Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satım kaynaklı itirazın iptali davasında, tarafların cari hesap uyuşmazlığı ve SMMM bilirkişi raporuyla borcun incelenmesi süreci.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, ticari cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının kötü niyetli ve borcu geciktirmeye yönelik itirazları üzerine dava açmış, alacağın likit olduğunu ve icra inkar tazminatı talep etmiştir. Davalı ise alacağın somut belgeye dayanmadığını, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi olmadığını, borcun muaccel olmadığını ve zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun, birbirini doğrulayan ve delil niteliğinde olduğu tespit edilirken, davalının incelemeye katılmayarak ticari defter ve belge sunmadığı belirlenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket, cari hesaptan kaynaklanan alacağını tahsil etmek amacıyla ilamsız icra takibi başlatmış; davalı borçlu ise önce yetkiye, ardından borca itiraz ederek takibi iki kez durdurduğu, yetki itirazı sonrası dosya Büyükçekmece İcra Dairesi’ne taşındığı, ancak davalı burada da aynı şekilde borca itiraz ederek süreci uzattığı, bu itirazların, alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik kötü niyetli ve sürüncemede bırakma amacı taşıdığı ileri sürüldüğü, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci işletilmiş, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle itirazın iptali davası açıldığı, uyuşmazlık konusu alacak, cari hesap ve faturalara dayalı olup likit (belirlenebilir) nitelikte olduğu, davalının, borç miktarını kendi kayıtlarından tespit edebilecek durumda olmasına rağmen itiraz etmesi nedeniyle, icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği savunulduğu, davalının itirazının 1.068.602,05 TL üzerinden iptalini, icra takibinin devamını, en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı taraf, icra takibine ve davaya konu alacağın hiçbir somut belgeye dayanmadığını ileri sürdüğü, müvekkiline tebliğ edilen ödeme emri ve dava dilekçesi ekinde fatura, sözleşme veya alacağı ispatlayan herhangi bir evrak bulunmadığı, bu nedenle borcun kaynağının belirsiz olduğu belirtildiği, bu kapsamda, borcun dayanağı bilinmeden yapılan itirazın haklı ve kötü niyet içermediği savunulduğu, davacının iddia ettiği gibi taraflar аrasında cari hesap ilişkisi bulunmadığı, zira Türk Ticaret Kanunu m. 89 gereği cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olduğu, ancak taraflar arasında böyle bir sözleşmenin mevcut olmadığı ifade edildiği, bu nedenle cari hesaba dayalı alacak talebinin hukuken geçersiz olduğu ileri sürüldüğü, ayrıca, taraflar arasında iddia edilen mal alım-satımı veya hizmet ilişkisine dair hiçbir fatura ya da belge sunulmadığı, dolayısıyla davacının iddialarını ispat edemediği belirtildiği, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı açıkça savunulduğu, bunun yanında, varsayımsal olarak borç kabul edilse dahi: muacceliyet şartlarının oluşmadığı, müvekkiline gönderilmiş geçerli bir ihtar bulunmadığı, bu nedenle icra takibinin usule aykırı olduğu ileri sürüldüğü, davacının talep ettiği faiz oranı, türü ve başlangıç tarihi de hatalı ve fahiş bulunarak bunlara ayrıca itiraz edildiği, son olarak davanın zamanaşımına uğradığı, davacının kötü niyetli şekilde dava açtığı, bu nedenle davanın reddi ile birlikte en az %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği talep edildiği, sonuç olarak: davalı, ortada ispatlanmış, muaccel ve hukuki bir alacak bulunmadığını ileri sürerek davanın hem usulden hem esastan reddini talep etmiştir.
ARAŞTIRMA;
1-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır.
2-Beyoğlu ..... Noterliği'nden.... tarih ..... yevmiye numaralı tasdik işlemin bir örneği getirtilmiştir.
3-Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı tarafın 2021, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılı karşılaştırmalı Ba-Bs formları getirtilmiştir.
4-Silivri Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı tarafın 2021, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılı karşılaştırmalı Ba-Bs formları getirtilmiştir.
5-Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı tarafın 2021, 2022, 2023, 2024 ve 2025 yılı karşılaştırmalı Ba-Bs formları getirtilmiştir.
6-Mahkememizce SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır.
03.04.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda;
I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ:
• DAVACI......’nin 2025 yılı ticari defterleri incelenmiştir. İncelenen dönemde DAVACI ŞİRKETİN e.defter mükellefi olduğu, e.defter beratlarının alındığı, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine ve/veya aleyhine delil niteliğine haiz olduğu görülmüş olup, takdir yetkisi mahkemenindir.
• DAVALI ....... tarafından, kendisine E.TEBLİGAT yapıldığı halde, BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNE KATILIM SAĞLANMAMIŞ, TİCARİ DEFTER VE BELGE SUNULMAMIŞTIR.
II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE TARAFLARIN BA-BS BEYANLARI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER SONUCUNDA:
1. Davacı şirketin ticari defter kayıtları içeriğinde, Davalı şirketin 120-Alıcılar Hesabının, ....- ..... alt hesap kodunda/adında kayıt altına alındığı, taraflar arasında, ticari ilişki olduğu tespit edilmiştir.
