Doğum sonrası rahim alınmasıyla sonuçlanan tıbbi uygulama hatası iddiasıyla açılan tazminat davasında, Yargıtay bozması sonrası alınan yeni bilirkişi raporlarıyla doktorun kusursuzluğunun tespiti ve talebin reddi.
Özet: Bu dava, davacının doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar sonucu rahminin alınması ve infertil kalması nedeniyle davalı doktorun tıbbi hatası olduğu iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup; ilk derece mahkemesinin doktorun kusursuz olduğuna dair ret kararının, önceki bilirkişi raporlarındaki eksiklikler nedeniyle Yargıtay tarafından bozulması üzerine, üniversite öğretim üyelerinden oluşan yeni bir bilirkişi kurulunca yapılan değerlendirmede, doktorun tüm müdahaleleri doğru zamanda ve uygun şekilde yaptığı, rahimin alınmasının ise durdurulamayan kanamaya bağlı zorunlu bir tıbbi uygulama olduğu tespit edilince, ilk derece mahkemesi davayı yeniden reddetmiş ve Yargıtay da bu yeni ve denetime elverişli bilirkişi raporlarına dayanarak davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., 2025/... K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 27 yaşında gebe kaldığını tarihte, gebelik kontrollerinin ve doğumunun davalı doktor tarafından yapıldığını, davalı doktorun sezaryan ile doğumu gerçekleştirmesi gerekirken normal doğum için diretmesi üzerine doğum sonrası kanamalarının arttığını ve gerekli işlemler yapılmadan rahminin alındığını, durumunun kötüleşmesi üzerine ... Hastanesine sevkinin yapıldığını, özensiz şekilde rahmi alındığından ... Hastanesinde iki kez operasyon geçirmek zorunda kaldığını, rahmin alınması nedeniyle artık çocuğunun olmayacağını ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili; davacının gebelik kontrollerini düzenli yaptığını, gerekli tüm tetkiklerin yapıldığını, normal doğum olması konusunda diretilmediğini, doğum sonrası kanamanın meydana gelmesinde doğum şeklinin önemli olmadığını, rahmin alınmasının kanamanın durdurulamamasından kaynaklı olduğunu, kusurunun ve olayda illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı doktorun kusurunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli kararıyla; dosyada mevcut bilirkişi raporlarında davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairemizin 23.1.2025 tarihli ilamıyla; Mahkemece yargılama sırasında alınan Adli Tıp 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen 11.08.2021 raporda, davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun mütalaa edildiği, Savcılık aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12.08.2020 tarihli raporunun da aynı mahiyette olduğu, davacının bilirkişi raporuna itiraz ederek yeniden rapor alınmasını talep ettiği, Mahkemece raporu sunan heyetin farklı olduğu ve farklı heyetin aynı yönde rapor sunmaları nedeniyle davacının itirazının yerinde görülmediğinin belirtildiği, ancak 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan her iki raporda imzası bulunan 5 kişilik bilirkişi heyetinden üç bilirkişinin aynı kişiler olduğu, bu nedenle davacının iddiaları ve itirazlarını karşılar şekilde davalı doktorun kusurunun değerlendirilmesi amacıyla ... Öğretim Üyelerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma kararına istinaden ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından 2 ... Hastalıkları ve ... Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, 2 ... ve ... Anabilim Dalı Öğretim Üyesi bilirkişilerden alınan raporda şikayet edilen hekimin hastaya yapılması gereken tüm müdahaleleri doğru zamanda ve uygun şekilde yaptığı, yaşanan doğum sonu kanamaya bağlı olarak yapılan histerektominin de tüm müdahalelere rağmen kanamanın durmaması nedeniyle uygulandığı ve ilgili hekimin tıbbi kusuru olmadığı belirtildiğinden, davada davalı doktorun kusurlu davranışta bulunduğu ispatlanmadığından davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; bu operasyon sonucu müvekkilinin bir daha çocuk sahibi olamayacağını, itirazlarının hiç değerlendirilmeden bilirkişi raporu hazırlandığını, normal doğum yapması konusunda zorlandığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık bulunduğu iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu ve ... Bilirkişi Kurulu raporlarına göre, davalı hekime kusur atfedilemeyeceğinin bildirilmesine, bilirkişi raporlarının taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının tüketici sıfatı nedeniyle temyiz edene istek halinde iadesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.