İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ayıplı araç nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan tazminat davasında, tüketicinin üretim kaynaklı boya çatlakları içeren aracının misli ile değişimi veya değer kaybı ve onarım bedeli talebi.
Özet: Bir tüketici, yeni satın aldığı aracın tavanında ve çeşitli yerlerinde kısa sürede ortaya çıkan, üretim hatası olduğunu iddia ettiği boya çatlakları ve soyulmaları nedeniyle gizli ayıp iddiasıyla satıcı ve ithalatçı aleyhine tazminat davası açmıştır; davacı, öncelikli olarak ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmazsa belirlenecek değer kaybı ve onarım bedelinin ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ederken, davalı ithalatçı ise ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığı, zamanaşımı, taleplerin hukuka aykırı olduğu ve hasarın üretimden değil dış etkenlerden kaynaklandığı savunmasını ileri sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.04.2020 tarihinde fatura ve noterlik makbuzu ile satın aldığı ... ..., 2020 model, gri çelik kasa ve ... plakalı aracın henüz üç bin kilometre civarındayken tavanında ve muhtelif yerlerinde boya çatlakları, kabarma ve soyulmalar meydana geldiğini, bu durumun dış etken veya kullanım hatasından kaynaklanmadığını, █████/2021 tarihinde ...Yetkili Servis'e başvurulduğunu, ardından 16.09.2021 tarihinde ... ... Anonim Şirketi ile yapılan görüşmede talebin reddedildiğini, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca satıcı ... Otomotiv San. Tic. A. Ş. ve ithalatçı ... ... Anonim Şirketi'nin gizli ayıptan müteselsilen sorumlu olduğunu, söz konusu boya sorununun bu seri araçlarda sistematik bir üretim hatası olduğunu, aracın ikinci el piyasa değerinin ciddi oranda düştüğünü, daha önce açılan davanın görevsizlik kararı ile sonuçlandığını ve istinaf incelemesi neticesinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunun kesinleştiğini, uyuşmazlığın çözümü için başvurulan arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, emsal Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere gizli ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişiminin hukuka uygun olduğunu belirterek, öncelikle gizli ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimini, mahkeme aksi kanaatte ise bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenecek değer kaybı ve onarım bedelinin 16.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan █████/2026 tarihli talep artırım dilekçesi ile; █████/2026 tarihli duruşmada verilen kesin süre gereğince bedel artırım dilekçesinin sunulduğunu, öncelikle aracın ayıpsız misli ile değişimine ilişkin talebin devam ettiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise dava dilekçesinde 100 TL olarak belirtilen değer kaybı bedelinde indirim talebinin bilirkişi raporu doğrultusunda 4.000,00 TL tutarına yükseltildiğini, yine dava dilekçesinde 100 TL olarak talep edilen hasar onarım bedelinin TBK kapsamında ek maddi zarar ve tazminat niteliğinde değerlendirilerek 44.355,26 TL tutarına çıkarıldığını, ıslah edilen miktarlar yönünden ayıp bildiriminin yapıldığı █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAPLAR:
Davalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ayıp iddiasına ilişkin zamanaşımı süresinin Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca dolduğunu, dava konusu aracın █████/2020 tarihinde trafiğe çıktığını, davacının ayıp bildirimini █████/2021 tarihinde yaptığını ikrar ettiğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. -████████ K. sayılı ve █████/2020 tarihli içtihadı uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi gereğince de ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi █████████ E. -██████████ K. ve █████/2014 tarihli ilam doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, davacının terditli taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesi uyarınca tüketicinin yalnızca bir seçimlik hakkı kullanabileceğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 6.12.2017 tarih ve ██████████ E. , ██████████ K. sayılı ilamı gereğince davacıya seçimlik hakkını açıklaması için süre verilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin satıcı değil ithalatçı konumunda olduğunu, davacı ile arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığını, bu nedenle bedel iadesi ve sözleşmeden dönme taleplerinin yöneltilemeyeceğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E. -██████████ K. sayılı ilamı uyarınca ithalatçıya karşı sadece onarım veya misli ile değişim talep edilebileceğini, araçta üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, tavan kısmındaki hasarın kuş pisliği gibi dış etkenlerden kaynaklandığını, garanti kitapçığında bu hususların açıkça belirtildiğini, davacının iddialarını ispatlayamadığını, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2019 tarihli █████████ E, ██████████ K. sayılı ilamı uyarınca uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, aracın kullanımını etkilemeyen bir husus için değişim talep edilmesinin orantısızlık yarattığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-618 E. -████████ K. ve █████/2019 tarihli içtihadı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-2692 E. -█████████ K. ve █████/2015 tarihli içtihadı uyarınca bedel tenzili yoluna gidilmesi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nin 07.06.2017 tarih ve ███████-653 E. , █████████K. sayılı içtihadı gereğince satıcı için orantısız güçlük yaratılmaması gerektiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. -█████████ K. ve █████/2020 tarihli içtihadı uyarınca oransızlığın değerlendirilmesinin şart olduğunu, davacının araç üzerinde takyidat bulunmadığına dair temiz kağıdı sunması gerektiğini, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 06.02.2013 tarih ve ██████████ E. , █████████ K. sayılı kararı uyarınca aracın tramer kayıtlarının celbinin ve kullanım kaynaklı değer kaybının hesaplanmasının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Oto. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkil şirkete herhangi bir ayıp bildiriminde bulunulmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesi uyarınca alıcının satılanı gözden geçirme ve ayıp bildiriminde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının █████/2021 tarihinde ...yetkili servisine gittiğini iddia etmesine rağmen müvekkil şirkete bir bildirim yapılmadığını, dava dilekçesinde belirtilen █████/2021 ve █████/2021 tarihli bildirim iddialarının soyut ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın çelişkili beyanlarda bulunduğunu, bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde indirim, değişim ve onarım gibi birden fazla seçimlik hakkı terditli olarak talep ettiğini, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarihli ve ██████████ E. █████████ K. sayılı kararı uyarınca tüketicinin seçimlik haklarından sadece birini kullanabileceğini, bu nedenle davanın usulden reddini veya davacıya seçimlik hakkını açıklaması için kesin süre verilmesini talep ettiklerini, davacının usulüne uygun bildirimde bulunmadığını, ayrıca 2 yıl ilave garanti ve 16.08.2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi gibi hukuka aykırı taleplerde bulunduğunu, tacir olmayan davacının faiz talebinin reddinin gerektiğini, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir ayıp bulunmadığını, aracın tam ve eksiksiz teslim edildiğini, dış kaplamadaki açılmaların kuş pisliği, kimyasal maddeler veya taş sıçraması gibi dış etkenlerden kaynaklandığını, garanti ve bakım kitapçığında bu hususların belirtildiğini, üretim kaynaklı bir sorunun olmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, bu nedenle kimya mühendisinin de yer aldığı uzman bir bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılması gerektiğini, aracın yaklaşık 1 yıldır sorunsuz kullanıldığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████████ E. -█████████ K. ve █████/2015 tarihli kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun tarafından verilen ███████-114 E. ve ████████ K. sayılı █████/2019 tarihli kararlar uyarınca aracın kullanımını etkilemeyen bir durum için misliyle değişim talebinin orantısız olduğunu ve hakkaniyete aykırı düştüğünü, bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir.
Mahkememiz tensip ara kararı gereği Sigorta Bilgi Gözetim Merkezine, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne, İstanbul ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmış gelen cevabi yazılar incelenmiş ve dosyamız arasına alınmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 18.09.2023 tarihli bilirkişi raporundan özetle; "... satış esnasında davacının ... plakalı araçtaki boya kalınlık durumu ile zamanla ortaya çıkacak boya kusurunu çıplak gözle tespit etmesinin mümkün olmadığı, söz konusu boya sorununun kullanımdan değil üretimden kaynaklandığı için ayıplı bir durum teşkil ettiği, aracın bu haliyle gizli ayıp niteliğine sahip olduğu, boya sorununun teknik olarak giderilmesinin mümkün olduğu, onarım bedelinin ... distribütörü veya yetkili servisinden öğrenilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, aracın onarılması halinde meydana gelecek değer kaybı zararının Yargıtay içtihatlarındaki piyasa metoduna göre dava tarihinde 20.500,00 TL ve alım satım tarihinde 4.000,00 TL olarak hesaplandığı, yetkili serviste tavan boyanması nedeniyle nispi metod uygulanarak satın alım tarihinde oluşan değer kaybı tutarının 3.727,18 TL olarak belirlendiği, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunun teknik bir konu olmaması nedeniyle görüş oluşturulamadığı, zarar için temerrüt tarihi ve faiz türünün belirlenmesi hususunun da uzmanlık alanlarına girmediği için değerlendirilemediği ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. ...." