İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan vade farkı alacağı itirazının iptali davasında, mutabakat sonrası düzenlenen faturanın kötü niyetli bulunarak reddedilen ve tazminata hükmedilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Seyahat hizmeti veren davacı şirket ile davalı arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan, geç ödeme nedeniyle kesilen 100.419,76 TL tutarındaki vade farkı faturasının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi taraflar arasındaki cari hesap mutabakatının sıfırlandığını ve vade farkı faturasının mutabakattan aylar sonra, ihtirazi kayıt konulmadan kesildiğini belirterek davayı reddetmiş ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmetmiş olup, davacı ise sözleşmede vade farkının açıkça düzenlendiğini ve eylemlerinin kötü niyetli olmadığını iddia ederek karara istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████DAVA TARİHİ : █████/2020KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tatil paket tur ve uçak bileti konaklama satış hizmeti, vize ve toplantı hizmet vb. veren bir seyahat firması olduğunu, davalı/borçlu (...) ile müvekkili arasında █████/2017 tarihinde “Sözleşme” akdedildiğini, taraflar arasında imzalanan Sözleşmenin 5.Maddesinin “Sözleşme bedeli ve Ödemeler” başlığını taşıdığını ve 5.3. maddesinde yapılacak geç ödemeler için vade farkı uygulanacağının açıkça belirtildiğini, davalı tarafından fatura bedellerinin süresi içerisinde ödenmediğini, faturaların vade tarihinden çok sonra ödendiğini, bu nedenle sözleşmenin 5.3. maddesi uyarınca 100.419,76 TL tutarındaki vade farkı faturası kesildiğini ve ... İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı dosyasına davalı/borçlu hakkında takip başlatıldığını beyan ederek itirazın iptali ile dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme süresince müvekkili şirketin bütün taahhütlerini yerine getirdiğini ancak davacının yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davacı şirketin olumsuz tavırları nedeniyle sözleşmenin 10.Maddesi kapsamında █████/2018 tarihinde sona eren İşbirliği Sözleşmesinin yenilenmediğini ve taraflar arasında cari hesap mutabakatı yapıldığını, görüşmeler neticesinde █████/2019 tarihinde davacı şirket ile mutabık kalınan 200.657,16 TL'nin █████/2019 tarihinde ödenmesiyle borç-alacak ilişkisinin sona erdiğini, █████/2018 tarihinden sonra taraflar arasında bir ticari ilişki kalmadığını ve her iki taraf cari hesap bakiyesinin sıfırlandığını, bu hususun █████/2019 tarihli mutabakat incelendiğinde açıkça görüldüğünü, davacının ise bu tarihten aylar sonra █████/2019 tarihinde vade farkı faturası adı altında dava konusu olan faturayı düzenlediğini, taraflar arasında yapılan görüşmelerde davacının vade farkı adı altında bir talebinin olmadığını, mutabakat formalarına bu yönde ihtirazı kayıt sunmadığını, sözleşmenin devamı süresinde de vade farkı talep edilmediğini, düzenlenen faturanın haksız ve kötüniyetli olduğunu veyan ederek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; Taraflar arasındaki sözleşmenin bitiş tarihinin █████/2018 olduğu, taraflar arasında █████/2019 tarihinde mutabakat yapıldığı ve borç miktarının 200.657,06 TL olarak belirlendiği, █████/2019 tarihinde ilk mutabakatta belirlenen miktarın davalı tarafından ödendiği, yapılan mutabakat sonrası █████/2019 tarihinde tekrardan mutabakat yapıldığı ve borç miktarının ''0'' TL olarak anlaşıldığı, mutabakata herhangi bir ihtirazi kaydın görülmediği, vade farkı faturasının tarihinin █████/2019 olduğu, borcun kalmadığına ilişkin yapılan mutabakattan 5 ay sonra vade farkı faturasının kesildiği, bu yönüyle █████/2019 tarihi itibariyle taraflar arasında alacak-borç ilişkisi kalmadığına dair mutabakat sonrası kesilen vade farkı faturası nedeniyle davacının talepte bulunamayacağı, taraflar arasında mutabakat bulunması ve mutabakattan 5 ay sonra vade farkı faturasının kesilmesi nedeniyle davacının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, mahkemenin kararının yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sözleşmede açıkça vade farkı alacağının hükme bağlandığını, bilirkişi raporu ile