İnşaat sözleşmesinden kaynaklanan ceza-i şart alacağına dayalı ilamsız icra takibine karşı mirasçı tarafından açılan borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı mirasçı, babası aleyhine kooperatif tarafından başlatılan ve muhtar tebligatı nedeniyle itiraz edilemeyen ilamsız icra takibindeki 1.000.000 TL ceza-i şart borcunun olmadığını, miras bırakanın ve kendisinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptalini ve kötüniyet tazminatı talep ederken; davalı kooperatif ise miras bırakanın müteselsil kefil olarak imzaladığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan, inşaatın süresinde tamamlanmaması ve iskan ruhsatının alınmaması nedeniyle oluşan günlük 500 USD ceza-i şart alacağının, daha önce açılan dava sonucunda kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olduğunu ve davacının taleplerinin reddi gerektiğini savunmaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ... aleyhine davalı kooperatif vekili tarafından Ankara 3. İcra Dairesi'nin █████████ sayılı dosyası ile 1.000.000,00 TL ceza-i şart alacağı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, ...'ın vefat etmesi üzerine müvekkilinin mirasçı olarak icra takibine taraf olarak eklendiğini ve takibin kesinleştiğini, müvekkilinin babasının ve kendisinin davalıya takip konusu veya herhangi başka bir borcu bulunmadığını, tebligatın muhtara yapılması nedeniyle takibe itiraz edilemediğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ispat yükünün davalıda olduğunu, müvekkiline ait taşınmazın icra yolu ile satışı aşamasına geçildiğini belirterek; müvekkilinin Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün █████████ E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini, kötüniyetli başlatılan takip nedeniyle davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatı takdirini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kooperatif ile davacının murisinin başkanı olduğu yüklenici ... Konut Yapı Kooperatifi arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi ile mülkiyeti müvekkili kooperatife ait Ankara İli, ... Mahallesi, 18038 ada, 1 parsel üzerine 4 blok'tan ibaret inşaatın ikmal edilerek 3.ve 4. blokların müvekkiline iskânı alınmış olarak tesliminin kararlaştırıldığını, işbu sözleşmeye davacının murisi ...'ın yüklenici kooperatifi temsilen ve ayrıca kendi adına asaleten müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imza attığını, inşaat sözleşmesinin V/A. maddesi ile inşaat süresinin 01.04.2000 tarihinden itibaren 20 ay olarak kararlaştırıldığını, maddede işin bitirilmesinin iskân ruhsatına müracaat tarihi olarak kabul edildiğini ve yüklenicinin eksik ve kusurları nedeniyle iskânının alınamaması halinde bu süre içinde ceza-i şart uygulamasının iskân ruhsatının alındığı tarihe kadar devam edeceği açıklanarak gecikme halinde gecikilen her gün için 500,00 USD ceza-i şart ödeneceğinin kabul edildiğini, yüklenici müşterek borçlu ve müteselsil kefil ... tarafından işin sözleşme ile belirtilen süre içinde bitirilmemesi ve iskânın alınmaması nedeniyle sözleşmenin V/D. maddesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, işlemiş ceza-i şarta mahsuben ceza-i şart ödenmesi istemi ile Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda, inşaatın tamamlanmamış ve iskân ruhsatının alınmamış olduğu tespit edilerek günlük 500,00 USD üzerinden dava tarihi itibariyle hesaplanan ceza-i şartın dava edilen kısmının dava tarihi itibariyle davalıdan tahsiline karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 27.02.2017 tarihli ve █████████ E. -████████ K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, davacının murisi aleyhine kesinleşen ilam hükmünün Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takip dosyası üzerinden icra takibine konulduğunu, takibin borçlunun vefatı nedeniyle mirasçıları ... ve ... aleyhine yürütüldüğünü ve dosya borçlusu ... tarafından ödenerek