T.C. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin, tacirlere verilen kurumsal banka ve kredi kartı alacaklarında zamanaşımı gerekçesiyle açılan menfi tespit davasında hukuki yarar itirazlarını değerlendiren gerekçeli kararı.
Özet: Davacılar, ticari banka ve kredi kartlarından kaynaklanan senetli alacaklara ilişkin ilamsız icra takibine konu borçlarının, uzun yıllar zamanaşımını kesecek hiçbir işlem yapılmaması nedeniyle ticari hukukta öngörülen üç yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu ve bu nedenle borçlu olmadıklarının tespiti için menfi tespit davası açmışlardır; daha önce icranın geri bırakılması kararları almış olsalar dahi takibin iptalini talep etme haklarının devam ettiğini ve alacak davası açılması tehdidiyle karşı karşıya olduklarını ileri sürerken, davalı ise davacıların hukuki yararı bulunmadığını, zira zamanaşımı definin alacak davası açılması halinde ileri sürülebileceğini ve zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ANKARA
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
...
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri aleyhine ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine başlandığını, davaya konu icra takip dosyası incelendiğinde görüleceği üzere, 18.04.2013 tarihinden sonra müvekkili ... aleyhine dosyada zaman aşımını kesecek herhangi bir işlem yapılmadığını, müvekkili ...aleyhine 07.03.2018 tarihinde zaman aşımını kesecek nitelikte haciz talebinde bulunulduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle de zaman aşımını kesecek nitelikte başkaca bir işlemde bulunulmadığını, müvekkili... aleyhine 23.11.2016 tarihinde zaman aşımını kesecek nitelikte haciz talebinde bulunulduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle de zaman aşımını kesecek nitelikte başkaca bir işlemde bulunulmadığını, müvekkili ... aleyhine 23.11.2016 tarihinde zaman aşımını kesecek nitelikte haciz talebinde bulunulmuş olup, huzurdaki davanın açıldığı tarih itibariyle de zaman aşımını kesecek nitelikte başkaca bir işlemde bulunulmadığını, takibe konu bononun Ticaret Kanununa göre her bir müvekkili için ayrı ayrı zamanaşımına uğradığını, kambiyo evraklarının üç yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olup, kanuna göre zamanaşımı sürelerinin müteaddit defalar geçmiş olup, takip dosyalarının bu süreler zarfında işlemsiz bırakıldığını, zamanaşımı nedeniyle müvekillerinden .... Sayılı dosyaları ile icranın geri bırakılması talebinde bulunulmuş talepleri kabul kararı ile sonuçlandığını, mezkur dosyaların davanın açıldığı tarih itibariyle kesinleşmediğini, icranın geri bırakılması kararları takibin iptal edilmesi sonucunu doğurmayacağından müvekkillerinin takibin iptalini talep etmek haklarının varlığının izahtan vareste olduğunu, ayrıca mezkur ...Mahkemeleri hükümlerinin maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden ve müvekkillerinin İİK'nun 33/a-2 maddesi mucibince davalının alacak davası açması tehdidi ile karşı karşıya olduğundan huzurdaki davayı açma gerekliliğinin hasıl olduğunu ileri sürerek, öncelikle davanın kabulüyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleriyle her bir müvekkilinin HMK'nun 57. Maddesi anlamında ihtiyari dava arkadaşı olduğu göz önüne alınarak hepsi için ayrı ayrı vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesine, davalının yine her bir müvekkil için ayrı ayrı %20'den az olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın huzurdaki dava ile ... Esas sayılı icra dosyasından zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesi ile davacılar bakımından menfi tespit kararı verilmesini talep ettiğini, davacı yanın bu istemi hakkaniyete aykırı olup reddinin gerektiğini, dava esas bakımından hukuka aykırı olmakla birlikte zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının bulunduğunu da peşinen beyan ettiklerini, bununla birlikte dava dilekçesinde dava şartı zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamış olup zorunlu arabuluculuk başvurusuna ilişkin dava şartı da yerine getirilmediğini, müvekkili şirket 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 143. Maddesi uyarınca ... izni ile kurulmuş bir finansal kuruluş olup, genel olarak bankalar ve diğer finansal kuruluşların tahsili gecikmiş alacaklarının satın alınması tahsili ve yeniden yapılandırılması işi ile iştigal eden bir varlık yönetim şirketi olduğunu, müvekkili şirket, ... Kurulu’nun 6858 sayı ve 21.04.2016 tarihli kuruluş izni uyarınca 03.10.2016 tarihinde kurulduğunu, Temlik eden .. tarafından devir ve temlik alındığını, ....’nin T.T.K. hükümleri doğrultusunda birleşmesi neticesinde ....’ne devrolduğunu, birleşme işlemi 21.09.2018 tarihinde... Müdürlüğünce tescil edilerek 27.09.2018 tarihli ... ilan edilmiş bulunduğunu, davacı taraf her ne kadar kendisine karşı alacak davası açılabileceği iddiasında bulunarak menfi tespit davası ikame etmişse de "alacak" davası açılması durumunda davacıların huzurdaki davaya konu zamanaşımı defini ileri ileri sürmesi mümkün olduğundan huzurdaki davada hukuki yararının bulunmadığının açık olduğunu, bununla birlikte davacının zamanaşımı yönündeki iddiası ancak kendisine karşı talepte bulunulması halinde ileri sürülebilecek bir defi olduğundan söz konusu icra takibi de geri bırakılmış iken zamamaşımı iddiasına dayalı dava açması usulen de mümkün olmadığını, aksi kanaat halinde dahi müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur bulunmaması sebebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, gerçekten de müvekkili şirketin temlik alacaklısı olup; tarafına iletilen bilgiler doğrultusunda hareket ettiğini ve bu niyetle hukukun cevap verdiği sınırlar içerisinde haklı alacağını kavuşma gayretini gösterdiğini, dolayısı ile ortada kötü niyet tazminatının doğuracak herhangi bir durum bulunmadığını savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın ve davacının tüm taleplerinin öncelikle usulden reddine, aksi kanaat halinde esastan reddine, davacılar aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacılar aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptali istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Dosyanın ... sayılı Kararı uyarınca verilen görevsizlik kararı üzerine Mahkememize gönderildiği ve yargılamaya Mahkememizce devam olunarak uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm delillerin toplanmasına ve tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişi ... tarafından düzenlenen 21.04.2025 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı .... vekili tarafından beyan ve itirazlarda bulunulmuş ise de düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir hususun da kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir.
Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyasına, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu ... Esas sayılı (yeni takip dairesi ve takip bilgileri: .... Esas sayılı) takip dosyasındaki 18.04.2013 tarihli ödeme emrine göre, alacaklının ... oldukları, kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, takipte 180.000,00 TL Asıl Alacak ile 474,66 TL İşlemiş Faiz ve 540,00 TL Komisyon olmak üzere Toplam; 181.014,66 TL'nin icra gideri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek %13,75 yıllık faizi ile tahsilinin talep edildiği, işbu takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile yapıldığı, takibin dayanağı olarak 750.000,00 TL miktarlı 28.06.2010 tanzim tarihli, 11.04.2013 vade tarihli senet olarak gösterildiği, davacıların işbu dava ile zamanaşımı nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespitini talep etmiş oldukları, davalının 5411 sayılı Bankalar Kanunu'nun 16. maddesinin ve aynı Kanunun 141. Maddesine yaptığı atfa dayanarak borçların varlık şirketine devredildiğinde zamanaşımı süresinin 20 yıl olacağı iddiasında bulunmuş ise de Bankacılık Kanunun 16. Maddesinin Ana Sözleşme değişikliklerine ilişkin olduğu, 141. Maddesinin ise zamanaşımını düzenlediği, anılan maddede, “Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıldır.” düzenlemesinin yer aldığı, ancak bu maddenin ... devredilen bankalara ilişkin olup dava konusu olayda, temlik eden bankanın ...’ye devrinin söz konusu olmadığı, dolayısı ile dava konusu takip alacağının Fon alacağı niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle 141. Maddenin uygulama olanağı olmadığı, davanın kambiyo senedine dayalı takip olup TTK hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, 6102 sayılı TTK’nun 749. Maddesinde kambiyo senetlerine ilişkin zamanaşımı süresinin üç yıl olarak belirlendiği, zamanaşımının kesilme sebeplerinin ise TTK 750. Maddesinde sınırlı sayıda düzenlendiği, anılan maddede zamanaşımının; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesileceğinin düzenlendiği, somut olayda davalının anılan madde sayılan nitelikteki bir işleminin bulunmadığı, ortaklığın giderilmesi davasının anılan madde kapsamında düzenlenen zamanaşımını kesici nitelikte bir dava olmadığı, buna göre; 11.04.2013 vade tarihli bonoya dayalı olarak başlatılan 18.04.2013 tarihli kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna ilişkin takipte, zamanaşımını en son kesen işlem tarihinin 07.03.2018 tarihi olduğu, bu tarihten dava tarihi olan 07.06.2023 tarihine kadar zamanaşımını kesici herhangi bir işlemin yapılmadığı, davacılar hakkında icra hukuk mahkemelerince davaya konu takibin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiği, ancak verilen kararların takip hukuku açısından geçerli olup, davacıların davaya konu icra takibi yönünden işbu menfi tespit davasını açmalarına engel oluşturmadığı, davacıların işbu davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, dava tarihi itibariyle menfi tespit davalarının dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, davacılar hakkında yürütülen icra takibinin işbu dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğramış olduğu, bu nedenle davacıların ....Esas sayılı) dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve haklarında başlatılan anılan takibin iptaline, davacıların davalı hakkında tazminata hükmedilmesine ilişkin istemlerinin ise davalının... Şirketi olup, takibe devam etmekte kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün olmadığından davacıların bu yöndeki feri nitelikteki istemlerinin reddine, ayrıca dava konusu icra takibinde davalılar aynı borçtan dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarından haklarında tek bir vekalet ücretine hükmedilmesine karar vermek gerekmekle, davanın kabulüne ilişkin açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davacıların dava konusu ... Esas sayılı (Kapatılan ... Esas sayılı) dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının TESPİTİ ile anılan icra takibinin İPTALİNE,
2-Davacıların, davalı hakkında tazminata hükmedilmesine ilişkin feri nitelikteki istemlerinin yasal koşulları bulunmadığından reddine,
3-Davalının 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 143. maddesi hükmü uyarınca harçtan muaf olması nedeniyle, davalı taraf aleyhine harç hükmedilmesine yer olmadığına,
4-Davacılar tarafından yapılan 179,90-TL başvuru harcı, 3.091,28-TL peşin harç, 25,60-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.296,78‬-TL harç giderinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafça tüm yargılama sürecinde yargılama gideri olarak yapılan bilirkişi ücreti karşılığı 5.000,00-TL, tebligat posta giderleri karşılığı 145‬,00-TL olmak üzere toplam 5.145‬,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine,
6-Davacılar davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden, AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Davanın açılış tarihi itibariyle menfi tespit davalarına ilişkin ticari uyuşmazlıklarda dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk yolunun henüz yürürlükte olmaması nedeniyle, bu konuda yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair; davacılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!