İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı: Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Doğan Tazminat Davasında Kayyım Talebi ve Davalı Savunmalarının Değerlendirilmesi.
Özet: Bu şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasında, davacı vekili yönetim kurulu üyelerinin hukuk dışı işlemleriyle şirkete büyük maddi zarar verildiğini iddia ederek tazminat talep etmiş, davanın sağlıklı yürüyebilmesi için yönetim veya temsil kayyımı atanmasını istemiştir; davalı vekili ise arabuluculuk sürecinin usulüne uygun tamamlanmadığını, davacının hukuki yararı bulunmayan tespit davaları açtığını, tazminat kalemlerini kuruşlandırmadığını ve talep sonucunu açıkça belirtmediğini, bazı iddiaların sorumluluk davası yerine iptal/butlan davası konusu olması gerektiğini ve zamanaşımı definde bulunulduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO:████████ EsasKARAR NO :████████DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)DAVA DEĞERİ:10.000 TLDAVA TARİHİ:█████/2025KARAR TARİHİ;:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...AŞ'ye öncelikle yönetim kayyımı atanması, aksi kanaatte ise temsil kayyımı atanmasına yönelik tedbir talebinde bulunduklarını, yönetim kurulu üyelerinin son derece önemli hukuk dışı iş ve işlemleri sebebiyle şirketin çok büyük bir maddi zarara uğradığı ve uğramakta olduğu ortaya çıkacağını, dava sonucunda şirketin kuvvetle muhtemel elde edeceği yüklü bir tazminatın ortaya çıkacağını, bu sebeple de davanın olumlu sonuçlanmasının şirkete büyük bir maddi getirisi olacağını, mevcut yönetim kurulunun dava süresince görevde kalmasının davanın sağlıklı bir şekilde yürümesine engel teşkil edeceğini, temin edilecek imtina edeceği ihtimalinin bulunduğunu, bu sebeplerde yönetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini, Mahkeme aksi kanaatte ise temsil kayyımı atanmasını talep etmişlerdir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; ...A.Ş.'nin davacı yönetim kurulu üyeleri 26.1.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında kendi rızalarıyla Şirket yönetiminden çekilmiş olduklarını, davacı pay sahiplerinin böyle bir karar almasının temel nedeninin “aile şirketleri” olduğunu belirtmelerine karşın Şirket’le ilgili hiçbir sorumluluk üstlenmeden, çalışmadan ve emek göstermeden kâr payı elde etmek olduğunu, bu gelişmenin akabinde Şirket’in o dönemki YK üyeleri olan müvekkilleri ..., ... ve ...; Şirket’le ilgili tüm sorumluluğu, kişisel kefaletler de vermek suretiyle üstlenmiş olduklarını, dava şartı arabuluculuk süreci usulüne uygun şekilde yürütülmemiş ve tamamlanmamış olduğunu TTK m. 5a uyarınca davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin ııı-a başlığı altındaki 1, 2, 3 ve 4 no.lu alt başlıklarda ve ııı-d başlığı altında yer verilen talepler “tespit davası” niteliğinde olduğunu, sorumluluk davası “eda davası” niteliğinde olduğunu, Yargıtay uygulamasına göre eda davası açılabilecekken tespit davası açmakta davacıların hukuki yararının olmadığını, bu başlıklar altındaki taleplerin evvela hmk m. 114/1-h uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacılar HMK m. 110 uyarınca “davaların yığılması (objektif dava birleşmesi)” vasfındaki huzurdaki dava kapsamında müvekkillerinin birbirinden farklı eylemlerinden doğduğunu iddia ettikleri farklı zarar kalemlerini ve bunlara bağlı maddi tazminat taleplerini ayrı ayrı göstermemiş olduğunu, kuruşlandırmamış ve üstelik HMK m. 119/1-ğ hilafına talep sonucunu da açıkça belirtmemiş olduğunu, bu sebeple HMK m. 119/2 uyarınca iddia konusu zarar-tazminat kalemlerini ayrı ayrı gösterip kuruşlandırmak suretiyle ve talep sonucunu bu şekilde açıkça belirtmek üzere davacılara 1 haftalık ihtaratlı kesin süre verilmesini talep