Davacı şirketin sahte imza ile düzenlendiğini iddia ettiği ticari şartlar anlaşmasının hükümsüzlüğünün tespiti ve bu sözleşmeye dayalı faturalardan borçlu olunmadığı talepli menfi tespit davası.
Özet: Davacı şirket, ticari iş ilişkisinde bulunduğu davalı ile arasında düzenlendiği iddia edilen 28.03.2014 tarihli "ticari şartlar anlaşması"nın kendi yetkilisi tarafından imzalanmadığını ve imzanın sahte olduğunu belirterek, sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitini talep etmiştir; bu geçersiz sözleşmeye dayanılarak davalı tarafından düzenlenen, içeriği belirsiz ve tartışmalı hizmet bedellerini içeren toplam 27 adet faturadan (109.062,91 TL ve 31.035,64 TL bedelli) dolayı borçlu olmadığının belirlenmesini ve kendi muhasebe kayıtlarına göre davalıdan 50.000 TL bakiye alacağı bulunduğunun (bilirkişi incelemesiyle artırılabilecek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) tespit edilerek reeskont avans faiziyle birlikte tahsilini talep eden bir menfi tespit davası açmıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2015KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 26.03.2014 tarihinden beri ticari iş ilişkisi içerisinde olduğunu, müvekkili şirketin insan kaynakları, muhasebe ve hukuk servislerinde çalışan personelin tamamının değişmesi sonrasında, gerekli görülen lüzum Üzerine 2015 yılının ilk aylarında iş yapılan şirketlerle hesap mutabakatı yapılmaya başlandığını, ancak müvekkili şirket ile davalı yan arası da düzenlenmiş ve --- yetkilisi tarafından imzalanmış ıslak imzalı bir sözleşme aslı bulunamadığını, davalı yanla yapılan yazışma neticesinde, müvekkili şirkete e - mail ile gönderilen “ Ticari Şartlar Anlaşması “ suretindeki imzanın sahte olduğu, bu sözleşmeyi imzalayan kişinin müvekkili şirketin yetkilisi olmadığı gibi, sahte imza ile davalı tarafla iş akdi kurduğu, davalı tarafta bulunan anlaşmanın içeriğinin müvekkili şirket tarafından kesinlikle bilinmediği, dolayısıyla fiilen, taraflar arasında özel koşulları belli olmayan bir iş ilişkisi geliştiğinin ortaya çıktığını, bu durumun netleşmesi ile birlikte davalı tarafa ---- Noterliğince 13.03,2015 tarihinde ------ yevmiye numaralı düzenlenen bir ihtarname gönderildiğini, bu ihtarla, davalı yana elinde bulunan ve onlar açısından ticari ilişkinin temelini oluşturan “ Ticari Şartlar anlaşması “nın bir suretinin kendilerine teslimi talep edildiğini, bahse konu anlaşma ellerinde bulunmadığını ve yasal yetkili tarafından imzalanmadığı nedenle 28.03.2014 tarihli sözleşmenin müvekkili şirketi bağlamayacağı, her türlü uyuşmazlığın TFK ve BK genel hükümleri çerçevesinde çözüleceğini, ayrıca yasal süreç başlatılacağının ihtaren bildirildiğini, ticari alışveriş neticesinde doğmuş bulunan alacağın talep edildiğinin bu ihtarnameden önce her iki tarafın muhasebe servisleri arasında 14.01.2015 - 06.02.2015 tarihleri aralığında yapılan yazışma neticesinde, davalı yan tarafından müvekkili şirketin © tarihte 102,346,47.-TL alacaklı olduğunun kabul edildiğini ve bu miktarın 70.252,70.-TL'sinin ödendiğini, davalı yanın bakiye 32.093,77.-TL'yi ödemesi ve sözleşme belirsizliğini gidermesi beklenirken ticari ilişkinin devam ettiğini ve aşağıdaki alacak verecek durumu ortaya çıktığını, gerçekte müvekkili şirket muhasebe kayıtlarına göre, ----- toplam satış rakamının 802.697,53.-TL olduğunu, -----tarafından kabul edilen fiyat/miktar farkı ve iade faturalarının toplamının 67.981,05.-TL olduğunu, --- yapmış olduğu ödemenin 575.625,52.-TL olduğunu, dolayısıyla 12.03.2015 itibariyle ----- bakiye alacağının 159,090,95.-TL olduğunu, ihtarnameye ekli listede yazılı ve davalı tarafından ---- adına düzenlenen toplam 109,062,91.-TL bedelli 23 adet fatura bedeli ve içeriğinin müvekkilince kabul edilmediğini, müvekkili şirketin faturalara yazılı hizmetin nasıl ve ne şekilde aldığı belirsiz olduğu gibi, işbu faturalarla resmiyete dökülen hizmetlerin müvekkili şirkette sureti bulunan ve yasal geçerliliği muallak olan “Ticari Şartlar anlaşması” içeriğine de uygun olmadığını, aynı şekilde 2014 yılı Aralık ayında ---- adına düzenlenen 31.12.2014 tarih, ----- nolu 6.683,66.-TL bedelli, 31.12,2014 tarih, ----- nolu 8.499,54.-TL bedelli, 31.12.2014 tarih, ----- nolu 7.564,32.-TL bedelli ve 31.12.2014 tarih, ----- nolu 8.288,12.