Yargıtay 2. Ceza Dairesinin hırsızlık ve konut dokunulmazlığı ihlali davasında Bölge Adliye Mahkemesinin duruşmasız ve kanun dışı bozma kararıyla oluşan ağır hukuka aykırılık.
Özet: Sanık müdafiinin temyiz istemini değerlendiren yüksek mahkeme, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin dosyada, Bölge Adliye Mahkemesinin hukuka kesin aykırılık teşkil eden "eksik inceleme" nedenine dayalı bozma kararını duruşma açmadan vermesinin ve bu sebeple ilk derece mahkemesince görevsiz olarak yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağı bulunmadığına, zira ilgili hükmün giderilmesi için Bölge Adliye Mahkemesinin davanın yeniden görülmesine karar vermesi gerektiğine hükmederek, bu usuli hatanın yargılamayı geçersiz kıldığını belirtmiştir.
2. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

D U R U Ş M A T A L E P L İ D İ R

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli
HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "İstinaf başvuru nedenleri incelemeksizin, herhangi bir gerekçe sunmadan genel geçer ve soyut ibarelerle karar verildiği, bu kararın açıkça hukuk ihlali olduğu, sanığın suçu işlemediği, bilirkişi raporunda, açık olarak konuta giren şahsın yüzünün ve fiziksel özelliklerinin tespit edilemediğini salt olarak ayakkabı tabanının benzerliğinden dolayı sanık olabileceği ihtimali belirtilmişse de, buna dayanılarak mahkûmiyet kararı verilemeyeceği, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 01.03.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, "Dosyada mevcut 17.10.2019 tarihli Kriminal Polis Laboratuvarı uzmanlık raporunda suça konu eylemin gerçekleştiği villanın hemen yanında bulunan boş arazi içindeki mavi lateks eldivenler üzerinde yapılan incelemede eldivenler üzerindeki DNA profilinin sanığın DNA profili ile uyumlu olduğuna dair verilen raporun sanığa okunarak eldivenlerin orada bulunmasının sebebi sorularak,
Dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek dosyada mevcut CD nin incelenerek sanığın sokaktaki ve taksiye binen kişinin kendisi olduğunu kabul beyanı da nazara alınarak suça konu eylemin gerçekleştiği villanın kapısından çıkan kişinin ve bahçede gezerek pencereye tırmanmaya çalışan kişinin sanık olup olmadığına dair rapor aldırılarak , delillerin bir bütün olarak değerlendirilip tartışılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması" nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, ████████ Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 01.03.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul Anadolu 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!