ettiklerini, davaların yığılmasının söz konusu olduğunu, dava dilekçesindeki 7 ayrı asli talepten her birinin belirsiz alacak davası olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre; dava dilekçesindeki ııı-b ve ııı-c başlığı altındaki usuli talepler belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığından, davacıların bu başlıklar altındaki talep sonuçlarını iddiaları doğrultusunda kuruşlandırması ve eksik harcı tamamlaması gerekmekte olduğunu, diğer başlıklar altındaki usuli talepler bakımındansa; dava dilekçesinde şirket’in “çok büyük”, “son derece yüksek”, “olağanüstü” zarara uğratıldığı iddia edildiğinden talep sonucunun belirlenebilen tazminat tutarı kadar gösterilmesi ve böylece eksik harcın tamamlanması gerekmekte olduğunu, dava dilekçesinin ııı-b başlığı altında, “326.407.131-tl tutarındaki 2023 faaliyet dönemi karının dağıtılmamasına” ilişkin 10.1.2025 tarihli gk kararı’nı hukuka aykırı şekilde şirket’e ika edilmiş bir zarar kalemiymiş gibi göstermiş olduğunu, oysa genel kurul kararlarının hukuka aykırılığı iddiası TTK m. 445 ve TTK m. 447’de özel olarak düzenlenen iptal ve butlan davaları kapsamında şirket’e karşı ileri sürülebilecek olup, şirket’in tarafı olmadığı huzurdaki sorumluluk davası’na konu edilemeyeceğini, dolayısıyla bu iddia ve talep bakımından TTK m. 445 ve m. 447 uyarınca özel dava şartı yokluğu sebebiyle bu talep kapsamındaki davanın reddinin gerektiğini, ayrıca ancak genel kurul kararının iptali/butlanı davasına konu edilebilecek (ve halihazırda edilmiş) olan bu hususta davacının huzurdaki davayı açmak için hukuki menfaati de bulunmamakta olduğunu, zamanaşımı definde bulunduklarını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin unsurlardan hiçbiri somut olayda mevcut olmadığını, müvekkillerinden Av. ..., Şirket’in 5.10.2021 tarihli gk kararıyla ve bu tarihten itibaren 3 yıllığına yk üyesi olarak seçilmiş olduğunu, 31.12.2023 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrılmış olduğunu, dolayısıyla müvekkili Av. ...’in görevde bulunduğu sürenin dışında kalan iddialar bakımından sorumluluğunun doğmasının mümkün olmadığını, müvekkili ... ise şirket’in 26.9.2018 tarihinden itibaren genel müdürü olarak görevini yapmakta olduğunu, bu tarihten önce doğduğu iddia olunan (sözde) zararlardan mesul tutulması olanaksız olduğunu, müvekkillerinin, “... LOJİSTİK A.Ş.” unvanlı şirkette hiçbir pay sahipliği ya da yöneticilik görevinin bulunmamakta olduğunu, bu sebeple müvekkilinin şirket’le işlem yapma yasağına aykırı davrandığı iddiası açıkça haksız olduğunu, hiçbir delile dayanmayan bir ithamdan ibaret olduğunu, “... LOJİSTİK A.Ş.”, şirket’in lojistik alanında hizmet almış olduğu firmalardan yalnızca biridir ve sunduğu lojistik hizmetlerinin bedeli alternatiflerine kıyasla piyasa koşullarına uygun ya da daha avantajlı olduğunu, dolayısıyla ...’dan alınmış lojistik hizmetlerinden dolayı şirket’in zarara uğraması bir tarafa, fayda görmüş olmasının söz konusu olduğunu, müvekkillerinin, “... OTOMOTİV A.Ş.” unvanlı şirkette hiçbir pay sahipliği ya da yöneticilik görevi bulunmadığını, bu sebeple müvekkillerinin şirket’le işlem yapma yasağına aykırı davrandığı iddiası açıkça haksız olduğunu, müvekkillerinin, “... mühendislik a.