haklılıklarının ispatlandığını, ticari ilişkisi süresi boyunca davalıdan pek çok kez ödeme talep edilmiş ise de davalı tarafından ödemelerin vade tarihinden çok sonra yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşme maddesi uyarınca fatura kesmiş olmasından bahisle kötüniyetli olduğuna hükmedilmesinin hukuka ve Yargıtay'ın içtihatlarına aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı olarak düzenlenen vade farkı faturası nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından 100.419,76 TL asıl alacak, 1.609,47 TL işlemiş faiz, 294,04 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 102.323,27 TL üzerinden takip başlatılmıştır. Takibe dayanak belge olarak 100.419,76 TL bedelli "vade farkı bedeli" açıklamalı fatura gösterilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından aynı tarihte borca itiraz dilekçesi sunulmuştur. İtiraz dilekçesi davacıya tebliğ edilmediğinden dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açılmıştır. Uyuşmazlık; davacının vade farkı açıklamalı fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında █████/2017 tarihinde İşbirliği Sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin Konusu 3.maddesinde; ...'nin ilgili kuruluşlar tarafından kullanmak üzere yetkilendirildiği ve ayrıntılı olarak sayılan acentelik altyapı sistemlerinin kullanılması bakımından ...'yı işbu Sözleşme süresince yetkilendirmesi, bu hususta ...'ya altyapı desteği sağlaması ve tarafların birbirlerinden alacakları hizmetler hususunda aralarında yapılan işbirliğinin koşul ve şartlarının belirlenmesi olarak açıklanmıştır.Sözleşme Bedeli Ve Ödemeler başlıklı 5.maddesinde; "...5.2. İşbu Sözleşme kapsamında verilen hizmetler doğrultusunda tarafların yapacağı ödemelere ilişkin ayrıntılı düzenleme şu şekildedir; ... tarafından her ayın 1'i ile 15'i arasında yapılan satışlardan ... bedeller aynı ayın 30'unda, 16 ile 30'u arasında yapılan satışlardan ... bedeller takip eden ayın 15'inde ... tarafından ...'ye fatura karşılığı gönderilecektir. İşbu faturalar yukarıda mezkur oranlar çerçevesinde düzenlenecektir. İlgili tüm ödemeler banka yoluyla gerçekleştirilecektir.5.3. Ayrıca bu süreleri aşan gecikmelere aylık % 1,5 vade farkı uygulanır. Bu uygulama yukarıda yazılı ödeme sürelerinin geçme tarihi itibarı ile yapılır...""Sözleşmenin Süresi Ve Fesih" başlıklı 10.maddesinde; "10.1. İşbu Sözleşme imza tarihinden başlayarak 31.12.2018 tarihine kadar geçerli olacaktır. Belirtilen tarihte işbu sözleşme taraflarca herhangi bir fesih bildirimine gerek duyulmaksızın ve taraflar nezdinde herhangi bir tazminat yükümlülüğü doğurmaksızın kendiliğinden sona erecektir....10.2. Taraflardan herhangi birinin, işbu Sözleşme'nin Tarafların Yükümlülükleri başlıklı maddesinde yer alan yükümlülüklere aykırı davranması halinde, diğer Taraf aykırılığın giderilmesini yazılı olarak talep eder. Anılan aykırılığın, yazılı talebin karşı Tarafa ulaştığı tarihten İtibaren 3 (üç) iş günü içerisinde giderilmediği takdirde bildirimde bulunan Taraf ayrıca herhangi bir ihtar ve/veya ihbara gerek duymaksızın ve hiçbir cezai şart ödemeksizin işbu Sözleşmeyi fesih hakkına sahiptir..." hükümleri yer almaktadırYine taraflar arasında Tatil Sepeti Kurumsal Seyahat Hizmetleri Ek Protokolü düzenlenmiştir. Konusu ...'in referansı ile ... ...'in anlaşma yaptığı firmalardan doğacak gelir paylaşımına ilişkin tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi şeklinde açıklanmıştır. Fatura Ve Ödemeler başlıklı 2. maddesinde; "İş bu protokol kapsamındaki doğacak gelir paylaşımı, ... ...'in her ayın 10'nuna kadar ileteceği rapora istinaden mutabakat yapılmasını takiben ...'in ilgili tutarda komisyon faturası düzenleyecek ve ilgili tutar oranında taraflar mahsuplaşacaktır.", Komisyonun Hesaplanması başlıklı 3.maddesinde; "... referansı ile ... ...” in hizmet vermiş olduğu firmaların *brüt satış karı üzerinden ... ..., ...'e %35 komisyon geliri ödeyecektir..." hükümleri yer almaktadır.İstem vade farkı faturasından kaynaklanmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2013 tarihli ███████-199 E. █████████ K. sayılı kararında ifade edildiği gibi; "...Vade farkı, enflasyonun ekonomi üzerindeki olumsuz etkisi sonucunda yargı kararları ile uygulama bulmuş ve bu kavram ile, para borcunun ifasında gecikmeden zarar gören alacaklının korunması amaçlanmıştır. Nitekim, 27.06.2003 gün ve 2001/1 E, 2003/1 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda vade farkının “veresiye veya taksitle satışlarda ilk satış bedeline yani semen'e belirli oranlarda yapılan ilave başka bir anlatımla … mal ve hizmet satım sözleşmesinde kararlaştırılan veya ticari teamüllere göre vade tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmak suretiyle semen'in ulaştığı miktarı ifade ettiği” belirtilmiştir.Vade farkı, başta sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırılabileceği gibi, var olan ticari teamüller sonucu da ortaya çıkabilir.Vade farkının sözleşmede kararlaştırıldığı ya da sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru kabul edildiği durumlarda alacaklı bu yöndeki istemini doğrudan sözleşmeye dayandıracaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.09.2003 gün ve ███████-449 E.- ████████ K.; 28.04.2004 gün ve ███████-205 E. - ████████ K.; 06.10.2004 gün ve ███████-470 E. - ████████ K. sayılı ilamları)."Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2015 tarihli ███████-2366 E. █████████ K sayılı kararında; "...vade farkı istenebilmesi için, yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması şarttır (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 gün ve E:2001/1, K:2003/1 sayılı ilamı). Yargıtay uygulamasına göre, teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerekmektedir..."Nitekim taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.3.maddesinde gecikme halinde vade farkı uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Taraflar arasında yukarıda yer verilen işbirliği sözleşmesi ve protokol kapsamında █████/2017 tarihinde başlayan ilişki sözleşmenin 10.maddesi uyarınca █████/2018 tarihine kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra taraflar arasında hesap mutabakatı yapılması konusunda mail yoluyla çeşitli yazışmalar yapılmış, bu yazışmalara göre ..., ... ve ... isimli çeşitli şirketlerden kaynaklanan hakediş yönünden anlaşmazlık meydana gelmiş ancak bu anlaşmazlıklar çözüme kavuşturulmuş ve dosya kapsamında yer alan mutabakat formunda davacı şirket tarafından 200.657,06 TL cari hesap bakiyesinde mutabık olup olmadıkları sorulmuş, "Nezdimizdeki cari hesabınız 31.01.2019 tarihi itibariyle 200.657,06(B) bakiyesi gözükmektedir. Mutabakatımızı aşağıdaki bölümü doldurup kaşeleyip imzaladıktan sonra ....nolu faksa veya adresinden tarafımıza göndermenizi rica ederiz." şeklinde düzenlenmiş, işbu mutabakat davalı tarafından "Nezdimizdeki cari hesabınız 31.01.2019 tarihi itibariyle 200.657,06 TL bakiyesi vermektedir. Mutabık olduğumuzu olmadığımızı bildiririz." şeklinde doldurularak kaşe / imza atılmıştır. Her iki taraf defterlerine göre 200.657,06 TL davalı tarafından █████/2019 tarihinde ödenmiştir. Bu ödemeden sonra yine davacı tarafından mutabakat formu gönderilmiş ve hesap bakiyesinde mutabık olup olmadıkları sorulmuş, "Nezdimizdeki cari hesabınız █████/2019 tarihi itibariyle 0 bakiyesi gözükmektedir. Mutabakatımızı aşağıdaki bölümü doldurup kaşeleyip imzaladıktan sonra ....nolu faksa veya adresinden tarafımıza göndermenizi rica ederiz." şeklinde düzenlenmiş, işbu mutabakat davalı tarafından "Nezdimizdeki cari hesabınız █████/2019 tarihi itibariyle 0 TL bakiyesi vermektedir." şeklinde doldurularak kaşe / imza atılmıştır.Takibe konu edilen ... no.lu 100.419,76 TL bedelli "vade farkı bedeli" açıklamalı fatura ise █████/2019 tarihinde düzenlenmiştir. Her ne kadar taraflar arasında imzalanan sözleşmede fatura bedellerinin süresinde ödenmemesi halinde vade farkı alınacağına dair hüküm mevcut ise de davacının sözleşme süresi boyunca bu yönde bir talepte bulunmadığı, iddiasına göre faturalar sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten yani 2017 yılı 7.ayından itibaren her bir fatura döneminde geç ödenmesine rağmen vade farkı talep etmediği, yine taraflar arasında hesap mutabakatı konusunda yazışmalar devam ederken vade farkı