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 17.02.2025 tarihli bilirkişi EK raporunda özetle ; Bilirkişi raporunda; davacıya ait ... plakalı kamyonetin kadri maruf ve haddi layık onarım bedelinin KDV hariç 36.962,72 TL ve KDV dahil 44.355,26 TL olarak belirlendiğini, ... Oto vekili ile ... Oto vekili tarafından sunulan boya sorununun kullanıcı kaynaklı olduğu yönündeki itirazların incelendiğini, kök raporda yer alan tespit ve kanaatlerde herhangi bir değişiklik bulunmadığının saptandığını, değer kaybı zararı hususunda davacı vekili ile davalı vekillerinin itirazlarının değerlendirildiğini, 2020 model ... marka ... tipi aracın satın alım tarihindeki piyasa değeri ile tavanın komple boyanması sonucu oluşan değer farkının tespiti için yetkili bayilere ve internet satış sitelerine müzekkere yazılması gerektiğini, 2020 yılına ait piyasa değerlerini gösteren belgelerin dosyaya kazandırılmasının ardından yeniden değerlendirme yapılabileceğini, o zamana kadar kök rapordaki piyasa değerlerinin korunması gerektiği kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. ..." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 27.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Bilirkişi heyeti tarafından sunulan raporda; davacının satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna başvurabilmesi için Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu şartlarının gerçekleşmesi gerektiğinin belirtildiği, teknik bilirkişi üyelerince ayıbın üretimden kaynaklı ve gizli ayıp niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, ancak dosyada ayıp ihbarına dair herhangi bir servis kaydına rastlanmadığı, mahkemece ayıp ihbarının süresinde veya şekline uygun yapılmadığına kanaat getirilmesi halinde davacının ayıplı malı kabul etmiş sayılacağı ve seçimlik haklarını kullanamayacağının değerlendirildiği, mahkemenin ayıp ihbarının süresinde yapıldığına veya satıcının ağır kusurlu olduğuna kanaat getirmesi durumunda ise davalının sorumluluktan kurtulamayacağının ifade edildiği, zamanaşımı süresi içinde seçimlik hakların kullanıldığının tespiti halinde davacının ayıpsız misli ile değiştirme, mümkün değilse bedelde indirim ve tazminat taleplerinin mahkemece takdir edileceği, sözleşmeden dönme hakkının kullanımında haklılık bulunmaması durumunda mahkemenin onarım veya bedelde indirim kararı verebileceği, diğer davalının ise garanti veren sıfatıyla sorumlu tutulabileceği, ... plakalı kamyonetteki boya sorununun kullanıcı kaynaklı olduğu yönündeki davalı ... Oto vekili itirazlarının incelendiği ve kök rapordaki tespitlerin değişmediği, aracın onarım bedelinin KDV hariç 36.962,72 TL ve KDV dahil 44.355,26 TL olarak hesaplandığı, satış bedelinden ayıp oranında indirim bedeli yönünden dava tarihinde meydana gelen değer kaybının piyasa metoduna göre 20.500,00 TL olduğu, alım satım tarihinde meydana gelen değer kaybının piyasa metoduna göre 4.000,00 TL olduğu, yetkili serviste tavan boyanması nedeniyle nispi metoda göre satın alım tarihinde oluşan değer kaybı tutarının 3.727,18 TL olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. ...." şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.
Bilirkişi kök ve ek raporları mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ayıp nedeniyle misli ile değişim talebine ilişkindir.
Huzurdaki davada uyuşmazlık konusu; davacı tarafından davalı ... Otomotiv... A.Ş'den alınan ... Plakalı araçta meydana gelen bir ayıp olup olmadığı, ayıp var ise gizli ayıp olup olmadığı, kullanımdan kaynaklaınp kaynaklanmadığı, davacının ayıbı bildirim yükümlülüğü olup olmadığı, ayıbın aracın kabulünü imkansız kılıp kılmadığının belirlenmesi ve ayıbın onarım ile giderilecek nitelikte bulunup bulunmadığının tespiti, aracın ayıpsız misli ile değiştirilip değiştirilemeyeceği, davalıların sorumluluğu bulunup bulunmadığı, zamanaşımının dolup dolmadığı hususlarından ibarettir.