ş.” unvanlı şirkette hiçbir pay sahipliği ya da yöneticilik görevi bulunmamaktadır. bu sebeple müvekkillerimizin şirket’le işlem yapma yasağına aykırı davrandığı iddiası açıkça haksız olduğunu, hiçbir delile dayanmayan bir ithamdan ibaret olduğunu, davacılarca somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmeden Şirket’in gizli ticari bilgi ve belgeleri ile müvekkillerinin kişisel verilerini içeren hiçbir delilin celbedilmemesine, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin Davacılar üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan iş bu dava; davacı, şirket ortaklarının davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ... ile, üst yöneticileri ... ve ... eylemleri ile dava dışı ... San. AŞ'yi zarara uğrattıkları iddiası ile, davalıların şirkete verdikleri zararın belirlenerek işbu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava dışı ... .. AŞ'ye ödenmesi ve şirkete yönetim veya temsil kayyımı atanması talep ve dava edilmiştir.Mahkememizce tedbiren şirkete denetim kayyımı atanmış olup, işbu denetim kayyımı ...'un █████/2026 tarihli kayyım raporunda özetle;"....A.Ş. güzide bir sanayi kuruluşu olup kendi sektöründe lider firmalardan biridir. Bünyesinde üretmiş olduğu ürünlerin ağırlıklı kısmının ihracatını gerçekleştiren, ithalat yapan günlük ve aylık işlem hacminin çok yoğun olduğu (mizanlarda) görülmektedir.Henüz görevlendirme tarafıma yaklaşık bir hafta önce (02.05.2025 tarihinde tebliğ edilmiştir) yapılmış olması nedeniyle ilk toplantı ve başlangıç denetim kayyum raporunu henüz hazırlayamamış bulunmaktayım. Mahkemeniz tarafından verilen görevin dava konusu ...A.Ş şirketinin işlem ve kapasitesi ve fabrikanın bulunduğu adres (... Mahallesi ... ... İhtisas ..., ... Otomotiv ..., 1. Caddesi No : 13, 41420 ... / ... ) dikkate alındığında, bir takım güncel işlemlerin yönetim kurulunca onay aranmaksızın yapılabilmesi için esasen denetim kayyumunun atanması kararı tescile olmadığı İstanbul sicil müdürlüğünün başka bir dosyada mahkemenize bildirdiği, iş bu dosya da ise her nasılsa tescil ve ilan edildiği anlaşılmakta, tescil ve ilanın doğru olup olmadığı değerlendirilmesi tabidir. Tescil ve ilan yapılmadığında her işlem için onaya gerek olmayacağı bankalarca E-mail ile bildirilmiştir.Mahkemenize sunduğum bankalara işlemlerin yürümesi için yazdığı yazı örnekleri ekte olmasına rağmen her bir işlem için tek tek onay alınmaktadır." şeklinde mütaalada bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce verilmiş olan █████/2025 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve aynı ara karar ile dosyaya denetim kayyımı olarak ...'un atanmasına karar verilmiş ve davalılar vekilinin itirazı üzerine mürafaa günü belirlenerek mahkememizce █████/2025 tarihli mürafaa duruşmasında davalılar vekilinin itiraza konu 21.03.2025 günlü ve ████████ Esas sayılı ihtiyati tedbir kararına yönelik müteriz itirazlarının REDDİNE karar verildiği, davalılar vekilinin İstinaf talebi üzerine dosyanın İstinafa incelemesine gönderildiği, İstanbul BAM 14 HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarih ilamı ile;"HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/5 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 08.05.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;HMK'nın 394/4. maddesi uyarınca davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesinin 2025/... Esas sayılı ve 21.03.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına" dair karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflar arasındaki uyuşmazlık konuları ön inceleme duruşmasında tespit edilmiş ve dava konusu ... Fren .. AŞ’nin ticari defter ve kayıtları ve sunulan deliller incelenerek aşağıdaki uyuşmazlık konularında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler tarafından incelenecek uyuşmazlık konuları: "1-Davacı şirketin dava konusu edilen eylem ve işlemlerinin yapıldığı iddia edilen tarih itibari ile ortak ve yöneticilerinin belirlenerek davacı yana dava açma hak ve ehliyetinin bulunup bulunmadığını tespiti,2-Dava konusu davalıların hangi eylem ve işlemlerinin dava dışı ... Fren .. AŞ’nin zararına sebebiyet verdiğinin ve varsa zarar miktarının her bir olay yönünden belirlenmesi,3-Dava dışı şirketin zararının doğduğunu