kapatıldığını, davacının sorumluluğu ve müvekkili kooperatifin alacağının sözleşme, mahkeme, Yargıtay ilamları ve sair belgelerle sabit olduğundan davacının takibin durdurulmasına ilişkin talebinin haksız, takibi sürüncemede bırakma amacına yönelik ve kötüniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli kararı ile Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasının incelenmesinde; "Davacı ile davalılardan ... Konut Yapı Kooperatifi arasında .... Noterliği'nin 12.04.20 00... yevmiye no ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacı kooperatife ait Ankara, ..., 18038 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilecek olan blok'lardan 3 ve 4 no.lu blok'ların davacı kooperatife ait olacağı, diğer blokların ise yüklenici üzerinde kalacağı, davalı .... San. Ltd. Şti. ile diğer davalı ...'ın müştereken borçlu ve müteselsil kefil olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesini imzaladıkları, davacıya ait olması gereken ve inşa edilen 3 ve 4 no.lu blok'ların iskân ruhsatının alınmadığı, iskân ruhsatı alınmaması nedeniyle davacının su bedelini iskân alındığında ödenmesi gerekenden fazla ödediği, taraflar arasındaki sözleşmede ceza-i şarta ilişkin bedelin günlük 500,00 USD olarak kararlaştırıldığı, davacı tarafın su kullanımına ilişkin talep edebileceği fark bedelin hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 24.020,53 Türk Lirası hesaplandığı, davacının bu konudaki talebinin 10.000,00 Türk Lirası olup ıslah dilekçesi ile 24.000,00 Türk Lirası'na yükselttiği, raporda ceza-i şartın 1385 gün üzerinden 1.398.157,50 Türk Lirası olup davacının 10.000,00 Türk Lirası olarak talep ettiği ceza-i şartı ıslah dilekçesi ile 100.000,00 Türk Lirası'na yükselttiği, sözleşme gereğince iskân alınmamış olmasından kaynaklı su fark bedeli ile cezai şart bedelini davacının davalılardan talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulü ile... " şeklinde hüküm kurulduğu, hükmün Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin 27.02.2017 tarihli ve █████████ E. -████████ K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, tüm dosya içeriği, bilirkişi raporu, icra dosyası birlikte değerlendirildiğinde; davacının, ...'ın mirasını reddettiğine dair bir beyan ve itirazı, redde dair bir işleminin bulunmadığı, sadece davacı ve murisinin davalı kooperatife herhangi bir borçları bulunmadığı yönünde iddialarının mevcut olduğu, yapılan sözleşme gereği muris ...'ın sorumluluğunun bulunduğu, murisin mirasını reddetmeyen davacının da murisin borçlarından dolayı davacıya karşı diğer mirasçılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, ayrıca taraflar arasında görülen Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasının kesin delil niteliğinde olduğu gerekçesiyle; davacının ispatlanamayan davasının reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 22.10.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile iş bu menfi tespit davasına konu icra takibinin 25.03.20 14... .03.2019 tarihleri arasında işleyen ceza-i şarta ilişkin olarak başlatıldığı, kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında ise; 11.02.20 10... .11.2013 tarihleri arasında işleyecek ceza-i şartın bedelinin talep edildiği ve o dönem için inceleme yapıldığı; her iki davadaki talep edilen cezai şart dönemlerinin farklı olduğu bu hali ile Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasının iş bu dava yönünden kesin delil oluşturmayacağı, bu nedenle mahkemece iş bu davada ceza-i şart istenilen döneme ilişkin esasa girilerek inceleme yapılması gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede düzenlenen cezai şart bedelinin 25.03.2014-25.03.2019 tarih aralığında 1825 gün karşılığı 912.500 USD olduğu bu tutarın takip tarihi itibarıyla Türk Lirası karşılığının ise 5.013.731,25 TL olduğu, icra takibiyle 1.000.000,00 TL'nin talep edildiği, TBK'nın 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, dava