Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satımdan kaynaklanan ödenmeyen fatura bedeli alacağına ilişkin itirazın iptali davasında bilirkişi raporu ve defter incelemesi detayları.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı şirket ödenmeyen fatura bedellerinden kaynaklanan ticari alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptalini ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı ise cari hesap ekstrelerinin tek başına borcun varlığını kanıtlamadığını, yazılı sözleşme veya teslimat belgesi sunulmadığını belirterek davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmiştir; mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu ve davalının defterlerini sunmadığı, davacının defterlerine göre davalının 232.620,03 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026YAZIM TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin ödenmeyen fatura bedeli borçlarına ilişkin olarak, ... hakkında, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nde ... E. sayılı dosya numarası ile ilamsız icra takibi başlatmış olduklarını, Müvekkili firma tarafından başlatılan takibe borçlu/davalı vekili tarafından süresinde itiraz edilmiş, yapılan itirazda icra takibine, borca, faize ve borcun tüm ferilerine itiraz edildiği belirtilmiş olduğu, itiraz neticesinde icra takibinin durmuş olduğunu, borçlu/davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, Davalı tarafın icra takip dosyasına sunulan faturalardan kaynaklı cari hesap kapsamında davacı müvekkiline borçlu olduğunu belirterek davacı vekili Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamını, yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dava ve icra konusu alacak ile ilgili herhangi bir borcu bulunmamakta olduğu, Davacı dava dilekçesinde her ne kadar cari hesap ekstresine dayalı bir alacaktan bahsetmişse de cari hesap tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi de kurulmamış, bu sebeple, yazılı şekilde kurulması gereken bir cari hesap sözleşmesine dayanmayan cari hesap ekstresinin borcun varlığını tek başına kanıtladığından bahsedilemeyeceği, Davalı şirket, iddia olunan borca dayanak alım satım ilişkisini kanıtlar nitelikte sözleşme, ticari satımda zorunlu olan fatura ya da herhangi bir surette borcun dayanağı yazılı belge ya da senede davaya konu icra takibinde dayanmamış olduğunu, davacının, müvekkili şirkete satılan ve teslim edilen malzemeler için davalıdan 232.620,03-TL tutarında alacaklı olduğunu iddia etmekte, kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirkete fatura edebileceği bir hizmetin veya ürünün varlığının söz konusu olması halinde mevcut bedel kadar ürün teslim edilip edilmediği, iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerekmekte olduğunu, ancak davacı dava dilekçesinde ürünlerin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi veya kargo teslim tutanağı gibi yazılı belge sunmamış olduklarını, davacının iddia ettiği gibi bir alacağı mevcut olmadığından, Davacının icra inkar tazminatı talep edemeyeceği ortada olduğu, söz konusu alacağın varlığının yargılama gerektirmesi de icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğinin bir kanıtı olduğunu, davacının dilekçesinde belirtilen tanık deliline muvafakatlerinin bulunmamakta olduğunu, ihtiyat-i haciz, ancak borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunduğu yönünde güçlü şüphelerin varlığı halinde uygulanabilecek bir tedbir olduğu, Davacının, müvekkili hastanenin mal kaçırdığı veya borcunu ödemekten kaçındığına dair yaklaşık ispat koşulunu sağlayan herhangi bir delil sunmamış olduğunu, Davacının ihtiyat-i haciz talebi, sırf müvekkili hastaneyi zor durumda bırakma amacına yönelik olup, hukuka aykırı olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddini, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.ARAŞTIRMA;1-Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.2-Tarafların ...... adresinden firma detay bilgileri çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.3-Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı tarafın 2024 yılına ait taraf kayıtlarıyla sınırlı Ba-Bs formları getirtilmiştir.4-Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı tarafın 2024 yılına ait taraf kayıtlarıyla sınırlı Ba-Bs formları getirtilmiştir.5-Mahkememizce SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır.17.02.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1-)Davacının 2024 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterlerinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, 2-)Davalı yana ait ticari defterlerin inceleme için sunulmamış olduğu, 3-)Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan █████/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 232.620,03 TL Alacaklı oldukları, 4-)Davacının, 2023 yılından devreden alacağının 117.017,00 TL olduğu, Davacı tarafından Davalı yana 2024 yılında KDV Hariç toplam tutarı 880.132,75TL, KDV Dahil toplam tutarı 968.146,03 TL olan 89 Adet Fatura düzenlenmiş olduğu, Davalı tarafından Davacı yana Toplam tutarı KDV Hariç 5.050,- TL, KDV Dahil 5.555,- TL olan 2 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, Davalı tarafından davacı yana, 2024 yılında toplam olarak 846.988,-TL Banka Ödemesi yapılmış olduğu, Davacı tarafından Davalı yana 30.06.2024 tarihine kadar düzenlenmiş tüm faturaların birebir tutar olarak ödenmiş olduğu, 2024 Yılı Temmuz-Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında davalı yana düzenlenmiş Faturaların ödenmemiş olduğu, Davacının kalan alacak tutarının (117.017,00 TL+968.146,03 TL-5.555,- TL-846.988,-TL) 232.620,03 TL tespit edilmiştir. 