belirlenmesi halinde;Davalıların hangilerinin hangi zarardan ne oranda ve miktarda sorumlu olduklarının tespiti,4-Temerrüt tarihinin belirlenmesi,5-Tazminatın kimden veya kimlerden hangi faiz oranı ile tahsil edilerek dava dışı şirkete ödenmesi gerektiğinin belirlenmesi,6-Dava dışı şirkete yönetim veya denetim ya da temsil kayyımı atanması gerekip gerekmediğinin belirlenmesi,(bu konuda mahkememizce denetim kayyımı atanmasına yönelik karar İstanbul BAM 14 H.D’nin █████████-1133 sayılı ve █████/2025 günlü kararı ile kaldırılarak ihtiyati tedbir niteliğindeki taleplerin reddi gerektiğine yönelik gerekçesinin kesin nitelikte karar olması sebebiyle mahkememizce dikkate alınmasına,)" üzerinde inceleme yapılarak davacıların iddia ettiği eylem ve işlemlerden ötürü davalıların kusurları ile dava dışı ... ... .. AŞ’nin maddi zarara uğramasına sebebiyet verip vermediği vermiş ise davalıların hangileri yönünden TTK m.553 vd gereğince sorumlulukları doğduğunun tespiti ile raporda davalı şirket yöneticilerinin ve ortaklarının sorumlu oldukları miktarın, her biri yönünden münferiden mi müştereken mi yoksa müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadığı tartışılması suretiyle varsa davacıların davalıdan tahsili isteyebilecekleri tazminat miktarının belirlenmesi" olarak belirlenmiştir. Dosya kendilerine tevdi edilen bilirkişiler... marifetiyle inceleme icra edilmesi istenilmiş ve konuya ilişkin █████/2026 tarihli raporunda özetle;"Davalılardan ..., ... ve ...'nun 15.01.2020 tarihinden dava tarihine kadar YK üyeliği yaptıkları, dava tarihinde bu görevlerinin devam etmekte olduğu, müşterek temsil yetkileri bulunduğu, ...'in 05.10.2021-08.01.2024 tarihleri arasında YK üyeliği yaptığı, temsil yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir,Davalı ...'nun dava dışı şirkette Yönetim Kurulu üyeliği ya da başkaca bir sıfata sahip olduğuna ilişkin bir tespit dosya kapsamından yapılamadığından, aksi yönde bir delil sunulamaması durumunda, dava konusu iddialardan bir sorumluluğunun da bulunmadığı neticesine ulaşılacaktır,Davalıların tek başına dava dışı şirketi temsil yetkileri bulunmayıp, müşterek temsil yetkisine sahip olmaları sebebiyle, TTK m. 553, 557 uyarınca her bir davalının kusurunun varlığının ispatı ihtimalinde, kusuru ile sebep olduğu zarardan kusuru ölçüsünde sorumluluğunun dava edilebileceği neticesine ulaşılmıştır,Davacıların dava dışı ... San. AŞ'de ortak sıfatına sahip oldukları hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığından, davacıların TTK m. 553 ve 555 uyarınca dolaylı zarar için dava açabilecekleri neticesine ulaşılmıştır,TTK m. 560 uyarınca zamanaşımı süresinin davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halukarda zararı doğuran fiilin vukuundan itibaren beş yıl olduğu, huzurdaki davanın 11.03.2025 tarihinde açıldığı, dava tarihinden geriye doğru 2 veya 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisindeki zararların dava konusu yapılmasının mümkün olduğu neticesine ulaşılmış, ancak davacıların varlığını iddia ettikleri sorumluluk sebeplerini ne zaman öğrendiklerine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil bulunamamıştır,Şirket yönetiminde bulunan bir kısım davalıların ... ...A.Ş. ile iş yapan firmalar ile yaptıkları işlemlerle şirketi zarara uğrattıkları yönünde her hangi bir tespit yapılamamıştır,Şirket merkezinin başka bir adrese taşınması suretiyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasının doğruluğu tespit edilememiştir,Davacıların davaya konu iddialarını ispat için dava dışı şirket kayıtlarına dayanmaları nedeniyle, kayıtlar üzerinde yapılan incelemelerde davaya konu iddialar dava dışı şirket kayıtlarından hareketle doğrulanamamış, bu sebeple Yönetim Kurulu üyelerinin yöneticilik sıfatıyla ikame ettikleri iş ve eylemleri sebebiyle talep edilebilecek bir tazminat hesaplanamamıştır."