Üçüncü kişiler arası iş ilişkisi kapsamında davacı hesabına emanet olarak gönderildiği iddia edilen paranın ödünç ilişkisi oluşturup oluşturmadığına dair menfi tespit davası.
Özet: Dava, davacının eşinin hesabına davalı tarafından gönderilen 270.000 TLnin üçüncü kişilere ait bir iş anlaşması için "emanet" olarak yatırıldığını ve kendisinin sadece aracı olduğunu, parayı anlaştığı gibi ilgili tarafa gönderdiğini ve borçlu olmadığını ileri sürerek icra takibinin iptali ile menfi tespitini talep etmesine ilişkindir; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, "emanet para" ibaresinin borç anlamına geldiği ve davacının borcun ödenmediğini veya paranın emanet olarak gönderilmediğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı ise bu kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.DAVA TARİHİ : 27.09.2023İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili, aynı zamanda eşi olan müvekkilinin ve kendisinin davalıyı tanımadıklarını, arkadaşı olan ...'ın 2022 yılı yaz aylarında İstanbul'a gittiğinde kendisinin arkadaşı olan ... isimli yemekhane ve restoran işletmeciliği yapan kişi ile sohbet ederken ... isimli kişinin yurt yemekhanesini ortak çalıştırabilecekleri bir firma olup olmadığını sorduğunu, ...'ın da Samsun'da böyle bir firma bildiğini ve sahibiyle görüşeceğini beyan ettiğini, daha sonra ...'ın...emek isimli firmanın sahibi... ile bu konuyu görüştüğünü,...'ın konuyla ilgilenerek ... bey ile tanışmak istediğini beyan ettiğini, akabinde ... ve...'ın isteği üzerine birlikte İstanbul'a gittiklerini ve tarafları görüştürdüğünü, ... isimli kişinin...'dan bir miktar para istediğini,...'ın da kabul ettiğini ve evrakları hazırlamak için süre istediğini, 8-10 gün sonra tekrar İstanbul'a gittiklerini...'ın dosyaları ... isimli kişiye teslim ettiğini,...'ın söz verdiği parayı ... beye ödemediğini öğrendiğini, daha sonra..., ... ve...'ın adını bilmediği kızının tekrar İstanbul'a gittiklerini, kendisinin onlara kızması ve...'a güvenmediğini açıkça belirtmesi sebebiyle kendisine haber vermediklerini, ancak giderken yanlarında 270.000,00 TL götürmeleri gerekirken taşıma riski sebebiyle götüremedikleri gibi görüşme öncesi bankadan da çekemediklerini, ...'ın kendisini arayarak durumu anlatarak ... beyin para garantide olmadan kendileri ile görüşmeyeceğini, bu nedenle iki tarafın güvendiği insan olarak parayı kendisinin hesabına bloke etmek istediklerini söylediğini, bunun üzerine eşi olan davacının hesap numarasını verdiğini, akabinde o zamanlar...'ın şirket müdürü olup sonradan... ile evlendiğini öğrendiği davalı tarafından 22.08.2022 tarihinde açıklama kısmına emanet olduğu belirtilerek 270.000,00 TL'nin eşi hesabına havale edildiğini, tarafların kendi aralarında uzlaştıklarını beyan etmeleri üzerine de ... beyin belirttiği hesaba iki seferde parayı gönderdiğini, taraflar arasındaki iş ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, sonradan öğrendiğine göre yemek ihalesini alamadıklarını öğrendiğini, bütün bu olaylardan sonra davalının Samsun İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını usulsüz tebligat ile öğrendiklerini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya 270.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili; paranın borç olarak gönderildiğinin banka dekontunun açıklamalar hanesinde açıkça belli olduğunu, ispat yükü üzerinde olan davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları ispat etmek zorunda olduğunu, davacının usulsüz tebligat iddiasının da yerinde olmadığını, müvekkilinin mağdur edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "emanet para" ibaresinin, borç para verildiği anlamına geldiği; bu sebeple davacı tarafın borcun ödendiğini ispat etmesi gerektiği; davacının ileri sürdüğü hususların tüketim ödüncüne konu edinilen sözleşmedeki emanet olarak gönderilen paranın ödenmesine ilişkin olarak hukuki fiil olmadığı; dolayısı ile davacı tarafın ödemeyi HMK'nın 200 vd maddelerine göre alacak miktarı da dikkate alındığında senet ile ispat etmesi gerektiği, gönderilen paranın emaneten gönderilmediğini başka sebeplerle gönderildiğini davacı taraf ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; müvekkili ile davalı arasında bir alacak borç ilişkisi olmadığını, tarafların birbirlerini tanımadıklarını, hukuki fiillerin tanık ile ispatının mümkün olduğunu, tanıklarının dinlenmesi gerektiğini, icra takibinin usulsüz tebligat ile kesinleştirildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı, davalı tarafından hesabına gönderilen paranın borç olmadığını, dava dışı şahsa verilmek üzere gönderildiğin belirterek paranın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalı ise davacıya gönderilen paranın borç olarak gönderildiğinin havale dekontunda açıkça belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 6098 sayılı Kanun'un 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Kanun’un "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Öte yandan; 6098 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen "havale" bir ödeme vasıtasıdır. Havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil) bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 E., ████████ K. sayılı ilamı).Bu itibarla, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava ve icra takibinin dayanağını oluşturan banka dekontunun açıklama kısmında yer alan paranın "emaneten ödenen" olarak gönderildiğine dair açıklama ile davalının ödünç sözleşmesini ispat etmesine, davacının ise bu paranın dava dışı kişiye verilmek amacıyla gönderildiği yönündeki savunmasını yazılı delillerle kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.