Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kefalet itirazının iptali davasında, kesinleşen menfi tespit kararına rağmen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, genel kredi sözleşmesi kapsamında müteselsil kefil olan davacının, banka tarafından hesabından haksız yere tahsil edildiğini iddia ettiği bir miktarın iadesi için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemini konu almaktadır; davacı kefaletinin önceki borçları kapsamadığını savunurken, banka, davacının borçtan sorumlu olduğunu ve benzer iddiaların daha önceki bir menfi tespit davasında kesin hükümle reddedildiğini belirtmekte, ilk derece mahkemesi bankanın sebepsiz zenginleştiğine hükmedip itirazın iptaline karar vermesine rağmen, davalı kararı kesin hüküm gerekçesiyle istinaf etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ █████████ Esas ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : █████/2023
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İtirazın İptali (GKS' den Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında █████/2013 tarihli, 500.000.00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye müteselsil kefil sıfatıyla dahil edildiğini, her ne kadar sayfada bulunan "kefalet önceki borçları kapsıyor mu (evet/hayır)" sorusunun karşılığı evet olarak doldurulmuşsa da, bu yazının kendisine ait olmadığını, sadece 231779 numaralı sözleşmeye kefil olup, başkaca bir sözleşme imzalamadığını, ... Bankası tarafından Sincan 3.Noterliği'nin █████/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde 7 farklı alacak talep edilerek bu ihtarnamenin kendisine tebliğ edilmesinden sonra bankaca ... nolu hesabında bulunan 96.129,87-TL'sine el koyduğunu, bu miktarda borcu olmadığının tespiti için Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı menfi tespit davasını açtığını, bu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda kefaletin ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin geçersiz olduğu sonucuna varıldığını, kefalet nedeniyle haksız el konulan 96.129,87-TL'nin tarafına iadesi gerektiğini, bunun için Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sırasında takip başlattığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek takibe vaki itirazın iptaline, davalı taraf aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava dışı şirket lehine tesis edilen kredilerin süresinde ödenmemesi üzerine Sincan 3. Noterliği'nin █████/2013 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesabın kat edilerek toplam 2.566.767,00 TL'nin nakden ödenmesi ve 33 adet çek yaprağı bedeli olan 34.485,00 TL bedelin depo edilmesinin kredi borçlusu ve ipotek malikleri olan ... ve ...'dan talep edildiğini, ancak ihtarnameye konu kredi borçlarının kapatılmadığını, davacı tarafından Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ████████ E. sırasında menfi tespit davası açılmış olup derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca davacının 96.129,87-TL'lik bedelin iadesini talep ettiği menfi tespit davasında mahkemece talebin yerinde olmadığına karar verdiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen karar ile davacının istinaf talebinin reddedildiğini, dosyanın Yargıtay incelemesinde bulunduğunu, davacının ipotek resmi senedi gereği ipotek maliki olarak ipotek limiti ile sınırlı olarak tüm borçtan sorumlu olduğunu, davacının kefaletin daha önceki borçları kapsamadığı hususundaki itirazının yerinde olmadığını, imzanın kendisine ait olduğunun davacı beyanları ile sabit olduğunu, davacının kendi el yazısı ile müşterek müteselsil borçlu olduğunu ikrar ederek diğer bilgileri kendisinin yazdığını ifade ederken evet ibaresini kendisinin yazmadığını iddia ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışmasının kötü niyetli olduğunu savunarak davacının haksız ve kötüniyetli olduğundan bahisle davanın reddi ile davacının %20'den az olmamak kaydı ile tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının, davalıya 96.129.87-TL borçlu olmayarak ödeme tarihinden itibaren davalı tarafın sebepsiz zenginleşerek temerrüde düştüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle; "davanın kabulü ile Davalının Ankara 2. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin (mükerrer tahsilata sebebiyet vermeksizin) talep gibi devamına, İcra İnkar tazminatı talebinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında kesin hüküm bulunduğunu, menfi tespit davasına konu Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas sırasında yapılan istinaf incelemesi sırasında davacının tüm iddialarının değerlendirilerek reddine karar verildiğini, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, buna rağmen gerekçeli kararda bu husustan bahsedildiği halde dikkate alınmadığını, kefalet sözleşmesine itirazın sadece "evet" ibaresine ilişkin olduğunu, imzanın davacıya ait olduğunun kabulünde olduğunu, TMK 2. maddesi uyarınca davacının bu tutumunun bir hakkın açık surette kötüye kullanılması olduğunu, kötüniyetli tutumun korunamayacağını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava, kefil tarafından, genel kredi sözleşmesinde geçerli kefaleti bulunmaması iddiasıyla hesabından bankaca tahsil edilen tutarların tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı icra takibinde; dosyamız davacısı alacaklı tarafından, dosyamız davalısı borçlu banka aleyhine toplam 154.056,67-TL (96.129,87-TL asıl alacak, 57.926,80-TL işlemiş faizleri) alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde itirazı ile takibin durması üzerine işbu itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
TBK'nın 583/1. maddesinde "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalı bankanın istinaf itirazlarında sözü edilen Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı banka tarafından dava dışı asıl borçlu, diğer ipotek maliki ve davacı borçlu ... aleyhine, 211.663,71-TL nakit alacağın tahsili, 23.445,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile davacının 220.000,00 TL limitli ipoteği bulunduğu ve diğer ipotek malikinin ise toplam 190.000,00 TL limitli ipoteği bulunduğu belirtilmek suretiyle takip başlatıldığı, anılan takibe dayanak genel kredi sözleşmesinin, davalı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında █████/2013 tarihli ve 500.000,00 TL limitle akdedildiği, davacının, anılan sözleşmede 625.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı görülerek icra takip dayanağı ipotek resmi senedi ile davacının taşınmazı üzerinde █████/2013 tarihinde, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin borçlarını teminat altına almak üzere 220.000,00 TL limit ile davalı banka yararına üst limit ipoteği tesis edildiği anlaşılmıştır.
