12. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizini onarken, karşı oyda tapu sicilindeki satış vaadi şerhinin haczin kaldırılmasında süreye tabi olmayan şikayetle ilişkisi vurgulandı.
Özet: Yüksek mahkeme, bir bölge adliye mahkemesi kararını onarken, iki üye karşı oy kullanarak, tapuya şerh edilmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı kişisel hakkın, şerhten itibaren beş yıl içinde taşınmazın üçüncü kişi adına tescili durumunda sonradan konulan hacizlere karşı üstün olduğuna dair yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve ilgili kanun maddelerine (TMK 1009, Tapu Kanunu 26) vurgu yapmış; bu tür hacizlerin sonuç doğurmayacağı ve İİKnın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayet yoluyla kaldırılabileceği ilkesinin göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 02.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.Üye Dr.... ile Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı;TMK'nın 1009. maddesi; "Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden ... haklar ile şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir. Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir." TK'nın 26/6. maddesi; "Şerhten itibaren beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak hakkı tesis ve tapuya tescil edilmezse işbu şerh tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından re'sen terkin olunur." HMK'nın 33. maddesi; "Hâkim, Türk hukukunu resen uygular."İİK'nın 4/1. maddesi; "İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca icra mahkemesinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemesi daireleri numaralandırılır. İcra mahkemesinin birden fazla dairesi bulunan yerlerde iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adlî Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlü olarak bağlanan icra ve iflâs dairelerinin muamelelerine yönelik şikâyetleri ve itirazları inceler, icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapar, idarî işlerine bakar." şeklinde düzenlenmiştir.Kişisel hak mahiyetinde olan satış vaadine dair hak tapu kadına işlenmekle ayni etkinlik ve aleniyet kazanır(HGK ███████-7 19... /993/7 sayı ve 27.01.1993 tarihli kararı). Bu hak, MK’nın 919 ve Tapu Kanunu’nun 26. maddesine göre 5 yıl içerisinde devir gerçekleştiğinde satış vaadi şerhinden sonra konulan haciz sonuç doğurmaz. Sonuç doğurmayan bu işleme karşı İİK’nın 16/2. maddesi uyarına her zaman şikayet olunabilir. Diğer bir anlatımla şikayet süreye tabi değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-461 E. ████████ K. sayılı kararında da Hukuk Genel Kurulunun ███████-465 E.-████████ K. sayılı kararına da atıf yapılarak taşınmazlara konulan haczin kaldırılması isteminin icra memurunun işlemine yönelik şikayet mahiyetinde olduğundan şikayet koşulları doğrultusunda çözümlenmesi gerektiği vurgulanmış olup, Dairemizin bir kısım emsal çoğunluk kararlarında da aynı Hukuk Genel Kurulu kararlarına atıf yapılarak haczin kaldırılması isteminin icra memuru işlemini şikayet niteliğinde olduğu, şikayet koşulları doğrultusunda çözülmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir. Dairemizin ekseriyet kararlarında Hukuk Genel Kurulu kararlarına da atıf yapılarak gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhedilmesi halinde şerhten sonra konulan haczin şerh tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde üçüncü kişi adına tescil edilmesi durumunda lehine tescil kararı alan üçüncü kişi icra mahkemesinden şikayet yoluyla haczin kaldırılmasının istenebileceği görüşü benimsenmiştir. Bu kararlarda kişisel hak mahiyetinde olan satış vaadine dayalı hakkın tapu kütüğüne işlenmekle aleniyet kazandığı bu hakkın TMK 1009 ve Tapu Kanunu 26. maddesine göre 5 yıllık süre içerisinde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebileceğinden 5 yıl geçmeden üçünü kişi adına taşınmazın adına tescilinde satış vaadi şerhinden sonra konulan haczin sonuç doğurmayacağı, sonuç doğurmayan işleme karşı da İİK 16/2. maddesine göre her zaman şikayet yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir(Zira Dairemizin 13.03.2008 tarih, █████████ E.