçi kadrosunda düzenlenen sözleşmelerde yer olan oranların sadece 2018 yılındaki 1 yıllık dönemi kapsadığını, 2019 ve sonraki yıllar için bu oranın uygulanma zorunluluğunun bulunmadığını, aksi hâlde asgari ücretteki artışlara göre kariyer meslek icra eden çalışanlarla denk seviyede ücret alınmasının söz konusu olacağını, İdarenin iş sözleşmesini düzenlerken amacının bu olmadığını, davacının ücreti düşürülmediğinden dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli kararı ile; davacı ile davalı arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair açık düzenleme olduğu ve sözü edilen düzenlemenin her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağı, buna karşın davacının ücretinin sözleşmeye uygun şekilde ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara göre davacının fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye ve fark fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin davasının kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesinin 21.12.2023 kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararı ile; davacı işçinin kadroya geçirilirken taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde; davacı işçinin ücretinin sözleşme süresince her ay aylık asgari ücret tutarının % 61 fazlası olacağının kararlaştırıldığının anlaşıldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesinin davayı kabul gerekçesinde hata bulunmadığı ancak davalı ... harçlardan muaf olmasına karşın aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu ne var ki bu hususun işin esasına etkili olmadığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki söz konusu hatanın düzeltilmesi suretiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesinin davanın esası ile ilgili olarak üç türlü karar verebileceği, bunlardan ilkinin; başvurunun esastan reddi, ikincisinin; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, üçüncüsünün ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermek biçiminde olduğu, Kanun hükmünün başvurunun esastan reddi ile aynı anda yeniden esas hakkında veya düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımadığı, yanı sıra bölge adliye mahkemesince istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun'da yer verilmeyen şekilde hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, kamu düzenine aykırılık bakımından bir inceleme yapılabilmesinin de istinaf başvurusunun kabulüne bağlı olduğu, bu nedenle somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi kararında; bir yandan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi bir yandan ise davalı Bakanlığın harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmesinin yerinde olmadığı, ancak söz konusu hatanın esasa etkili olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin ilgili hüküm fıkrasının çıkarılarak yerine yeni hüküm fıkrasının eklenmesi yönünde karar verilmesinin usule aykırı olduğu gerekçesiyle ve diğer temyiz nedenleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyulmak suretiyle yürütülen yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Tüm kalemlere en yüksek banka mevduat faizi şeklinde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu alacaklar için yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, 2. Emsal Yargıtay kararlarında belirtildiği şekilde; toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi içinde hak kazanılan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile gece zammı ile ikramiye alacaklarının toplu iş sözleşmesine göre zamlı olarak hesaplanarak sözleşme süresinin sonuna kadar ödenmesi gerektiğini, ancak işçilerin çerçeve toplu iş sözleşmesinin yürürlüğünün sona erdiği 31.10.2020 tarihinden sonraki dönemde hak kazanacakları fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklarının bu toplu iş sözleşmesinde belirtilen esaslara göre hesaplanmaya devam edilmesinin mümkün olmadığı, gece zammı ve ikramiye alacakları için de aynı durumun geçerli olduğunu, söz konusu alacaklar bakımından iş sözleşmesinde özel bir düzenleme yer alması hâlinde iş sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapılması, aksi takdirde 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanarak sonuca gidilmesi gerektiğini,3. 08.09.2021 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinin 33. maddesi gereğince; brüt 136,67 TL günlük ücretin altında olan tüm ücretlerin bu ücrete yükseltildiğini ve 2021 yılı için %12 oranında bir zam ilavesi ile 153,07 TL günlük ücretin belirlendiğini, yürürlük tarihi 01.01.2021 olması sebebiyle hastaneler tarafından bütün işçilere geriye dönük olarak ücret farklarının maaş hesaplarına yatırılmış olduğunu, asgari ücretin hem % (yüzde) olarak fazlasının hesaplanması ve o oranlara da ilaveten toplu iş sözleşmesi zam oranlarının eklenmesinin akla ve mantığa aykırı olduğunu yetkili sendika ile yapılan toplu iş sözleşmesinin işçinin imzalamış olduğu bireysel iş sözleşmesini ortadan kaldırdığını, zira toplu iş sözleşmesi ile işçi lehine daha yüksek oranda bir zam yapılmış olduğunu bu nedenle 2021 sonrası için bir hesaplama yapılmaması gerektiğini,4. Davacı işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını ve bunların toplamını talep etmesinin ikinci defa zam yapılmasının istenmesi anlamına geleceğini,5. İşçinin asgari ücretle ilişiğinin kesilmiş olduğunu, eski sözleşmede geçen yüzdelik dilimin kıyas yoluyla uygulanamayacağını, ... ile yetkili sendika arasında imzalanan toplu sözleşmesinde ikramiye, tediye, %13 hizmet zammı, sosyal yardım adı altında ek ödemeler de ödendiğinden işçinin eksik bir alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile dava konusu fark alacaklarının bulunup bulunmadığına ve ilave tediye alacağına işletilecek faiz türüne ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde talep konusu ilave tediye alacağı için temerrüt tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz yürütülmesi talep edilmiştir. Diğer yandan ilave tediye alacağı, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'da düzenlenen bir alacak olup bu alacağa uygulanması gereken faiz türü, yasal faizdir. Belirtilen yasal düzenleme ile birlikte 6100 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi de gözetildiğinde bu alacak kalemine; bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere yasal faize hükmedilmemesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davalı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (b) alt bendinde yer alan; "en yüksek banka mevduat faiziyle" ibaresinin çıkartılarak yerine; "bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi geçmemek üzere yasal faiziyle" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.