şeklinde mütaalada bulundukları görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; mahkememizde davacılar tarafından açılan dava, 6102 sayılı TTK'nın m.553/1 gereğince kurucular yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları iddiasına dayalı TTK m.555/1 gereğince şirket zararının tazmini ile şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini düzenlediği, davalı şirket yöneticileri aleyhine açılan şahsi sorumluluğa ait tazminat davasıdır.Davacı yan, ihtiyati tedbir yolu ile şirkete yönetim veya temsil kayyımı atanmasını talep etmiş ise de, şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin davada, TTK'da talep edilebilecek ihtiyati tedbirler konusunda bir düzenleme bulunmadığından genel nitelikteki ihtiyati tedbirleri düzenleyen HMK m.389 gereğince mahkememizce yukarıda belirtildiği gibi ihtiyati tedbir istemi kısmen kabul edilerek şirkete denetim kayyımı atanmış ise de, İstanbul BAM 14 HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ve █████/2025 tarih ilamı ile kesin olarak kaldırılarak ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş olup, işbu karar mahkememiz ve tarafları bağlayıcı niteliğe dönüşmüştür.Bu nedenle yeniden tedbir konusunda dosyada yeni bir delil bulunmadığı gibi talep de bulunmadığından değerlendirme yapılmamıştır.Davacıların şirkette %41.98 oranında pay sahibi olduğu ve işbu davayı pay sahibi olarak açma haklarının bulunduğu, davalılar ..., ... ve ...'nun █████/2020 tarihinden dava tarihine kadar yönetim kurulu üyelikleri yaptıkları ve halen devam ettikleri, müştereken temsil yetkilerinin bulunduğu, davalı ...'in █████/2021 █████/2024 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu ancak temsil yetkisinin bulunmadığı, davalı ...'nun yönetim kurulu üyeliği veya yöneticiliğine ilişkin bir bilgiye rastlanılmadığı, davanın █████/2025 tarihinde açıldığı, davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu ve TTK m.560 uyarınca davacının zararı ve sorumluluğu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve herhalde 5 yıllık süre içinde işbu davayı açması gerektiğinden davacının öğrenmesine ilişkin davadan önce ne zaman öğrendiğine dair dosyada delil ve iddia bulunmadığından dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre öncesindeki sürelere yönelik tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığı mahkememiz ve bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Mahkememiz tarafından dosyada alınan █████/2026 tarihli rapor ile davacı iddiaları tek tek değerlendirilmiş, davalı yönetimin yönetim kurulu üyeliklerini yaptıkları █████/2020 tarihinden itibaren davalı şirketi müşterek temsil yetkilerini kullanarak TTK m.553 ve m.557 gereğince kusurları ile zarara uğrattıklarına ilişkin somut ispat edilen bir eyleminin bulunmadığı, █████/2025 tarihi öncesindeki eylemler yönünden zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, bu tarihten sonraki eylemlere yönelik dava dışı şirketin zararına sebebiyet veren bir eylem belirlenemediği, şirket kayıtlarında dava dışı şirketin kar etmeye devam ettiği ve şirket kayıtlarından davalı hesaplarına yönelik hareket tespit edilemediği belirlenmiş olup, davacı iddialarının somutlaştırılması ve zarar doğurucu eylemlerin bildirilmesi istemi üzerine dava dilekçesi ve beyan dilekçelerinde raporda tek tek değerlendirilen iddialarda ... AŞ yönünden yapılan tespitlerde "2020 yılı pandemisi ile birlikte lojistik sektörü iş yoğunluğu ve maliyetlerin artması sebebiyle konteyner temininde yaşanılan sıkıntılar, nakliye maliyetlerinin yükselmesi karşısında 2021 yılında ... .. AŞ ortak ve yöneticisi olmayan ama iş yapılan güven