Çifte vatandaş davacının, kardeşi tarafından sahte bono ve usulsüz tebligatla taşınmazı üzerine başlatılan kötü niyetli icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti davası.
Özet: Davacı, Türkiyede taşınmaz edinimiyle vatandaşlık kazanmışken, yurt dışında bulunduğu ve taşınmazının üç yıllık satılamaz şerhinin bitmesine yakın bir dönemde, kardeşi olan davalının sahte bir bono ile başlattığı icra takibine karşı menfi tespit davası açmıştır; davacı, 12.000.000 TLlik senedin altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, icra tebligatlarının usulsüz yapıldığını, savunma hakkının engellendiğini ve davalının kötü niyetli hareket ettiğini iddia ederek, borçlu olmadığının tespiti ile senedin geçersizliğini ve taşınmazının haksız satışının önlenmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:████████ EsasKARAR NO :████████DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:█████/2025KARAR TARİHİ:█████/2026Mahkememizde görülen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde: Davacı müvekkili ...nia, İran vatandaşı iken, 29.07.2021 tarihinde İstanbul’da taşınmaz satın almak suretiyle Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde Türk vatandaşlığını kazanmıştır. Vatandaşlığın kazanılmasına dayanak teşkil eden bu taşınmaz üzerine, Türk mevzuatının zorunlu kıldığı şekilde üç yıl süreyle satılamaz şerhi konulduğunu, söz konusu şerhin süresinin dolmasına ve sahte vadenin bitmesine kısa bir süre kala, 30.06.2021 vadeli ve 12.000.000 TL bedelli sahte bir bono dayanak gösterilerek, .... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı .... ..., müvekkilinin öz kardeşi olduğunu, müvekkilinin o tarihte İran’da bulunduğunu, Türkiye’ye dönemediğini bildiğini, taşınmaz üzerindeki satılamaz şerhinin kaldırılacağı tarihi de bilerek, bu kritik zamanlama öncesinde takip işlemlerini başlattığını, davalı, mali gücünü kullanarak, teminat yatırmak suretiyle ihtiyati haciz kararı aldırdığını, müvekkilinin taşınmazının satışı yönünde işlemleri başlattığını, müvekkilinin Türkiye’de resmi yerleşim adresinin bulunmaması nedeniyle, tebligat işlemleri usulüne uygun şekilde İran’daki adresi araştırılarak ve konsolosluk aracılığıyla yapılması gerekirken, bu zorunluluk kasten yerine getirilmediğini, Tebligat Kanunu’na aykırı şekilde ilanen tebligat yoluna gidildiğini, böylece müvekkilinin savunma hakkı engellendiğini, müvekkili 03.07.2025 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığını, 08.07.2025 tarihinde e-Devlet üzerinden icra takibinden haberdar olabildiğini, dava öncesinde bağımsız bir grafolog tarafından yapılan incelemede, senetteki imzaların müvekkiline ait olmadığı, belgenin sahte olduğu açıkça ortaya konulduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin yurtdışında bulunmasını, satılamaz şerhinin sona erme tarihini ve tebligat adresi eksikliğini bilerek, planlı ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlattığının açık olduğunu, davalı, senet miktarına yakın bir teminatı icra dairesine depo ederek, taşınmazın hızlıca satılması veya bizzat satın alınması yoluyla haksız menfaat sağlamayı hedeflediğini, müvekkili hem Türkiye Cumhuriyeti hem de İran İslam Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu, çifte vatandaş statüsünde olduğunu, uzun yıllar yurt dışında ikamet ettiğini, dava konusu icra takibinin başlatıldığı tarihte de fiilen yurt dışında bulunduğunu, davalı alacaklı tarafından başlatılan takipte, İran’daki açık adresi araştırılmadığını, resmi mercilerden sorulmadığını, Tebligat Kanunu’nun 25. maddesi ile Tebligat Tüzüğü’nün yurt dışına tebligata ilişkin hükümleri uygulanmadığını, bu nedenle süresinde imzaya itirazda bulunamadığını, ödeme emrinin usulsüz tebliğine ilişkin şikayet ile birlikte imzaya itiraz dilekçesiyle .... İcra Hukuk Mahkemesinde 2025/... Esas sayılı dosya ile itiraz ve şikayette bulunulduğunu, dosyanın derdest olduğunu, somut olayda müvekkilinin aynı zamanda yabancı uyruklu olması ve usulsüz tebligat sebebiyle ödeme emri tebligatını zamanında öğrenememesi ve bu yüzden süresinde itiraz edememesi söz konusu olduğunu, dolayısıyla müvekkili bakımından, borçlu olunmadığının tespiti için genel mahkemede dava açmak tek çare olarak kaldığını, icra mahkemesindeki itiraz yolu, sınırlı bir denetim sağlayıp maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, icra