-█████████ K., 20.10.2003 tarih, ██████████ E.-██████████ K., 26.06.2001 tarih, ██████████ E.-██████████ K., 21.10.2005 tarih, ██████████ E.-██████████ K., 17.12.1999 tarih, ██████████ E.-16785 K., 22.01.2009 K., ██████████ E.-█████████ K., 20.01.2000 tarih, █████████ E.-█████████ K., 26.06.20 00... /10168 E.-██████████ K., 06.11.2001 tarih, ██████████ E.-██████████ K. sayılı kararları da benzer niteliktedir.).Somut olayda; şikayetçi/3 kişi, takip dosyasında borçlu adına kayıtlı iken 31.10.2024 tarihinde tapu kaydı üzerine haciz konulan şikayet konusu gayrimenkulü, 12.08.2022 tarihinde borçludan noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ve 19.08.2022 tarihinde de bu durumun tapu kaydına şerh edildiğıni, bilahare 06.11.2024 tarihinde de Ünye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescili davası açtığını, davanın kabul edildiğini ve kararın 27.11.2024 tarihinde kesinleştiğini, 28.11.2024 tarihinde adına tapuya tescil edildiğini belirtir nedenlerle TMK 1009. maddesi ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi gereğince haczin kaldırılmasını talep etmiş olup, İlk Derece Mahkemesince "...Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarih ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şikayet konusu işlemin icra mahkemesince denetlenmesi sırasında işlemin yapıldığı tarihin esas alınması tabiidir. İcra müdürlüğünce taşınmaza haciz konulabilmesi için o tarihte borçlu adına kayıtlı olması gerekli ve yeterlidir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kural olarak şahsi hak doğurur nitelikte olup, tapu kaydına işlenmekle ayni nitelik ve aleniyet kazanıp 5 yıl süre ile üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir ise de; bu ileri sürme yetkisi önleyici nitelikte değildir. Bu nedenle, taşınmazın satış vaadi alacaklısı taşınmazın rızaen temliki; satışı, bağışlanması veya üzerine ipotek konuşması ya da taşınmazın haczedilmesini engelleyemez.Haciz tarihinde taşınmaz borçlu adına kayıtlıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında haczin konduğu tarihte, satış vaadi şerhinin tapuda kayıtlı olması haczin konulmasına engel değildir. Şikayet edenin hacizden sonra taşınmazların mülkiyetinin kazanıldığından bahisle hacizlerin kaldırılması talebinin, genel mahkemede açacağı ve maddi hukuka dayalı yapılacak yargılama ile incelenmesi mümkündür..." gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, kararın şikayetçi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, bu kararın da temyiz edildiği görülmüştür.İcra mahkemesinin şikâyeti incelerken; TMK'nın 1009. maddesi ile Tapu Kanunu'nun 26. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmesi, İİK'nın 4/1. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken HMK'nın 33. maddesi uyarınca hukuku re'sen uygulama görevinin gereğidir. Anılan hükümlerin uygulanması, icra mahkemesinin mülkiyet hakkına ilişkin bir uyuşmazlığı esastan çözdüğü veya genel mahkemelerin görev alanına giren bir yargılama yaptığı anlamına gelmez. İcra mahkemesi bu kapsamda yalnızca şikâyete konu icra işleminin hukuki geçerliliğini denetlemekte ve sonradan hukuki temelini kaybeden haczin kaldırılıp kaldırılamayacağını incelemektedir. Aksinin kabulü, hukuki dayanağını kaybetmiş bir haczin sırf şekli nedenlerle varlığını sürdürmesine yol açacağı gibi, ilgilileri ayrıca genel mahkemede dava açmaya zorlayarak usul ekonomisi ilkesiyle de bağdaşmayacaktır.Yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu kararları ile Dairemizin ekseriyet içtihatları bir arada değerlendirildiğinde; gayrimenkul satış vaadi şerhinin hacizden önce tesis edilmiş olması, şerh tarihinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda taşınmazın vaat alacaklısı şikayetçi/3. kişi adına tescil edilmesinden ötürü, sonradan konulan haczin icra mahkemesinde şikâyet yoluyla kaldırılması mümkün olup, kararın bozulması görüşünde olduğumuzdan, Dairemizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki onama kararına iştirak edemiyoruz. 02.04.2026