konusu takibe dayanak sözleşmenin ise 12.04.2000 tarihinde imzalandığı, davacının murisi ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı kefaletin geçerli olduğu, takip tarihi itibarıyla iskân şartının yerine getirilmediği, sözleşmede düzenlenen cezai şartın gecikme tazminatı niteliğinde olduğu, sözleşme ifa edilinceye kadar gecikme tazminatının talep edilebileceği, yüklenicinin iskân yükümlülüğünü yerine getirmediği, hiç kimsenin iskân ruhsatı alınmamış binada ikamet etmeye zorlanamayacağı, davalının önceki döneme ilişkin talebinin Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen dosyada kabul edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Müvekkilin murisinin davalıya borcu bulunmadığını,b. Menfi tespit davasında ispat yükünün davalıda olduğunu,c. Müvekkilin murisinin kefilliğinin ve kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını,d. Sözleşmede yer aldığı iddia edilen cezai şartın geçerli olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere söz konusu cezai şart fahiş olduğundan takdiri indirim uygulanması gerektiğini,e. Davacının, murisinin borçlarından kendi miras payı kadar sorumlu olacağını,f. Dava konusu taşınmazda tüm taşınmazların teslim edilerek, ihtirazi kayıtsız teslim alındığını, hatta davalılara fazladan daire verildiğini, davalıların cezai şart talep etmekte hukuki yararı olmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.Davalı arsa sahibi kooperatif ile dava dışı yapımcı yüklenici kooperatif arasında 12.04.2000 tarihinde noterlikçe düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Anılan sözleşmede davacının murisi ..., yapımcı yüklenici kooperatifin edimlerini teminat altına almak amacıyla müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye taraf olmuştur.Sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 484. maddesinde, “Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mesul olacağı muayyen bir miktar iraesine mütevakkıftır.” denilmek suretiyle kefaletin geçerliliği için sorumluluk miktarının belirli ve tereddüde yer vermeyecek şekilde sözleşmede gösterilmesi zorunlu tutulmuştur.Taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin “V. Sözleşme Koşulları ve Ceza Şartları” başlıklı bölümünün (D) bendinde; “Yapımcı kooperatif işi başkasına devredemez. İşin bitirilmesi, iskân ruhsatına müracaat edilen tarih olup, iskân yapımcı kooperatifin eksik ve kusurları nedeniyle alınamaz ise bu süre içinde cezai şart uygulaması iskân ruhsatının alınmasına kadar devam eder. Gecikme halinde yapımcı kooperatif, Engürü’ye gecikilen her gün için 500 Dolar cezai şart ödeyecektir.” şeklinde düzenleme yapıldığı görülmektedir.Bu düzenleme incelendiğinde, gecikme halinde uygulanacak cezai şartın günlük 500 USD olarak belirlendiği, ancak toplam sorumluluk miktarının herhangi bir üst sınırla sınırlandırılmadığı ve kefilin sorumlu olacağı azami tutarın sözleşmede açıkça gösterilmediği anlaşılmaktadır.Oysa, sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği, kefilin sorumlu olacağı miktarın belirli ve açık şekilde gösterilmesine bağlıdır. Günlük olarak belirlenen ancak toplamda ne kadar sorumluluk doğuracağı belirsiz bırakılan cezai şart düzenlemesi, kefilin üstleneceği sorumluluğun kapsamını belirli hale getirmemekte; dolayısıyla kanunun aradığı geçerlilik şartını karşılamamaktadır.Bu durumda, söz konusu cezai şart bakımından kefalet yükümlülüğünün geçerli şekilde kurulmadığının kabulü gerekir.Davacı, kefil sıfatıyla sözleşmeye taraf olan murisin mirasçısı konumunda olup, murisin sorumluluğu ancak geçerli bir kefalet sözleşmesinin varlığı halinde söz konusu olabilecektir. Ancak yukarıda açıklanan nedenlerle cezai şart yönünden geçerli bir kefalet ilişkisinin kurulmadığı anlaşıldığından, geçersiz kefalet sözleşmesine dayanılarak davacıdan cezai şart talep edilemeyeceği gözetilerek açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.