mahkemelerinin kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, genel mahkemede alacaklı veya borçlu tarafça dava açıldığında, icra mahkemesince verilen olası tazminat ve ceza kararlarının infazı bekletildiğini, müvekkili ile davalı arasında, takip konusu bonoya dayanak teşkil eden herhangi bir temel borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkili, davalıdan ne bu meblağa dair bir borç aldığını, ne de aralarında bu bedeli gerektirecek herhangi bir ticari veya hukuki işlem gerçekleştiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, senetteki imza sahte ve senet geçersiz olduğunu, senetteki imzanın sahteliği savunmaları karşısında, HMK m.211 uyarınca mahkemece imzanın aidiyeti konusunda gerekli inceleme yapılmasının gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı iddiası varsa, mahkemenin senedin aslını icra dosyasından getirterek, davacının mukayeseye yarar imza örneklerini toplayıp bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiğini vurguladığını, mahkemenin HMK md. 211 ve ilgili maddeleri gereği, senet aslını celbedip gerekli imza incelemesini yaptırmasını, davacı taraf, senet altındaki imzanın müvekkile ait olmadığını her türlü delille ispatlama hakkına sahip olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, senetteki imzanın sahte olduğu iddiası söz konusu ise, bu iddia aydınlatılmadan ve imzanın aidiyeti şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmeden borçlunun sorumluluğuna hükmedilemeyeceğini, davalı alacaklı, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığı halde ve senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını bilmesi gerektiği halde, söz konusu senedi kötü niyetli şekilde tedavüle koyarak icra takibi başlattığını, müvekkili, hiçbir borcu olmadığı halde 12 milyon TL gibi fahiş bir meblağ için icra tehdidi altına girmiş bulunduğunu, davalı, haksız ve dayanıksız bu takibi ile müvekkilinin malvarlığı haklarını ciddi biçimde tehdit ettiklerini, menfi tespit davası sonuçlanmadan önce icra takibi muhtemel haciz ve satış aşamalarına ilerleyebilecek, bu da müvekkil açısından telafisi güç zararlara yol açabileceğini, İcra ve İflas Kanunu’na göre ödeme emrine itiraz edilmediğini, takip kesinleşmekte ve alacaklı haciz işlemlerine devam edebildiğini, müvekkili, tamamen sahte bir belgeye dayanılarak böyle ağır sonuçlara maruz kalmamasının gerektiğini, icra takibinin derhal durdurulması büyük önem arz ettiğini, davalı taraf 29.07.2021 yılında alınan taşınmazın üç yıllık satılamaz şerhinin kalkmasına az bir süre kala ve müvekkil yurtdışında iken planlı ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini, menfi tespit davası ile birlikte icra takibinin derhâl durdurulması için de tedbir talebinde bulunduğunu, İİK m.72/3 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, mahkeme ihtiyati tedbir yoluyla takibi durduramayacağını, Kanun, ancak borçlunun gecikmeden doğacak zararlarını karşılamak üzere alacak miktarının %15’inden az olmamak üzere bir teminat gösterilmesi hâlinde, icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebileceğini öngördüğünü, borçlunun sırf dava açmakla icra takibini durdurarak alacaklıyı zarara uğratmasını önlemeye matuf olduğunu, somut olayda, müvekkilinin senetteki imzaya süresinde itiraz edememesi usulsüz tebligattan kaynaklandığını, imzaya ve yazıya itirazla birlikte sahtecilik iddiası bulunduğunu, iddia kuvvetli delillerle desteklendiğini, HMK m.392/1 gereğince, ihtiyati tedbir talebi resmî belgeye veya kesin delile dayanıyorsa yahut durum ve koşullar özellikle gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıklamak suretiyle teminat almadan da tedbir kararı verebileceğini, müvekkilinin tek geliri, taşınmazından elde ettiği kira geliri olup teminatı karşılaması mümkün olmadığını, özel olarak alınan imza inceleme raporu davadaki haklılıklarını ortaya koyduğunu, somut olayda ihtiyati tedbir taleplerinin dayanağı, senet altındaki imzanın sahte olması olgusu olduğunu, bu hususta ceza yargılamasını gerektirebilecek ağırlıkta bir haksız fiil iddiası söz konusu olduğunu, alacaklı hakkında sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı ve mahkûmiyet kararı verildiği durumlarda, takip konusu senetle ilgili ihtiyati tedbirin teminat alınmaksızın verilmesi yargı mercilerince kabul edildiğini, Yargıtay kararları da bu yönde