İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, reklam yayın sözleşmesi uyarınca taşınmazın geç devrinden kaynaklanan cezai şart talebinin ifanın çekincesiz kabulü nedeniyle reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir reklam anlaşması kapsamında taahhüt edilen taşınmaz devrinin 61 ay gecikmesi nedeniyle aylık 1.000 TL olarak kararlaştırılan cezai şartın tahsili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, davacının gecikmeli ifayı çekincesiz kabul etmesi ve böylece cezai şart talep hakkını kaybetmesi gerekçesiyle davayı reddetmiştir; davacı vekili ise istinaf başvurusunda, cezai şartın ifaya eklenen nitelikte olduğunu, müvekkilinin ifayı çekincesiz kabul etmediğini, gecikmeden kaynaklanan zararının bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAH.TARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... AŞ'nin 670 sayılı KHK'nın 5/3.maddesi uyarınca kapatılarak hazineye devredildiğini, kapatılan ... A.Ş. ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında yapılan reklam anlaşması uyarınca iki adet taşınmazın ... A.Ş.'ye devri konusunda anlaşmaya varıldığını, yapılan sözleşme ile taşınmazın devri için kararlaştırılan tarih ile devir edildiği tarihe kadar aylık 1.000,00 TL cezai şartın ödenmesinin kararlaştırıldığını, taşınmazın kararlaştırılan tarihten teslimine kadar 61 ay sürenin geçtiğini ileri sürerek, 61.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı ... Ltd. Şti.vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının herhangi bir çekince ileri sürmeksizin ifayı kabul ettiğini, TBK 179/2.maddesi gereğince cezai şart bedeli istemeyeceğini, davalının müvekkilini ibra ettiğini, ... AŞ'nin KDV, tapu harç masrafları vb.taahhüt ettiği ödemeleri yapmadığını, mahsup taleplerinin bulunduğunu, ... AŞ'nin yaşadığı durumun mucbir sebep sayılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalılar...A.Ş. ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının herhangi bir çekince ileri sürmeksizin ifayı kabul ettiğini, TBK 179/2.maddesi gereğince cezai şart bedeli istemeyeceğini, davalının müvekkilini ibra ettiğini, ... AŞ ile yapılan anlaşmaya göre tapu devrinin şarta bağlı olduğunu, sözleşmede tapu devri için kararlaştırılan şartların bugün dahi gerçekleşmediğini ödemeleri yapmadığını, mahsup taleplerinin bulunduğunu, ... AŞ'nin yaşadığı durumun mucbir sebep sayılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Somut olay ve ilgili yasa maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davaya konu sözleşmeye göre ilan bedeli karşılığında 2 adet taşınmazın 30.05.2017 tarihine kadar devredileceğinin, devrin belirtilen tarihte yapılmaması halinde devredileceği tarihinde kadar aylık 1.000,00-TL'nin ödeneceğinin davalılar tarafından kabul edildiği, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ifaya eklenen cezai şart niteliğinde olduğu, sözleşmeye konu taşınmazların tapuda 19.08.2020 tarihinde Maliye Hazinesine devredildiği, tapu devrinin yapıldığı gün ayrıca taşınmazların fiilen davacı Maliye temsilcisine tutanak ile teslim edildiği, gerek tapu devri sırasında ve gerekse fiili teslim sırasında ifanın çekincesiz olarak kabul edildiği, hatta davaya konu 2 taşınmazdan biri olan ... parsel ...Blok ... no'lu taşınmazın teslimi için ayrıca sözleşme düzenlenerek teslim eden satıcının ibra edildiği, davacI ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olduğundan ceza koşulu talep edemeyeceği anlaşılmakla, davanın reddine " karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; sözleşme gereği 30.06.2015 tarihine kadar devredilmesi gereken taşınmazların ancak 19.08.2020 tarihinde Hazine adına tescil edilmiş olup, taşınmazların sözleşme gereği devredilmesi gereken tarih ile devredildiği tarih arasında 61 ay geçtiğini, sözleşmede belirtilmemişse kural olarak belirli vadede veya belirli yerde ifanın kararlaştırıldığı borçlarda kabul edilen ceza koşulunun ifaya eklenen ceza koşulu olduğunun kabul edileceğini, bu itibarla belirli vadeli ya da belirli yerde ifa için kararlaştırılan ceza koşulunun karine olarak ifaya eklenen ceza koşulu olup aksini ileri sürenin iddiasını kanıtlaması gerektiğini, bu durumda alacaklının hem sözleşme konusu edimi hem de ceza koşulunu isteme hakkına sahip olacağını, dava konusu cezai şartın kaynağının taraflar arasında imzalanan Reklam Yayın Hizmet Sözleşmesi gereğince ... A.