İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, alan adı yenileme sürecinde yaşanan aksaklık nedeniyle açılan maddi tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacının, davalıdan satın aldığı alan adının süresinde yenilenmeyerek üçüncü bir şahıs tarafından tescil edilmesi üzerine uğradığı maddi zararın tazmini talebiyle açtığı davada; davacı, ödemesini gecikmeli de olsa yaptığını ve davalıdan kaynaklanan bir kusur olduğunu iddia ederken, davalı ise alan adı yenileme sorumluluğunun davacıda olduğunu, tüm bildirimleri zamanında yaptığını, geç yapılan ödeme nedeniyle alan adının serbest kalarak başkasına tescil edildiğini ve herhangi bir kusurlarının bulunmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğunu belirterek görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğuna karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: ███████
KARAR NO: ████████
KARAR TARİHİ: █████/2021
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından █████/2017 tarihinde davalı şirketten "..." olarak kurmayı planlamış olduğu "....com" domain adresi satın alındığını, müvekkilinin █████/2018 tarihinde domain adının yenilenmediğinin fark ettiğini, davalının web sitesi üzerinden destek talebi açılarak domain adının açılmasının talep edildiğini ve █████/2018 tarihinde ödemesini yaparak domain adının yenileme işlemini tamamladığını, █████/2019 tarihinde müvekkili site kurulum aşamasında domain adının başka biri tarafından █████/2019 tarihinde alındığını fark ettiğini, davalı şirket ile iletişim kurduğunu, sorunun çözümünü istemiş ise de olumlu bir sonuca ulaşılamadığını, yenilenmeyen "....com" adresinin başkası adına kayıt olması sebebi ile maddi zarara uğradığını, alan adına tekrardan sahip olabilmesi için kendisinden 19.500,00-$ talep edildiğini beyanla şimdilik 50,00-TL maddi tazminatın müvekkilinin ödeme yapmış olduğu █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili █████/2020 tarihli ıslah dilekçesinin ile; fazlaya ilişkin her türlü hakları, sair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 75.000,00 TL maddi tazminatın müvekkilinin ödeme yapmış olduğu █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, ticari amaçlı olarak kullanmak üzere "....com" alan adıyla kayıt yaptırdığını, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, müvekkil şirketin alan adı kayıtlarında aracı bir kurum olduğunu, alan adı sağlayıcılar ile alan adı almak isteyenlere internet sitesi üzerinden aracılık ettiğini, alan adının takibi ve yenilenmesi gibi tüm süreçler müşteri sorumluluğunda olup alan adını asıl kayıt eden kurum uluslararası domain kuruluşu olan ... olduğunu, davacının █████/2017 tarihinde müvekkili internet siresi aracılığıyla "....com" alan adı kayıt ettirdiğini ve bu alan adı için son yenileme tarihinin █████/2018 olduğunu, bu tarihten bir ay önce █████/2018 tarihinde otomatik olarak proforma faturası oluşturularak davacıya eposta yolu ile bilgilendirme yapıldığını, gönderilen epostada son yenileme tarihinin █████/2018 olduğu belirtilerek "Alan adınızın son uzatma tarihine 30 gün kaldı" yazdığını, █████/2018 tarihinde birinci, █████/2018 tarihinde ikinci, █████/2018 tarihinde üçüncü hatırlatma epostası gönderildiğini, █████/2018 tarihinde "Süresi Yaklaşan Ödeme Hatırlatması" başlıklı proforma ödeme hatırlatma epostası iletildiğini, █████/2018 tarihinde son hatırlatma epostası ile "Alan adınızın son uzatma tarihine 1 gün kaldı." yazıldığını, █████/2018 tarihinde ise "... Hesabınız Hakkında" başlıklı epostada "█████/2018 tarihinde sona eren hizmetinizi yenilemediğinizi görüyoruz. Bu tarihten itibaren sonra 48 saat içerisinde hesabınız kaldırılacak ve verileriniz silinecektir." şeklinde açıkça bilgilendirme yapıldığını, bu 48 saatlik süre içerisinde ödeme yapılmadığı için herhangi bir yenileme işlemi yapılmadığını, tüm bu bildirimlerimize rağmen ödemesini zamanında gerçekleştirmeyen davacının son yenileme tarihinden 23 gün sonra █████/2018 tarihinde müvekkilinin internet sitesi üzerinden ödeme yaptığını ancak iş bu ödeme davacıya bildirilen ödeme tarihinden çok geç bir süre sonrasında yapıldığı için domainin bu süre zarfında ... tarafından boşa çıktığını ve başkası tarafından tescil edildiğini, bu durum davacıya bildirilerek geri ödeme yapılacağının iletildiğini, iade işlemi için defalarca davacıdan hesap bilgisi talep edilmesine rağmen hesap bilgisi iletmediğini, iade işleminin yapılması davacının cevap vermemesi nedeniyle imkansız kaldığından alınan 66,89TL’lik ödemenin ise davacının hesabına başka satın almalarından kullanılmak üzere █████/2018 tarihinde kredi olarak yüklendiğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği bir alacağı yahut bir zararı mevcut olmadığını, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını beyanla davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1-İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi'nin █████/2019 ████████ E. ████████ K. sayılı kararıyla; ortada bir tüketici işlemi olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığı, TTK'nın 778.maddesi atfıyla TTK'nın 670 ve devamı maddeler uygulanacağı, TTK'dan kaynaklanan uyuşmazlık TTK'nın 4. ve 5.maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerektiğinden davanın usulden reddine karar verilmiş, istinaf yoluna başvurulmadan kesinleşmesi üzerine dosya İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir.