olduğunu, müvekkilinin temel haklarının korunabilmesi için icra takibinin teminatsız olarak derhâl durdurulmasına karar verilmesini, davalı taraf Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olduğunu, Türkiye’de yerleşim yeri bulunmadığını, HMK m. 84 ve devamı maddeleri uyarınca, Türkiye’de ikamet etmeyen ve burada mutad meskeni bulunmayan yabancıların taraf olduğu davalarda, yargılama giderleri ve karşı taraf vekâlet ücreti riskine karşı teminat yatırılması zorunlu olduğunu, davalı tarafın Türkiye'de yerleşim yeri bulunmadığı hususu gözetilerek, HMK m. 84 gereğince uygun miktarda teminat yatırmasına karar verilmesini talep ettiklerini, teminatın yatırılmaması halinde ise, davalı tarafın savunma ve delillerinin dikkate alınmaması gerektiğini, davacının, .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı takip dosyasına konu 12.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle ve işlemiş faizi ve ferileriyle tamamı yönünden borçlu olmadığının tespitini, anılan icra takibinin iptali ile davacı hakkında yapılan takip işlemlerinin hükümsüz sayılmasını, müvekkilin kira gelirinden başka gelirinin olmaması ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... dosyası senedin sahte olması sebebiyle İik ya göre değil Hmk m. 209 ve ilgili maddeler uyarınca .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı icra takibinin derhâl ve teminat aranmaksızın tedbiren durdurulmasını, müvekkilinin tek gelirinin taşınmaz kira geliri olması nedeniyle yüksek teminatı karşılama imkânı bulunmamadığını, takibe konu senedin sahte olduğu ... tarafından hazırlanan grafoloji raporuyla en yüksek kesinlik derecesinde ispatlandığını, HMK m.392/1 uyarınca kamu düzenine ilişkin ağır sahtecilik iddialarında mahkeme gerekçesini açıklamak suretiyle teminatsız tedbir verebileceğini, Yargıtay kararlarında da sahtecilik iddiası halinde teminatsız tedbir verilebileceği açıkça kabul edildiğini, davalı alacaklının, icra takibinde devam edebilmek için .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas Sayılı İcra dosyasına yatırmış olduğu teminat bedeli ile ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı ihtiyati haciz dosyası için yatırmış olduğu bedel üzerine ihtiyati tedbir konularak bu bedelin davanın sonuna kadar davalı tarafından çekilmesinin önlenmesini, davalının yabancı uyruklu Amerikan vatandaşı olması sebebiyle karşılıklılık olmaması sebebiyle Hmk M.84 uyarınca davalının davaya ilişkin taraf olarak devam edebilmesi için dava değerinin yüzde yirmisinden az olmamak üzere mahkemece uygun görülecek teminat yatırılması kararı verilmesi, teminat yatırılmadığı takdirde cevap dilekçesi ile diğer dilekçe ve delillerinin dikkate alınmadan yargılamanın yapılacağı ihtarı yapılmasını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli icra takibi, İİK m.72/5 gereğince takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini, HMK madde 329 uyarınca, kötü niyetle icra takibi açan ve işbu davanın açılmasına haksız yere sebebiyet vermesi sebebiyle, davacının vekili ile yaptığı ücret sözleşmesi bedelinin veya mahkemece Avukatlık asgari ücret tarifesinin altında olmamak kaydıyla takdir edeceği ücretin davalıdan tahsilini ,davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesini, haksız dava sebebiyle dava öncesinde yapılmış olan 36.000 TL faturalı ve dekontlu grafolog raporu ücreti ile yargılama sırasında yapılmış ve yapılacak tüm harç ve giderlerin davalıdan tahsilini, nispi vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: Davacı taraf ilgili icra takibi dosyasında borçlunun yurt dışı adresinin araştırılmadığını, konsolosluk aracılığıyla tebligat girişiminde bulunulmadığını iddia ettiğini, ....İcra Müdürlüğü 2024/... Esas Sayılı dosyasında borçluya tebligat yapılabilmesi için hem yabancı kimlik numarasıyla hem de T.C. kimlik numarasıyla ayrı ayrı sorgulama yapılması için kurumlarla sayısız yazışma yapıldığını, adres araştırmalarının hiçbirisinden netice alınamadığını, 03.01.2025 tarihinde zorunlu olmamasına rağmen İcra Müdürlüğünce Dış işleri Bakanlığı - Tahran Büyükelçiliği'ne adres araştırması için yazı yazıldığını, 10.01.2025 tarihinde verilen cevabın olumsuz geldiğini, davacı yanın adres araştırması yapılmadığını, konsolosluğa yazı yazılmadığı iddiası doğru olmadığını, davacı tarafın usulsüz tebligat iddiası ve buna ilişkin emsal ilan örnekleri