talep etmediği, tarafların mutabakat konusu 200.657,06 TL bedel hususunda anlaştıkları, █████/2019 tarihi itibariyle taraflara ait cari hesabın "0" olarak sonlandığı, vade farkı faturasının ise bu tarihten aylar sonra █████/2019 tarihinde düzenlendiği, her ne kadar sözleşmede vade farkı hükmü mevcut ise de sözleşmenin devamı sırasında sonlanma sürecine kadar talep edilmediğinden taraflar arasında bu hükmün uygulanmamasının teamül haline geldiği kanaatine varıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararında; "...Asıl dava, taraflar arasında akdedilen Satış Sonrası Hizmetler Anlaşması ve Depo ve Sevk Anlaşmasının davalı tarafça feshedilmesi nedeniyle cari hesap alacağı istemi, cezai şart istemi ve sair alacakların tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile 177.501,41TL cari hesap alacağı ve 88.052,00TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir. Davacının cari hesap alacağı hesaplanırken taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 24.10.2011 tarihli mutabakat metni esas alınmış, mutabakat sonrası taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği de gözetilerek sonraki tarihli iş ve işlemlerden kaynaklı alacak ve borçlar da gözetilmiştir. 177.501,41TL cari hesap alacağının içinde davacının komisyon bedeli alacağına dair düzenlediği 22.06.2012 tarihli fatura bedeli ve vade farkı bedeli alacağına dair düzenlediği 22.06.2012 tarihli fatura bedeli de mevcuttur. Davalı tarafça söz konusu faturalar kabul edilmemiş, davacı yanın komisyon ve vade farkı alacağının bulunmadığı yönünde hesaplamaya itiraz edilmiştir. Bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden de anlaşıldığı üzere taraflar arasındaki 24.10.2011 tarihli mutabakat öncesinde tarafların ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir komisyon bedeli faturası ve vade farkı faturası kayıtlı olmayıp, mutabakat sonrasında 22.06.2012 tarihinde geriye dönük olarak söz konusu faturalar düzenlenmiştir. İşbu faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Taraflar arasındaki ticari ilişki Satış Sonrası Hizmetler Anlaşması ile 2008 yılında başlamış ve fesih tarihine kadar devam etmiştir. 24.10.2011 tarihli mutabakat imzalanırken, davacı tarafın komisyon ve vade farkı alacaklarının da bulunduğuna dair ihtirazi kayıt koymamış olduğu gözetildiğinde, mutabakat ile artık taraflar arasında sözleşmenin bu şekilde uygulandığı kabul edilmelidir. Sözleşmelerde, davacının hangi koşullarda ve hangi oranda komisyon alacağına hak kazanacağına dair açık hüküm bulunmadığı gibi, davacının her yıl Ocak ayında hizmet fiyatlarının yeniden belirlenmemesine de ses çıkarmayarak eski fiyatlardan edimlerini ifa ettiği gözetildiğinde, bütün bu alacak kalemlerini fesih ile sözleşmenin sona ermesinden sonra talep etmesi taraflar arasındaki uygulamaya aykırı olduğu gibi hakkın suistimali niteliğindedir.Bu durumda 24.10.2011 tarihli mutabakat esas alındığında artık davacı yanın mutabakat tarihinden öncesine ilişkin komisyon ve vade farkı alacağı talep edemeyeceği gibi, komisyon ve vade farkı alacağına dair düzenlediği faturalar da sözleşmenin feshinden sonra 22.06.2012 tarihli olduğundan fesih sonrası düzenlenen bu faturalar nedeniyle de alacak hakkı doğmayacağının kabulü ile sonuca varılması gerekirken, davacının komisyon ve vade farkı alacağı bulunduğu gerekçesiyle bu kalemlerin de cari hesap içinde değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış; kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir..."İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. Kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli değildir ayrıca alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olması gerekmektedir. Alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Sözleşme süresi boyunca sözleşmede yer alan vade farkının talep edilmemesi ve taraflar arasında borç alacak tutarları konusunda mutabakat yapılıp mutabakata konu borç davalı tarafça ödenmesine rağmen aylar sonra vade farkı adı altında fatura tanzim edilerek takip başlatılması karşısında davacının kötüniyetli hareket ettiği, verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026