Şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında şirketin uğradığı zararların tazmini talebiyle açılan davanın istinaf kararı incelenmesi.
Özet: Bu istinaf kararı, davacı vekilinin, ilk derece mahkemesince reddedilen tazminat davasına ilişkin başvurusunu konu almakta olup, davanın temelinde, davalı şirket yöneticisinin görevlerini tedbirli bir şekilde yerine getirmeyerek, şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde gözetmeyerek ve şüpheli gayrimenkul alım-satımları ile kira gelirlerinin tahsilinde ihmallerle şirketi zarara uğrattığı, pay devri usulsüzlükleri ve genel kurul kararlarının iptaline yönelik itirazlarla dolu bir aile şirketi yönetimine ilişkin iddialar bulunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ Esas - ███████ Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmeyerek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmeyerek zarara uğramasına sebep olduğunu, dava dışı ... ... A.Ş.’nin bir aile şirketi olduğunu, başlangıçta ve uzun yıllar yine bir aile şirketi olarak %10 pay ile davalı şirketin ortağı olan ... A.Ş. ile birlikte 4 aile bireyinin eşit oranda kalan hisselerin sahibi bulunduğu 5 ortaklı yapıya sahip olduğunu, ... (Baba %22,5 hisse), ... (oğul %22,5 hisse), ... ve ...(kız çocukları %22,5’er hisse) olarak, son yıllarda ise şirketin ortaklık paylarının halihazırda ... (Baba %2 hisse), ... (oğul %68 hisse), ... ve ... (kız çocukları %15’er hisse) olduğunu, sonrasında 15.01.2018 tarihinde ise şirket ortaklarından ... %15 ortaklık payının tamamına ilişkin nama yazılı 7.050 paya karşılık 70.500,00 TL’lik sermaye hak ve hissesinin tamamını, bir diğer şirket ortağı ...’e devrettiğini, ortaklık payını devralan davacı müvekkili ile ortaklık payını devreden dava dışı ...'nın birlikte ... ... AŞ’ne Bakırköy ... Noterliğinden 15.01. 2018 tarih, ... Yevmiye No.lu ihtarname gönderildiğini, bu pay dağılımı ile ... (Baba %2 hisse), ... (oğul %68 hisse ), ... (kız çocuğu %0 hisse) ve ... (kız çocukları %30 hisse) olduğunu ancak, ... ... A.Ş. yönetim kurulu adına vekilleri tarafından Bakırköy ... Noterliğinden 24.01.2018 tarih ... Yevmiye no.lu cevabi ihtarnamede hisse devir işleminin geçersiz olduğunu, bu nedenle karar ve ortak pay defterine hisse devrinin işlenmediğinin belirtildiğini, bunun üzerine Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E. Sayılı dosyasında pay devrinin tespiti ve pay defterine kaydı talepli dava açıldığını, ... ... A.Ş.’nin en son 24.11.2017 tarihinden 2016 yılına ait genel kurul toplantısı yapıldığını, bu genel kurulda müvekkili davacı tarafından yönetim kurulu üyelerinin ibralarına sermaye artırımı kararına ve diğer hukuka uygun olmayan kararlara muhalefet şerhi konularak genel kurul kararlarının iptali talebiyle Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyasında dava açıldığını, davacı müvekkilin huzurdaki davanın ikamesi hususunda tek başına dava ehliyetine sahip olduğunu, fazlaya ilişkin hisse payları yönünden talep ve dava haklarının saklı tuttuklarını, dava tarihi itibariyle petrol istasyonu kurulu taşınmazının satışının 2015 yılında yapıldığını, Sapanca’da bulunan arsa üzerinde kurulu kiraya verilen otelden kira geliri elde edildiğini, dava dışı şirkete ait taşınmazların kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında müteahhitte verildiğini, şirketin payına düşen taşınmazların satışının devam ettiğini, başkaca şirket faaliyetinin bulunmadığını, Sapanca ilçesi 81 parselde bulunan otel kiraya verilirlerken gerekli özenin gösterilmediğini, önceki kiracılardan yüklü miktarlarda kira alacaklarının tahsil edilemediğini, davalı tarafından şirket yönetiminde gerekli özen gösterilmediğini ve şirket çıkarları gerektiği gibi korunmadığını, ...’nın dava dışı şirket hissesinin neredeyse tamamına yakınını önemli bir kısmını 2008 yılında ...’ya devrettikten sonra İstanbul İli, Bahçelievler ilçesi, Yenibosna, 1541 ada 17 parsel no.lu(3.830,42 m2 arsa niteliğinde) taşınmazın dava dışı şirkete 7.210.000,00 TL bedelle satıldığını, ...’nın ortaklı payı %2’ye düşmesine rağmen bu satışa ilişkin bedeli ticaret kurallarına aykırı olarak dava dışı şirketten 2014 yılında tahsil ettiğini, 2014 yılında ise yine ...’ya ait olan İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... mahallesi, 2567 ada 27 parsel no.lu 3.737,52 m2 lik taşınmazı şirkete sattığında tahsil etmiş gibi gösterdiğini, bu durum ticari