Tarafların tacir olması nedeniyle somut olayda yapılan sözleşme, ticari satış niteliğindedir. 6102 sayılı TTK m. 23 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartı ile tacirler arasında satış ve mal değişimlerinde TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişimi sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Malın ayıplı olduğu, teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde satıcıya ihbar etmek zorundadır. Açıkça belli değilse, alıcının 8 gün içerisinde malı incelemesi ve ayıp bulunması halinde bunu satıcıya bildirmesi gerekir. Diğer durumlarda, TBK m. 223/2 fıkra hükmü uygulanır.
Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının is ebuna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan istisnalar dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir. Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda, devir yapılmış gibi satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer. Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer (TBK m.208). Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır. Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir. Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır. Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa, satıcı bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur. Satılanın elinden alınması tehlikesi ile karşılaşan alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirmek zorundadır (TBK m. 215). Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş olur ve alıcı bu nedenle uğradığı zararları ve satış bedelini satıcıdan talep edebilir (TBK m.215). Satıcı, sözleşmede taahhüt ettiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
Satışa sunulan bir ürünün (otomobilin) ambalajında etiketinde tanıtma ve kullanma kılavuzunda ürünle ilgili reklam ve ilanlarda veya taraflar arasında kurulan sözleşmede, satıcı tarafından belirtilen hususların ve özelliklerin üründe bulunmaması veya tahsis ya da kullanım amacı bakımından malın değerinin veya müşterinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler ayıp sayılır. Bu eksiklikleri taşıyan mal ve ürünler ise ayıplı mal sayılır (TBK m. 219 ).
Üründe (otomobilde, araçta) mevcut olan ayıp, açık veya gizli olabilir. Gözle görülebilen, ilk bakışta fark edilebilen ayıplar açık ayıp sayılır. Ticari satışlarda açık ayıpların malın teslim alındığı tarihten itibaren 2 (gün) içinde satıcıya bildirilmesi zorunludur. Dış muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanımı ile birlikte zaman içerisinde ortaya çıkan veya çok detaylı teknik inceleme sonucu anlaşılabilen ayıplar, gizli ayıp sayılır (TBK m.219). Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.221). Sözleşmenin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplar nedeni ile satıcı sorumlu olmaz. Satıcı daha uzun bir süre için sorumluluk üstlenmemiş ise ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, müşteriye teslim tarihinden itibaren 2 (iki) yıllık zaman aşımına tabidir (TBK m.231). Ancak satılan malın ayıbı satıcının ağır kusuru veya hilesi ile gizlenmişse satıcı iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz. (TBK m.231/2). Ürün birden fazla parçadan ibaret ise, ayıplı parçanın yokluğu, diğer parçaların kullanımını etkiliyorsa, ayıbın tüm ürünü kapsadığı kabul edilir. Satıcı veya üretici tarafından ihtiyari veya zorunlu garanti kapsamında ayıp nedeni ile sorumluluk konusunda daha uzun bir süre kararlaştırılabilir.
Satıcının ayıp nedeni ile sorumlu olduğu hallerde, alıcı (müşteri) kanundan kaynaklanan seçimlik haklarını bu süre içinde kullanabilir. Malın ayıplı olması durumunda, alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep edebilir. Ayrıca, alıcı genel hükümlere göre tazminat isteyebilir. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
6098 sayılı TBK’nın 227/3. maddesinde “Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.” Her iki düzenleme de esas olarak kullanılan seçimlik hakkın ortaya çıkaracağı sonucun karşı taraf için orantısızlık yaratması ve durumun bunu haklı göstermemesi gibi özünde Türk Hukuk sisteminin temelini oluşturan hakkaniyet ilkesine dayanmakta olup; somut olayın yapısı ve bu ilkenin uygulanırlığı noktasında takdir hakkını da hakime yüklemiştir. Bu haliyle sözleşmeden dönme halinde tüketicinin bundan elde edeceği yarar ile bunun satıcıya getireceği zarar arasında bir oransızlık varsa ve ayıplı mal çok az giderle onarılabiliyorsa artık sözleşmeden dönmenin amaca aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Aynı yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ E. Ve █████████ K. Sayılı kararı)
Ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde; "mutlak metod", "nisbi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek daire, gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeriyle, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır. (Yargıtay 3 H.D Başkanlığının █████████ E █████████.K sayılı ilamı)
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirildiğinde:
A-)Zamanaşımı itirazı yönünden yapılan değerlendirmede; satış tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TTK'nın 23., 25. ve TBK 231. maddesinde ticari satışlarda ayıba karşı tekeffül sebebiyle açılacak davalarda zamanaşımı süresi ''2 yıl'' olarak belirlenmekle birlikte satılan mala daha uzun süreli garanti verildiği zaman bu sürenin garanti süresi sonuna kadar uzayacağı istikrar kazanan Yargıtay içtihatları ile kabul edilmekte olup somut olayda noter devri █████/2020 tarihinde yapılmış olup öncelikle dava konusu olaya ilişkin .... Tüketici mahkemesinde █████/2021 tarihinde dava açıldığı ve görevsizlik kararı verildiği akabinde dosyanın mahkememize geldiği görüldüğünden görevsiz mahkeme dava tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmış ve itirazın reddi gerekmiştir.
