Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda sanığın zararı karşılamaya hazır olmasına rağmen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle ilk derece mahkemesi hükmünü bozdu.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen kararda, sanığın yargılama ve istinaf süreçlerinde zararı karşılama iradesini açıkça belirtmesine ve şikayetçilerin zarar talepleri olmamasına rağmen, ilk derece mahkemesinin sanığa ödeme yapabilmesi için yasal şartları (tevdii mahalli tayini ve makul süre verilmesi) yerine getirmeyerek 5237 sayılı Kanunun 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerini uygulamaması hukuka aykırı bulunmuştur; bu eksiklik nedeniyle sanık müdafiinin temyiz itirazları kabul edilerek, ilgili hüküm bozulmuş ve dosya eksikliklerin giderilmesi için yeniden değerlendirilmek üzere gönderilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeni hüküm kurulmasıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin; suç vasfının basit hırsızlık olduğuna, ilk derece mahkemesinde uygulanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının aleyhe bozma yasağına aykırı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;İlk Derece Mahkemesinin yargılama sürecinde sanığın zararı karşılamak istediğini beyan ettiği, şikâyetçilerin ise zarar taleplerinin olmadığını ve zararlarının karşılanmasını istemediklerini belirttikleri, sanığın istinaf aşamasındaki duruşmada da bu hususlardan bahsederek zararları karşılama iradesini sürdürdüğünün anlaşılması karşısında, sanığa ödeme yapabilmesi için tevdii mahalli tayin edilip makul bir süre de verilerek sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeple 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.