Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, hırsızlık suçundan verilen kararda hüküm ile gerekçe çelişkisi nedeniyle bozma ilamı.
Özet: Bir hırsızlık davasında, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının temyiz incelemesinde, sanık ve müdafiinin hurda toplama işiyle iştigal eden sanığın hırsızlık kastı olmadığı ve suçun unsurlarının oluşmadığı yönündeki itirazları reddedilmiş olsa da, sanığa uygulanan temel cezanın belirlenmesine ilişkin gerekçede "alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak" denilmesine karşın, hüküm fıkrasında sadece genel suç işleme kriterleri sıralanarak doğrudan 5 yıl 3 ay hapis cezası verilmesinin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturduğu ve yeterli gerekçelendirme içermediği tespit edildiğinden, hükmün bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi uygun görülmüştür.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafîinin temyiz istemlerinin, hurdacılık yapan sanığın hırsızlık kastının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, samimi ikrarda bulunmasına rağmen lehe hükümlerin uygulanmadığına, suç vasfının belirlenmesi hususunda yeterli araştırma yapılmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık ve müdafiinin diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;Suç tarihine göre sanığın üzerine atılı suçun alt sınırın 5 yıl olduğu, kararın gerekçe kısmında sanığın takdiren alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verildiği ancak hüküm fıkrasında ve hükmün tefhim edildiği celsede temel ceza belirlenirken "suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik dikkate alınarak alt sınırdan eylemine uyan" şeklinde gerekçe gösterilerek devamında da "5 yıl 3 ay hapis cezası" şeklinde uygulama yapılmak suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişkiye sebebiyet verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeple 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.