yabancı uyruklu kişiler için olduğunu, borçlunun Türk Vatandaşı olduğunu, kişi artık Türk vatandaşı ise ve bu vatandaşlık devam ediyorsa, Tebligat Kanunu kapsamında yabancı uyruklu kişiye yapılan tebligat hükümleri uygulanamayacağını, icra dosyasında görüleceği üzere borçlu davacının yurt dışı adres kaydı olmadığını, bu nedenle Türk Vatandaşları için uygulanması gereken tebligat usulleri, davacı için de usulüne uygun yerine getirildiğini, Yargıtay 12. HD, █████████ E., █████████ Karar ile tebligatın muhatabı olan kişi, her ne kadar yabancı asıllı olsa da, sonradan Türk vatandaşlığına geçtiğini, Türk vatandaşı kabul edilerek tebligat işlemleri buna göre yürütülmesinin gerektiğini, yabancı ülke gazetesinde ilan şartı aranmayacağını, yabancıların vatandaşlık işlemleri sürecinde yatırım yaptıkları taşınmazlar üzerine 3 yıl satılamaz şerhi konduğunu, davacı tarafın müvekkilinin bu şerh tarihini bilerek ve şerhin kaldırılacağı kritik zamanda icra takibine giriştiği iddiası mahkemeyi yanıltmaya yönelik bir beyan olduğunu, taşınmaz üzerinde 3 yıl satılamaz şerhi olsa da yatırımcı yabancı taşınmazını istediği zaman satmakta serbest olduğunu, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün böyle bir kısıtlaması olmadığını, yabancı bu şerhe rağmen taşınmazını satarsa Türk Vatandaşlığı hakkını kaybettiğini, icra takibi 30.04.2024 tarihinde başlatıldığını, ihtiyati haciz kararı 25.07.2024 tarihinde verildiğini, müvekkili bu nedenle önce icra takibine girişildiğini, sonrasında ise mal kaçırma riskine karşı ihtiyati haciz yoluna gittiğini, davacı tarafın Türk Vatandaşlığını tamamlayabilmesi için üç yıl taşınmazını satmaması gerektiğini, üç yıllık sürenin dolmak üzere olması ve borçlunun mal kaçırma ihtimali kuvvetli olması nedeniyle ihtiyati haciz talep edildiğini, üç yıllık süre içerinde yabancı aleyhine herhangi bir alacaklı tarafından icra ve ipotek işlemleri yapılabilir ve taşınmaz icra yoluyla satılabileceğini, taşınmaz bu yolla satılsa dahi yabancının vatandaşlık kazanımına herhangi bir etkisi olmadığını, davacı tarafın iddiası doğru olmadığını, ....İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatmadığını, borcun ödenmesi için defaatle davacı yana haber gönderildiğini, müvekkili ABD vatandaşı olduğunu, Türkiye ile ABD arasında karşılıklılık anlaşması olmadığı için .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyasına 9.000.000 TL teminat yatırdığını, kötü niyetli tarafın dosyaya dokuz milyon Türk Lirası teminat yatırması düşünülemeyeceğini, herhangi bir kişiye ciro yapabilecekken bu yolu seçmeyen davalı müvekkili davacının abisi olduğunu, borcun ifası için defalarca davacı yana haber göndermiş olsa dahi, davacı taraf tüm iletişim yollarını kapandığını, davacı taraf yatırım yoluyla taşınmaz almak suretiyle Türk Vatandaşı olabilmek için davalı abisinden borç aldığını, borçlu davacı borcunu ödemediği için icra takibi yoluyla tahsil edilmeye çalışıldığını, davacının müvekkilinden alacaklı olduğu ve ABD'de bulunan varlıklarını müvekkiline bıraktığı iddiası gerçek dışı olduğunu, davacı aynı zamanda ABD vatandaşı olduğunu beyan ettiğini, herhangi bir ABD vatandaşı, Türkiye'deki hesaplarına rahatlıkla aktarım yapabildiğini, İran uyruklu olmasının bir etkisi olmadığını, HMK m. 84: Türkiye’de dava açan veya davaya müdahil olan yabancı gerçek/tüzel kişiler, Türk vatandaşları ile karşılıklılık esasına göre aynı durumda değillerse teminat göstermek zorunda olduğunu, bu kural dava açan taraf için geçerli olduğunu, davalı için kural olarak böyle bir yükümlülük bulunmadığını, teminat yükümlülüğü dava açan tarafa ait olduğunu, senet üzerinde bulunan imzalar ile davacı tarafın geçmiş yıllara ait imza örneklerinin Adli Tıp Kurumu'nca karşılaştırılması halinde; imzanın davacının el ürünü olduğu sonucu çıkacağını, davacı tarafça açılan davanın usul ve esastan reddini, davalı müvekkilinin uğrayabileceği zararlar nedeniyle borçludan teminat istenmesini, haksız olan davacı aleyhine güncel faiz ve masraflarla birlikte tüm alacak miktarı üzerinden %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ayrıca müvekkilinin muhtemel uğrayabileceği zararlar nedeniyle davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı takip dosyasına konu 12.000.