Ş. Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına karşın davalılarca açıkça sözleşmeye aykırı hareket edilmesinden kaynaklı olduğunu, yani davacı idarenin ne cezai şart isteme hakkından vazgeçtiğini nede çekincesiz olarak tescili kabul ettiğini, davalı tarafça geç ifadan kaynaklanan zararının da ortada olduğunu, bu nedenle mahkemece kurulan hükmün hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEHMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki Reklam Yayın İlan Sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir.Maliye Bakanlığı'na devredilen ... AŞ ile davalılar arasında davalı tarafından inşa edilecek İstanbul İli .... İlçesi ...Mahallesi .... Ada ... Parselde yer alan "..." projesinin ... Blok ....Kat ... Nolu, ... Blok ... Kat ... Nolu Bağımsız Bölümlerin davacının vereceği reklam hizmetleri karşılığında devri hususunda 1.2.2015 tarihli "Reklam Yayın Hizmet Sözleşmesi" imza altına alınmıştır. İş bu sözleşme maddeleri incelendiğinde, sözleşmenin 1. Maddesinde ''iş bu sözleşmenin konusu, ŞİRKET'e ait reklam ve ilanları, 25.09.2014-1.12.2015 tarihleri arasında ...'in yayınlaması, buna karşılık ŞİRKET'e EK-1'de belirtilen birim fiyatlar uyarınca hizmet bedeli olarak maliki olduğu aşağıda ayrıntıları gösterilen Bağımsız Bölüm 1 ve 2'nin ...'e devretmesi ve hizmet bedeli ödenmesine ilişkin tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesidir.3-ÜCRET VE TAPU BİLGİLERİ...ŞİRKET, Bağımsız bÖLÜM'ÜN KAT İRTİFAK TAPUSUNU 31.12.2016 TARİHİNE KADAR ...'e tapuda devir edilmesini sağlamayı, bu taahhüdünü yerine getirmemesi halinde gayrimenkulün tapuda devir ve ferağ işlemlerinin yapılamamasından kaynaklanan tüm sorumluluğu kabul ettiğini ve bu duurmda gayrimenkulün iş bu sözleşmeye göre devir edilmesi gereken tarih ile devir edildiği tarihe kadar geçecek süre için geçerli olmak üzere aylık 1.000 TL (bin Türk Lirası) tutarında cezai şartı hiçbir ihtar, ihbar ve mahkeme ilamına gerek kalmaksızın nakden ve def'aten ...'e ödeyeceğini kabul eder. Şirket Kat irtifak tapusunu 31.12.2016 tarihine kadar tapuda devredilmemesi halinde sözleşmeye uygun yerine getirilen hizmet bedellerini nakden ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder.Bağımsız bölüm'ün ...'e devri için gerekli evraklar ve işlemler gerekli sürelere riayet edilerek Taraflar tarafından eksiksiz yerine getirilecektir. Bu hükme aykırı davranan Taraf aykırılık giderilinceye kadar aylık 1.000 TL cezai şart ödeyecektir. '' hükümleri yer almaktadır. Somut davada, yukarıda bilgileri yer alan bağımsız bölümlerin davacıya █████/2020 tarihinde tapu devri gerçekleştirilmiş olup, yukarıda atıf yapılan sözleşme maddeleri nazara alınarak tapu devirlerinin 61 ay gecikmesinden dolayı toplam 61.000 TL cezai şart bedelinin tazmini talep edilmiştir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davacının ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olduğundan ceza koşulu talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Ceza koşulu zararı tazmin amacı değil, sözleşmeden doğan borcun ifasını sağlama amacı güder... Ceza koşulu, borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali için kararlaştırılır. Bu bakımdan ceza koşulu, koşula bağlı bir edim taahhüdüdür. Burada geciktirici koşul söz konusudur. Şart, muaccel bir asli edimin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesidir. Bu nedenle, asıl edim hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde koşul gerçekleşir ve kararlaştırılan ceza koşulu, yani yan edim (fer'i borç) muaccel hale gelir. Ceza koşulunun yan borç niteliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder; ceza koşulu muaccel olduktan sonra bağımsız bir alacak niteliği kazanır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt III, s..2857, 2861). Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal Kocaağa, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42).6098 sayılı TBK'nın 179. maddesinde cezai şartın türleri seçimlik cezai şart (TBK 179/1), ifaya eklenen cezai şart (TBK 179/2) ve ifa yerine cezai şart yani dönme cezası (TBK 179/3) olarak düzenlenmiştir. TBK'nın 179/2 hükmüne göre; "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. İfaya ekli cezai şartta borcun ifa yeri ve zamanı belirlenmiş olup, borçlu belirlenen bu yerde veya zamanda borcunu hiç ve ya gereği gibi ifa edilmemiş olmalı, alacaklı ise ceza koşulundan vazgeçmemiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmemiş olmalıdır. İfa, alacaklı tarafından çekince koyulmadan kabul edilirse, alacaklı ceza koşulundan vazgeçmiş sayılır.Böylece alacaklının asıl edimin ifasını çekince koymadan kabul etmesini, ceza koşulunun ödenmesini istemekten vazgeçme yönünde, aksi kanıtlanabilir bir karine değil, kesin bir delil saymak gerekir... Alacaklının çekince koyma yetkisi, ceza koşulunun ödenmesini isteme hakkını saklı tutması demektir. Dolayısıyla, alacaklının asıl edimin ifasını bir çekince koyarak kabul etmesi halinde, ceza koşulunun ödenmesini talep hakkı da devam eder. (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt III, s.2866, 2867). Cezai şart ile borçlunun kusuru ve alacaklının zararı arasındaki ilişki ise TBK'nın 180.maddesinde; "Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez." düzenlemesiyle yer almıştır. Cezai şartın ödenmesi alacaklının zarar görüp görmediğine ve zararının miktarına bağlı olmadığı gibi borçlunun kusuru da aranmaz. Borçlu kusurlu olsun veya olmasın, alacaklı zarar görüsün veya görmesin ceza ilke olarak ödenir. Ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2021 tarihli 2017/(13)3-2245 E. ████████ K. sayılı kararında ifaya ekli cezai şart; "...Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlal etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlali koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir...Cezai şarta ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlal durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Örneğin satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alacaklıya hem ayıpsız bir mal teslim edileceği hem de ceza koşulu ödeneceği kararlaştırılabilir. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, K.: s.138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili TBK’nın 182. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür.Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun █████/2014 tarihli ve ███████-1140 E., ████████ K. ; █████/2017 tarihli ve 2017/3-998 E., █████████ K. sayılı kararlarında da değinilmiştir...Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır... İfaya eklenen ceza koşulu, özellikle borcun geç ifa edilmesi hâlinde uygulanır ve uygulamada en çok rastlanan ceza koşulu türüdür. Ceza koşulunun amacı da onun ifaya eklenen nitelikte olup olmadığının tespitinde önemli rol oynayabilir.Borçlunun borca aykırı davranışı halinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir.İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir..." şeklinde açıklanmıştır.Somut davada, davacının talebi sözleşmenin 3.maddesine dayanmaktadır. İşbu maddede yukarıda açıklandığı üzere devrin süresi içerisinde yapılmaması halinde davalının aylık 1.000 TL cezai şart bedeli ödeyeceğinin taahhüt edildiği belirtilmiş olup, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın TBK 'nun 179/2 maddesinde anlam bulan ifaya eklenen cezai şart olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan deliller incelendiğinde, gecikmiş ifa nedeniyle ihtirazi kayıt ileri sürülmediği gibi ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek ve dosyaya yansıyan eylemi de mevcut olmadığından davacının gecikmiş ifa nedeniyle cezai şart isteme hakkı bulunmadığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar yerinde olup aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddine dair karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026