696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna aktarılan işçinin bireysel sözleşmesindeki asgari ücret fazlasının, kurumun toplu iş sözleşmesi uygulaması karşısında oluşan fark ücret alacaklarının temyiz incelemesi.
Özet: 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, bireysel iş sözleşmesinde asgari ücretin üzerinde belirlenen maaşına rağmen davalı idare tarafından sadece %4 oranında zam uygulanarak eksik ödeme yapıldığı iddiasıyla açılan fark ücret, fark ilave tediye ve fark fazla çalışma alacaklarına ilişkin davada; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının bireysel iş sözleşmesini esas alarak bilirkişi raporu doğrultusunda talepleri kısmen haklı bulmuş, davalı ise ücretin KHK ve toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlendiğini ve zamanaşımı itirazını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 34. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 01.01.20 19... .07.2021 arabuluculuk son tutanak tarihleri arası dönemde ödenmeyen fark ücret, fark ilave tediye ve fark fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23... . maddeleri ile sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının, ... Kurulunca karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınmak suretiyle belirlendiğini ve ... ve ... Bakanlığınca 12.04.2018 tarihinde ilân edildiğini, 01.01.2019 tarihinde almakta oldukları günlük çıplak ücretlerine aynı tarihten itibaren %4 oranında zam yapılmak suretiyle belirleneceğinin düzenlendiğini, asgari ücret tespit komisyonun 25.12.2018 tarihli 2018/1 sayılı kararı ile işçinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretin 01.01.2019-31.12.2019 tarihleri arasında günlük 85,25 TL olarak tespit edildiğini, toplu iş sözleşmesinin ücret zammı maddesinde 01.01.2019 tarihindeki ücretlerine %4 oranında zam yapılacağının belirtildiğini ayrıca talep edilen faiz oranı ile faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair açık düzenleme olduğu, buna karşın 01.01.2019 tarihinde davacının 31.12.2018 tarihindeki ücretine sadece Çalışma ve ... Bakanlığı Genelgesindeki ... kararında belirtilen %4 oranındaki ücret zammının uygulandığı gerekçesiyle, belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara göre davacının fark ücret, fark ilave tediye ve fark fazla çalışma ücreti alacaklarına ilişkin talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kamuda sürekli işçi kadrosuna geçişi sırasında yapılan iş sözleşmesiyle ücretinin asgari ücretin belirli bir oranda fazlası olarak tespit edilmesi nedeniyle emsal Yargıtay kararları uyarınca davacının fark ücret talebinin yerinde olduğu, hükme dayanak bilirkişi raporunun gerekli hukuki ve teknik verileri içerdiği, denetime elverişli olduğu, dosya kapsamı ile birlikte yapılan denetiminde, rapordaki tespit ve hesaplamaların dosya kapsamı ile oluşa uygun olduğu, davacının kabul edilen alacaklarında isabetsizlik bulunmadığı, faiz türü ve başlangıç tarihlerinin talebe, yasaya ve güncel içtihatlara uygun tespit edildiği, davalının harçtan muafiyetinin gözetildiği, arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak tahsiline karar verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğramış olduğunu,
2. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde, kadroya geçirilmeden evvel işçilerin bireysel iş sözleşmelerinin yanı sıra alt işveren işçilerini kapsayan ... tarafından karara bağlanan süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alındığını, İdare tarafından bu düzenlemelere uygun bir şekilde ücretin belirlendiğini ve yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını,işçilerin yaptıkları işlere uygun iş kolu ücreti ile birlikte kadroya geçirilmiş olduklarını mevzuatta da belirtildiği üzere kadroya geçişten sonraki ücretlerinin geçişten önceki ücretlerinden fazla olmasının mümkün olmadığını,
3. Bireysel iş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmelerine aykırı olamayacağını, bireysel iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesinin uyumsuz olduğu hükümler için toplu iş sözleşmesinin uygulanacağını, toplu iş sözleşmesinin emredici etkisi gereği; bireysel iş sözleşmesinin, toplu iş sözleşmesi ile çelişen hükümlerinin ortadan kalkmış olacağını,
4. Davada Sağlık Bakanlığının taraf iradesini yansıtmayan bir taleple karşı karşıya kalındığını, bireysel iş sözleşmesi hükümleri ile Bakanlık iradesi olmaksızın ve açıkça belirtilmeksizin, sözleşmenin esaslı unsuru olan ücret artış miktarında değişiklik yapılamayacağını, bunun olması hâlinde Bakanlık iradesinden ari olarak gerçekleştirilmesi sebebiyle hukuken yok hükmünde olacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ilave tediye ve fark fazla çalışma ücreti alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinde; "Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından kadroya geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki idarelerde alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki idarelerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
375 sayılı KHK'nın ilgili hükmünün ve bu KHK gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 23. maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteâkip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu iş sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kadroya geçirildikleri işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için en erken tarih her hâlükârda 01.11.2020 tarihi olmalıdır.
3. Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 20 19... yıllarına ait ücretinin kadroya geçiş aşamasında işverenle imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde belirlenen oran ve ... kararı dikkate alınarak belirlenmesinde hata bulunmamaktadır.
4. 2021 yılı ücretine gelindiğinde ise; hükme esas alınan 12.08.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda iş sözleşmesinde yazılı asgari ücretin oran olarak fazlası bulunduktan sonra ayrıca %4 zam oranı uygulanmak suretiyle tespit edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Oysa, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde, kamuda sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin ücretlerinin tespitinde uygulanacak kuralları belirlemekte olup burada söz konusu olan ... kararıyla bağıtlanan toplu iş sözleşmesi, davacının 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yararlandığı bir toplu iş sözleşmesi değildir. Söz konusu ... kararı da 30.10.2020 tarihinde sona ermiştir. Bununla birlikte arabuluculuğa başvuru üzerine tutulan son tutanak tarihinin de 12.07.2021 olduğu gözetildiğinde, ... Sendikası ile ... ve ... ... Sendikası arasında bağıtlanan 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021 – 31.12.2022 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin de somut uyuşmazlığa uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu hâlde, kadroya geçiş aşamasında imzalanan iş sözleşmesinde ücretin her ay için ileri etkili olarak asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceği kararlaştırılmış ise sözü edilen kural her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağından, davacının 2021 yılı ücretinin belirlenmesinde yalnızca taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde belirtilen asgari ücrete ilişkin oranın dikkate alınması gerekirken, bu şekilde belirlenen ücret üzerine ayrıca %4 zam oranının da uygulanması sureti ile davacının 2021 yılına ait ücretinin tespiti ile ilave tediye alacağına esas alınması isabetsiz olup, yanı sıra 12.07.2021 arabuluculuk son tutanak tarihine dek sadece 29.01.20 21... .05.2021 tarihlerinde ödeneceği ilan olunan ilave tediye alacaklarının muacceliyet kazandığı dikkate alınmadığından ilave tediye alacağı hesaplaması bu yönüyle de hatalı olup yazılı şekilde verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
5. Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde; talep konusu fark alacaklar için temerrüt tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz, ıslah dilekçesinde ise; somutlaştırılmış olan her bir alacağa uygulanması gereken orana göre faiz yürütülmesi, talep edilmiştir.
İlave tediye alacağı, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2. Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'da düzenlenen bir alacak olup bu alacağa uygulanması gereken faiz türü, yasal faizdir. İlk Derece Mahkemesince belirtilen alacak kalemi bakımından yasal düzenleme ve ıslah dilekçesindeki davacı talebi gözetilmeksizin bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi yerinde değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!