B-) Davanın esası yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu aracın "0" km olarak alındığı ancak kısa süre sonra boyasında hasarlar oluştuğu iddia edilerek ayıpsız misli ile değişim aksi taktirde değer kaybı ve onarım bedeli istenmiştir. Mahkememizce tahkikat kapsamında alınan aracın üzerinde laboratuvar ortamında dava konusu araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle hazırlanan hükme ve denetime elverişli raporlarda " söz konusu boya sorununun kullanımdan değil üretimden kaynaklandığı için ayıplı bir durum teşkil ettiği, aracın bu haliyle gizli ayıp niteliğine sahip olduğu, boya sorununun teknik olarak giderilmesinin mümkün olduğu" tespit edilmiştir. Bu haliyle dava konusu aracın gizli ayıplı olduğunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce davacı yana verilen süre üzerinde servis kayıtları dosyaya sunulmuş olup belgelerin incelenmesinden █████/2021 tarihinde davacı yanca servise başvurulmak suretiyle ayıp ihbarında da bulunulduğu anlaşılmıştır ancak dava konusu araçta tespit edilen ayıbın niteliği incelendiğinde ise dava konusu hasarın araçtan beklenen faydayı azaltıcı ve/veya ortadan kaldırıcı nitelikte olmadığı bu nedenle davacının aracın misli ile değişim talebi ve tazminat talebinin taraflar arasındaki fark hak ve menfaat dengesini aşırı ölçüde bozacak seviyede görüldüğünden ayıpsız misli ile değişim talebinin reddi gerekmiştir. Yine alınan raporlarda belirtildiği üzere hasar nedeniyle araçta değer kaybı oluşmadığından değer kaybı talebinin ve hasara ilişkin tamirata ilişkin fatura sunulmadığı ve hasarın serviste giderileceği nazara alınarak hasar bedeline ilişkin taleplerin de reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak ayıbın niteliği göz önüne alınarak TBK 227/3. Maddesi uyarınca hakkaniyet gereği dava konusu talebin kısmen kabulü ile davacının ayıp oranında indirim talebinin kabulü ile Yargıtay ilamları gereği nispi metoda göre hesaplanan 3.727,18-TL'nin temerrüt tarihinden (servis kayıtları gereği ayıp ihbarı tarihi) itibaren işleyecek avans ile birlikte davalılardan mütesilsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
C-)Vekalet ve yargılama gideri yönünden yapılan değerlendirmede; hakimin takdir hakkını kullanarak verdiği karar davacının haksız olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, davacının davanın açıldığı sırada seçimlik haklar konusunda hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağı hususunda öngörüde bulunması kendisinden beklenemeyeceğinden, yapılan takdiri uygulama nedeniyle davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilerek davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmese yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmiştir. (Emsal ilam: ... BAM 5. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
Açıklanan tüm bu nedenlerle; davanın kısmen kabulü ile; dava konusu aracın gizli ayıplı olması nedeniyle bedelde indirim bedeli olan 3.727,18-TL'nin █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-Dava konusu aracın gizli ayıplı olması nedeniyle bedelde indirim bedeli olan 3.727,18-TL'nin █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan başlangıçta alınan 179,90 TL ve 2.509,35 TL tamamlama harcı ve 850,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.807,25 TL harcın talep halinde yatırana iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL harç ile 179,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 911,90 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre 3.727,18 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davalılar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 24.085,00 TL yargılama giderinin taktiren davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı ... Otomotiv San. Tic. A.Ş tarafından yapılan 94,75 TL yargılama giderinin davalıların üzerinde bırakılmasına,
9-Başvuru tarihi itibariyle hazine tarafından karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Artan gider avansı bakiyesinin HMK 333. md göre karar kesinleşmesi halinde ilgililere iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, ... vekilinin yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
E-İMZA
Hakim ...
E-İMZA

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!