2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda esas karar numarası yazılı kararıyla; davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararı somutlaştırmadığı gibi domain adının satılması nedeniyle maddi kayba uğradığına dair delil ibraz edemediği gerekçesiyle ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme hakiminin dosyayı anlamadığını, müvekkilinin asıl zararının davacının parasını ödediği domain hesabını alıp müvekkiline teslim etmekle görevli davalının üzerine düşen görevi yapmaması sebebi ile domain hesabının alınamamasından kaynaklandığını, domain hesabı müvekkili adına alınıp teslim edilemediğinden domain hesabının güncel değerinin müvekkilin ödenmesi gerektiğini, dosya kapsamında müvekkilinin zararının tespiti amacıyla bilirkişi raporları alındığını ve davanın bu raporlar uyarınca ıslah edildiğini, ...’a bağlı olarak yani tüm domain adresleri için hizmet vermeye yetkili firmaların domain adresleri için uymak zorunda oldukları kuralların ... tarafından belirlenerek yayınlandığını, 45 günlük yenileme süresi dolduktan sonra “...” olarak adlandırılan alan adı sahibine tanınan 30 günlük bir ek süre içerisinde alan adının tekrar satın alınmasına imkan verildiğini, ek olarak alan adları için benzer bir yönetmelik olan 07.10.2010 tarihli 27752 sayılı İnternet Alan Adları Yönetmeliğinin 9. Maddesinde de benzer hüküm yer aldığını, alan adının 3.kişi tarafından alınması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da zararın sabit olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacıya ait domain adresinin 3.bir kişi tarafından tescil edilmesi sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki ilişki genel hizmet sözleşmesi ve alan adı sözleşmesi kapsamında kurulmuştur.
Genel hizmet sözleşmesinin konu başlıklı 3.maddesi; "İşbu Sözleşme ile birlikte ...'a ait web sitesi www...com ("Site") ve bu Site'de bulunan tüm ürün ve hizmetlere (hep birlikte "Hizmetler") sağlanmasına ilişkin genel hüküm ve şartları düzenlenmektedir. İşbu Sözleşme Müşteri'nin Hizmetler'e ilişkin olarak elektronik ortamda kabul etmiş olduğu alan adı sözleşmesi/hosting sözleşmesi/sunucu barındırma sözleşmesinin (her biri "Hizmet Sözleşmesi") eki ve ayrılmaz bir parçasıdır.", Müşteri Hesabı başlıklı 5.maddesi; "Müşteri Site'de sunulan Hizmetler'den yararlanmak için bir hesap ("Üye Hesabı") oluşturmak zorundadır. Müşteri, Üye Hesabı bilgilerinin doğru, güncel ve eksiksiz tutacağınızı kabul, beyan ve taahhüt eder. ... Üye Hesabı bilgilerinin gerçek dışı, yanlış, süresi dolmuş ya da eksik olduğuna kanaat getirmesi halinde, kendi takdirine bağlı olarak Müşteri Hesabı'nı dondurmaya veya silmeye yetkilidir." şeklinde olup, devamında tarafların yükümlülükleri, anti spam, mücbir sebep, gizlilik, bildirimler, fesih gibi konu ve hükümlere yer verilmiştir.
Alan adı sözleşmesinde ise; "İş bu sözleşme, .... ve ... ŞTİ' ye ait web sitesi www. ....net (bu “Site") üzerinden ... ürün ve hizmetlerini satın almak suretiyle Site' de yer alan ilgili form ile bilgileri alınan gerçek veya tüzel kişi (bundan sonra Müşteri ve/veya “Siz” olarak anılacaktır) arasında aşağıda belirtilen şekil ve şartlar dahilinde kabul edilmiştir.