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olmadığı, taraflar arasında bu senedin verilmesini gerektirir borç ilişkisi bulunup bulunmadığı, neticeten davacının dava konusu senet ve icra takibinden dolayı davalıya borçlu olup olmadığına ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. ....İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyası UYAP sisteminden alınmıştır. 20.01.2026 tarihli ara kararı ile tarafların iddia ve itirazları, sunulan deliller değerlendirilerek, dava konusu olan 12.000.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi için, kasada bulunan senet aslı, diğer evraklar ve mahkememizce alınan davacıya ait imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, grafolog... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiştir. Bilirkişiler ... █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda: "İnceleme konusu senette ...'ye atfen atılmış olan ve yukarıda özellikleri belirtilen imzaların, yine yukarıda özellikleri belirtilen şahsın mevcut mukayese imzaları ile yapılan karşılaştırılmalarında; İnceleme konusu imzalar ile ...'ye ait mukayese imzalar arasında; başlangıç yeri, gramalar arası konumlanma oranları ile dönüş ve bitiş seviyesi, ebat, yoğunluk, hacim, imza hatlarını oluşturan figürlerin formu, grama çizim yönleri, çizim temposu, değişik dönüş ve uzanımlar ile genel hat morfolojisi yönlerinden farklılıklar saptandığı gibi, ayrıca uluslararası genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından olan işleklik derecesi alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptanmıştır.İnceleme konusu Alacaklısı ..., borçlusu ... olan 05.06.2021 düzenleme, 30.06.2021 ödeme tarihli 12.000.000 TL tutarlı senette ...'ye atfen atılmış olan imzaların, mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'NİN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI kanaatimizi bildirir heyet raporudur. " şeklinde bilirkişi raporu sunulmuştur. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekilince rapora yönelik beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuştur. Yapılan yargılama sonucunda: Dava ve cevap dilekçesi, bilirkişi raporu, icra dosyası, dava konusu senet ve tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde; davanın .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı takip dosyasına konu 30.06.2021 vadeli 12.000.000,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olduğu, davacının .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı takip dosyasına konu 12.000.000,00 TL bedelli senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, mahkememizce dava konusu senet ve davacının mukayese imzaları getirilerek bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı, yapılan bilirkişi incelemesiyle takibe konu senet altındaki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, senet altındaki imzanın davacıya ait olmaması halinde davacının senetten dolayı sorumlu tutulmayacağı, suna göre de davacının davasının kabul edildiği, ancak senedin elde edilmesi ve icraya konulması sürecinde davalının kötü niyeti tespit edilmediğinden davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davanın kabulü ile, .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı takip dosyasına konu 12.000.000,00 TL bedelli senet dolayısıyla davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,2-Kötüniyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 819.720,00 TL 'den harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 204.930,00 TL peşin harç ve 121.400,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 326.330,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 493.390,00 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 204.930,00 TL peşin harç ve 121.400,00 TL tamamlama harcı ve 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 327.032,90 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı taraf ödenmesine,5-Davacı tarafından yapılan 26.145,85 TL (tebligat masrafı, müzekkere masrafı, bilirkişi rapor ücreti) yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davacı tarafın HMK 329 maddesi kapsamındaki taleplerinin, davalının kötüniyeti tespit edilemediğinden reddine, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 1.086.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,9-Mahkememiz kasasına 1922 nolu kasa makbuzu ile saklanılan evrak asıllarının karar kesinleştiğinde iadesine, 10-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır