Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin Gerekçeli Kararı: Ticari İlişki ve Borcun Yokluğu İddiasıyla Açılan Menfi Tespit Davasında Haksız İcra Takibinin Durdurulması, Hacizlerin Kaldırılması ve Yetkisizlik İtirazı.
Özet: Davacı, hakkında başlatılan bir ilamsız icra takibine karşı menfi tespit davası açarak, kendisine bildirilmediğini ve usulüne uygun düzenlenmediğini iddia ettiği bir faturaya dayalı hizmet alacağı borcunun olmadığını, davalı ile ticari bir ilişkisinin bulunmadığını savunarak, icra veznesindeki paranın davalıya ödenmesinin engellenmesi ve mevcut hacizlerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir talep ederken; davalı ise yetkisizlik itirazında bulunmuş ve davacının konut projesinde çelik ve demir kapı montajı işini alt yüklenici olarak yaptığını belirtmiştir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye YetkiliANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025YAZIM TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin █████/2024 tarihinde hesaplarının bulunduğu bankalardan hesaplarına haciz konulduğuna dair mesajlar gelmesi üzerine ... yaptığı incelemede .... Esas sayılı icra takip dosyasından aleyhine para alacağına yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, ödeme emrinde alacağın dayanağı belge gösterilmemesi nedeniyle takibin neye/hangi ilişkiye/hangi belgeye dayanılarak başlatıldığını öğrenmek maksadıyla ... yapılan ayrıntılı incelemede alacak kalemleri girildiğini, ödeme emri hazırlandığını, takipten sonra "Dosya açıldıktan sonra sisteme katılan takip talebi ve ekleri" açıklamasıyla takip dayanağı ve eki faturanın dosyaya konulduğunu, faturanın hizmete bağlı alacak olduğu iddiasıyla hazırlandığını, ödeme emrinin elektronik tebligat yoluyla müvekkilin ... hesabına gönderildiğini ve █████/2024 tarihi itibariyle kesinleştiğinin görüldüğünü, sonradan dosyaya eklenen faturada yazılı alacak miktarı ile ödeme emrinde yazılı alacak miktarının birbirini tutmadığını, düzenlenen ödeme emrinin dosyaya sonradan eklenen takip dayanağı ve ekiyle bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin kendisine gelen e-tebligat aldığına dair bilgilendirme mesajlarını fark etmediğinden dolayı ... hesabına gelen ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edemediğini, bu nedenle müvekkili için menfi tespit davası açtığını, öncelikle dosyaya takip başladıktan sonra konulan ödeme emrinin dayanağı olarak iddia edilen işçilik alacağına ilişkin faturadan müvekkilinin hiçbir bilgisi yolmadığını, müvekkiline söz konusu fatura alacağı için hiçbir başvuruda veya bildirimde de bulunulmadığını, bu icra takibi neticesinde böyle bir fatura düzenlendiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin davalı alacaklı ile mal veya hizmete ilişkin ticari ilişkisi bulunmadığını, davalı alacaklının söz konusu faturanın düzenlenmesine dayanak iş ilişkisini gösterir yazılı hiçbir belge dosyaya sunmadığını, ayrıca düzenlenen faturanın da usulüne uygun düzenlenmediğini, zira işçilik alacağına ilişkin faturaların mevzuat gereği 4/10 KDV tevkifatlı olarak düzenlenmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu olmadığının açık olduğunu, davalının fatura düzenlenmesini gerektirecek iş ilişkisini ortaya koymadığını, davalının takibi kesinleştirir kesinleştirmez derhal haciz işlemi başlattığını ve müvekkilinin banka hesaplarına ve diğer hak ve alacaklarına haciz koydurduğunu, yapılan haciz işlemleri nedeniyle müvekkilinin vadeli alacakları ile vadeli borçlarını birbiriyle senkronize bir şekilde planlayarak vadesi gelen borç ödemelerini alacaklarını tahsiline bağlı olarak yaptığı için yapılan hacizler nedeniyle ödeme planının sekteye uğradığını ve ticari hayatının riske girme tehlikesinin doğduğunu, müvekkilinin borcu olmadığı bir parayı ödemeyi kabullenmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle icra takibinin durdurulması ve/veya en azından icra dairesine veznesine girecek paranın davalıya ödenmesinin engellenmesi gerektiğini, İcra ve İflas Kanunu (İİK) 72/3. Maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'ten aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğinin düzenlendiğini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile.... Esas sayılı icra takibinde dosya borcu ve ferilerini, takip giderlerini ve dava sonucunda haksız bulunmamız halinde ödenmesi gereken tazminatı karşılayacak miktarda teminat mektubu veya nakit cinsinden teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine (iik 72/3. m) yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve mevcut hacizlerin kaldırılmasına, .... esas sayılı dosyasında belirtilen alacakla ilgili olarak davalıya borçlu olmadığımızın tespitine, yargılama giderleriyle, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davaya konu icra takibinin ... başlatıldığını, yine müvekkili davalının ikametgah adresinin de ...'da olduğunu, bu sebeple işbu huzurdaki davada ... Mahkemelerinin yetkili bulunduğunu, müvekkili davalının, davacının yüklenici olarak yapmış olduğu ... konutları projesi kapsamında çelik ve demir kapıların montajı işini alt yüklenici olarak davacı ile anlaşması çerçevesinde aldığını, bu kapsamda .... 