duyulan bir şirket olup bu şirkette yapılan çalışmalarda rekabetçi bir ortamın sağlandığı, fiyatların düştüğü, ... AŞ ile çalışırken diğer başka lojistik firmaları ile de çalışmaya devam edildiği, ... ... (...)'nun ... AŞ'de yönetici olmadan da ... AŞ'nin lojistik hizmeti aldığı ve ... Hanım'ın başka firmalarda da yöneticilik yaparken, davacılar ... AŞ'de yönetimde olduğu sırada ... Hanım ile çalışmayı tercih ettikleri ve şirketin menfaatine olduğu," , ... Tur. Ltd. Şti. İle ilgili iddiaların "bu firma ile 2000 yılından bu yana çalışılmaya devam edildiği, kurucuları ve ortakları arasında ... AŞ ortak ve yöneticilerinin yer aldığının doğru olduğu ancak davacı iddiası ile bu şirketin 2020 yılında kurulmadığı, ticaret sicil kayıtları ile sabit olup şirket sahibi ... ...'ın davacıların müşterek murisi ...'ün avukatı olduğu ve avukatlığı bırakmak zorunda kaldıktan sonra kendisine servis işlerinin verildiği, 2017 yılına kadar davacılar yönetimde iken de bu firma ile çalışılmış olduğu," ... Müh. AŞ ve ... Oto. AŞ ile yapılan işlerde de şirket zararına bir eylemin tespit edilemediği, davalıların Hopa'da inşa ettiği ev ile ilgili dava ve delil sunma süresinden sonra işbu iddia ileri sürülmüş ise de dosyada dava dışı ... AŞ ve Siska İnş. AŞ 'ye hizmet vermiş ve verdiği hizmet karşısında fatura keserek ödemelerin taşınmaz maliklerinin şahsi hesaplarından yapıldığı belirlenmiş olup, dava konusu dava dışı şirketin zararına sebebiyet verecek davalı yönetim ve yönetici oldukları söylenen şahısların eylemleri tespit edilemediğinden, şirketin zararına davalıların hangi eyleminin ne miktarda zarar oluşturulduğu HMK m.201 ve devamı gereğince ispat edilememesi karşısında, █████/2020 tarihinden önceki dönemlere ilişkin talebin TTK m.560 gereğince zamanaşımı yönünden reddi gerektiği, diğer taleplerin ise subüta ermediği sonucuna varılmıştır.Mahkememizce sonuç olarak; davacının davalılar hakkında dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin davalılar tarafından zarara uğrattıkları iddiası ile açılan sorumluluk davasının; Davacının davalıların █████/2020 tarihinden önceki eylem ve işlemlerine yönelik dava dışı şirketi zarara uğrattıkları iddiası yönünden açılan davanın 6102 sayılı TTK’nın 560.maddesi gereğince zamanaşımı yönünden REDDİNE, Davacıların davalıların █████/2020 tarihinden sonraki eylemleri ile dava dışı şirketi zarara uğrattığı iddiası ile açılan tazminat davasının, tazminat talep koşullarının varlığı ve oluşan zararın varlığı ispat edilemediğinden zararın ispat edilememesi yönünden esas yönünden reddine dair karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davalılar hakkında dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin davalılar tarafından zarara uğrattıkları iddiası ile açılan sorumluluk davasının;a-Davacının davalıların █████/2020 tarihinden önceki eylem ve işlemlerine yönelik dava dışı şirketi zarara uğrattıkları iddiası yönünden açılan davanın 6102 sayılı TTK’nın 560.maddesi gereğince zamanaşımı yönünden REDDİNE, b-Davacıların davalıların █████/2020 tarihinden sonraki eylemleri ile dava dışı şirketi zarara uğrattığı iddiası ile açılan tazminat davasının, tazminat talep koşullarının varlığı ve oluşan zararın varlığı ispat edilemediğinden zararın ispat edilememesi yönünden esas yönünden REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın alınması gerekli 732,00 TL harçtan mahsubu ile kalan 116,60 TL'nın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu hususta ara karar tesisine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,6- Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,7-Devletçe karşılanan 4.000 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026Başkan ... e-imzaÜye ... e-imzaÜye ... e-imzaKatip ... e-imza