Şirketin, bankanın açığa imzalatılan teminat senedini anlaşmaya aykırı doldurarak haksız icra takibi ve ihtiyati haciz yoluyla ticari itibarını zedelemesi sonucu açtığı istirdat ve tazminat davası.
Özet: Davacılar, davalı bankanın kendilerine önceden borç bildirimi yapmaksızın, teminat amacıyla açığa imzalattıkları bir senedi haksız ve anlaşmaya aykırı şekilde doldurarak, vadesi gelmiş hiçbir borçları olmamasına rağmen ihtiyati haciz ve icra takibi başlattığını; bu hukuka aykırı eylemlerin şirketlerinin ticari itibarını ciddi şekilde zedelediğini, müşterilerini kaybetmelerine, araçlarının haczedilmesine, finansal kayıplara uğramalarına ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı davranışlara yol açtığını iddia ederek, bankadan istirdat, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İstirdat, Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacılar vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...eksenli, 2014 yılından bu yana ağırlıklı olarak hızlı tüketim malzemeleri, ambalaj, inşaat, turizm ve daha pek çok alanda iştigal olan, 50.000 TL esas sermaye ile kurulan, izlenen doğru politikalarla esas sermayesini 1.000.000 TL'ye kadar çıkardığını, genç ve dinamik kadrosuyla kendi alanında emin adımlarla ilerleyerek iş haczimin gitgide geliştiren kurumsal bir firma haline geldiğini, davalı banka ile müvekkilleri arasındaki ilişki eldeki birtakım çekler karşılığında müvekkiline kredi sağlanabileceği teklifi ile başladığını ve bu çerçevede yatırım ve finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla, davalı ... A.Ş.'ye teminat amacıyla çekler teslim edildiğini ve müvekkili şirkete iskonto kredisi kullandırıldığını, davalı bankanın, bu şekilde başka çekler varsa, müvekkiline daha fazla kredi opsiyonu açılabileceği telkinleri üzerine, müvekkili elinde bulundurduğu çok sayıla müşteri çekini bankaya teslim ettiğini ve taraflar arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin müvekkilinin incelemesine, okumasına ise hiçbir şekilde fırsat tanınmadan, kendisine yalnızca evraklar imzalatılması yolu ile akdedildiğini, teminat olarak bankaya teslim ettiği çekler karşılığında kredi kullandığını düşünen müvekkilinin vadesi geldiğinde de işbu kredinin birkaç ödemesini de yapmış olduğunu, ortada vadesi gelmiş hiçbir borç bulunmamakta iken, kredi sözleşmesi yanında kendisi ve yetkilisi olduğu şirket adına açığa imzalatılan bir teminat senedi, hakkaniyete ve objektif dürüstlük kurallarına aykırı olarak, sessiz sedasız bir şekilde ihtiyati hacze konu edildiğini, icra takibi başlatıldığını, işbu evrak üstüne yalnızca kaşe ve imza istenildiğini, geriye kalan kısımları müvekkili yanca doldurulmadığını, işbu hususun senet üzerindeki el yazıları üzerinde yapılacak bir yazı-imza incelemesi ile ortaya çıkacağını, davalının ihtiyati haciz başvurusu akabinde başlattığı icra takibine dayanak olan senedin, müvekkilinden teminat amacıyla alındığı belirtilen ve davalı bankanın açığa imzalattığı bir teminat senedi olduğunu, işbu senet üstündeki ödeme günü, senet bedeli, keşide tarihi, düzenleme yeri ve yetki sözleşmesine ilişkin kısım da dahil olmak üzere tamamen davalı yanca sonradan doldurulduğunu ve müvekkilinin açığa atmış olduğu imzanın anlaşmaya aykırı olarak kötüne kullanıldığını, kredi meblağını da aşan miktarda müşteri çekini teminat kaydederek müvekkili yanla sözleşme akdeden davalı banka, müvekkilin teslim ettiği müşteri çeklerinin bir tanesinin dahi ödeme günü gelmemiş ve karşılıksız çıkmamış olmasına rağmen, sonradan ifade ettiği kadarıyla, "birtakım mali riskler ortaya çıktığından bahisle" müvekkiline hiçbir şekilde haber vermeksizin, teminat olarak açığa imzalatılan senedi kötüye kullanarak doldurduğu ve █████/2022 tarihinde, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi... D.iş sayılı dosyası ile ihtiyati hacze konu ettiğini ve akabinde... Banka Alacakları İcra Dairesi... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatarak, müvekkillerinin üzerine kayıtlı araçların haczedildiğini ve yakalama çıkartıldığını, müvekkilinin işbu sebeple araçlarını kullanamadığını, personellerini fiilen çalıştıramadığını, tüm giderlerini ödemeye mecbur kaldığını, müşterilerine ve çalıştığı firmalara 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesi sonucunda ticari itibarı yerle bir olduğunu, bu nedenlerle birçok müşterisi kendisiyle çalışmayı bıraktığını, mal tedarik ettiği belli başlı firmalar nakit dışında müvekkiline çalışmayacaklarını beyan ettiğini, bankalar nezdinde kredi puanı düşürüldüğünü, finansman opsiyonlarını da yitirerek zarara uğratıldığını, tüm bu zararlardan objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı hareket ederek, müvekkilinin vadesi gelmiş tek kuruş borcu olmadığını bile bile, açığa imzalatılan teminat senedini anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurarak kullanan davalının sorumlu olduğunun izahtan vareste olduğunu, davalı bankanın, ihtiyati haciz başlatmadan önce müvekkiline bir borcu bulunduğu yönünde bildirimde dahi bulunmadığını kendisine süre bile tanımadığını, hukuka aykırı bir şekilde sonradan belirlenen vade karşısında, ilgili tarihte müvekkilinin bir ödeme yapmasının beklenemeyeceğinin açık olduğunu, davalının haksız eylemlerinin üstünü örtmek amacıyla █████/2022 tarihinde, ihtiyati hacze başvurduktan iki gün sonra, müvekkiline hesap kat ihtarnamesi göndermeyi ancak akıl edebildiğini, iş o ihtarnamenin ise müvekkilinin eline beş gün sonra tebliğ edilebildiğini, söz konusu ihtarnamede müvekkillerine bir günlük de ödeme süresi tanındığını, yani müvekkillerinin temerrüde dahi düşürülmeden, yangından mal kaçırırcasına açığa atılan imza kötüye kullanılarak, zaptı rapt altına almaya çalışıldığını, haciz baskısı ile olmayan bir borcu, müvekkilinin ödemeye zorlandığını, davalı yana tek kuruş borcu bulunmamakta iken müvekkilleri aleyhine başvurulan haksız ihtiyati haciz ve icra takibine bağlı olarak, ihtirazi kayıtlı olarak ödenmek zorunda kalınan dosya borcunun fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı HMK madde 109 hükmü uyarınca şu aşamada: 50.000 TL'sinin müvekkillerine iadesini/istirdadını talep ettiklerini, açığa imzalatına senedin 3.000.000 TL bedelli olarak doldurulmasına rağmen, tam da müvekkilen kullandırılacak kredi tutarı olan 2.345.000 TL üzerinden takibe konu edilmesi manidar olup, işbu senedin aslında taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi gereği, teminat amacıyla teslim alınmış bir senet olduğunu giöstermekte olduğunu, sonradan düzenlenen işbu senedin █████/2022 düzenleme, █████/2022 vade tarihli olarak doldurulduğunu, davalı yanda ... 3. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, müvekkilinin 2.339.680,82 TL genel kredi sözleşmesine bağlı borcunun bulunduğunu, işbu miktar yönünden kredi hesabının kat edilerek taraflarına bir günlük ödeme süresi tanındığının bildirildiğini, takibe konu edilen 3.000.000 TL'lik senedin, 2.345.000 TL'si yönünden icra takibi başlatılması ile de söz konusu senedin kredi borcu ile yakın ilişkisi bulunduğunu aslında senedin kredinin ön teminatı olarak alınmış olduğunun gün gibi ortaya çıkmakta olduğunu, müvekkillerinin müşteri çeklerinin hiçbirisinin henüz vadesi gelmediğini, vadesi gelip de karşılıksız çıkmamış olduğu bir dönemde, kendisinin alacağı bulunan müşterilerine yahut ticari ilişkisi bulunan diğer üçüncü kişilere, haksız ve hukuka aykırı olarak 89/1 haciz ihbarnameleri gönderildiğini, bu nedenle pek çok firma müvekkili şirket ile olan ticari ilişkisini sona erdirdiğini, çek senet karşılığı çalışıyor ise nakit çalışmaya başladığını, müvekkilinin ticari itibarının yok edildiğini belirterek müvekkilinin vadesi gelmiş tek kuruş borcu bulunmamakta iken yapılan haksız takip ile ödemek zorunda kaldığı meblağın şimdilik 10.000 TL'sinin iadesine ve müvekkillerinin haksız haciz nedeniyle uğramış olduğu maddi manevi tüm zararın işleyecek en yüksek ticari faizi ile tazminine, bunun yanında müşteri kaybı nedeniyle mahrum kaldığı karın davalı bankadan alınarak müvekkillerine ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında imzalanan 21.11.2022 tarihli çek teslimine ilişkin protokolden görüleceği üzere davacı taraf çeklerden kaynaklı olarak başkaca hiçbir taleplerinin olmayacağını belirtmiş olup, ibra edilen alacak için sonrasında açılan davanın reddinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafından her ne kadar müvekkilinin haklı alacağına istinaden başlatılan takibe ilişkin olarak hukuki dayanaktan yoksun iddialar ileri sürmüş olsa dahi, takip işlemleri usul ve yasaya uygun olarak gerçekleştirilmiş olup davacıların müvekkiline borçlu olduğunun sabit olduğunu, müvekkili tarafından, ödeme günü gelmiş olmasına rağmen ödenmeyen senetten kaynaklı olarak takibe geçilmiş olup, müvekkilinin İcra ve İflas Kanunun alacaklıya alacağın tahsili amacıyla tanıdığı yetkiler dahilinde işlemler yapıldığını, müvekkilinin haklı alacağının tahsili amacı ile gerçekleştirilen işlemlerde hukuka aykırı hiç bir işlem bulunmamakta olup, davacının haksız hacizden kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerininde reddi gerekmekte olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Eldeki dava, istirdat, maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı banka ile davacı kredi borçlusu ...TİC. LTD.ŞTİ. arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeyi davacı kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş olduğunun belirlendiğini, söz konusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, bono borçlularının verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların bonodan dolayı borçtan sorumlu oldukları söylenebilir olduğunu, huzurda görülmekte olan dava bir MENFİ TESPİT ve İSTİRDAT DAVASI olduğu nazara alındığında HEM TAKİP ve HEMDE DAVA TARİHİ itibariyle yapılan hesaplama sonuçları aşağıda (A) ve (B) bentleri altında ayrı ayrı sunulduğunu, davalı bankanın TAKİP TARİHİ itibariyle alacakları Mahkemece raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 5.335,14 TL (2.354.660,20– 2.349.325,06 =) reddi durumunda, TAKİP TARİHĠİDEN itibaren asıl alacak tutarı 2.339.680,82 TL tamamen ödeninceye kadar yıllık %10,75 ve değişen oranlarda (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) basit usulde işleyecek nitelikli ticari AVANS faizi ile birlikte istenilebileceğini, DAVA TARİHİNDEN itibaren asıl alacak tutarı 2.339.680,82 TL tamamen ödeninceye kadar yıllık %10,75 ve değişen oranlarda (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) basit usulde işleyecek nitelikli ticari AVANS faizi ile birlikte istenilebileceğini, o halde davacıların TAKİP TARİHİ itibariyle nakdi krediden dolayı 2.349.325,06 TL ve DAVA TARİHİ itibariyle ise 2.470.484,77 TL davalı bankaya BORÇLU olduklarının söylenebileceğini, ancak, davacı asıl borçlu şirket icra dosyasına... tarihinde ... yevmiye no.lu makbuzla 2.340.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını, bu ödeme ile borcun tamamının ödendiğini/söndürüldüğünü, başka bir deyişle davalı bankanın herhangi bir bakiye alacağı kalmadığını, davacının istirdaden talep ettiği 10.000,00 TL, otopark ücreti olarak 1.680,00 TL ile diğer maddi zarar olarak 1.000,00 TL’lık taleplerinin yerinde olmadığını, davacının talep ettiği manevi tazminat talebinin takdiri her safhada mahkemeye ait olduğunu belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; kök raporda herhangi bir revizyon yapılamamış olduğunu belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi 2.ek raporuna göre; davalı banka ile davacı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) ... LTD. ŞTİ. arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeyi davacı kefilinde (...) müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin öngörülen süre içinde ödenmemiş olduğu belirlendiğini, söz konusu bonoya atfen kredi kullandırılmış olduğunun kabulü halinde, bono borçlularının verdiği garanti-güvence kapsamında, davacıların bonodan dolayı borçtan sorumlu oldukları söylenebilir olduğunu, huzurda görülmekte olan dava bir menfi tespit ve istirdat davası olduğu nazara alındığında hem takip ve hemde dava tarihi itibariyle yapılan hesaplama sonuçları aşağıda (a) ve (b) bentleri altında ayrı ayrı sunulduğunu, davalı bankanın takip tarihi itibariyle alacakları; mahkemece raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ilişkin 5.335,14 tl (2.354.660,20– 2.349.325,06 =) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 2.339.680,82 TL tamamen ödeninceye kadar yıllık %10,75 ve değişen oranlarda (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte istenilebileceğini, davalı bankanın ihtiyati haciz tarihi itibariyle alacakları toplam 2.349.325,06 tl olduğunu, davalı bankanın dava tarihi itibariyle alacakları toplam 2.470.484,77 TL olduğunu, mahkemece raporun benimsenmesi halinde; dava tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 2.339.680,82 tl tamamen ödeninceye kadar yıllık %10,75 ve değişen oranlarda (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) basit usulde işleyecek nitelikli ticari avans faizi ile birlikte istenilebileceğini, o halde davacıların TAKİP TARİHİ itibariyle nakdi krediden dolayı 2.349.325,06 TL; İHTİYATİ HACİZ tarihi itibariyle 2.349.325,06 ve DAVA TARİHİ itibariyle ise 2.470.484,77 TL davalı bankaya borçlu olduklarının söylenebileceğini, ancak, davacı asıl borçlu şirket icra dosyasına 31.10.2022 tarihinde 483846 yevmiye no.lu makbuzla 2.340.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını, bu ödeme ile borcun tamamı ödendiğini/söndürüldüğünü, başka bir deyişle davalı bankanın herhangi bir bakiye alacağı kalmadığını, davacının istirdaden talep ettiği 10.000,00 TL, otopark ücreti olarak 1.680,00 TL ile diğer maddi zarar olarak 1.000,00 TL’lık taleplerinin yerinde olmadığını, davacının talep ettiği manevi tazminat talebinin takdiri her safhada mahkemeye ait olduğunu belirtmişlerdir.
Davalı ve davacı şirket arasında █████/2021 ve █████/2022 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davacı ...'ın da bu sözleşmelere 3.800.000 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil olduğu, bu sözleşmeler kapsamında davacı şirkete iskonto ve kurumsal ticari nakdi krediler kullandırıldığı, eldeki davada; davacıların, davalı bankanın açığa imzalatılan teminat senedini anlaşmaya aykırı şekilde doldurarak ihtiyati hacze konu ettiğini ve vadesi gelmiş borç bulunmadan takip yaptığını belirterek ödenen bedelin iadesine ve haksız haciz nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ettiği, davaya konu █████/2022 vade tarihli 3.000.000 TL bedelli bono nedeniyle... 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin... D.İş sayılı dosyası ile 2.340.000 TL için ihtiyati haciz kararının verildiği, ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile esas takibe geçildiği, bononun teminat bonosu olup olmadığının, ihtiyati haciz ve takip tarihi itibariyle davacıların davalı bankaya borcu olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapıldığı ve raporlar alındığı, alınan raporların ve tüm dosya kapsamının incelenmesi neticesinde dava konusu bono üzerinde teminat olduğunu gösterir bir kaydın olmadığının, Genel Kredi Sözleşmelerinde de bononun teminat amaçlı verildiğine dair kaydın yer almadığının ve davacıların senedin teminat senedi olduğunu ve sözleşmeye aykırı doldurduğunu ispatlar bir delili sunmadığının anlaşıldığı, ayrıca alınan kök ve ek raporlarla ihtiyati haciz ve takip tarihinde davacıların muaccel borcunun bulunduğunun, ihtiyati haciz ve takip tarihi itibariyle davacıların davalıya 2.349.325,06 TL borçlu olduklarının tespit edildiği, muaccel borcun bulunması nedeniyle davalı bankanın davaya konu senede dayalı ihtiyati haciz kararı alması ve senedi icraya koymasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek, davacıların haksız hacze dayalı maddi manevi tazminat taleplerinin ve otopark ücretinin tahsiline ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, davacıların muaccel borçlarını ödedikleri ve yaptıkları fazla bir ödeme olmadığı anlaşıldığından ödedikleri bedelin istirdatına ilişkin taleplerinin de yerinde olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 732 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 7.047,55 TL harcın mahsubu ile artan 6.315,55 TL harcın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat, otopark ücreti ve istirdat talebi için belirlenen 12.680 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat için belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacı şirketten alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat için belirlenen 45.000 TL vekalet ücretinin davacı Ebru Üçer İlhan'dan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!