faaliyete, ekonomik gereklere ve iş yaşamının doğal akışına uygun olmadığını, şirketin 2013 yılı bilançosunda 2010 yılında yapılan bu alım nedeniyle ...’ya 2013 yılı sonu itibariyle 6.005.100,00 TL borç bulunduğunu, 2014 yılında ise dava dışı şirketin yine ...’ya ait bulunan İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... mahallesi, 2567 ada 27 parsel no.lu 3.737,52 m2 lik taşınmazı 17.000.000,00 Tl bedelle satın aldığının görüldüğünü, ...’nın 2014 yılı sonu itibariyle dava dışı şirketten iki satıştan toplam 7.210.000,00 TL + 17.000.000,00 TL = 24.210.000,00 TL alacaklı olması gerektiğini, ancak 31.12.2014 tarihli karşılaştırmalı bilançoda ...’nın 2014 yılı sonundaki alacak tutarının 616.998.996,20 TL olarak göründüğünü, bu alım satım tarihlerinde dava dışı şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı davalı ...’nın ise şirketten 6.544.318,98 TL alacığının oluştuğunu, dava dışı şirketten aldığı huzur hakkı ödemesi dışında bu ölçüde ödemeyi yapacak geliri veya dava şirket yönetim kurulu üyeliği dışında başkaca bir işi bulunmadığı bilinen davalının dava dışı şirkete böyle yüksek bir tutarda borç veremeyeceğini borç vermiş gibi gösterildiğini, davalı ...’nın bu şekilde şirketi kendisine fiktif olarak borçlandırdığını, detayı verilen iki taşınmazın dava dışı şirket tarafından kat karşılığı veya hasılat paylaşımı esasıyla müteahhite verilmiş; karşılığında ofisler, dükkanlar ve konutlar edinildiğini, baba ...’dan alınan bu taşınmazlar karşılığında dava dışı şirketin edindiği ofis ve konutların değerinin, taşınmazın arsa olarak alım bedeliyle kıyaslanamayacak ölçüde yüksek olacağı ticari faaliyetin izahtan vareste gereği olduğunu, buna karşın dava dışı şirketin talepleri üzerine gönderdiği Bakırköy .... Noterliğinin 26.12.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı bilgi vermeye yönelik ihtarnamesinde; “İstanbul İli, Bahçelievler İlçesi, ... Mahallesi, 1541 ada, 17 parselde kayıtlı 3.830,42 metrekarelik taşınmaz ile “İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ... Mahallesi, 2567 Ada, 27 Parsel” de kayıtlı 3.737,52 metrekarelik taşınmaz için ... A.Ş. ile 28.05.2013 ve 24.12.2014 tarihlerinde sözleşmeler yapıldığını, bu sözleşmelerin şirket ortaklarından dahi gizlenebilecek ticari sır mahiyetindeki belgelerden olduğu iddiası ile taraflarına gönderilmemiş olduğunu, mahkeme kanalıyla istenilmesini talep ettiklerini, davalı şirkete ait Bahçelievler 1541 Ada 17 parselde kayıtlı arsa üzerine müteahhit firma ile yapılan anlaşmayla inşa edilen ... projesinde %50 dava dışı şirketin, %50 müteahhitin pay sahibi olduğunu; toplam 74 ofis 13 dükkanın bulunduğunu, bunlardan 17 ofis ve 5 dükkanın dava dışı şirkete ait olduğunu, ofislerden 2 adetinin toplam 1.180.000.-TL bedelle satıldığını, müteahhit firma ile ortak 40 adet ofisin toplam 22.999.485 TL bedelle satıldığı ve bu miktarın %50’si olan 11.499.742.50 TL’nin dava dışı şirkete ait olduğunu, Bağcılar 2567 Ada 27 Parselde kayıtlı arsa üzerine müteahhit firma ile yapılan anlaşma ile inşa edilen ... projesinde %52 dava dışı şirketin, %48 müteahhitin pay sahibi olduğunu, toplam 123 konut ve 9 dükkanın bulunduğunu, bunlardan 49 konut ve 5 dükkan ile 1 ortak konutun dava dışı şirkete ait olduğunu, 4 adet konutun toplam 902.500,00-TL bedelle satıldığını, 1 adet dükkanın, 141.600,00-TL bedelle satıldığını, müteahhit firma ile ortak 26 adet konutun toplam 10.575.540,00-TL bedelle satıldığını ve bu miktarın %52’si olan 6.401.781,00-TL dava dışı şirkete ait olduğunun bildirildiğini, 2010 ve 2014 yıllarındaki arsa bedellerinin kayıtlara göre dahi toplamda 24.000.000 TL olan aşınmazlar üzerine yapılan ofis, dükkan ve konutların değerinin 7 ve 4 yıl sonra bugün itibariyle arsa değerinden kat be kat fazla olması gerekirken örneğin 4 adet konutun toplamda 902.500,00-TL’ye satıldığını veya 1 dükkanın 141.600.00-TL’ye satıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu ofis, dükkan ve konutların satış bedellerinin bilirkişi incelemesiyle yapılacak değerleme ile de ortaya çıkacağı üzere gerçek değerlerini çok altında gösterilmiş olduğunu, Bakırköy... Noterliğinin 26.12.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesindeki bilgilerin çelişkili ve eksik olması, belgelerin ise hiç gönderilmemesi nedeniyle TTK’nun 437. maddesi uyarınca dava dışı şirketten Üsküdar ... Noterliğinin 05.