'da bulunan ... konutlarının çelik ve demir kapı, yangın kapısı ve şaft kapağı montaj işleri davacı ile yapmış olduğu sözlü anlaşma gereğince müvekkili davalı tarafından yapıldığını, bu kapsamda müvekkili davalının bünyesinde çalışan işçilerin (dönem dönem çalışma olarak toplamda yaklaşık 15 işçi) bahsedilen ... konutlarında kapı montaj işlerini yaptıklarını, müvekkili davacı ile sözleşmeyi sözlü olarak yapmasının nedeni davacının müvekkili ile komşu olmasından kaynaklandığını, davacı ... ile yapılan anlaşma gereği müvekkili davalı kendi uhdesinde çalışmakta olan personellerini talep edilen yerlere göndererek çelik ve demir kapı montaj işlemlerini gerçekleştirdiğini, davacı yanın her ne kadar dava dilekçesinde müvekkili davalı ile hiçbir mal veya hizmete ilişkin ticari ilişkisinin olmadığını beyan etse dahi söz konusu tanıkların dinlenilmesi neticesinde müvekkili davalı ile davacı arasında yapılan sözleşme gereği .... bölgelerinde gerçekleştirilen ... imalatlarında çelik ve demir kapıların montaj işinin müvekkili davalı tarafından gerçekleştirildiğinin kanıtlanacağını, müvekkili davalı ve personeli tarafından söz konusu montaj işine 07.07.2024 tarihinde başlanılmış olup müvekkili davalı tarafından anlaşılan süre içerisinde kusursuz ve eksiksiz olarak tüm demir ve çelik kapı montaj işi tamamlandığını, müvekkili ile davacı her gelen montaj işi için ayrıca anlaşma yaptığını, yani ödemelerin montaj başına hesaplandığını, her montaj işinin tamamlanmasına müteakip davacı tarafından müvekkiline kararlaştırılan ödeme müvekkili davalıya ödenmesi kararlaştırıldığını, lakin ödemeler bir müddet sonrasında yapılmadığından müvekkilinin kalan alacağının faturalandırılarak davacı yana sistem üzerinden gönderdiğini, ayrıca; fatura dışı işlere ilişkin de davacı yan tarafından müvekkiline ödeme de yapıldığını, bu hususlar dahi aradaki ticari ilişkiyi açıkça gösterdiğini, dolayısı ile davacı yanın dava dilekçesindeki tüm iddialarının asılsız olduğunun ortada olduğunu, icra dosyasında belirtilen miktarın kalan bakiye olduğunu, söz konusu faturanın kendisine gönderilmesine rağmen davacı tarafın bu faturaya herhangi bir itirazda bulunmadığını ancak ödemeyi de gerçekleştirmediğini, bunun üzerine müvekkili davalı tarafından .... E. Sayılı takibi kanalı ile icra takibi başlatıldığını, davacı borçlu tarafından söz konusu icra takibine de itiraz edilmediğini, takibin kesinleştiğini ve ardından haciz işlemleri uygulanmaya başladığını, davacı tarafından müvekkilinin yapmış olduğu işe karşılık gelen ödeme gerçekleştirilmediğini, aksine müvekkili davalının ekonomik hayatının sıkıntıya uğradığını, davacının açmış olduğu mesnetsiz davanın reddine, alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasına ilişkindir.6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık █████/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür.Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir.Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava;1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri,2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın,a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları,b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde,c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun;-Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde,-Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde,-Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde,-Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde,-Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde,-Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde,-Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde,d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta,e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir.Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.Davalı şirket ile davacı gerçek kişiler arasındaki sözleşme TTK'da düzenlenmeyip, Borçlar Yasasında düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. ... ve .... yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda gerçek kişi tarafların tacir kaydı bulunmadığı, davalı ...'ın esnaf işletmesini aşar bir vergi kaydına rastlanmadığı anlaşılmıştır.Tarafların gerçek kişi tacir kaydı bulunmadığı tespit edilmekle tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalı tacir olmadığı için TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine,.... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine,Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğunda dava dosyasının görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine,Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine,Dair, Davacı Vekili Av..... , Davalı Vekili Av. .... 'ın yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip .... ¸e-imzalıdır. Hakim .... ¸e-imzalıdır.