5-)Davacı alacağının, davacı tarafından 2024 Yılı Temmuz-Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında davalı yana düzenlenmiş toplam tutarı 232.620,03 TL olan, 32 Adet Temel E-Faturanın davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu tespit edilmiş olduğu, Temel E-Faturalarına, karşı tarafa iade faturası düzenlenerek veya Noter Kanalı ile veya KEP üzerinden itiraz edilebileceği, ancak dosya içeriğinde işbu faturalara itiraz niteliğinde bir belgeye rastlanmamış olduğu, 6-)Davacı yanın bağlı olduğu Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkemeye 22.10.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazı ekleri olan 2024 yılı karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerine göre tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı, Davalı yanın bağlı olduğu Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkemeye 01.07.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazı ekleri olan 2024 yılı karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerinde, Davacı tarafından davalı yana 2024 Ocak ay’ında düzenlenmiş toplam tutarı KDV Hariç Tutarı 114.635 TL, KDV Dahil Tutarı 126.098,50 TL olan 12 Adet Faturanın her iki taraf bildirimlerinin göründüğü, davalı tarafından Haziran sonuna kadar ödemeleri yapılmış olduğu halde ve düzenlenmiş Faturaların Temel E-Faturalar olduğu halde, neden BA BS Bildirimlerinde tüm E-Faturaların görünmediği anlaşılamamış olduğu, Davacının bağlı olduğu Vergi Daire Müdürlüğü tarafından gönderilen BA BS Bildirimlerine göre, tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı, bu nedenle tekrar Davalı yanın bağlı olduğu Vergi Dairesinden E-Arşiv Faturaları ve E-Faturalar dahil edilerek 2024 yılı karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerinin talep edilmesine ihtiyaç olup olmayacağına ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 7-)Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek değişen oranlarda Reeskont Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, açık cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konular, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmıştır.Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 232.620,03-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının cari hesap ekstresi olarak belirtildiği, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, iş bu davanın süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ..... Esas - .... Karar sayılı ilamı).Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura borçlarının bir kısmının ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davalı ise davacıya borcu olmadığını, faturalara konu ürünleri teslim ettiğini davacının ispatlaması gerektiğini savunmuştur. Bu kapsamda davacı tarafın ticari ilişki kapsamında, faturalara konu ürünleri davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir. (Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin .... tarih █████████E. ...K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (...., .....; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin .... tarih ..... Esas .... Karar sayılı ilamı). Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen 17.02.2026 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur. Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, icra takip tarihi olan █████/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 232.620,03-TL alacaklı olduğu, davacının, 2023 yılından devreden alacağının 117.017,00-TL olduğu, davacı tarafından davalıya 2024 yılında KDV hariç toplam tutarı 880.132,75-TL, KDV dahil toplam tutarı 968.146,03-TL olan 89 adet fatura düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından davacıya toplam tutarı KDV Hariç 5.050,00-TL, KDV dahil 5.555,00-TL olan 2 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından davacıya, 2024 yılında toplam olarak 846.988,00-TL banka ödemesi yapılmış olduğu, davacı tarafından davalıya 30.06.2024 tarihine kadar düzenlenmiş tüm faturaların birebir tutar olarak ödenmiş olduğu, 2024 Yılı Temmuz-Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında davalıya düzenlenmiş faturaların ödenmemiş olduğu, davacının kalan alacak tutarının (117.017,00 TL+968.146,03 TL-5.555,- TL-846.988,-TL) 232.620,03-TL olduğu, davacı alacağının, davacı tarafından 2024 Yılı Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında davalıya düzenlenmiş toplam tutarı 232.620,03-TL olan, 32 Adet Temel E-Faturanın davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklandığı, tarafların BA-BS bildirimleri arasında fark olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında, fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalının bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay ...... HD' nin ..... E., ..... K. ve .....-...... sayılı kararları da bu yöndedir.)Sonuç olarak, yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacının davalından 232.620,03-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edilmiştir. Davalı taraf ise söz konusu takibe konu alacağı ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından, davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜNE, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 232.620,03-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Alınması gereken 15.890,27-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 2.809,47-TL peşin harcının indirilmesi ile geriye kalan 13.080,80-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.809,47-peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.424,87-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 9.360,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,9-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır