İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi istinaf kararı, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında asıl işverenin ödediği işçilik alacaklarının alt işverenden rücuen tahsiline ilişkin uyuşmazlığın incelenmesi.
Özet: Entegre tesis yönetimi hizmeti sunan davacı ana işveren, alt işveren olan davalının çalışanına ödediği kıdem tazminatı haricindeki işçilik alacaklarını rücuen tahsil etmek amacıyla icra takibine itirazın iptali davası açmıştır. İlk derece mahkemesi, sözleşme ve teknik şartname gereği kıdem tazminatı dışındaki alacaklardan alt işverenin sorumlu olduğunu belirterek, davalının sorumluluğunu işçiyi kendi nezdinde çalıştırdığı dönemle sınırlı tutmuş ve takibin kısmen devamına karar vermiştir. Davacı ise, sözleşme uyarınca sadece kıdem tazminatından sorumlu olduğunu, diğer tüm alacaklardan davalının tam sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████ KARAR NO: █████████DAVA TARİHİ : █████/2020KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Entegre Tesis Yönetimi Hizmeti Sözleşmesi'nin 28/3 maddesi kapsamında davalı çalışanlarının sadece kıdem tazminatlarından sorumlu olmayı taahhüt ettiğini, teknik şartnamenin 3.3./2. bendinde, kıdem tazminat haricinde başkaca sorumluluklarının olmayacağının kararlaştırıldığını, davalı firma işçilerinden ...'ın, müvekkili ve davalı... firması aleyhine Bakırköy 28. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasından hükmolunan bir kısım işçilik alacaklarının icra dosyası üzerinden ödendiğini, davalıya müvekkili tarafından Güvenlik Hizmeti sunmak üzere de güvenlik firması seçme hakkı tanındığını, bu doğrultuda davalı... firmasının, .... Şti ile beraber ihaleye teklif verdiğini, ... firması ile sözleşme akdedildiğini, İşbu sözleşmede de müvekkilinin sadece kıdem tazminatından sorumlu olacağının hüküm altına alındığını, nitekim ... firması müvekkil ile akdettiği sözleşme kapsamında müvekkile vermiş olduğu teminat mektubu iadesine dair tahkim yargılamasında da hakem tarafından müvekkilin sözleşmeler kapsamında sadece kıdem tazminatından sorumlu olacağının hüküm altına alındığını beyanla davalının işçisi ...'ın ödenen kıdem tazminatı dışındaki bölümün davalıdan rücuen tahsil haklarının doğduğunu belirterek başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına, asgari % 20 inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zaman aşımına uğradığını, sözleşmenin 6.1 maddesinde belirtildiği üzere sözleşmenin birim fiyat sözleşmesi olduğunu, normal çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, fazla çalışma süreleri ve resmi tatil çalışmaları bilgilerini içeren aylık puantajlar esas alınarak fatura düzenlendiğini, müvekkilinin fatura ile sorumlu olduğunu, mahkemece puantaj çizelgesinin üzerinde bir tutara hükmedilmesinin eksik hakkediş yapıldığı anlamına geldiğini, puantaj çizelgesine uygun olarak düzenlenen fatura tutarından daha fazla bir tutara mahkemece hükmolunması nedeniyle oluşacak bu bedellerin işçilere ödenebilmesi için önce davacı tarafından, müvekkiline ödeme gerçekleştirilmesi gerektiğini, davacı tarafın, davalıya yapmadığı bir ödemeyi rücuen alacak davasına konu edemeyeceğini, müvekkilinin, dava dışı işçilere karşı sorumluluğunun sözleşme yürürlüğü olan █████/2015 tarihinde başladığını, dava dışı işçinin sözleşme tarihinden öncesi hak kazanmış olduğu yıllık izin ücretlerinin tamamı davacı yanın sorumluluğunda olduğunu, dava dışı işçinin müvekkili nezdinde 01.02.2015-12.08.2015 tarihleri arasında iş gördüğünü, işçinin açtığı davada hüküm altına alınan ücreti vekalet ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; alacağın kaynağı taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı için TBK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde eldeki davanın açıldığı, taraflar arasındaki sözleşme ve teknik şartname gereğince kıdem tazminatı haricindeki diğer alacaklardan alt işverenlerin sorumlu olduğu, davalının sorumluğunun işçiyi kendi nezdinde çalıştırdığı dönemle sınırlı olduğu, davacı asıl işveren tarafından dava dışı işçiye .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından █████/2017 tarihinde ödenen tutardan kıdem tazminatı ve ferilerinden davacının tek başına sorumlu olduğu, kalan tutar yönünden ise davalının sorumluluğu çalıştırdığı süreyle sınırlı olması ve işçinin yine dava dışı Canpak isimli şirkette hizmeti olması sebebiyle oranlama yapıldığında davalının sorumluluk tutarının 899,71 TL olacağı, bu doğrultuda alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takibin 899,71-TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya dair istemin reddine, %20 icra inkar tazminatı 179,94-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece sözleşmenin hatalı değerlendirildiğini, eksik inceleme ile davalı firmanın, işçinin kendisinde çalıştığı dönem ile sınırlı olarak müvekkile karşı sorumlu olacağından bahisle hüküm kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin açık olduğunu, müvekkilinin sadece kıdem tazminatı ödemeyi üstlendiğini, diğer alacaklardan davalının sorumlu olduğunu, icra takibinin de kıdem tazminatı alacağı düşülerek başlatıldığını, kıdem tazminatı yönünden dönem ayrımı yapmadan tamamından müvekkilinin sorumlu olduğu kabul edildiğine göre diğer işçilik alacakları yönünden de dönem ayrımı yapılmadan davalının sorumlu tutulması gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, itirazlarının karşılanmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri gereğince, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, hizmet alım ihalesinin davalı tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçinin iş hukukundan doğan kıdem tazminatı haricinde diğer işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı icra takip dosyasında davacı tarafından 4.189,00 TL asıl alacak, 2.951,91 TL asıl alacak, 4.329,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.470,32 TL alacağın tahsili için takip başlatılmıştır. Borcun sebebi "... Bakırköy 28. İş Mahkemesi ████████ E. Entegre Tesis Yönetimi Hizmet Sözleşmesinden Doğan Rücu Alacağı" olarak belirtilmiş, ödeme emrinin tebliği ve süresi içerisinde itiraz edilmesi üzerine eldeki dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir.4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarihli ██████████ E. █████████ K., yine aynı Daire'nin █████/2018 tarihli █████████ E. █████████ K., █████/2017 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamları)İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2025 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile; "...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve fer'ilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir..." yönünde karar verilmiştir. Emsal kararlar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir. Taraflar arasında imzalanan █████/2015 tarihli Entegre Tesis Yönetimi Sözleşmesinin 28. maddesinin 3. paragrafı; "Personelin sigorta ödemeleri, işe iade ve buna bağlı tüm yükümlülükler ve buna benzer tüm sosyal haklar ile iş hukuk kanunlarında yönetmelik ve tüzüklerinde belirtilen her türlü sorumluluk, vergi, harcama ve ödeme hizmet veren yüklenici tarafından yapılacaktır.", Teknik Şartnamenin Personelin diğer hakları başlıklı 3.3. maddesi 2. bendi; "Personelin kıdem tazminatına ilişkin olarak, ... A.Ş'nin yasal yükümlülüğünün doğması halinde, kıdem tazminatları, tazminatın doğduğu zamanda ... A.Ş tarafından ayrıca ödenecektir. Kıdem Tazminatlarının dışında ... A.