Alan Adının Seçimi, Müsaitliği Ve Kullanımı
Seçim: Müşterinin seçimini yaptığı alan adının herhangi bir ticari marka veya entelektüel ürüne zarar vermesi, haksız rekabet ortaya çıkarması ve kanunlar ile belirlenmiş diğer haller durumunda firma tarafsız kalacaktır ve ortaya çıkabilecek yaptırımları uygulamak zorunda kalsa bile firma hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Tüm sorumluluk müşteriye aittir. Bu nedenle; müşterinin alan adının herhangi bir hakka zarar vermemesi için her türlü araştırmayı yapması gerekmektedir.
Müsaitlik: Firma herhangi bir alan adının herhangi bir zaman için kayıt, yenileme veya transfer için müsait olacağını ve ....net' in esas kayıt otoritesinin kayıtlarına diğer kayıt firmalarından daha üstün bir giriş hakkı olabileceğini taahhüt etmez. Müşteri alan adını seçtikten sonra bu alan adının kayıt için müsait olup olmadığını veya bir başkası tarafından önceden alınıp alınmadığını kontrol etmelidir.
Kullanım: Müşteri bilgisi dâhilinde alan adı kaydının ve direkt veya en direkt olarak kullanımının herhangi bir üçüncü şahısın hukuki haklarına zarar vermeyeceğini, alan adının kanunlara aykırı bir amaç için kayıt edilmediğini ve kullanılmayacağını belirtir ve kabul eder. ....net alan adının kanunlara aykırı bir amaç için kullanıldığını veya herhangi bir diğer kullanım şartnamesine uymadığının tespitinin yapılması durumunda alan adını durdurma veya iptal etme hakkını saklı tutmaktadır...
Garantinin bulunmaması: Seçtiğiniz alan adlarının tescilinin veya rezervasyonunun alan adının tescili, rezervasyonu veya kullanımına itiraz edilmesine karşı kesin bir koruma sağlamadığını kabul etmektesiniz.
Hesap Yönetimi
Müşterinin, ....net hizmetlerimizden faydalanabilmesi için bir hesap açması ve bir Müşteri kodu ile şifre alması gerekmektedir. Müşteri, müşteri kodu ve şifresi ile online olarak kayıtlı bilgilerine ulaşabilir, gerekli değişiklikleri yapabilir. Bu durumda Müşteri, firmaya müşteri kodu ve şifresiyle talep ettiği yapılacak işlemleri uygulamaya koyma hakkını vermiş olduğunu kabul etmektedir. Müşteri daima müşteri kodu ve şifresinin güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bunların izinsiz kullanımını tespiti durumunda derhal firmaya durumu bildirmek zorundadır. Müşteri, Kullanıcı adı ve şifresiyle yapılacak bütün işlem, kayıt, masraf ve sorumlulukların kendisine ait olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder.
Garantinin bulunmaması: Seçtiğiniz alan adlarının tescilinin veya rezervasyonunun alan adının tescili, rezervasyonu veya kullanımına itiraz edilmesine karşı kesin bir koruma sağlamadığını kabul etmektesiniz." hükümlerine, devamında ücret, bilgi kullanımı ve suistimal bildirimlerin yönetimi konularına yer verilmiştir.
Dava tüketici mahkemesinde açılmış anılan mahkemece somut olayda "TTK'nın 778.maddesi atfıyla TTK'nın 670 ve devamı maddeler uygulanacağı" gerekçesiyle görev dava şartı yokluğundan karar verilmiş ise de TTK'nın anılan maddeleri kambiyo senetlerine ilişkin olup somut uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklanmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmış olup dava şartı, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen belirleyecektir.
HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. Yine HMK'nın 115. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.
Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır.
5362 nolu Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.
TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
█████/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2007 tarihli ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından;
a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,
Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.
█████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesi; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde düzenlenmiş, 3. maddesinde tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 73/4 bendinde tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda █████/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Altıncı Kısmında yer alan basit yargılama usulüne göre yürütüleceği belirtilmiş, 83/2 maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğine işaret edilmiştir.
Davacı gerçek şahıs olup dosya kapsamında tacir olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır. Davacının tacir veya ticari işletme sahibi olduğunun belirlenmesi halinde nispi ticari dava gündeme gelebilecek ise de, bu şartları taşımadığı takdirde eldeki dava nispi veya mutlak ticari dava niteliğinde olmayacak, taraflar arasındaki ilişki hizmet sözleşmesinden kaynaklandığından görevli mahkeme şayet davacı esnaf ise asliye hukuk mahkemesi, esnaf değil ise tüketici mahkemesi olacaktır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece gerekli araştırma yapılarak öncelikle dava şartı niteliğinde olan görev hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi nazara alınarak istinaf isteminin kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... E. ████████ K. Sayılı .../███████ tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!