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tekrar bilgi ve belge istenmiş ise de dava dışı şirket tarafından gönderilen Bakırköy ... Noterliğinin 12.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile davacı müvekkile başkaca hiçbir bilgi ve belge verilmeyeceğinin bildirildiğini, bunların yanı sıra dava dışı şirketin 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesi eki gelir tablosu incelendiğinde şirketin satışlarının 15.600.000,00 TL’den 8.400.000,00 TL’ye düşerken buna karşılık yönetim giderlerinin 321.000,00 TL’den 706.000,00 TL’ye yükseldiğini, yönetim giderlerinin yükselmesinin de davalının görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmemesinden şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmemesinden kaynaklandığını, dava dışı şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davalı ... şirketten alacaklı gibi gösterilerek şirket aktifinde fiktif alacak yaratılmakta olduğunu, satılan ve satışları devam eden ofis, dükkan ve konutların satış değerlerinin gerçek değerlerinin çok altında gösterilerek şirket karının azaltıldığını, Sapanca’daki otele ilişkin kira bedellerinin dahi tahsil edilememekte olduğunu, şirketin yönetim giderleri, şirket faaliyetleri ile ters orantılı şekilde yüzde yüzün üzerinde katlanarak arttığını, bu suretle dava dışı şirket, ortak ve yönetim kumlu başkanı davalı ...’nın menfaatleri doğrultusunda yıllardır keyfi ve kötü yönetildiğini, tüm bu sebeplerle davalının şirket içerisindeki görev ve yetkilerini kötüye kullanarak davacının hissedarı olduğu ... ... A.Ş. nezdinde sebep olduğu zararların TTK ve sair mevzuat hükümleri uyarınca şirket lehine tazmini için huzurdaki davanın ikamesi zorunlu olduğu iddia edilerek, HMK'nın 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin dava dışı şirkete ödenmek üzere yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; haksız ve dayanaksız olan davanın reddini talep ettiklerini, TTK m.560/1 uyarınca ortakların yönetim kurulu üyelerine karşı (ister dolaylı zararları ister doğrudan zararları için tazminat kendilerine verilmek üzere) açacakları sorumluluk davalarında iki yıllık zamanaşımı zararı ve sorumluları öğrendikleri tarihten başladığını, davanın 23.05.2018 tarihinde açıldığı göz önünde bulundurularak 23.05.2016 tarihinden öncesine ilişkin tüm taleplerin bu tarih ile sınırlandırılarak taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının öncelikle zararı ispat etmesi gerektiğini, müvekkillerinin “davacının olumlu oyu ile" geçmiş yıllarda ibra edildiğini, ibranın, tüzel işinin yetkili organının (genel kurul), sorumlu organın üyelerine karşı karar şeklinde bir irade açıklaması olduğunu, genel kurul bu kararı ile, yönetim kurulu üyelerine karşı karar şeklindeki bir irade açıklaması olduğunu, genel kurulun, bu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerini hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan ettiklerini, TTK m. 558/2 uyarınca genel kurulun ibra kararı gereği dava hakkını ortadan kaldırdığını, müvekkilinin ve diğer yönetim kurulu üyelerinin 2008-2009-2010-2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait Genel Kurul Toplantılarında davacının da olumlu oy vermesi neticesinde oybirliği ile ibra edildiğini, TTK m. 558/2 uyarınca ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkı ortadan kalkmış olduğundan davacının anılan yıllara ilişkin işlemlerde dava açma hakkı bulunmadığını, şirketin 24.11.2007 tarihli 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında ise davacının olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile ibra edildiğini, davacının yöneticilerini hasım ederek ikame ettiğini, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████E sayılı dava dosyası, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████E. sayılı dava dosyası, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████E sayılı dava dosyası, Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████E sayılı dava dosyası ve Bakırköy 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████E sayılı dava dosyası ile birlikte sabit olduğunun belirtildiğini, davacının haksız ve gerçek dışı isnatlarda ve ithamlarda ve suçlamalarda bulunmaktan çekinmeksizin ikame ettiği işbu davalarda, niyetinin kötü niyetli olduğunu, haksız, fahiş talepleri doğrultusunda biran önce bir pay alma çabasına girdiğini gözler önüne serdiğini, Sapanca'daki otelin kiralanma sürecinde müvekkilin ve davacının babası merhum ...’nın haiz olduğunu ve tüm işlemleri tedbirli bir yöneticiden beklenen özen çerçevesinde gerçekleştirdiğini, davacının bahsettiği arsalar, müvekkilinin ve davacının babaları merhum ...'nın sahip olduğunu ve kendi rızası ile Şirket'e satmış olduğu taşınmazlar olduğunu, delil listesinde söz konusu taşınmazların satışına ilişkin dekontların sunulduğunu, Yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açma hakkının TTK m.560/1 uyarınca 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacının bahsettiği maddi vakıaların 2008-2014 yılları arasında gerçekleşmiş olduğunu, davacının bu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, şirket yönetim kurulu üyeleri müvekkili ve merhum ...’nın davacının da olumlu oyu ile 2008-2009-2010-2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait Genel Kurul Toplantılarında oybirliği ile ibra edildiğini, TTK m. 558/2 uyarınca ibraya olumlu oy veren pay sahiplerinin dava hakkının ortadan kalkmış olduğunu, davacının anılan yıllara ilişkin işlemlerde dava açma hakkı bulunmadığını, davacının şirket'in 2016 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesi eki gelir tablosunda şirket satışlarının düştüğünü, yönetim giderlerinin yükseldiğinin belirtildiğini, davacının, dava dilekçesinde faaliyet giderleri içinde sadece genel yönetim giderlerinin yüksekliğini bahis konusu yaparak 321.970,91 TL den 706.886,90 TL'ye çıktığı yönünde beyanda bulunurken faaliyet giderleri içindeki pazarlama satış ve dağıtım giderlerinin 874.667,06TL'den 39.285,21TL'ye düştüğünü ve toplamda faaliyet gideri 2015 yılında 1.196.637,97TL iken 2016 yılında 746.172.11-TL'ye düştüğünü söylemeyerek gerçekleri sakladığını, ayrıca 2015 yılında vergi sonrası karın 902.037,37TL iken şirket'in çok genel gider yapmış olduğu dönemde vergi sonrası karın 2.285.684,17-TL olduğundan bahsedilmediğini, TTK m. 553 hükmü uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmemelerine rağmen şirketin zarara uğramışsa sorumlu tutulmaları söz konusunun olmayacağı, yönetim kurulu üyelerinin ancak, şirkete zarar veren işlem ve eylemlerin yönetim kurulu üyelerinin kusurlarından kaynaklandığı taktirde sorumlu tutulabileceğini, 6102 sayılı TTK sisteminde zarar doğurucu işlem ya da eylemin yönetim kurulu üyesinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükünüm davacıya ait olduğunu savunarak davanın usulden; müvekkilinin kusurlu fiil ve işlemleri bulunmaması ve zarara sebebiyet vermiş olmamaları nedeniyle esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava dışı ... .... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyelerinin 2008-2009-2010-2011-2012-2013-2014-2015 yıllarına ait genel kurul toplantılarında davacının olumlu oy vermesi neticesinde oy birliği ile ibra edildiği, bu kapsamda davacının davalıya karşı tazminat iddialarının 2015 ve öncesine ilişkin ileri sürebilmesinin imkansız olduğu, yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yönetim kurulu üyelerinin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerektiği, bir başka deyişle, basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin davalılar tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerektiği, aksi takdirde enflasyon ve kur farkı da dahil olmak üzere şirketin uğramış olduğu her türlü işletme zararının yöneticilerden tahsili imkanı doğmuş olur ki, böyle bir sonucun, yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin düzenlenme amacıyla bağdaşmadığı gibi ticari işletmenin kar edebileceği gibi yapmış olduğu faaliyetin taşıdığı ticari riskler nedeniyle zarar etme ihtimalinin de bulunması özelliğiyle de bağdaşmayacağı, şirketin 2013-2018 yıllarında şirket faaliyetlerini sürdürebildiği, net çalışma sermayesinin yeterli olduğu, borç yapısı bakımından öz kaynaklarının yeterli olduğu, şirketin banka kredisi gibi yabancı kaynağa muhtaç olmadığı, varlıklarının yeterli olduğu, giderlerinin ve katılan maliyetlerin şirket faaliyetleri ile orantılı olduğu, kira gelirleri incelendiğinde tahsil edilmeyen alacaklar için hukuki işlemlerin başlatıldığı ve takibin devam ettiği, bu itibarla davalı ...'ya atfedilecek bir kusurun olmadığından..