Denizli Bölge Adliye Mahkemesinin, Türk Medeni Kanunu uyarınca evlilik birliği içindeki kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının iadesi davasında ispat yükünün tespiti ve eşler arasındaki kullanımın hukuki sonuçlarının incelenmesi.
Özet: Kadın eşin, kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının aynen iadesi istemiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararını bölge adliye mahkemesi reddederek davanın tamamını geri çevirmiştir. Temyize konu olan kararda, ziynet eşyalarının kadının himayesinde bulunmasının olağan olduğu, ancak kadın eşin, ziynetlerin evlilik birliği içinde belirli amaçlarla (iş kurma, ev alımı gibi) erkeğin zilyetliğine geçtiğini ispatlaması halinde, ispat yükünün erkek eşe geçerek bu ziynetleri iade borcunun olmadığını veya kendisine iade edilmemek üzere verildiğini kanıtlama yükümlülüğünün doğacağı vurgulanmıştır; davacı kadın vekili de ziynetlerin dükkan açılışı ve ev alımı için bozdurularak erkeğin kontrolüne geçtiğini iddia etmektedir.

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.DAVA TÜRÜ : Kişisel Eşyanın İadesiİLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. Aile MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından reddedilen dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Dava kadın tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 220 nci ve 226 ncı maddeleri gereğince açılan kişisel mal niteliğinde bulunan ziynet eşyalarının aynen iadesi istemine ilişkin olup, İlk Derece mahkemesince kadının davasının kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine karar taraf vekillerince istinaf edilmiş Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile kadının başvurusunun esastan reddine erkeğin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiş karar davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Uyuşmazlık konusu ziynet eşyaları; rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için ziynet eşyalarında olağan olan, bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Kaldı ki; hayat deneyimlerine göre de olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanarak muhafaza edilmesidir. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir.Ziynet eşyası alacağı davalarında, ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan davacının ikinci olarak ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle ziynet alacağı hakkı olduğunu iddia eden davacı, varlığını kanıtladığı dava konusu ziynetlerin kendinde olmadığını şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanmakla yükümlüdür. İşte bu anda; kadın eş, fiili karineyle kişisel malı niteliğinde kabul edilen ziynet eşyalarının kendi himayesinden çıkarak, erkek eşin himayesine girdiğini şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlamış ise artık erkek eş; kadın eşe ait olan ziynet eşyalarının iadesiyle yükümlü olmadığı hususunu ispat yükü altındadır. Borçlar hukuku genel hükümleri uyarınca; aslolan borçlunun aldığı şeyi geri vermekle yükümlü olduğu kuralıdır. İade edilmemek üzere alındığı hususunda ispat yükü ise yukarıda açıkça vurgulandığı gibi, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğuna göre, davalı eğer ki ziynetlerin himayesine girdiğini kabul ederse bu ziynetleri iade etmemek üzere aldığını ispatlamalıdır. Davacı kadın vekili dava ve ikinci cevap dilekçesinde; "...düğünde takılan nakit paralar ve çeyrek altınlar bozdurularak geçim sağlandığını, ziynetlerinden 7 tane bilezik bozdurarak tekel bayi açtıklarını fakat sonrasında devrettiklerini tekel bayi açılırken bozdurulan 7 bileziğin 6 tanesinin davalı erkek tarafından 1 bileziğin ise davalı erkeğin annesi tarafından yapılarak kadına iade edildiğini, sonraki zamanlarda müvekkiline ait 10-12 adet çeyrek altınıı dükkanın borcu için davalıya verdiğini, 2013 yılının Haziran ayında çalışarak biriktirdiği altınlarla birlikte ev almak için ziynet altınlarını bozdurduklarını ve altınların 53.750,00 TL tuttuğunu, bu paranın 52.000, 00... .06.2013 tarihinde davalı erkeğin Akbank hesabına yatırıldığını, kalan 1.750,00 TL ise emlakçıya elden verildiğini, evin 153.000,00 TL' ye satın alındığını ve 100.000,00 TL'sinin de Akbanktan on yıllık kredi çekilerek karşılandığını, müvekkilinin daha önce geri verildiğini bildiği için yine geri verileceği inancı ile altınları verdiğini ancak altınların tekrar iade edilmediğini,..." iddia ederek ziynet eşyalarının aynen iadesine aksi bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı erkek ise "...Ziynetlerin kadın tarafından evden ayrılırken yanında götürüldüğünü..." savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan, bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer taraftan, söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu bilezikler, set ve diğer altınların ev alımında kullanıldığı birbiri ile örtüşen davalı kadının tanıkları, davalı erkeğe yapılan banka havale makbuzu ile Karabulut Sarrafiye ticaret ve sanayi anonim şirketi isimli işyerinden gelen "bilgi içindir yazılı" kart ile sabittir. Davalı, ziynet altınlarının kadın tarafından evden ayrılırken yanında götürdüğünü savunmuş ise de, söz konusu bu savunmasını ya da ziynetlerin iade edilmemek üzere verildiğini toplanan delillerle ispat edememiştir. Gerçekleşen bu duruma göre, davacının kişisel malı niteliğindeki söz konusu bu ziynetlerin davalının hakimiyet alanında olduğu kabul edilmelidir. Davalı erkeğin bu altınların iade edilmemek üzere geri verildiğinin iddia ve savunma doğrultusunda ispat yükü altında olup kadın tarafından bu eşyaların iade edilmemek üzere verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, erkek bunları iadeden kurtulur. Davalı erkek kadının geri verilmemek üzere altınları verdiğini ispatlayamamıştır. O halde varlığı ve erkek tarafından alınarak harcandığı ispat edildiğine göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.