Guatr ameliyatında hekimin kusurlu tıbbi müdahalesi ile yemek borusunun zarar görmesi neticesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Guatr ameliyatı geçiren bir hasta, iddiaya göre yanlış tıbbi müdahale sonucu yemek borusunun yırtılması, enfeksiyon ve kalıcı sağlık sorunları yaşayarak fiziksel, ses ve eğitim hayatında ciddi mağduriyetler yaşamış; bunun üzerine açtığı belirsiz alacak davasında maddi ve manevi tazminat talep etmiş, ilk derece mahkemesi ise alınan raporlar doğrultusunda davalı doktor ve hastanenin kusurlu olduğu, mesleki şartları yerine getirmediği ve uygun tedaviyi uygulamadığı gerekçesiyle tazminat talebini haklı bularak davanın reddi yönündeki savunmaları reddetmiştir.

MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ:...3. Asliye Hukuk (Tüketici) MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin guatr şikayetinden dolayı...Bölge Devlet Hastanesince yapılan ultrason incelemesinde, hastanın boğazında nodül olduğu ve hastanın ameliyata alınması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin bunun üzerine, ameliyat olmak amacıyla Özel...... Hastanesine gittiğini, 22.02.2016 tarihinde davalı Dr. ... tarafından ameliyata alındığını, davalı doktorun hastaya ve yakınlarına ameliyatın başarılı geçtiğini ve 6 saat sonra hastanın sıvı tüketebileceğini bildirdiğini, müvekkili hastanın 6 saat sonra su içtiğinde yemek borusundan kan akmaya başladığını, hastanın ameliyattan sonraki gün hastanede yemek yerken yediği yemek boğazına takıldığını ve yutkunamadığını, davalı doktor tarafından yapılan kontrolde, hastanın boğazının iltihaplandığını ve enfeksiyon kaptığını, hastanın acilen ameliyata alınarak iltihabın temizlenmesi gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin enfeksiyon ve iltihap bahanesiyle davalı doktor tarafından tekrar ameliyata, ancak, hastanın boğazı enfeksiyon kaptığından dolayı değil, yapılan ilk ameliyatta yanlış tıbbi müdahale sonucu yemek borusunun yırtılmasından dolayı ameliyatın yapıldığını, bu hususun hasta ve yakınlarından saklandığını, müvekkilinin yakınlarının hastanın durumunun iyileşmeyeceğini ve oyalandıklarını anlayınca İstanbul'da bulunan... .....Hastanesine sevkini istediklerini,... .....Hastanesinde, 08.03.2016 tarihinde yapılan müdahale sonucu müvekkilinin yemek borusuna stent takıldığını, hastanın yemek borusuna stent takıldıktan sonra boğazından sıvı almaya ve 3 gün sonra da katı yiyecekler tüketmeye başladığını, hastanın yaklaşık 10 gün boyunca hastanede tedavisi devam ettiğini ve boğaz bölgesinden de her gün pansuman olduğunu, hastane doktorlarının hastanın guatr ameliyatı sırasında yemek borusunun kesildiğini ve hastanın bu yüzden iyileşemediğini belirttiklerini, yemek borusunun sık sık daralmaya devam etmesi halinde yemek borusuna kalıcı olarak stent takılmasının gündeme gelebileceğini, ayrıca hastanın guatr şikayeti de devam ettiğini ve hala boğazında nodüller bulunduğunu, eskisi kadar rahat beslenemediğini, katı ürünleri tüketirken zorlandığını ve sürekli olarak boğazında sanki düğüm var hissiyle yaşadığını, yanlış tıbbi müdahale sonucu aynı zamanda sesinin de değiştiğini ve kısıldığını, müvekkilinin, ...Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünde okuduğunu, yapılan yanlış tıbbi müdahalelerden dolayı ikinci dönem okula gidemediğini, sadece sınavlara girebildiğini, yaşadığı bu süreçlerden dolayı ruhen çöktüğünü ve psikolojik olarak zarar gördüğünü, yanlış tıbbi müdahale sonucu yemek borusu kesilen ve ölümden dönen davacının bedensel zararlarının, iş gücü kaybının ve bütün tedavi giderlerinin karşılanması gerektiğini ileri sürerek; belirsiz alacak olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.03.2022 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 497.067,75 TL'ye yükseltmiş, tazminatların ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve mütelsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; hastanın bünyesel sebeplerinin ve ameliyat komplikasyonlarının beraber değerlendirilmesi gerektiğini, bünyesel sebeplerle hastanın istenmeyen netice ile bir tablo çizmesinin yapılan müdahelenin bir sonucu olmadığını, her tıbbi işlemin prosedürünün belirli komplikasyon risklerine sahip olduğunu, hastada ortaya çıkan durumun sadece bu tür operasyonlara mahsus ortaya çıkabilecek bir durum olmadığını, hastanenin bölgenin en iyi şartlarda hizmet yürüten hastanesi olup yapılan müdahele açısından her türlü teknik donanım ve cihaza sahip kendisini ispatlamış bir sağlık kuruluşu olduğunu, günümüz teknolojisi ile tüm tıbbi ve hukuki etik kurallar ve yasal çerçeve dahilinde öngörülebilecek tüm tedavi ve