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, davalının dolambaçlı işlemlerle kendisini şirketten alacaklı gibi göstererek şirket aleyhine fiktif borç yarattığını, satılan ve satışları devam eden ofis, dükkan ve konutların satış değerlerinin çok altında göstererek şirket kârının azaltıldığını, Sapanca'daki otele ilişkin kira bedellerinin tahsil edilemediğini, şirket yönetim giderlerinin şirket faaliyetleri ile ters orantılı şekilde %100 oranı üzerinden katlanarak arttığını, dava dışı şirketin ortak ve yönetim kurulu başkanı olan davalının menfaatleri doğrultusunda yıllardır keyfi ve şirketin kötü yönetildiğini, bu nedenle zararın talep edildiğini, mahkeme tarafından verilen ret kararının eksik ve hatalı incelemeye dayandığını, mahkemenin hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verdiğini, bilirkişilerin zamanaşımı ve ibra ile ilgili yorumları esas alınarak ret kararı verildiğini, 2015 yılından önceki zarar doğuran işlemlerin hiç incelenmediğini, bilirkişilerin yetkilerini açtığını, tarafgir davrandığını, tarafların babası ve şirketin kurucusu ...'ya ait İstanbul ili Bağcılar ilçesi 27 parselde kayıtlı gayrimenkulün ...'ya bedelin bir miktarını ödemesinin yapılmış gibi gösterilmek suretiyle davalının şirketi fiktif borçlandırma işlemlerinin incelenmediğini, davalı tarafın zamanaşımı ve ibranın varlığına ilişkin savunmalarını itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla genel kurul toplantısı ile yalnızca faaliyet raporlarından şirketin borç bilgisini haiz olunabileceğini, 2014 yılında ...'ya yapılan toplam borç ödemesi ile davalı tarafından şirkete verilen borç miktarının aynı tarihlere rastladığı ve çok yakın miktarlarda olduğunu, davalı hesaplarından borç verme işlemleri ile ilgili bir para çıkışı olmadığı, davalının kendisine haksız şekilde menfaat sağlamış olduğunun yapılan genel kurul toplantısı ile bilenebilmesinin mümkün olmadığını, dava dışı şirketin ortaklarının üç kardeş ve baba olduğunu, baba ...'nın şirketi 1980 yıllarda kurduğunu, tüm kardeşlerin şirkete eşit şekilde ortak olduğunu, yaklaşık 25 yıl bu şekilde devam ettikten sonra babanın yaşlılık ve hastalık yıllarında ortaklık yapısının değiştiğini, babanın hisselerinin neredeyse tamamı ve kız kardeşlerinin hisselerininde bir kısmının davalı erkek kardeşe geçtiğini, davalının %68 hisseye sahip olduğunu, bununla yetinmeyen davalının sermaye artımı yoluyla kız kardeşlerinin hisselerini tamamen sıfırlama saikiyle sermaye artırımı yaptığını, Bakırköy 5. ATM'nin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı dosyasında verilen ret kararının İstanbul BAM 13 Hukuk Dairesinin █████████ Esas sayılı kararı ile kaldırıldığını, davacı müvekkili ve müteveffa dava dışı kız kardeşin davalının idaresinde bulunan şirketin yönetimine hiç dahil edilmediğini, ailevi ilişkiler ve ağabeylik vasfının baskı unsuru olarak kullanılmak suretiyle genel kurul evraklarına kendilerinden imza alındığını, şirket iş ve işlemleri ile ilgili bilgi ve belge verilmediğini, 12.01.2018 tarihli cevabı ihtarnamede; beyanlarının doğruluğunun ikrar edildiğini, geçerli bir ibradan bahsedebilmek için ibraya konu vakıanın tüm gerçekliği ve tüm açıklığı ile toplantıda tartışılıp ortakların bilgisine sunulmuş olması gerektiğini, bir diğer deyişle ibranın hata, hile vb şekillerde irade sakatlığına uğramamış olması gerektiğini, müvekkilinin ibraya ilişkin iradesinin davalının hileli davranışlarıyla sakata uğratılmış olduğu ve geçerli bir ibradan söz edilemeyeceğini, bunun dışında dava dışı şirketin davalıya 2014 yılında borçlandırıldığını, borç ilişkisinin yıllar itibariyle devam edegeldiğini, müvekkilinin dava dışı şirkete gönderdiği 26.12.2017 tarihli ihtarnamesi ile bazı hususları öğrenmeye başladığını, şirketin alabildiği kadarıyla bilanço ve mizanlardan dava konusu zararın öğrenildiğini ve iki yıllık süre içerisinde davayı açtığını ayrıca Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında; baba ...'nın kısıtlanmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini bu nedenlerle gerek TMK 2.maddesi gerekse de hata, hile, ikraha ilişkin genel hükümler çerçevesinde ibra hususuna hukuken değer verilmemesi, davalının sebebiyet verdiği zararların halen devam ettiği, zamanaşımı süresinin öğrenmeden itibaren iki yıl olduğu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, kararın eksik olduğunu, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, bilirkişilerin zorlama yorum ile ibra ve zamanaşımına tutunarak zarar miktarını hesaplamadıklarını, şirket çalışanı ... tarafından ... hesabından çekilerek şirket hesaplarına benzer meblağların yatırılmak suretiyle davalı tarafından aynı meblağların