-TL bedelli faturalarda yer alan, “---- istinaden aktivite bedeli”, “Geç Teslimat Tazminatı”, “Stok Koruma”, “Hedefe Bağlı Ciro Primi", “65.82-Reklam Hizmetleri”nin ne olduğunun anlaşılamadığını, davalı yan ticari ilişkinin devamına güvenerek ve “ Nasıl olsa kesileri faturalara itiraz edilmiyor, muhasebel bir boşluk var ” mantığı ile devamlı fatura kestiğini ve müvekkili şirkete olan borcunu düşürmeyi hedeflediğini, işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu belirterek, davanın kabulü ile, taraflar arasında düzenlendiği iddia edilen ve aslı davalı yanda bulunan 28.03.2014 tarihli sözleşmenin, müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı ve imzanın sahte olduğunun tespiti ile hükümsüz sayılmasına karar verilmesine, davalı yanın işbu sözleşmeyi dayanak yaparak düzenlemiş olduğu 103.062,91.-TL bedelli 23 adet fatura ile, 31.035,64 TL bedelli 4 adet faturadan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini tarihi itibariyle ----- bakiye alacağının 50.000,00.-TL ( bilirkişi im esi neticesinde tespit edilecek alacak-borç durumuna göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kısmi alacak davası niteliğinde ) olduğunun tespiti ile bu miktarın davalı taraftan fatura tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi “ talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş geçerli bir sözleşme mevcut olduğunu, davacın kendi iç organizasyonundaki bir takım değişiklikleri bahane ederek borcundan kurtulmaya çalışmakta olduğunu, müvekkili şirketin, müdebbir bir tacir olarak sözleşme ile birlikte imza sirkülerini de talep ettiğini, gerekli kontrolleri yaptığını ve sözleşmelerle davacı şirketin işlem yapmaya yetkili temsilcisi tarafından imzalandığını gözlemleyerek söz konusu ticari ilişkiye başladığını, hal böyleyken davacının sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi kabul edilemeyeceğini, davacının, çalışanlarını usulsüzlükler nedeniyle tasfiye ettiğinden bahisle, eski çalışanlarının müvekkili şirket ile arasında imzalanmış olduğunu, sözleşmeden şirket yetkililerini haberdar etmediğini, imzanın da bu şirket çalışanlar tarafından yetkisiz atıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeden de yeni haberdar olunduğunu iddia etmekte olduğunu, davacının borcundan bu türlü gerçeklik ispatlanamaz bahanelerle kurtulma çabasının kabul edilemez biçimde kötü niyet olduğunu, imzanın sahteliği konusunda bilirkişi marifetiyle tespit yapılmasına muvafakatlarının olmadığını, zira sözleşme üzerinde yer alan ve şirket yetkililerinin atılmadığı haksız olarak iddia edilen imzanın mahkeme huzurunda hakim tarafında tetkikinin yeterli olduğunu, bu tetkikte, imzanın sirkülerde yer verilenle aynı olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin sözleşmedeki imzayı bir uzman gibi değerlendirme imkanının da yükümlülüğünün de olmadığını, müvekkili şirketin bu yöndeki makul özeni gösterdiğini, bir an için bir uzman Marifetiyle yapılacak İncelemede söz konusu imzanın yetkiliye ait olmadığı anlaşılsa bile bu durumun taraflar arasındaki sözleşmeyi hükümsüz hale getirmeyeceğini, bir yıldan uzun süreli bir ticarf ilişki sonrasında, taraflar arasında yüzlerce faturalaşma yaşandıktan sonra kendi organizasyonunda bir takım usulsüzlükler tespit edildiğinden bahisle sözleşme ilişkisinden ve bu sözleşmenin özel şartlarından haberdar olunmadığı iddiasına itibar edilmemesi gerektiğini, davacının faturalardan sorumlu olmadıklarına ilişkin iddiasının, yalnız sözleşmenin geçerli olarak kurulmuş olduğu gerçeği karşısında değil, faturalara itiraz etmemiş olması karşısında da geçersiz olduğunu, davacı tarafça faturalara süresi içinde yapılmış bir itiraz bulunmadığını usulüne uygun olarak kesilerek davacıya gönderildiğini, müvekkili şirket kayıtlarının işlenmiş faturaların bir yılı aşkın bir süreden sonra geçersiz olduğunun iddia edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi ” talep ve beyanlarında bulunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, Menfi Tespit talebine ilişkindir.Davacı vekili 12.06.2026 tarihli feragat dilekçesi ile müvekkilinin gördüğü lüzum üzerine iş bu davadan feragat ettiğini, dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ise de; rapor düzenlenmeden ve daha fazla yargılama gideri yapılmadan dosyanın feragat ile sonlandırılmasını beyan etmiştir.HMK 307. vd maddeleri gereğince davadan feragatin, davayı kesin hüküm gibi sonuçlandıran taraf işlemlerinden olduğu, hüküm ifade edilmesi için karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine de bağlı olmadığı hükme bağlanmış olup davacının dilekçesi incelendiğinde davadan feragat etmeye hakkının bulunduğu anlaşılmakla; açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 3.246,41-TL peşin harç ve 2.274,84 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye artan 4.789,24-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca kendisine iadesine,Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.