Ş'nin başkaca yükümlülüklere ilişkin bir sorumluluğu olmayacaktır." şeklindedir.Bu hükümler uyarınca işçilerin kıdem tazminatı yönünden davacı sorumlu ise de, diğer işçilik alacaklarına dair imzalanan sözleşmede davacıya sorumluluk yüklenmediğinden, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alınarak somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve hesaplama yapılması gerekmektedir. Bakırköy 28. İş Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından davalıların aleyhine işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan dava neticesinde mahkemenin █████/2016 tarihli ████████ K. sayılı kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarihli (█████/2017 tavzih tarihli) ████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile kaldırıldığı ve yeniden hüküm tesis edilerek -Brüt 4.731,00 TL Kıdem Tazminatı alacağının iş akdinin fesih tarihi olan █████/2015 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, -Brüt 5.290,00 TL Fazla Mesai alacağına takdiren % 30 takdiri indirim yapılarak belirlenen 3.703,00 TL'den 2.000,00 TL'sinin dava tarihi █████/2015 tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi █████/2016 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte, -Brüt 1.001,00 TL Ulusal Bayram ve Genel Tatil alacağına takdiren % 30 takdiri indirim yapılarak belirlenen 700,70 TL'nin 400,00 TL'sinin dava tarihi █████/2015 tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi █████/2016 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte, -Brüt 136,00 TL ücret alacağının 100,00 TL'sinin dava tarihi █████/2015 tarihinden, bakiyesinin ıslah tarihi █████/2016 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, dava dışı işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine istinaden .... İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı takip dosyasına █████/2017 tarihinde 17.995,11 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda; taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre işçinin kıdem tazminatının tamamından davacının sorumlu olduğu, diğer işçilik alacakları olan ücret alacağı, ubgt ve fazla mesai yönünden her bir işverenin işçiyi çalıştırdığı süre nazara alınarak sorumlu olacağı dikkate alınarak hesaplama yapılmış, ücretlerin kararda brüt olarak belirlenmesi sebebiyle net alacağa çevrilmiş ve ödeme tarihine kadar faiz işletilerek öncelikle alacak tutarları faiziyle toplam 10.143,08 TL (kıdem tazminatı 6.134,07 TL, fazla mesai 3.266,03 TL, ubgt 620,26 TL, ücret alacağı 122,72 TL) hesap edilmiş, davacı tarafından 17.995,11 TL ödendiğinden 10.143,08 TL tutar tenzil edilerek yargılama giderleri (masraf, harç, vekalet ücreti) 7.852,03 TL bulunmuştur. Davacının tek başına sorumlu olduğu tutar olan kıdem tazminatı 6.134,07 TL olup, toplam yargılama gideri 7.852,03 TL olduğundan oranlama yapılarak davacının yargılama giderlerinden sorumlu olduğu tutar ise 2.676,56 TL hesap edilmiştir. Yani ödenen 17.995,11 TL'nin toplam 8.810,63 TL'sinden (6.134,07 TL kıdem + 2.676,56 TL masraf) davacı tek başına sorumludur.Davalı ve diğer alt işverenin sorumlu olduğu tutar 17.995,11 - 8.810,63 = 9.184,48 TL olup davalının bu tutardan sorumluluğu ise işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlıdır. Dava dışı işçinin █████/2010-█████/2015 tarihleri arasında 1768 gün süreyle dava dışı .... A.Ş.'de, █████/2015-█████/2015 tarihleri arasında 192 gün süreyle davalı şirkette çalıştığı tespit edilmiştir. Bu durumda 1960 (1768 + 192) gün süre için hesap edilen 9.184,48 TL'nin, 192 günlük süreye oranlanan (9.184,48 TL / 1960 X 192) 899,71 TL kısmından davalı sorumludur. Davacı tarafça her ne kadar dava dışı işçinin diğer işveren nezdinde olan çalışmaları karşılığının da davalıdan tahsili gerektiği ileri sürülmekte ise de, yukarıda yer verilen emsal kararlar ve yasal düzenlemeler nazara alındığında, müşterek ve müteselsil sorumluluk işçiye karşıdır. İşverenler birbirlerine karşı açtıkları rücu davasında sadece kendi çalıştırdıkları süreyle sınırlı olarak hesap edilecek ücretlerden sorumludur. Yine yargılama giderlerinden de davacı sorumlu olduğu kıdem tazminatına oranla, davalı ve dava dışı .... A.Ş. ise işçiyi çalıştırdıkları süre itibariyle yapılacak oranla sorumlu olacaktır ki bilirkişi raporunda bu hususlar nazara alınarak hesaplama yapıldığından gerek rapor gerekse kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL 'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026