borç olarak verildiğinin gösterildiğini, gerçekte davalının şirkete borç vermediğini, bilirkişiler tarafından hesap hareketleri incelenerek bir tablo hazırlanmasının ve bu tabloda şirketin ...'ya 2014 yılında yaptığı borç ödeme tarihlerinin ve miktarlarının şirket çalışanı tarafından ... hesabından para çekilen tarihlerin ve bu miktarların davalının şirkete borç vermiş göründüğü tarihleri ve bunların miktarlarının gösterilmesi gerektiğini, ...'nın 2014 yılı sonu itibariyle dava dışı şirketten iki gayrimenkul satışından toplam 24.210.000,00 TL alacaklı olması gerektiğini, oysa karşılaştırma bilançoda alacak tutarının 16.998.996,20 TL olarak göründüğünü, davalının şirketten 6.544.318,98 TL alacağının oluştuğunu, davalının dava dışı şirketten aldığı huzur hakkı ödemesi dışında hiçbir geliri veya yönetim kurulu üyeliği dışında bir işi bulunmadığını, yüksek miktarda borç veremeyeceğini, bilirkişi raporlarına itirazların dosyaya sunulduğunu, dava dışı şirketin Yeşilköy Şubesindeki hesabına başka şubeden açıklaması ile yapılan para yatırma işlemlerinin kim tarafından yatırıldığının sorulmasının ve ek rapor alınmasının talep edildiğini ancak mahkemenin itiraz ve taleplerini değerlendirmediğini, eksik ve hatalı değerlendirme ile karar vermeye elverişli olmayan rapordaki zamanaşımı ve ibra yorumlarına dayanarak karar verildiğini, davalının Sapanca'daki müstakil yazlık evinin olduğu taşınmazı zarara uğrattığı, şirkete yıllık 1.800,00 TL gibi cüzi bir bedelle kiraladığı bu evde çalışan ...'ninde SGK kayıtlarında şirket çalışanı olarak gösterildiğinin tespit edildiğini, kiralama işleminin şirketin amacı ve faaliyetleri ile bağdaşmamasına rağmen davalının kendi evinde çalıştırdığı şahsı şirket çalışanı gibi göstermek suretiyle şirketi zarara uğrattığının tespit edildiğini ancak zarar miktarının bilirkişilerce tespit edilmediğini, davalının kiraladığı Sapanca'daki arsanın şirkete kiralandığı süre içerisinde üzerine ultra lüks villa yapıldığını, zarara uğrayan şirketin maliyetlerinin arttığının tespit edildiğini, satılan ve satışları devam eden ofis, dükkan ve konutların satış değerlerinin gerçek değerlerinin çok altında gösterilerek şirketin zarara uğratıldığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmayarak Sapanca'daki otellerinin kira bedellerinin tahsilini sağlamayamadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ve neticede davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı ve davalının dava dışı ... ... AŞ şirketinin hissedarlarından oldukları, taraflar arasında çok sayıda hukuki uyuşmazlığın bulunduğu, davalının şirketin yönetim kurulu başkanı olduğu, tarafların kardeş olduğu hususların herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının yönetim kurulu üyesi ve başkanı olarak dava dışı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, mahkemece gerekli olan delillerin toplanıp toplanmadığı, bilirkişi rapor ve ek raporların usul ve yasaya uygun olup olmadığı, bilirkişiler tarafından değerlendirilen zamanaşımı ve ibra ile ilgili hususları ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, dava dışı ... AŞ'nin 26.12.2017 tarihinde Bakırköy ... Noterliğinde davacı adına düzenlenen ihtarname ile azlık %15 hisse sahibi oldukları, ..... AŞ'nin adresinde 24.11.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirket aktifinde yer alan 17 ile 27 parsel sayılı taşınmazlara ait istisna akit sözleşmesi tarihleri ve bu taşınmazlardan kaç adedinin satıldığı ve satış bedelleri ile şirketin ticari borçlarının kime ve ne şekilde olduğu ve halen devam edip etmediğinin sorulduğu, yönetim kurulu faaliyet raporu, denetçi raporu, bilanço ile kar zarar cetvelleri, genel kurul toplantı tutanağı, şirket aktifinde bulunan taşınmazlara ilişkin akitlerin suretlerinin verilmesinin istendiği, şirketin ortaklara karşı borcunun bulunduğu, borcun kaynağı ve güncel borç miktarlarının ...'nın maliki olduğu 27 parsel taşınmazın 12.12.2014 tarihinde ...... AŞ'ye satımı nedeniyle ...'ya satış bedeli olan 17.000,00 TL'nin borçlanıldığı, 30.09.2017 tarihi itibariyle güncel borç miktarının 12.051.303,00 TL olduğu, 16.11.2017 tarihli dekont gereği ortak ...'nın ihtiyaç gereği şirket hesabına para göndermesi sebebiyle 700.000,00 TL borç ile geçmiş dönem cari hesap borcu olan 148.644,00 TL olmak üzere şirket ortaklarından ...'ya toplam 848.644,00 TL güncel borcunun bulunduğu, şirket aktifinde bulunan 27 parselde kayıtlı taşınmazın kaç tanesinin satıldığına ve bedellerine ilişkin olarak istenen bilgilerin belirtildiği, müteahhit firma ... blok ile 28.03.2013 tarihli sözleşmeye istinaden Bahçelievler 17 parselde kaim %50 ..., %50 ... Projesinde 74 ofis ve 13 dükkan bulunduğu, 17 ofis ve 5 dükkanın ve bir ortak dükkanını ... Turizm'e ait olduğu iki adedinin satıldığı belirtilerek satış miktarlarına yer verildiği, davacı tarafça dava dışı ... .. AŞ şirketine Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen 05.01.2018 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede; şirketin 24.11.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında bir takım bilgi ve belgelerin verilmesi istenmesine rağmen yönetim kurulu başkanı ... tarafından daha sonra yazılı olarak cevap verileceğinin belirtildiği ancak bir ay geçmesine rağmen verilmemesi üzerine 26.12.2017 tarihli itibariyle bu belgelerin istenildiği, cevaben 26.12.2017 tarihli ihtarname ile eksik ve çelişkili bildirimde bulunulduğu, belge gönderilmediği belirtilerek davalının şirkete verdiği borç paralara ilişkin ödeme belgelerinin birer suretinin gönderilmesi, muhatap şirket aleyhine TTK 437/5.maddesi uyarınca dava açılacağının bildirildiği, 12.01.2018 tarihli dava dışı şirketin vermiş olduğu cevabı ihtarname ile talep edilen bilgilerin iletildiği, ayrıca Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyası ile şirket ile davacı arasında görülen yargılamanın konusunun oluşturduğu, bilgi ve belgelerin mahkemeye sunulduğu ve erişilebileceğinin belirtildiği, şirketin 19.02.1980 tarihinde kurulduğu, 22.02.2017 tarihine kadar herhangi bir bilgi alma inceleme talebi olmadığı halde şirketin feshi davası açılması sonrasında sergilenen ısrarcı tutumun TMK'nın 2.maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun belirtildiği, davacı tarafça davalı şirket yönetim kurulu başkanı aleyhine 23.05.2018 tarihinde iş bu sorumluluk davasının açılmış olduğu, davacının dava dışı şirkete karşı açmış olduğu 24.11.2017 tarihli genel kurul kararının iptali isteminin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas, ████████ Karar ve 06.03.2019 tarihli kararı ile dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile mahkeme kararının, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kaldırılmasına ve 24.11.2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait genel kurul toplantısında alınan 4 nolu kararın iptaline, 6 nolu kararın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, 2,3 ve 5 nolu kararın iptaline ilişkin talebin reddine karar verildiği, kararın kesinleşmesine dair bilginin olmadığı, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı dosyasında davacı tarafça dava dışı şirketin genel kurul kararının iptali istemli açılan davanın şirketin 06.06.2018 tarihli genel kurul kararına ilişkin olduğu, mahkemenin 16.10.2019 tarihli kararı ile davanın asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı reddine dair karar verildiği, İstanbul Bam 13. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar ve 30.12.2021 tarihli kararı ile davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve ihtiyati tedbirin mahkemece değerlendirilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, söz konusu gerekçede önemli ölçüde delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmemiş olduğuna yer verildiği, davacı tarafça dava dışı şirket ve dava dışı... AŞ aleyhine Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında açmış olduğu asıl ve birleşen davanın hisse devrinin tespiti ve ve pay defterine kaydı istemine ilişkin olduğu, mahkemenin 30.05.2019 tarihli kararı ile asıl dava yönünden davalı şirket ortağı davacı ...'in ...'dan devraldığı nama yazılı 1500 paya karşılık 15.000,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık payının tespitine ve davalı şirket pay defterine tesciline, birleşen davada davacı ...'in ...'dan devraldığı, nama yazılı 7050 paya karşılık 70.500,00 TL'lik sermaye hak ve ortaklık payının tespitine ve davalı şirket pay defterine tesciline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi neticesinde İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddedildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar ve 08.02.2024 tarihli kararı ile mahkeme kararının onandığı, davalının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında ve ayrıca Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine muris muvazaası sebebiyle hisse devrinin iptaline ilişkin 28.09.2020 tarihinde açmış olduğu davanın ayrı ayrı reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Kararı ile ilk derece mahkeme kararının kaldırıldığı, asıl davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen davanın yine aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, kararın kesinleşmesinin olmadığı, davacının Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında davalı şirketin 24.11.2017 tarihli genel kurul kararının iptaline dair dava açtığı, mahkemenin 06.03.2019 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne ve 5 nolu iptal talebinin reddine, 7 nolu sermaye artırımına ilişkin kararın üç aylık süre içerisinde ticaret siciline tescil yaptırılmadığından geçersiz olduğu anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edildiği, kararda kesinleşmenin olmadığı anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi kök ve ek raporları alınmıştır. 29.06.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu, 08.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporu ve 06.10.2021 tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır.Davacılar vekili; raporun karar vermeye yeterli olmadığını, önceki itirazlarını tekrar ettiklerini, bilirkişi heyeti tarafından borç alışverişinin tablo haline getirilmesi halinde iddialarının ortaya çıkacağını... Bankası ... şubesine müzekkere yazılmasını, eksiklikler sonrasında davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise müvekkiline herhangi bir kusur atfedilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden bilirkişi rapor ve ek raporlara göre davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. "Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının Sorumluluğu başlığı altında TTK'nın 553 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 553. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticilerin kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı olarak kusurlu fiil ve işlemleri sonucunda şirketin doğrudan uğradığı zarar sebebiyle şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı zarardan sorumludurlar. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. TTK'nın 558/2. maddesinde, "Şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren geçmesiyle düşer." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut davada, bilirkişi kök raporunda davacının şirketin 2008 yılı dahil olmak üzere 2015 yıllarına ait genel kurul toplantılarında olumlu oy vermesi neticesi ile yönetim kurulu üyelerinin oy birliği ile ibra edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. TTK'nın 558/2. maddesinde yapılan düzenleme ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın şirkete karşı da etkili olduğu ve bu durumun sadece açıklanan maddi olaylarla sınırlandırıldığı yasanın açık hükmüdür. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir, açıklanmamış ve belgeye dayandırılmamış, vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibranın yok sayılacağı, ibra kararı olsa dahi yönetim kurulu üyelerinin ortaklık menfaatlerine aykırı işlemler yapmaları, görevlerini kötüye kullanıp şirketi zarara sokmaları, bunları gizlemeleri ve bilançoda göstermemeleri halinde böyle bir ibranın geçerli olmayacağı ve yöneticilerin sorumluluklarının devam edeceği, bütün bu hususların genel kurulda görüşüldükten sonra yöneticilerin sorumluluk halleri ve ortaklığa verdiği zarar açıkça saptandığı halde genel kurulca ibraya karar verildiği takdirde böyle bir ibraya geçerlilik tanınabileceği Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında açıklanmıştır.Bu durumda mahkemece geçerli bir ibranın bulunup bulunmadığı, ibranın soyut nitelikte olup olmadığı ve TTK'nın 560. maddesindeki zamanaşımı hükmünün değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir. Davacının açıkladığı maddi olgular yönünden alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve şirketin zarar kalemi olarak ileri sürülen hususlarda konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak, TTK'nın 553. maddesinde düzenlenen sorumluluk hükümleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve dosya kapsamına uygun ve yeterli olmayan bilirkişi rapor ve ek raporlarına göre karar verilmiş olması uygun görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.04.2026KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.