Traktörün inançlı işlemle ağabey adına tescil edildiği iddiasıyla açılan mülkiyet tespiti davasında yazılı delil ve yeminle ispat külfetinin yerine getirilememesi nedeniyle davanın reddi kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bir şahıs, kendi parasıyla satın aldığı traktörü, okuma yazma bilmemesi ve kırsalda yaşaması gibi nedenlerle resmi işlemlerde kolaylık sağlaması amacıyla vefat eden ağabeyinin üzerine tescil ettirdiğini iddia ederek, bu durumun aralarındaki güven ilişkisine dayalı bir inançlı işlem olduğunu belirtmiştir. Ağabeyinin vefatı sonrası diğer mirasçıların traktörün kendisine tescil edilmesini kabul etmemesi üzerine, mülkiyetin tespiti ve adına tescili için dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davacının iddialarını inançlı işlemi kanıtlayacak yazılı belge veya yemin gibi kesin delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davasını reddetmiş, davacı bu kararı temyiz etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: .... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin oğlu ..., ağabeyi ... ve yeğeni ... ile birlikte 16.05.2016 tarihinde traktör satın almak üzere ... iline gittiklerini, ... plakalı traktörü beğenerek satın almaya karar verdiğini, müvekkilinin satıcı şirket ile traktör ücreti konusunda anlaştığını ve ücretini nakit olarak satıcıya ödediğini, akabinde tescil işlemleri için ... 3. Noterliğine geçildiğini, müvekkilinin ... İlçesinin ... Köyünde ikamet ettiğini ve hayvancılıkla uğraşıyor olması nedeniyle ilçe merkezine gidip gelmesinin zor olduğunu, okuma yazma da bilmemesi nedeniyle resmi dairelerde iş ve işlemlerde zorlandığını, satın alınan traktörü ileride değiştirme düşüncesi gibi hususlarda kendisine kolaylık olabileceği düşüncesiyle aralarında herhangi bir güven problemi bulunmayan ve müvekkilinin babası gibi gördüğü ağabeyi ... ...'ın üzerine ... 3. Noterliği'nin ... yevmiye nolu satış sözleşmesi ile satış gerçekleştirilerek tescilinin sağlandığını, satın alınan ... plakalı traktörün satın alınma ve tescil işlemleri tamamlandıktan sonra ... Köyünde bulunan ikametine getirtiltildiğini, ağabeyinin 21.06.2021 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin traktör ile ilgili diğer mirasçılar ile görüştüğünü ve traktörün kendisi adına tescilinin sağlanmasını istemiş olmasına rağmen aralarında fikir birliğinin sağlanamadığını, satın alındığından bu yana kendisinin zilyet olduğu davaya konu traktörün miras bırakanın diğer mallarıyla, aktif ve pasifleriyle terekeye dahil edilerek müvekkili ile diğer mirasçılar arasında pay edilmesinin müvekkili yönünden açıkça haksızlık doğuracağını ileri sürerek; ... plakalı traktörün mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar ..., ..., ..., ... vekili; dava konusu edilen traktörün müteveffa ... ...'a ait olduğunu, ... ...'ın satın aldığını, müteveffa ... ...'ın bu traktörü satın aldıktan sonra davacının evinin avlusuna bıraktığını, hafta sonları şehirden köye gelerek bu traktör ile kendi arazilerini ekip sürüp çiftçilik işi ile de iştigal olduğunu, ... ...'ın vefat etmeden önce müvekkili ...'ın "kimseye borcu olup olmadığını, kimseye vereceği olup olmadığını" sorduğunu, ... ...'ın "kimseye borcu ve vereceğinin olmadığını" beyan ettiğini, inançlı işlem iddiasının yazılı delil ile ispatlanabileceğini ve senetle ispat kuralının geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ... 08.02.2023 tarihli duruşmada; davacının davasını kabul ettiklerini ve dava konusu traktörün davacı tarafından satın alındığını beyan etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen tanık beyanlarında davacının iddia ettiği gibi inanç sözleşmesinin bulunduğu ve traktörün davacıya ait olup onun tarafından alındığına dair davayı ispatlar mahiyette beyan olmadığı ve aynı şekilde davacı tarafından alındığına dair net ve somut beyanların taraflar arasında her ne kadar akrabalık bağı da olsa iade edilmesi güvenine dayalı olarak davacı tarafından alınan traktörün davalı adına devredilmesi neticesinde taraflar arasında tarafların eli ürünü olan yazılı bir belge veyahut delil bulunmadığı gibi, bu hususta davacı vekiline 03.10.2024 tarihli celsede dava dilekçesinde yemin deliline yer verilmiş olması nedeniyle yemin deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunda da kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin yemin deliline ilişkin bizzat hazır bulunduğu duruşmadaki ara kararın gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle yemin deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verildiği, ispat külfeti üzerinde olan davacı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafın davaya konu iddialarını kesin deliller ile ispat edemediği ve dava dilekçesindeki yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dinlenen ve traktörün satışında bizzat hazır bulunan ... ile ... isimli tanıkların beyanlarında traktörü satın alanın müvekkili olduğu, ödemelerin bizzat müvekkilinin oğlu ... tarafından müvekkili adına yapıldığına yönelik beyanların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davalılardan müteveffanın eşi ... ile diğer davalı kardeş ...'in duruşmadaki imzalı beyanlarında traktörü satın alan kişinin müvekkili olduğunu kabul etmelerine rağmen bu davalıların beyanlarının da esas alınmadığını, eşinin aynı konutta yaşadığını ve günlük hayatı bilmesi ve aracın gerçekte kime ait olduğunun tespiti açısından önemli olduğu halde davalı eşin kabul beyanın dikkate alınması gerektiğini, dinlenen tanıklardan ... müvekkilinin kayın hısmı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ölen abisi adına alınacak bir traktör için neden kalkıp yol gittiğin düşünülmesi gerektiğini, bu tanığın diğer tanıklar gibi traktörün tescili ile hak kazanabilecek biri olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı araç mülkiyetinin tespiti ve tescili istemine ilişkindir.
Araç mülkiyetinin devri Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Delil başlangıcı niteliğinde belge varsa HMK'nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, ███████-394 E, ████████ K.)
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, müteveffanın eşi olan davalılardan ... ve müteveffanın kardeşlerinden ... 08.02.2023 tarihli duruşmada, traktörün davacı tarafından satın alındığını, davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Her ne kadar inançlı işlem iddiası tanık delili ile ispatlanamaz ise de, dosya kapsamına göre davacının köyde, müteveffanın ise şehir merkezinde yaşadığı, satın alınan traktörün köyde bulunduğu, müteveffanın eşinin ve kardeşinin kabul beyanı da gözetildiğinde dava konusu traktörün davacı tarafından satın alındığı hususunun hayatın olağan akışına uygun olduğu dikkate alınarak davacının davasını ispatladığı kabul edilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!