2. 120.001.00117- ........ alt hesap kodunda/adında yapılan incelemede;
2025 yılında;
i. 2025 yılında Davacı tarafından, tarafların yukarıda BA-BS Analizi bölümünde ayrıntısı açıklandığı üzere, 2025 yılında birbiri ile karşılıklı uyumlu BA-BS beyanları analizi ile toplam 12 adet fatura ile toplam KDV hariç 1.098.238,85-TL, KDV dahil 1.317.886,62-TL tutarlı satış faturasın ile DAVALI aleyhine borçlandırma yapıldığı,
ii. Bu borçlandırmaya ilave olarak 2024 yılından gelen DAVALININ ödenmeyen çeki sebebi ile yapılan ilave 1.250.715,43-TL tutarlı borçlandırma ile toplam borç bakiyesinin 2.568.602,05-TL olduğu,
iii. Yukarıda 2025 yılı/dönemine ait BA-BS analizi bölümünde ayrıntısı izah edildiği üzere, faturanın DAVALI ŞİRKET tebliğ edilmiş olduğunun, DAVACININ BS, DAVALININ ise BA beyanı ile doğrulanmış olduğu,
iv. 2025 yılında, DAVACI ŞİRKET tarafından, DAVALI aleyhine yapılan toplam KDV dahil 2.568.602,05-TL borçlandırmaya karşılık, DAVALIDAN yapılan tahsilatlar toplamının 1.500.000,00-TL olduğu ve tahsilatın(alacak kaydının), 2.568.602,05-TL borçlandırma toplamından mahsubu ile █████/2025 tarihi itibariyle DAVACININ , DAVALIDAN bakiye 1.068.602,05-TL alacaklı olduğuna ilişkin kaydın yapıldığı,
v. Davacı/alacaklı tarafından Büyükçekmece İcra Dairesi’nin ......Esas sayılı icra takip dosyası ile 1.068.602,05-TL asıl alacak üzerinden █████/2025 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri ile icra takibine konu edilen asıl alacak tutarının, DAVACI ŞİRKET kayıtlarındaki asıl alacak tutarını doğruladığı, tespit edilmiştir.
3. İşlemiş Faiz Hesabı:
Tarafların tacir olması nedeni ile reeskont avans faizi hesaplanabilecek olup, asıl alacak tutarına ..... tarihinden, icra takip tarihi ...’e kadar değişen oranlarda reeskont faizi hesaplanabileceği,
Asıl alacak Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi Faiz Oranı Faize esas Gün İşlemiş Faiz
1.068.602,05 █████/2025 █████/2025 51,75 90 138.250,39-
TOPLAM FAİZ 138.250,39-
• Yukarıda ayrıntısı açıklanan tespitler ve hesaplama doğrultusunda, bilirkişiliğimce; DAVACI ŞİRKETİN, DAVALI ŞİRKETTEN asıl alacak tutarı 1.068.602,05-TL ve icra takip tarihine kadar işlemiş faizi 138.250,39-TL olmak üzere toplam 1.206.852,44-TL alacaklı olabileceği, tespiti ve hesaplaması yapılmış olmakla birlikte,
• Davacı tarafından, davaya konu İlamsız İcra Takibi Ödeme Emri’nde 1.068.602,05-TL asıl alacak ve 95.866,78-TL işlemiş faizi ile olmak üzere toplam 1.164.468,83-TL alacak üzerinden icra takibine ve iş bu davaya konu edilmiş olup, taleple bağlılık ilkesi kapsamında nihai değerlendirme ve takdir Mahkemenindir.
Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, açık cari hesaba dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konular, davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. .
Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.068.602,05-TLasıl alacak, 95.866,78-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.164.468,83-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının cari hesap olarak belirtildiği, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, iş bu davanın süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
İş bu davanın 1.068.602,05-TL asıl alacak miktarı üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ..... Esas - ... Karar sayılı ilamı).
Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura borçlarının bir kısmının ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Davalı ise davacıya borcu olmadığını, aralarında cari hesap ilişkisi olmadığını savunmuştur.
Bu kapsamda davacı tarafın ticari ilişki kapsamında, faturalara konu ürünleri davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:..... md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir. (Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin ..... tarih .....E. ....K. sayılı ilamı).
Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (....., .....; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi .... (....), s. .... vd.).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin ..... tarih ....... Esas ... Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen ..... tarihli raporunu dosyaya sunmuştur.
Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.
Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir.
Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre, bilirkişi raporunda ayrıntısı belirtildiği üzere, tarafların birbirlerine düzenledikleri faturalar ve yapılan ödemeler dikkate alındığında, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.068.602,05-TL alacaklı olduğu, tarafların BA-BS bildirimleri arasında fark bulunmadığı, davacının alacağını oluşturan tüm faturaların davacının BS, davalının BA bildirimi ile karşılıklı olarak vergi dairesi kayıtlarında yer aldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında, fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalının bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay ...... HD' nin ..... E., ..... K. ve .....-.... E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
Sonuç olarak, yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davaya konu icra takip tarihi itibariyle davacının davalından 1.068.602,05-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edilmiştir. Davalı taraf ise söz konusu takibe konu alacağı ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği anlaşıldığından, davanın kabulü ile takibe yapılan itirazın bu miktar üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 1.068.602,05-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA,
2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 72.996,21-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 12.426,72-TL peşin harcının indirilmesi ile geriye kalan 60.569,49-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 12.426,72-peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 13.042,12-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 8.607,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 166.290,31-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
9-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!