Davacı yanın, yukarıda incelenen ██████████ sayılı icra takibinde takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalet miktarındaki yazının kendi eli ürünü olmadığı ve kefaletin geçersiz olup TBK'da ki yasal koşulları taşımadığı iddiasıyla Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sırasında menfi tespit istemiyle dosyamız davalısı olan ... Bankası aleyhine dava açtığı, bu mahkemece, yapılan yargılama sırasında aldırılan grafolog bilirkişi raporu kapsamına göre █████/2014 tarihli GKS'de davacıya atfen yazılı kefalet tutarı ile kefalet tarihinin davacının eli ürünü olmadığının tespit edilerek kefaletin şekil şartlarına uymadığı, davacının, müteselsil kefil sıfatıyla takibe konu borçtan sorumlu olmadığı, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, hesap kat ihtarnamesinin müteselsil kefil sıfatıyla davacıya tebliğ edildiği, ihtarnamede ipotek veren taşınmaz maliki sıfatı bulunmasa da ipotek borcu yönünden muacceliyet oluştuğu, nakdi kredilere ilişkin davacı tarafından yapılan 96.129,87-TL tutarlı ödemeler ipotek limiti olan 220.000,00 TL' den mahsup edildiğinde davacının sorumlu olduğu miktarın 123.870,13-TL olması gerektiği, takibe konu toplam 235.108,71-TL'den bu tutarın mahsubu sonucu davacının, 111.238,58-TL yönünden davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve fazlaya ilişkin kısmın reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda incelenen Ankara Batı ATM'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin, █████/2020 tarihli, ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamıyla; "...Taraflar arasında dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesindeki kefil imzasının davacıya ait olduğu, davacının taşınmazı üzerinde davalı banka yararına ipotek tesis edildiği, davalı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için davacı ipotek maliki ile dava dışı asıl borçlu ve diğer ipotek maliki hakkında dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibini başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde yer alan yazının davacı eli ürünü olup olmadığı, kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, kefalet sözleşmesi geçersiz ise davacının davalı şirketin kredi borcuna mahsuben yatırdığı bedellerin ipotek limitinden mahsubu gerekip gerekmediği, dava tarihi itibarıyla davacının ipotek nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Yargılama aşamasında alınan grafolog bilirkişi raporu ile genel kredi sözleşmesinde yer alan kefil ismi, adresi, kefalet limiti, kefalet tarihi ve evet yazı ve rakamlarının davacı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.... Dava konusu icra takip dayanağı genel kredi sözleşmesi █████/2013 tarihlidir. Bu durumda sözleşmede yer alan kefaletin geçerli olup olmadığının, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Yukarıda anılan TBK'nun 583/1. maddesi uyarınca taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktar ve kefalet tarihine ilişkin ibarelerin davacı kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi şarttır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile kefilin sorumlu olduğu azami miktarın ve kefalet tarihinin davacı kefilin eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Davacı yan dava dilekçesinde genel kredi sözleşmesindeki kefaletin önceki borçları kapsadığına ilişkin soru karşısındaki "Evet" ibaresinin eli ürünü olmadığını iddia etmiştir. Anılan kısımdaki ibarenin kefilin eli ürünü olması yasanın aradığı şekil koşullarından biri değildir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile ise dava dilekçesinde açıkça inkar edilmeyen kefalet sözleşmesindeki diğer yazılar üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Kefalet sözleşmesindeki kısmi yazı inkarı karşısında mahkemece yasanın aradığı resmi şekil koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik anılan şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davacının sözleşmedeki kefalet imzasına itirazının bulunmaması yasanın anılan emredici hükmüne aykırı olarak düzenlenen kefaletin geçerli olması sonucunu doğurmayacaktır. Kaldı ki davacı sözleşmede kefil olup, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davalı bankadan kredi kullanan sıfatına sahip olmadığından davacı kefilin davalı banka aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemeyecektir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları, davacının banka hesap hareketleri ve dosyaya ibraz edilen banka dekontlarından davacının dava dışı asıl borçlu şirketin kredi borcuna istinaden █████/2014 tarihinde 8.000,00 TL, █████/2014 tarihinde 8.800,00 TL, █████/2014 tarihinde 5.000,00 TL, █████/2014 tarihinde 74.329,87 TL olmak üzere toplam 96.129,87 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir. Bu durumda anılan bedellerin kefalet nedeniyle ödendiği kabul edilemeyeceğinden ödenen bedelin ipotek limiti dahilinde ipotek maliki tarafından yapılan ödeme olarak kabul edilip edilemeyeceğinin tartışılması gerekir. TMK'nun 887. maddesi "İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır." hükmünü içermektedir. Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere asıl borçluyla beraber borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine ihbar yapılmadıkça, ipotek borçlusu yönünden borç muaccel hale gelmeyecektir (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). Hükümde düzenlenen muacceliyet ihbarı dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Yukarıda yapılan açıklama karşısında somut olaya gelindiğinde, dosya içerisinde yer alan █████/2013 tarihli hesap kat ihtarı davalı banka tarafından davacı ve diğer borçlulara gönderilmiş, davacıya █████/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Hesap kat ihtarı içeriğinde davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olması nedeniyle kredi borcundan sorumlu olduğu belirtilmiş, ipotek maliki sıfatına ise yer verilmemiştir. TMK'nın 887.maddesinin amaçsal olarak yorumlanması gerekir. Hükmün amacı borç doğuran sözleşmede taraf olmaması nedeniyle borcun ödenip ödenmediği, hesabın kat edilip edilmediğinden haberdar olamayacak olan ipotek malikinin doğrudan icra takibi ile karşı karşıya getirilmemesidir. Bir başka anlatımla icra takibi yapılmadan önce gönderilecek muacceliyet ihbarı ile borçtan haberdar olan ipotek malikine borcu ödemeye ilişkin icra takibi dışında seçenek sunulmasıdır. Davalı banka dava konusu icra takip tarihinden önce asıl borçlu şirketin hesabını kat ederek davacıya göndermiştir. Gönderilen hesap kat ihtarı davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ihtarda yer alan atıfet süresi sona erdikten sonra dava konusu icra takibi başlatılmıştır. Hesap kat ihtarnamesinde ise davacının müteselsil kefil olması nedeniyle borçtan sorumlu olduğu belirtilmiş, ipotek maliki sıfatına yer verilmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının genel kredi sözleşmesindeki kefaleti geçersizdir. Bir başka anlatımla ipotekli taşınmaz maliki olan davacı somut olayda borçtan şahsen sorumlu değildir. Bu durumda davalı banka tarafından borçtan şahsen sorumlu olduğu değerlendirilerek davacıya gönderilen hesap kat ihtarnamesinde ipotek maliki sıfatı yer almamakta ise de, TMK'nun 887. maddesindeki amaç gözetildiğinde anılan hesap kat ihtarı muacceliyet ihbarı niteliğindedir. Hal böyle olunca davacı tarafından muacceliyet ihbarından sonra dava dışı asıl borçlunun kredi borcuna istinaden ödenen toplam 96.129,87 TL'nin ipotek limiti dahilinde borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek maliki tarafından yapılan ödeme olarak kabul edilmesi gerekeceğinden taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının dava dışı asıl borçlu şirketin borçlarının teminatı olmak üzere davalı banka lehine tesis ettiği ipotek üst limit ipoteği olup, 220.000,00 TL'nin üzerinde olan borçların teminatı değildir. İcra takibinde ipotek limiti açıkça yazılı olduğundan, davacı aleyhine başlatılan takibin 220.000,00 TL alacak miktarı üzerinden olduğu gözetilerek davacının dava konusu icra takibinde 220.000,00 TL ipotek bedelinin 96.129,87 TL kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece takipte yer alan diğer alacak miktarları da gözetilerek hüküm kurulması infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Bu durum ise HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırılık teşkil etmektedir. Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kısmen kabulüne, dava konusu icra takibinde davacının 220.000,00 TL ipotek bedelinin 96.129,87 TL kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiğinden... tarafların istinaf başvurusunun kamu düzeni gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, dava konusu Ankara 31. İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı icra takibinde davacının 220.000,00 TL ipotek bedelinin 96.129,87-TL kısmı yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine " ilişkin temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, Dairemizce verilen kararın, vaki temyiz üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile onanarak █████/2022 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmakta olup itirazın iptali istemli işbu dava tarihi dikkate alındığında dava tarihi olan █████/2020 tarihi itibariyle taraflar arasında aynı uyuşmazlık yönünden kesinleşmiş bir ilamın varlığından söz edilemeyeceğinden davalı yanın kesin hüküm itirazı yerinde değildir.
Ne var ki Dairemizin yukarıda incelenen ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği belirtilen ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı kapsamına göre; davacının, taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu █████/2013 tarihli 500.000,00 TL limitli, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında imzalanan GKS'de bulunan kefaletinin, sözü edilen Ankara Batı ATM'nin ████████ Esas sayılı yargılaması sırasında mahkemece alınan grafolog bilirkişi raporu kapsamında "sözleşmede yer alan kefil ismi, adresi, kefalet limiti, kefalet tarihi, evet yazısı, rakamların" davacının eli ürünü olmadığının tespiti karşısında, TBK'nın 583/1. maddesi kapsamında geçerli olmadığı hususunun tespiti ile birlikte davacı kefilin, aynı zamanda borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek maliki olması da gözetildiğinde, her ne kadar davalı banka tarafından gönderilerek davacıya tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesinde davacının müteselsil kefil olmasına işaret edilerek ipotek maliki sıfatına yer verilmediği anlaşılmakta ise de, ipotekli taşınmaz maliki olan davacı somut olayda borçtan şahsen sorumlu olmadığı halde davalı bankaca borçtan şahsen sorumlu tutularak davacıya gönderilen hesap kat ihtarnamesinin, TMK'nın 887 maddesi hükümlerinin amacı dikkate alındığında muacceliyet ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü ile davacı tarafından, muacceliyet ihbarından sonra dava dışı asıl borçlunun kredi borcuna istinaden yapılan ödemeler toplamı olan 96.129,87-TL'nin, ipotek limiti dahilinde borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek maliki tarafından yapılan ödeme olarak kabul edilmesi gerektiğine işaret edildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Davacı yanca işbu itirazın iptali davasında; Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takibi ile sözü edilen bu takibe karşı davacı yanca açılan menfi tespit istemli davanın yargılaması sırasında alınan grafoloji raporu kapsamına dayanarak GKS eki kefalet sözleşmesinde yer alan yazıların eli ürünü olmayıp █████/2013 tarihli 500.000,00 TL limitli GKS uyarınca alındığı belirtilen kefaletinin geçersiz olduğunun, bu durumda kefil sıfatıyla ve bankaca gönderilen Sincan 3. Noterliği'nin █████/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarı uyarınca ve ihtarın tebliği sonrasında davalı bankada bulunan hesabından tahsil edilen tutarlar toplamı olan 96.129,87-TL'nin, bankaca tarafına ödenmesi gerektiğinin ileri sürülerek davalı banka aleyhine, Ankara Batı ATM' de görülen ve dosyamız davacısı tarafından, dosyamız davalısı banka aleyhine aynı GKS' den kaynaklı açılan menfi tespit davasında verilen karar kesinleşmeden önce işbu davaya dayanak Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı ilamsız icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, Dairemizin kesinleşen ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı kapsamında işaret edildiği üzere davacının, kefaleti geçersiz olmakla birlikte davacının aynı zamanda borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek maliki sıfatına sahip olması, davalı bankaca gönderilerek davacı yana tebliğ edildiği anlaşılan hesap kat ihtarının, TMK 887 maddesi kapsamı gözetildiğinde muacceliyet ihbarı niteliğinde olması ve davacı yanca, muacceliyet ihbarından sonra dava dışı asıl borçlunun kredi borcuna istinaden yapılan ödemeler toplamı 96.129,87-TL'nin ipotek limiti dahilinde borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek maliki tarafından yapılan ödeme olarak kabul edilmesi gerektiğinin gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne yönelik karar verilmesi isabetsiz bulunmuş, davalı tarafın, Dairemizin, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı doğrultusunda davanın reddi gerektiği yönündeki istinaf itirazının bu nedenlerle kabulü gerekmiştir.
Tüm bu açıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararının kaldırılmasına ve davanın reddine yönelik Dairemizce yeniden bir karar verilmesi gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davalı taraf istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2- Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B)1-Davanın REDDİNE,
2-Kötüniyet tazminatı takdiri yönünden yasal koşullar bulunmadığından talebin REDDİNE,
3-Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 1.860,63-TL harç ile 770,28-TL icra peşin harcı toplamı 2.630,91-TL'den mahsubu ile fazla alınan 1.898,91-TL'nin kararın kesinleşmesini takiben ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen ve daha az olamayacağından 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine,
7-Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca Bakanlık bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
C)1-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 10.031,60-TL istinaf maktu karar harcının kararın kesinleşmesi ve talep halinde davalı tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 100,00-TL dosya gönderme ücreti toplamı 592,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!