takip prosedürlerinin doğru olarak uygulandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporlarda davalı hekime ve hastaneye kusur atfedildiği, bu hususun aksinin davalılar tarafından ispat edilemediği, davalıların bu durumda mesleki tüm şartları yerine getirmediği, somut durumun gerektirdiği tedbirleri noksan biçimde aldıkları, uygun tedaviyi belirleyip uygulamadıkları, bu nedenle tedavi sonucu meydana gelen maluliyetten sorumlu oldukları, davalı doktorun tıbbın gereklerine uygun şekilde hareket etmediği, uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, davalıların belirlenen maluliyet oranında ve maluliyet oranı doğrultusunda hazırlanan raporda belirlenen tazminattan sorumlu oldukları gerekçesiyle; maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulüne, 497.067,75 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'sinin faiz işletilmeden, bakiye 496.067,75 TL'nin ıslah tarihi olan 02.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, yine 30.000,00 manevi tazminatın da 02.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve muteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan Adli Tıp Kurumu bilirkişi heyeti raporu ile kusur durumunun bilimsel veriler ile açık ve net olarak saptanmış olduğu, davalı hastane bakımından olayın meydana gelmesinde çalıştırdığı personelin beceri eksikliği nedeniyle yapmış olduğu ameliyatın tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, gerekli özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğu alınan rapor ile anlaşıldığından davalıların hatalı tedavi nedeniyle müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumunca tespit edildiği, tazminatın miktarı yönünden alınan aktüer bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olayın oluşumu, davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve elemin niteliği ve kapsamı, tazminat hukukunun genel prensipleri nazara alındığında davacı için manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamasına rağmen bedel artırım dilekçesiyle faiz yönünden kısmen ıslah yaparak, ıslah/bedel artırım tarihinden itibaren, ıslah yapmış olduğu miktara faiz talep ettiğinden ve Mahkemece, ıslah tarihinden itibaren ıslah edilen miktara faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalıların kusur durumu, davacının maluliyet durumu ve bunun hayatı boyunca olası sonuçları, davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve elemin niteliği ve kapsamı, davacının yaşı, eylemin davacı üzerinde yarattığı telafisi güç manevi zararın tatmini, meydana gelen olayın vehameti ve davacı üzerindeki etkisinin para ile ölçülemeyecek derece fazla olması dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, 497.067,75 TL maddi tazminatının davacının talebi de dikkate alınarak 1.000,00 TL yönünden faiz işletilmeden, bakiye 496.067, 75... .000,00 TL manevi tazminatın ıslah tarihi olan 02.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili; gerçekleştirilen tıbbi girişimde bir eksiklik ve kusur bulunmadığını, ATK’dan alınan kusur raporunun yeterli olmadığını, kusur raporu yönünden yapılan itirazlar dikkate alınmadan ve itirazlar doğrultusunda üniversite hastanesinden rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, ortaya çıkan sonucun komplikasyon olduğunu, ATK raporunu düzenleyen heyetin ilgili branşlardan oluşmadığını, maluliyet oranının da hatalı olduğunu, evrak üzerinden rapor oluşturulduğunu, davacının güncel sağlık durumu ile ilgili araştırma yapılıp rapor aldırılmadığını, kusur raporuna ve maluliyet raporuna göre tanzim edilen aktüerya bilirkişi raporunun Meslekte Çalışma Gücünün Kaybedilmesine Dair Yayınlanan Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından TRH 2010 ... tablosu kullanılmasının Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacının malullük oranına göre hesaplama yapılması gerekirken davacı %100 malul kabul edilerek hesaplama yapıldığını, ıslah dilekçesiyle faiz talebinde bulunulamayacağını, Bölge Adliye mahkemesince manevi tazminat miktarının artırılmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin ███████ E ve ████████ K sayılı kararı dikkate alınarak reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktor ve özel hastanenin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalı hekimin eylemlerinin beceri eksikliği olarak değerlendirildiği, hekimin uygulamasının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, tıbbi uygulama hatasının bulunduğu, davalı hastanenin de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında oluşan zarardan sorumlu olduğu, hükmedilen tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.